GeriGündem Broken Hill Saldırısı komplo mu?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    5
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Broken Hill Saldırısı komplo mu?

Broken Hill Saldırısı komplo mu?
refid:21951919 ilişkili resim dosyası

Birinci Dünya Savaşı için daha fazla Avustralyalı'nın askere alınması ile sonuçlanan Broken Hill saldırısı, aradan geçen 98 yıla rağmen esrarını koruyor.

Anadolu Ajansı (AA), Avustralya'nın New South Wales eyaletine bağlı  Broken Hill kasabasında 1 Ocak 1915 yılında meydana gelen ve saldırgan olduğu  iddia edilen iki Afgan dahil 6 kişinin ölümü ile sonuçlanan piknik trenine  saldırıyı yerinde inceleyerek, Avustralyalı tarihçiler ve yetkililer ile olayın  iç yüzünü araştırdı.
       
Saldırı öncesi kasabanın durumu
       
Melbourne'a 840, Sydney'e 1145 km uzaklıkta, Avustralya'nın iç  kesimlerinde yer alan Broken Hill kasabası, Birinci Dünya Savaşı öncesi  madencilikle geçinen tipik bir bozkır kasabası konumunda idi.

Madenlerdeki nakliyatı 1880'li yıllarda Afganistan, Pakistan ve  Hindistan'dan develeri ile birlikte Avustralya'ya gelen ve "deveciler" olarak  adlandırılan insanlar sağlıyordu. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın patlak vermesi  ile birlikte kasabada işsiz sayısında büyük artış yaşandı, çünkü kasabanın en  büyük geliri Almanya'ya ihraç edilen maden ürünlerinden oluşuyordu. Almanya ile  İngiltere savaşmaya başlayınca kasabadaki madenler birbiri ardına kapanmış, iş  olanakları durma noktasına gelmişti. Kasabada develeri ile taşımacılık yapan  Afganlar da hem madenlerin kapanması hem de yeni taşımacılık yöntemlerinin  gelişmesi üzerine işlerini kaybetmeye başladılar.

Saldırı ve sonrası
         
İşsizlik sıkıntısına Birinci Dünya Savaşı'nda İngilizler ile birlikte  savaşa gitmek üzere gönüllü asker toplama çabaları da eklenince, kasabada gergin  bir hava oluşmaya başladı.

Bu gergin ortamda 1 Ocak 1915 günü kadın, erkek ve çocukların içinde  bulunduğu yaklaşık 1200 kişiyi taşıyan yeni yıl piknik treni, kasabanın çıkışında  iki kişinin silahlı saldırısına uğradı. Saldırı sonrası trende bulunanlardan 4  kişi hayatını kaybetti, 7 kişi de yaralandı. Saldırının failleri olduğu iddia edilen Gül Muhammed ve Molla Abdullah  adlı 2 Afgan, kasaba yakınlarındaki beyaz kayalıklarda çıkan çatışma sonucunda  vurularak öldürüldü.

Olay sonrası yerel gazeteler, Afgan olmalarına rağmen haberi, "Türkler  trene saldırdı" şeklinde verdi. Kasabada Türkler aleyhine hava oluşturuldu ve  Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın müttefiki olan Almanların kulübüne saldırı  gerçekleştirildi. Avustralya tarihinde o zamana kadar ilk defa yaşanan saldırının ardından  Birinci Dünya Savaşı'na katılmak üzere bölgeden çok sayıda genç gönüllü olarak  askere yazıldı.
Olayın üzerinden yaklaşık bir asır geçti ancak zaman zaman tarihçiler,  olayın Avustralya'da anlatılandan çok daha farklı boyutlara sahip olduğu  eleştirisini dile getiriyor.
       
Avustralyalılar savaşa gitmek istemiyordu
         
Broken Hill Tarih Kurumu üyesi Gordon Densie, aslında  saldırıyı gerçekleştirdiği iddia edilen kişilerin Afgan bile olmadığını, birinin  dondurma satarak geçimini sağladığını, diğerinin ise bölgenin tek camisinin imamı  olduğunu ve bu kişilerin Hindistanlı olduklarını ileri sürdü. Densie, cami imamı Molla Abdullah'ın, arka bahçesinde İslami usullere  göre kesim yaptığı için kanunlarla başının derde girdiğini belirtti ve "bana göre  onu tuzağa düşürdüler" iddiasında bulundu.

Saldırının, savaşa asker toplamak için planlandığını kaydeden Densie,  şunları söyledi: "Birinci Dünya Savaşı'na gönüllü bulmaları gerekiyordu. Askere gönüllü  alıyorlardı, mecburi hizmet yoktu, Avustralyalılar zorunlu askerliğe izin  vermiyordu. Özellikle bu bölge insanları çok duyarlı idi. O inanış o kadar  güçlüydü ki kasabadan savaşa giden gönüllüleri taşıyan trenleri taşlayıp  camlarını kırıyorlardı. Onların savaşa gitmelerine karşı gösteri yapıyorlardı.  Çünkü savaşın onlarla ilgisi olmadığını biliyorlardı, Almanya bizim en iyi  müşterimizdi. Savaş çıktığında her şey bir anda çökmeye başladı."
         
"Belgeler yok edildi"
         
Broken Hill saldırısı ile ilgili kesin bir delilin bulunmadığını dile  getiren Densie, o yıllarda siyasetçilerin ve ticari kuruluşların da olaya  katkısının olduğunu söyledi. Densie, "Olay çıkartmak istediler ve çıkardılar. Çünkü Türk bayrağı  vardı. Saldırganlara Türk etiket verildi. Senenin sonunda kendilerini Gelibolu'da  buldular, her şey yerine oturdu. Çok ilginç olanı ise bir iki sene sonra hükümet  kayıtları yandı. 1900 yılından Broken Hill çatışmasına kadar olanları araştırdım,  bütün kayıtlar yanmıştı. Hiç bir şekilde bu olmadı deme şansları yok, ne iddia  ederseniz edin hayır demeye kanıtları yok" dedi.

Olayın, "devletin yaramazları tarafından düzenlenmiş kurnazlık olduğunu"  iddia eden Densie, saldırıdan sonra kasabada ufak tefek sorunlar hariç Afganlara  karşı bir olayın yaşanmadığını belirterek, bazılarının soyadlarını bile  değiştirmediğini ifade etti.
       
"Cesetlere sahip çıkılmadı"
         
Broken Hill polisinin saldırganları canlı yakalamak istediğini öne süren  Densie, beyaz kayalıklarda yaşanan çatışmanın ardından, saldırgan olduğu iddia  edilen Molla Abdullah'ın ölü ele geçirildiğini, yaralı ele geçirilen Gül  Muhammed'in ise hastanede hayatını kaybettiğini ve böylece Broken Hill  çatışmasının sona erdiğini söyledi.

Densie, cesetlerin camiye götürüldüğünü ancak cemaatin kanunsuz olaya  karıştıkları gerekçesi ile onlara sahip çıkmadıklarını, bu yüzden cesetlerin  bilinmeyen bir yere gömüldüklerini dile getirdi.
         
"Saldırıda askeri silahlar kullanıldı"
         
         Broken Hill Tarih Kurumu üyesi Densie, saldırıda kullanılan silahların  askeri silahlar olduğunun altını çizdi ve bu silahların iki Afgan'ın elinde  olmasının normal olamayacağına değindi.

O yıllarda polis teşkilatında bile belli sayıda silah olduğunu kaydeden  Densie, "Bütün polis birliği 7 adet silah kullanıyordu. Polisler, savaş silahı  olanları kullanmıyorlardı" dedi. Diğer silahların doldurulabilmesi için bile  eğitimli polislerin görev aldığını ileri süren Densie, askeri silahları  polislerin kullanmadığını söyledi.
Polislerin bile her silahı kullanamadığı dönemde, işsiz ve ekonomik  sıkıntı içinde oldukları bilinen iki Afgan'ın askeri silahları ve mermileri  nereden buldukları, cevaplanamayan sorular arasında yer alıyor.
       
Belediye Başkanı da olayın aydınlanmasını istiyor

Broken Hill Belediye Başkanı Wincen Cuy da  her yılın 11 Kasım tarihinde saat 11.00'de düzenlenen savaş kurbanlarını anma  gününde, olayın aydınlatılması gerektiği yönünde görüş bildirdi.

Başkan Cuy, "Maalesef trene ateş açan iki kişi beyaz kayalarda  öldürülmüş, orada olayın anısına hazırlanmış bir yer var. 2015'te olayın yüzüncü  yıldönümü, ne yapabileceğimiz ile ilgili bir toplantı yaptık, ne olup bittiğini  konuşmak için iyi bir fırsat oldu. Çünkü Birinci Dünya Savaşı sırasında  Avustralya'da tek ciddi saldırı o idi" dedi.

Cuy, olay hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığını, bir karara varmak  için belgeleri incelemesi gerektiğini belirterek, "Tarihçilerimizden bir tanesi  araştırıp bir kitap yazdı, tüm belgeleri, gazeteleri araştırdı, olayı tam  anlayabilmek için onu okuyacağım" şeklinde konuştu.
       
"Saldırganlar Afgan bile değil"
         
Binbaşı Roben Mallen, aktif görevde olmasından dolayı konu ile ilgili  herhangi bir açıklama yapmak istemedi. Mallen, Birinci Dünya Savaşı'nda birçok ülkeden çok sayıda gencin  hayatını kaybettiğini, bu sebeple bütün dünyada olduğu gibi kendilerinin de saygı  duruşunda bulunduklarını ifade etti.

Anma törenine katılan gazilerden Bill Graham da piknik trenine  saldıranların Afgan bile olmadıklarını belirterek, "Pakistan-Afganistan  sınırından bir yerlerden gelmişlerdi, hayvan kesimi ile ilgili belediye ile  sorunlar yaşıyorlardı, bu yüzden kızıp olayı yapmış olabilirler" şeklinde  konuştu.
       
Saldırıdan üç gün sonra bulunan mektuplar
         
Olayı aydınlatacak kilit unsurlardan sayılan Gül Muhammed ve Molla  Abdullah'ın mektupları da günümüze kadar tartışılageldi. Saldırının üzerindeki sır perdesinin kalkması için baskı yapan bölge  halkına karşı 3 gün sonra kayalıklarda, Afganlar tarafından yazıldığı iddia  edilen mektuplar bulundu. Mektuplardan Molla Abdullah'a ait olanında şu ifadeler  yer alıyor: "Ben Allah'ın önünde zavallı günahkar bir kulum ve onun merhametini  istiyorum. Bu ülkede yaşayan fakir biriyim. Bir gün belediye denetçisi beni  suçladı. Bir başka gün ben ona yalvardım yakardım, beni dinlemedi. Sinirli bir  şekilde oturup derin derin düşünürken Gül Muhammed geldi. Kendi üzüntülerimizi  birbirimize anlattık. Kendi isteğimle onun planlarına katıldım ve Allah'tan benim  için kolay bir ölüm olmasını istedim, dinim açısından. İkimizin de kimseye bir  düşmanlığı yok. Padişaha ve Kur'an'a karşı gelmek istemiyorum sadece denetçiye  karşı bir kinim vardı, önce onu öldürmek istedim, başka kimseye kinim yoktu.”


Gül Muhammed'e ait olduğu iddia edilen mektupta ise şu ifadeler var: "Merhametli olan Allah ve Peygamberi Muhammed'in adı ile. Bu zavallı  günahkar Sultan'ın bir kuludur. Benim adım Gül Muhammed, Sultan Hamid Han'ın  mekanını 4 defa ziyaret ettim savaşmak için. Sultan tarafından imzalanmış emri ve  mührü elimde, kemerimde şimdi, eğer silahla ya da tabanca mermileri ile yok  olmazsa üzerimde bulursunuz. Sizin adamlarınızı öldürmem gerekiyor kendi inancıma  ve Sultan'ın emrine göre. Kimseye karşı düşmanlığım yok bunu da kimseye  danışmadım ve bilgilendirmedim. İnananlara elveda." İki Afgan tarafından yazıldığı iddia edilen mektuplardan Gül Muhammed'e  ait olanında bahsedilen Sultan imzasına ve mührüne rastlanamadı. Yine Gül  Muhammed'e ait olduğu öne sürülen mektuptaki ifadenin aksine mektuplar, Afganların üzerinde veya kemerinde değil, bir taşın altından çıktı.
       
Bölge sakinleri de olaya şüphe ile bakıyor

Broken Hill sakinleri de piknik trenine saldırı olayında  birçok soruya henüz cevap bulamadıklarını belirtirken, bunun sebebini devlet  belgelerinin yanmış olmasına bağlıyor.

Ayrıca bölgede yaşayanlar, olayın zamanı, şekli, faillerin Türk  olmamasına rağmen Türklerin suçlanması ve olaydan sonra elde edilen deliller  konusunda ikna olmadıklarını ifade ediyorlar.

Sıkça sorulan sorular ise şunlar:

"-O dönemde sadece askerlerin kullanabildiği askeri silahları, ekonomik  zorluk içindeki iki Afgan nasıl ve nereden temin etti ve eğer satın aldılar ise  bu silahları kim sattı?
-Saldırı olana kadar belediye ile sürtüşmeleri dışında herhangi bir olaya  karışmayan iki Afgan'ın neden silahlanıp yıllarca birlikte yaşadıkları sivil  halka saldırdıkları?
-Olay yerine dondurma arabası ile geldiği iddia edilen Afganların neden  saldırıya uğrayanlar tarafından görülmediği ve olaydan sonra ifadelerin yer  almadığı?
-Saldırıdan sonra kaçtıkları iddia edilen iki Afgan'ın, beyaz kayalarda  saklanılabilecek bir yer olmamasına rağmen yaklaşık 3 kilometre kaçarak neden  buraya saklandıkları?
-Beyaz kayalıklarda yaşanan çatışmada sınırlı sayıda mermisi olduğu  fotoğraflarda da görülen saldırganların neden canlı olarak ele geçirilemediği?
-Saldırgan olduğu iddia edilen kişiler tarafından yazılan mektupların  neden üzerlerinde değil de 3 gün sonra kayalıktaki bir taşın altından çıktığı ve  mektupta bahsedilen Sultan mührünün mektubun üzerinde bulunmadığı?
-Mektubu yazan kişilerin kimseye herhangi bir kinimiz yok demelerine  rağmen neden masum sivilleri hedef aldığı?"

Kimliğini açıklamak istemeyen bazı Avustralyalı yetkililer de olayın  günümüze dek ulaşan bilgiler dışında boyutlarının olduğuna inandıklarını  belirttiler.

Piknik treni saldırısının gerçekleştirildiği bölgede New South Wales  eyaletinden getirilen temsili bir vagon bulunuyor. Piknik treninin geçtiği  güzergah ise yaşanan olaydan yıllar sonra değiştirildi. Saldırıya uğrayan ve  resimlerde üzerinde kurşun delikleri görünen tren vagonunun nerede olduğu  bilinmiyor ancak benzer vagonlar ve lokomotif hala tren müzesinde bulunuyor.
       

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle