GeriGündem Bağımsızlığımın sembolü kafamdaki peruk
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Bağımsızlığımın sembolü kafamdaki peruk

Bağımsızlığımın sembolü kafamdaki peruk
refid:15552609 ilişkili resim dosyası

İngiltere Yüksek Mahkemesi’nde 29 yaşında peruklu bir Türk... Mahkemenin ağır masif, görkemli kürsüsünün ardında oturan lord ünvanlı ve peruklu yüksek yargıçların karşısında, bağış yolsuzluğuyla yargılanan UKIP partisini savunuyor. Üstelik davayı kazanıyor. Oxford Edebiyat ve Harward Hukuk’u birincilikle bitiren 29 yaşındaki Can Yeğinsu ilk Türk barrister yani yüksek mahkeme avukatı

İngiltere Yüksek Mahkemesi’ne çıkan ilk Türk avukat, Harvard ve Oxford’u birincilikle bitiren ilk Türk, Harvard mezuniyet töreninde konuşan ilk Türk... Başka ilkleriniz var mı?
- Yok ama Oxford’da edebiyat okurken rektörüm Lord Butler, üniversitenin tarihini araştırıp, University College’de ilk Türk İngiliz Edebiyatı öğrencisi olduğumu tespit etmiş. Zaman zaman benimle konuşurdu. Kendisi, Margaret Thatcher hükümetinde rol almış değerli bir isim. Bir gün bana edebiyatı bir hobi gibi okuduğumu, ileride beni çok değişik sahalarda önemli misyonların beklediğini ve açılış penceremin hukuktan geçeceğini söylemişti.

Avukat ve barrister arasındaki fark nedir?
- İngiltere’de çok fazla avukat, çok az barrister bulunur. Barrister’lar burada hukukun operatör doktorlarıdır. Ameliyatlarının çok başarılı olması gerekiyor. İnsan hakları, iş hukuku, kamu hukuku gibi konular, çok zor ameliyatlar gerektiren, milletlerarası ün yapmanız gereken konular...

Bir davayı alıp almamaya karar verirken belirlediğiniz kriterler var mı?
- Barrister genelde bir davayı alıp almama konusunda karar veremez. Bağımsız avukattır ama gelen davaları temsil etmek zorunda. Çalışma sisteminde buna ‘Taksi Prensibi’ diyoruz. Londra’daki siyah taksilerin aynısı. Yolda çevrildiği an o müşteriyi almak zorunda; bilhassa tepesindeki ışık yanıyorsa. Müşterilerimizi biz seçmiyoruz, seçiliyoruz. Dünyanın pek çok ülkesinden davalar çözüm için İngiltere’ye sevk edilir ve İngiliz barristerler uluslararası davaları alır.

Barrister olarak taktığınız peruğun anlamı nedir, perukla savunma yapmak nasıl bir duygu?
- Peruk bir barrister’ın bağımsızlık sembolüdür. Önyargısı olmadan, özel kişiliğini rafa kaldırarak, profesyonelce ve hukuk bilgisiyle aydın bir duruşun sembolü. Barrister’ın ilk görevi mahkemeye bağlılığı ve dürüstlüğü, ikinci görevi müvekkiline karşı sorumluluğu. Cübbe ve peruk, barrister’ın girdiği yüksek mahkemelerde zorunlu kıyafet. Alışmak benim için hiç zor olmadı.

Başarı öykünüzle ilgili Türkiye’den nasıl tepkiler aldınız?
- Benim için en çarpıcı olanı, attıkları mesajlarda yetenekli Türk gençliğinin başarıya ne kadar susamış olduğunu görmekti. Aldığım tepkiler çerçevesinde, ileride bilhassa genç Türk hukukçuları tek bir şemsiye altında toplayıp, hep birlikte yurtdışına açılarak ülkemize değer kazandırmak istiyorum. Bu geminin ismi çok iyi seçilmeli ve dünya basınında yankı yapmalı.

Türkiye’ye sık sık geliyor musunuz?
- Tatilimi Türkiye’de geçiriyorum. Ülkemin aşığıyım. Hafta sonu bile olsa İstanbul’a uçuyorum. Hobilerim, klasik müzik koleksiyonu, kitap, tiyatro, sinema, futbol. Birde tabii ki Galatasaray...

TUTKUNUN ESİRİ OLMAMAK LAZIM ELİNİZDE BİR HARİTA OLMALI

17 yaşımda annemle Cambridge Üniversitesi’ni ilk ziyaret ettiğimde hukuk fakültesinin ne kadar sıkıcı olduğunu düşünmüştüm. Annemin bana öğrettiği en değerli şeylerden biri, tutkularımın sesini dinleyip yön tayininden sonra, bu kez onların beni takip etmesiydi. Tutkularınız sizi yönlendirmeye başladığında haritanızı çizmiş olmalısınız. Tutkunun esiri olmamak lazım.

NEHİR KENARINDAKİ AĞACIN ALTINDA YAZILMIŞ ESERLER

O yaşlarda edebiyat okumak, beyninizi ve yeteneklerinizi geliştiriyor, kişiliğinizi süslüyor. Edebiyat okurken tarih, felsefe, politika ve dil de okuyorsunuz. Bugün dünyada rekor kıran eserlerin pek çoğu Oxford Üniversitesi’ndeki nehrin kenarında bir ağacın altına oturmuş genç bir ögrenci-yazarın çıktığı yolculukla başlar. Dünya klasiklerinin pek çoğu burada yazılmıştır.

İNGİLİZ EDEBİYATININ YÜKSEK İKNA YETENEĞİ

İngiliz Edebiyatı’nı bitirdiğinizde en büyük diplomalarınızdan bir tanesi; kazandığınız ikna yeteneğidir. Bu yetenek de en çok hukukta işe yarar. İngiltere’de birçok Yüksek Mahkeme avukatı ve hakim ilk diplomalarını felsefe, edebiyat veya başka konularda alıp, sonra hukuk fakültesini bitirmiştir. Bu metot kişiye derinlik ve vizyon kazandırıyor.

EDEBİYAT DİPLOMASIYLA NE İŞ YAPILIR Kİ

Oxford’u kazandığımda Türkiye’den arkadaşlarımın bana nasıl acıyan gözlerle baktıklarını hiç unutamam. İngiliz Edebiyatı diploması ile ne iş yapılabilirdi ki? Bu okuldan iki İngiliz başbakanının, Nobelli insanların, meşhur hukukçuların, Bill Clinton’ın çıktığını pek anlatamamıştım. İki ülkenin eğitim sistemi çok ayrı taşlar üzerinde oturuyor.

SİHİRLİ TAŞIN MARİFETİNİ KAZANDIĞIM DAVADA GÖRDÜM

Ülkeme dış dünyadan, İngiltere ve Amerika’daki hukuk kampından büyük destek verebileceğim inancıyla çıktım yola. Edebiyat okurken kazandığım ikna yeteneği, hukuk mesleğimin en kıymetli taşı olarak cübbeme işlenmişti zaten. Bu ışıltılı taşı gördüğümde neler yapabileceğimi gördüm. En son Yüksek Mahkeme’de kazandığım davada bu sihirli taşın marifetini gördüm.

HAYATTA TEK OKUL VAR O DA YETENEK

Oxford’da Martin Amis ile tanıştım. Bana yazılarını hediye ettiğinde kapağa, “Hayatta tek okul vardır, o da yetenektir” yazmıştı. Amis’in hayranı olduğu Vladimir Nabokov, benim gibi İngilizce ile geç tanışıp, sonra müthiş eserler yazmış. Özelliği, kendi kültürüyle oyun sergileyebilmesi. Edebiyatın derinliği müthiş heyecanlar kazandırıp besliyor sizi.

PAMUK’LA EDEBİYAT KONUŞTUK, THE TIMES’A YAZDIM

Orhan Pamuk’un tüm kitaplarını Türkçe ve İngilizce olarak tekrar tekrar okudum. Onunla, Oxford’da tanıştık ve saatlerce edebiyat konuştuk. Beyanlarıyla ilgili The Times Londra için bir yazı kaleme aldım. Pamuk’u sevin sevmeyin ama tam bir edebi yetenek. Burada birçok Pamuk okuyucusunun Türkiye’ye seyahat planı yaptıklarına şahit oldum.

GANDHI DE BİR BARRISTER’Dİ

İngiliz hukukundaki ‘barrister’ sözcüğünün Türk hukukunda tam bir karşılığı yok. Dava vekili, yüksek mahkeme avukatı anlamları uygun görünüyor. Barristerlik İngiltere’de en saygın ve etkili görevlerin başında geliyor. Mahkemede temsil hakkına sadece barrister’ler sahip oluyor. Barristerler ve hakimler davalara cüppe ve özel peruklarla çıkıyor. Gandhi ve Thatcher’ın yanı sıra Blair de kariyerine barrister olarak başlamıştı.

KAZANDIĞI DAVA PARTİ KURTARDI

İngiltere’nin aşırı sağcı partisi UKIP hakkında yasadışı bağış topladığı gerekçesiyle dava açıldı. Partiye 2004-2006 yıllarında yüklü bir bağış yapan emekli işadamı Alan Bown’un seçmen kütüğüne kayıtlı olmadığı iddia ediliyordu. Konu Yüksek Mahkeme’ye taşındı. İngiltere Yüksek Mahkemesi, Bown’un partiye yaptığı 300 bin sterlinden fazla bağışın geri ödenmemesine karar verdi, parti bu kararla hem kapanmaktan hem finansal krize girmekten kurtuldu.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle