GeriGündem Bir Boğaziçi hikáyesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bir Boğaziçi hikáyesi

Gerek Tatavla gerek Arnavutköy kitabında şimdiye kadar başvurulmayan Yunanca kaynaklardan bilgi aktaran Orhan Türker, bu çalışmalarıyla bugünü ve değişimi daha iyi anlamamızı sağlıyor.

ORHAN Türker, ‘‘Osmanlı İstanbulu'ndan Bir Köşe TATAVLA’’ (Sel Yayıncılık) kitabıyla eski İstanbul semtleri, İstanbul'un tarihi üzerine önemli bir monografi kitabı yayınlamıştı.

Yeni kitabı ‘‘Mega Revma'dan Arnavutköy'e’’ ile bu alandaki monografik çalışmalarına bir yenisini kattı.

Evliya Çelebi'nin, ‘‘Lebi deryada bağlı bahçeli mamur haneleri vardır ki, cümle Rum ve Yahudi'ye mahsus olup; cami, imaret yoktur. Cemaati müslimi gayet azdır;’’ dediği Arnavutköy'ün 1955/1960'lara kadar hikáyesini yazmış.

Semt monografilerinin özelliği; orada yaşayan insanlarından önemli yapılarına kadar belgesel yanının ağır basmasıdır.

Türker, Arnavutköy'ü bu tarihe kadar anlatmasının ardındaki gerekçeyi; ondan sonra Türk Arnavutköy'ün yükselişine bağlamaktadır.

Gerçekten de Türker, uzmanlık alanına giren, elindeki belgelerin ışığında burayı anlattığı için bu tarihte kesmesi olağandır.

Gerek Tatavla gerek Arnavutköy kitabında şimdiye kadar başvurulmayan Yunanca kaynaklardan bilgiyi aktardığı için bugünü, değişimi daha iyi anlamamızı sağlamaktadır.

İstanbul'un kozmopolit tarihini yazacak insanlar için çok önemli başvuru kaynaklarını kitaplarına aktarmaktadır.

Orhan Türker'in Mega Revma'dan Arnavutköy'e'sini okuyanlar bir semtin bugünkü nüfusunu, yerini daha iyi anlayacaklardır.

Halkının kökenlerinden tutun, okullarına, Osmanlı döneminde dış isyanların ordaki düzene ve insanlara yansıyışına kadar ilgiyle okunacak bölümler kitapta yer alıyor.

1821 Mora İsyanı'nda yaşananlar, İngiliz donanmasının Arnavutköy'e gelişi, 6-7 Eylül gecesi Arnavutköy'de yaşananlar hiç kuşkusuz bu monografinin ilgiyle okunacak bölümleridir.

İstanbul'un azınlık semtlerini, dününü, bugününü aydınlatıyor.

Arnavutköy'ün değişimini aşağıdaki satırlar özetle anlatıyor:

‘‘...İstanbul'un fethinden sonra köyün Türkler tarafından Arnavutköy; Rumlar tarafından ismi önceleri Asomaton daha sonraları Mega Revma olarak tanındığı gerçeği ortaya çıkmaktadır. 19.yüzyıl ile 20.yüzyılın başlarında köyün Rum cemaati tarafından kullanılan Osmanlıca mühürlerde Türkçe olarak Arnavutköy isminin kullanıldığı görülmektedir.’’

O zamanlar Fener Rum Patrikhanesi'ne bağlıydı, öncelikli ve ayrıcalıklı bir yere sahipti.

Mega Revma'dan Arnavutköy'e 19. yüzyıl başlarında yabancı kaynaklardan alıntılarla da zenginleştirilmiş bir kitap.

Arnavutköy'de özellikle yalı sahiplerinin listesini okuduğunuzda Evliya Çelebi'ye hak vermemek mümkün değil.

Kiliselerin, ayazmaların bolluğu da Arnavutköy'ün İstanbul'daki değişik özelliğini simgelemektedir.

Ayazmaların faaliyette olanları ile kapananların da listesini Türker'in kitabında bulabilirsiniz.

Ünlü Arnavutköy bir zamanlar böyleymiş diyecek, zevkle okuyacak, bu ünlü yerin tarihini öğreneceksiniz.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle