GeriGündem Bay Sharon Stone
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bay Sharon Stone

Hollywood'un en seksi yıldızlarından Sharon Stone'la evlenen gazeteci Phil Bronstein, İngiliz The Observer gazetesine ünlü bir yıldızla yaşamanın zor yönlerini yazdı. Birçok erkeğin kıskandığı gazeteci ‘‘Böylesine ünlü bir yıldızla evlenirken gazetelerin hakkımızda birçok haber uyduracağını biliyordum, ben de editörüm çünkü...’’ diyor ve ekliyor: ''Ama...''

Evet, doğru. Ben bazılarının 'El Macho' adını taktığı kişiyim. Bilmediğim şey, 'bazıları'nın kim olduğu. Kendimi az çok tanıyorum, fakat 'bazıları'nın iyi bildiğini iddia ettiği kişiyi tanımıyorum. Şüphesiz, yazdıkları şeylerin tümü 'ben' değilim; öyle değil mi?

İnsanların beni bir markette alışveriş yaparken gördüklerinde, araştırmacı gazeteciliğini takdir ettikleri, kamu görevlilerini ve önemli kurumları toplumsal sorumluluklar perspektifinden sürekli sorgulayan, haberiyle okurunun hayatını değiştiren bir gazetenin genel yayın yönetmeni olarak tanıyıp ilgi göstermeleri çok hoşuma giderdi. San Francisco Examiner'ın yöneticisi olarak... (Bunları yapıyoruz; ama ilgi çekmemin nedeni bu değil.)

EL MACHO

Gözler üzerimde; çünkü ünlü bir film yıldızıyla evliyim. Bu kadar basit. Dünya sahnelerinde bendeniz Bay Sharon Stone'um. (Şüphesiz evde de...) Haberlerin içine gire çıka şunu öğreniyorsunuz: Şöhretlerin krampları, 'önemli yurttaşların' mızmızlığı değil sadece.

Saplantı düzeyindeki ilgiyi anladığımı söyleyebilirim. Examiner'da biz de yıldızlarla ilgili haberlere, hatta dedikodulara yer veriyoruz. Okurlarımızı mutlu etmek için aynı zamanda eğlendirici olmaya çalışıyoruz. Tüm bu trafiğin ortasındaki insan olarak hala şunu merak ediyorum: Tüm bu dedikodular nereden geliyor?

New York Post, önce ‘‘Lakabı El Macho'dur’’ diye yazdı. Ama kim 'maço' demiş, bu yazılmadı. Sonra durumu toparlamak için 'Gazetenin yazıişlerinde maço olarak bilinir' şekline dönüştürdüler iddialarını. Ardından bu 'bilgi,' biyografimin standart ögelerinden birine dönüştü. Geçen 18 ayda bulvar basınında, ciddi gazetelerde, dergilerde, TV programlarında defalarca tekrarlandı. San Francisco Examiner'da arkadaşlarım bugüne kadar birçok ad taktı bana, ama hiç kimse 'El Macho' dendiğini duymamıştır. (Şimdi karım bile bana El Macho diye hitap ediyor!)

Tahmin ediyorum bana 'El Macho'yu yakıştıran gazeteci, aynı zamanda 'Bronstein arkadaşlarına dedi ki' türünde şaibeli kaynaklar göstererek haber yazan kişilerden biri. Ne hikmetse 'arkadaşlarıma söylediklerim' hep olumsuz, çok çok özel ve hep gerçekdışı şeyler... 'Arkadaşlarım' ve 'bazıları' nereden çıktığını anlayamadığım birçok haberin kaynağı. Mesela, nikahıma gelen ve gerçekte henüz tanışmadığım arkadaşlar ‘‘Biz gördük karısı hamileydi’’ demişler.

YANLIŞ BİLE DEĞİL

San Francisco Valiliği'ne adaylığımı koymuşum... Harika bir Meksika tatili dönüşü eşimle havaalanına indiğimizde, gazete manşetlerine geçtiğimizi görüyor, ayrıldığımızı öğreniyoruz. Kaynak: 'Arkadaşlar.' Boston Globe gezi sırasında 'menekşe, ahududu yaprağı, mısır kökü tozu' kullanılan vudu ayinlerine (nasıl uyduruyorlar bunları allahaşkına) katıldığımızı yazıyor. En hoşuma giden hikaye şu: Irish Times eşimin İrlanda'da bir ev aldığını yazdı. Haberde, nerelerde ev aradığı, İrlanda'ya beş kez bu iş için gittiğinde hangi otellerde kaldığı, olmayan menajerinin nasıl aracılık yaptığı, eve kaç para ödediği belirtiliyordu. Ayrıntı zenginliği müthişti. Ama haberin tek sözcüğü doğru değildi!

Kuantum fiziğinin öncülerinden Wolfgang Pauli bir meslektaşının saçma teorisi üzerine ‘‘Yanlış bile diyemeyeceğim’’ demişti. İşte, yaşadığım durumun özeti.

Tüm bunlarla nasıl başa çıkabilirim? Zen yaklaşımını benimsemek çözüm olabilir belki: Yaşanan tecrübeyi gözlemle, istersen olanlarla hiç ilgilenme. Arkadaşların telefon edip ‘‘Beverly Hills Four Seasons Oteli'nde elinde bir şişe viski, tabancayla havaya ateş ederken gözaltına alındığın doğru mu?’’ diye sorarsa, kahkahalarla gül. Kendine bazen bir ekran, bazen de ekranın üzerindeki sinek olduğunu söyle...

Bazen yazılanlara tahammül etmek gerçekten çok zor oluyor. İşte New York'un bulvar gazetelerinden birinin muhabirinin eşimin basın sözcüsünü arayıp sorduğu soru: ‘‘Sharon hamile mi?’’

Basın sözcüsü içten bir şekilde doğruyu söylüyor: ‘‘Hayır.’’

Acar muhabirden bir soru daha: ‘‘En son ne zaman adet görmüştü?’’

Sözcü soğukkanlı bir şekilde cevaplıyor: ‘‘Bilmiyorum, sizi de ilgilendirmez.’’

‘‘Öyleyse’’ diyor telefondaki muhabir ‘‘Biz bu haberi yazıyoruz.’’ Gerçekten de yazdılar.

Lütfen dikkat edin, sadece bir şöhreti devralacak embriyodan bahsetmiyoruz burada. Çünkü eşim, özel yaşamının hiç değilse yumurtalığının dışında başlaması gerektiğine inanıyor.

DUYARLI OLMAK YETER

Yayın yönetmeni olarak şunu söylemeliyim, hamilelikle ilgili bir haberi yayımlarken doğruluğuna ve haber değeri olup olmadığına bakarım. Fakat bizim meslekte herkes en az bir kez yazdığı haberin ne gibi sonuçlara yol açtığını yaşayarak görmeli. Ancak bundan sonra insanlar hakkında haber yazar, yayımlarken gazeteci yaklaşımları, ölçütlerinin yarattığı çekimden kurtulup çalışabiliriz.

Haberin olası sonuçlarını düşünüp bundan etkilenmek, kendimizi baskı altına almak zorunda değiliz. Duyarlı olmak yeter.

Aslında birçok yayın yönetmeni hayatı boyunca birçok kez haberin öznesi olur. İnfial yaratan, çok başarılı ya da gerçekten kötü gazetelerin yayın yönetmenleri hakkında birileri mutlaka bir şeyler yazacaktır. Yönetmenler, böyle bir durumla karşılaşmanın ne kadar korkutucu, çıldırtıcı olduğunu bilirler. Bu, kamuya malolmuş bir insanın neler yaşadığını duyumsamayı sağlayan küçük bir örnektir. Aynı şeyi uluslararası çapta ilgi odaklarından birinde yaşamak insana çok şey öğretiyor. En önemlisi gazetelerin hakkınızda istediklerini yazmasını engelleyemeyeceğinizi öğreniyorsunuz. Üstelik çoğunlukla yayın yönetmeni olarak savunduğum 'haber verme' hakkını kullanıyorlar.

Yalancılık yalancılıktır. Bu bir ruh hali. Saygın gazetede yayımlanması yalanın niteliğini değiştirmiyor. Geçen kasımda eşimle, Gazetecileri Koruma Komitesi'nin çok zor koşullarda habercilik yapan ve gerçekten herbiri kahraman olan meslektaşlarımın onuruna düzenlediği yemeğe katıldık. Atmosfer, eşimin çevresini saran şöhretler ve paparazziler dünyasından çok farklıydı. Şimdi şunu söylüyor: Dünya Güreş Federasyonu'nun spora katkısı neyse, sosyete muhabirlerinin de gazeteciliğe katkısı o kadar. Minderi kapan hep güreşçiler...

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle