Başbakan Erdoğan'dan Yargıtay Başkanı'na cevap

Güncelleme Tarihi:

Başbakan Erdoğandan Yargıtay Başkanına cevap
Oluşturulma Tarihi: Nisan 03, 2010 12:32

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD)'nin İstanbul'daki genel kurulunda konuşuyor. Erdoğan, konuşmasında yargıda yaşanan krizle ilgili Yargıtay Başkanı'na cevap verdi. İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları:

Haberin Devamı

"Yargı siyasete soyundu" diyen Erdoğan, "Sakın bu anayasa değişikliğini desteklemeyin, bir yargı mensubu böyle bir çağrı yapabilir mi? Bu işi bu kadar seviyorsan cübbeni çıkar siyaset meydanı çık. Bu iş böyle yapılır" dedi. "Nasıl olsa bu anayasa değişikliğine karşı çıkan partiler var, bunlardan birine katılırsınız" sözleriyle eleştirilerini sürdüren Erdoğan, "Siyasi arenadakilerle sizin yaptığınız açıklamalar birebir örtüşüyor kendinizi artık gizleyemezsiniz. Hiçbir Avrupa Birliği ülkesinde bizdeki gibi yargı oluşmaz. Hepsinde de bunları atayan meclistir, senatördür, başbakandır, bakanlar kuruludur. Buyursunlar bize aksini söylesinler. Biz de buna tahammül bile edemiyorlar" diye konuştu.

"ONLARIN DA BU METİNE EVET DİYECEĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM"

Anayasa değişikliğiyle ilgili de konuşan Erdoğan, "Şimdi bir de pazarlığa oturuyorlar. Biz bu konuyu milletle konuştuk, yine milletle konuşuruz. Ben tabi ana muhalefete ve muhalefete de şaşırıyorum. Bir siyasi parti kendi ayağına böyle bir kurşun sıkabilir mi. TBMM'yi oluşturanlar hastalıklı mı neden güvenmiyorsunuz. Gizli oy ile yapılacağından onların da bu metine evet diyeceğini düşünüyorum. referanduma fırsat bile kalmayacağını düşünüyorum. Mecliste oturalım kararı verelim referandumun yolunu açalım, millete gidelim, kesmeyin önümüzü. Bunların millete hesap verme gibi bir durumu yok, ama bizim var. Biz milletin taleplerine de iradesine saygı duymalıyız. Önümüzdeki birçok engeller olmasa Türkiye inanın çok farklı durumda olacaktı" şeklinde konuştu.

Haberin Devamı

"YARGI BU İŞİN ÖNÜNÜ KESTİ"

Bu engellerden birini örnek olarak gösteren Erdoğan, "Şurada İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Levent'teki eski garajının olduğu alan satıldı ve 1 milyar dolara gitti. Birileri hemen yargıya müracaat etti. Yargı bu işin önünü kesti. Tabi belediye bütün programlarını buna göre yaptı, burası satılamayınca belediyenin bütün planları da altüst oldu" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, büyüme  rakamlarını evire çevire hükümet aleyhtarı bir kampanyanın malzemesi yapmak için  çok yoğun gayret ve çaba sarf edildiğini belirterek, “Başını kuma gömen  karanlıktan başka hiçbir şey görmez, göremez. İşte bunlar başlarını kuma  gömmüşler, halen karanlık zannediyorlar” dedi.

Erdoğan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğinin (MÜSİAD) Haliç Kongre  ve Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilen 19. Olağan Genel Kurul Toplantısında  yaptığı konuşmada, 53 ülkeden oluşan Afrika kıtasıyla ihracatın 7 yılda yüzde  500, yakın ve orta doğu ülkeleriyle yüzde 458 ve Türk cumhuriyetlerine ihracatın  yüzde 448 oranında arttığını belirtti.

Küresel finans krizine rağmen 2008'den 2009'a Libya, Lübnan, Malezya ve  Pakistan gibi ülkelere ihracatın azalmadığını, tersine artış kaydettiğini ifade  eden Erdoğan, dünya genelinde dış ticaret ciddi oranlarda daralma yaşarken,  Türkiye'nin 2009 yılını 102 milyar dolar ihracat rakamıyla kapatmayı başardığını  anlattı.

Başbakan Erdoğan, “Türkiye artık devler liginde oynuyor. Türkiye artık  potansiyelini, gücünü, zenginliğini en verimli şekilde değerlendiriyor, siyasi ve  ekonomik anlamda bir dünya ülkesi haline geliyor. Türkiye her yerde barışın,  huzurun, istikrarın adı oluyor” dedi.

Erdoğan, 31 Martta 2009 yılı dördüncü çeyrek büyümü rakamlarının  açıklandığını anımsatarak, şöyle devam etti:

“Türkiye ekonomisi 2009'un son çeyreğinde yüzde 6 oranında büyüme  kaydetti ve 2009'un tamamında daralma yüzde 4,7 olarak gerçekleşti. Şimdi birkaç  gündür yorumlara bakıyorsunuz, son derece zorlama bir tavırla, kasıtlı bir  şekilde yeniden bir karamsarlık pompalama kampanyasının başlatıldığını görüyoruz.  3 gündür büyüme rakamlarını evire çevire hükümet aleyhtarı bir kampanyanın  malzemesi yapmak için çok yoğun gayret ve çaba olduğunu görüyoruz. Başını kuma  gömen karanlıktan başka hiçbir şey görmez, göremez. İşte bunlar başlarını kuma  gömmüşler, halen karanlık zannediyorlar. Bu nasıl bir kindir, nefrettir? Bu kendi  ülkesine karşı nasıl bir husumet hissidir? 'Türkiye filan ülkeden bile daha kötü'  diye manşet atıyorlar. Hangi ülke bu? Yunanistan. Eline diline dursun. İnsaf,  olanları görmüyor musunuz? O ülkenin sorunu büyüme değil, o ülkenin sorunu artan  bütçe açığı, artan kamu borçları. Açık söylüyorum, bu sapla samanı birbirine  karıştırmak, elmayla armudu birlikte toplamaktır. Art niyetin, kötümserliğin, kin  ve husumetin, ön yargıların etkisiyle ekonominin temel ilkelerini, güneş gibi  parlayan gerçekleri bile inkar edecek noktaya geliyorlar.”
       
“TÜRKİYE İLE KORE EN HIZLI BÜYÜYEN ÜLKELER”
         
OECD'nin, 2009 yılının son çeyreğinde, OECD ülkeleri arasında en hızlı  büyüyen ülkenin Türkiye ile Kore olduğunu açıkladığını kaydeden Erdoğan, şu  bilgileri verdi:

“Gelin bu büyümeyi küresel kriz öncesi dönemle kıyaslayalım. 2007'nin  son çeyreğine göre 2009'un son çeyreğinde Türkiye yüzde 1,4 oranında daraldı.  Dikkat ediniz aynı dönemde Japon ekonomisi yüzde 5,2, Alman ekonomisi yüzde 4,1  ve İngiliz ekonomisi yüzde 6,1 oranında daralmıştır. Türkiye ile aynı kategoride  olan Macaristan yüzde 6,4, Meksika yüzde 3,5, Slovenya yüzde 6,3 oranında  daraldı. 2009'un geneline baktığımızda Türkiye'de küresel krizin etkisiyle  daralma yüzde 4,7. Bu dönemde Japon ekonomisi yüzde 5,2, Almanya yüzde 5, Romanya  yüzde 7,1, Meksika yüzde 6,3 oranında küçüldü. Baltık ülkelerine bakacaksanız,  oralarda yüzde 18'lere varan daralma yaşanmış. Türkiye'yi 2001 krizi ile  kıyaslayanlara da bir örnek vermek istiyorum. 2001 yılında Türkiye'nin kamu net  borç stokunun gayri safi yurt içi hasılaya oranı yüzde 66,3. Şu anda bu oranı  yüzde 32,5 çekmiş durumdayız. Bakın nereden nereye geldik. 2008'de bu rakam 28,2  oldu, krizde bu noktaya geldik. AB tabanlı borç oranına bakıyoruz, 2001'de yüzde  77,6, 2009'da ise 45,5... Nereden nereye? Hangisine vurursanız vurun, gelişme bu.  Bu senede yüzde 60 olan Maastricht kriterlerinin çok çok altındayız. Sanayide  kapasite kullanım oranları Avrupa ortalamasının üzerinde artış kaydediyor. Bu  arada 4 farklı kredi derecelendirme kuruluşu Türkiye'nin kredi notunu artırdı.  Türkiye İhracatçılar Meclisi'nin (TİM) verilerine göre, ihracatta sevindirici  rakamlara ulaştık. TİM verilerine göre, Mart ayında ihracatımız bir önceki döneme  göre yüzde 34 oranında artış kaydetti ve 9,5 milyar dolar oldu.”
  

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!