Annenizin “yapma” dediği her şey bu oyunda: Küfür, şiddet, uyuşturucu, seks....

Güncelleme Tarihi:

Annenizin “yapma” dediği her şey bu oyunda: Küfür, şiddet, uyuşturucu, seks....
Oluşturulma Tarihi: Ocak 04, 2010 12:42

Küfür, kaba kuvvet, kamu içinde çıplaklık ve hatta üzerinin örtülmesine gerek bile duyulmayan bir cinsellik... Dot’un yeni oyunu Alışveriş ve S***ş ya da orijinal adıyla Shopping and F***ing görünüşte bunlardan ibaret olsa da bakmasını bilene çok güçlü bir kapitalizm eleştirisi sunuyor.

Haberin Devamı

 

Annenizin “yapma” dediği her şey bu oyunda: Küfür, şiddet, uyuşturucu, seks....

 

Bir kaç ay önce Dot’un beyinlerinden oyuncu/yönetmen Murat Daltaban, Twitter’da “Müthiş proje Shopping and F***ing oynanacak, çok olay çıkacak” diye yeni sezon hakkında ipuçları verdiğinde biraz heyecanlandığımı itiraf etmeliyim.

 

Gerçi geçmişte Dot’un Mısır Apartmanı’ndaki sahnesini ziyaret etmiş olan ben ve benim gibiler, ne beklemeleri gerektiğinin az çok farkındalardı. Özellikle Kürklü Merkür’ü (Mercury Fur) ve Vur/Yağmala/Yeniden’i (Shoot, Get Treasure, Repeat) izlemiş olanlar için Alışveriş ve S***ş çok büyük sürpriz olamazdı.

 

Haberin Devamı

Ne de olsa oyunun yazarı Vur, Yağmala, Yeniden’in de yazarı olan Mark Ravenhill’di, yönetmeni neredeyse tüm Dot oyunlarında olduğu gibi yine Murat Daltaban’dı ve oyuncu kadrosunda Kürklü Merkür’den ve Vur, Yağmala, Yeniden’den tanıdığımız Serkan Altunorak, Tuğrul Tülek, Cem Özeren gibi isimler vardı.

 

Ne de olsa geçen seferlerden alıştığımız In-yer-face (Al sana) akımının suratımıza atttığı tokatlara bu sefer hazırlıklı olacaktık.

 

Daaattt!!! Yanlış cevap! Daha adına baksak hazırlıklı olmamızın imkansız olduğunu anlayabileceğimiz Alışveriş ve S***ş, Dot’un önceki oyunlarının boyunu aştı.

 

Şöyle bir dünya düşünün: Her şey alınıp satılabiliyor; zeka, yetenek, yemek, uyuşturucu, seks, dostluk, aşk... Çok yabancı gelmedi değil mi?

 

Şimdi kapıdan çıksanız, süpermarkete gitseniz, orada yoğurtların durduğu rafların arasında gözünüze çarpan genç bir kadın ve bir erkekten (Ece Dizdar ve Tuğrul Tülek) oluşan çifti uzaktan izlerken yanınıza bir adam gelse ve dese ki “Onlar benim. Ben onların sahibiyim, ama artık istemiyorum onları. Çöp onlar benim için, ama istersen ufak bir bedel karşılığı senin olabilirler”, o zaman biraz şaşırabilirsiniz belki.

 

Haberin Devamı

Alışveriş ve S***ş’te her şey böyle başlıyor. Esas oğlanımızın (Serkan Altınorak) bu çifti evine getiriyor ve aralarında karmaşık bir aşk ve dostluk ilişkisi kuruluyor.

 

Bundan sonrasınıysa anlatmak biraz güç. Biz daha ilk sahnede uyuşturucu bağımlısı olduğunu anladığımız esas oğlanı sadece bu bağımlılığından değil her türlü bağ(ım)lılıklarından kurtulsun diye rehabilitasyona yollarken geride kalan ikili para kazanmak zorunda olduklarının farkına varıyor.

 

Annenizin “yapma” dediği her şey bu oyunda: Küfür, şiddet, uyuşturucu, seks....

 

Oyunculuk eğitimi almış olan kızımız uyduruk bir televizyondan pazarlama reklamının seçmelerinde karşılaştığı yönetmenin (İbrahim Selim) önce kendisini yarı çıplak soymasına sonra da eline 300 adet Extacy tutuşturup “Sat bunları” demesine pek itiraz edemezken, sevgilisi hapları satmak yerine barda ona buna dağıtınca başları deli yönetmenle belaya giriyor.

 

Haberin Devamı

Diğer yanda rehabilitasyondan çıkan esas oğlan evine döndüğünde “kendi malı olan” çift tarafından kabul edilmeyince kendini sokaklara vuruyor. Tanıştığı genç erkek fahişeyle (Cem Özeren) arasında sadece para karşılığı bir s***şten yani bir alışverişten öte bir şey olmasın diye elinden geleni yapsa da, rehabilitasyonda öğrendiğini zannettiği “bağlanmama”yı uygulamaya koymaya çalışsa da başarılı olamıyor. Önce dost olduklarını zannediyorlar, sonra galiba birileri birilerine aşık oluyor.

 

Biliyorum bu anlattıklarım ilk bakışta saçmalıktan hatta kimileri için skandaldan öte bir şey ifade etmiyor. Ancak oyunun diyaloglarının satır aralarında bambaşka bir mesaj veriliyor. Marksizm’in ince ince işlendiği oyunda herşeyin türketime dönüşmesinin, bırakın cinselliği insanın hayatının bile metalaştırılmasının nasıl bir Sadizme yol açtığı önce çaktırmadan, oyunun en sonundaysa açık açık anlatılıyor.

 

Haberin Devamı

Oyundaki yönetmenin bizimkilere benimsetmeye çalıştığı “Para medeniyettir; medeniyet para” düsturu, yazar Ravenhill’in “Artık insanlık satılık” sözünün yanına koyulduğunda yaklaşık iki saat boyunca anlatılmak isteneni, olur ya, kaçırdıysanız yakalamanıza yardımcı oluyor.

 

Oyunun kostümleriyle ilgili söylenecek çok şey yok. Oyuncular bütün oyunu tek bir pantolon ve bir tişörtle geçiriyor. Dolayısıyla karakterlerin isimlerinin neredeyse hiç zikredilmediği oyun la ilgili olarak birinden bahsedileceği zaman “Mavi eşofman altı giyen çocuk” gibi tanımlamalar kullanılabiliyor.

 

Oyunun dekorlarıyla ilgili de söylenecek çok şey yok zira Dot seyircisinin önceden bildiği üzere bütün oyun 5 metrekarelik bir alana yerleştirilmiş iki adet demir ve camdan bankın üzerinde geçiyor. Oyunun asıl dekoru arka duvardaki ve bankların birinin altındaki ekranlar.

 

Haberin Devamı

Minik “anlamsız” kliplerin insanı rahatsız edebilecek kadar sık döndüğü bu ekranlara zaman zaman gözü takılanlar duydukları diyaloglarla gördükleri anlamsız klipler bir araya geldiğinde anlamsızlığın anlamını keşfediyor.

 

Annenizin “yapma” dediği her şey bu oyunda: Küfür, şiddet, uyuşturucu, seks....

 

Alışveriş ve S***ş’le ilgili söylenmesi gereken son şey de müzikleriyle ilgili. Dot’un oyunlarındaki müzik seçiminin kalitesini ve önemini bilenlerin daha kolay kavrayabileceği bir detay bu gerçi ama oyun boyunca sahne değişikliklerinde IAMX, Belle and Sebastian gibi Ada müziğinin güçlü temsilcilerini duymak oyundan alınan keyfi bir kat daha artırıyor.

 

Bu arada oyunla ilgili bilinmesi gereken birkaç ufak nokta daha var. İlk olarak 1996’da İngiltere Royal Court’ta sahnelenen Shopping and F***ing, In-yer-face akımının günümüzdeki en önemli temsilcilerinden olarak tanınan Ravenhill’in ilk uzun oyunu.

 

In-yer-face kökleri 1960’lara kadar uzanan ancak asıl patlamasını 1990’larda yapmış İngiltere kökenli bir tiyatro anlayışı. Seyircinin suratına (in your face) vurulan bir tokat gibi sert bir dille ve diyaloglarla derdini anlatmaya çalışan bu akımın içinde argo, küfür ve cinsellik yoğun olarak yer alıyor.

 

Seyirciye sahnede gösterdiklerinin rahatız edici olmasını ve dolayısıyla anlattığı dönemin sorgulanmasını amaçlayan In-yer-face akımını Türkiye’de Dot temsil ediyor demek hata olmaz. Ekibin Türkçeye kazandırdığı oyunların yazarlarına bakıldığında bu açıdan bir benzerlik ve dolayısıyla oyunları izlediğinizde de bir bütünlük, hatta bir devamlılık tadı geliyor damağınıza.

 

Örneğin akımın bir diğer temsilcisi Philip Ridley’e ait Kürklü Merkür’ün hem yazılış tarihi daha sonrası, hem anlattığı dönem Alışveriş ve S***ş’e göre çok ileride bilinmeyen bir gelecek. Ancak iki oyunun da kendilerine dert edindikleri şeyler arasında büyük bir benzerlik var. Dahası oyuncular ve karakterlerin kesiştiğini de fark eden seyirciler için anlatılanlar daha da tutarlı hale geliyor.

 

Örneğin Alışveriş ve S***ş’in sonunda başına çok iyi şeyler gelmediğini anladığımız erkek fahişenin Kürklü Merkür’de parti hediyesi olarak aramıza dönmesi bu devamlılık duygusuna hizmet eden detaylardan biri.

 

Elbette ki oyunun cast’ıyla ilgili bu tercihler bilinçli olarak mı yapılmış bunu bilemiyorum ancak eğer öyleyse yıllardır hem perde önünde hem perde arkasında hem de televizyon ekranlarında yeteneğini ve zekasını ispatlamış olan Daltaban’ı buradan tebrik ediyorum.

 

Alışveriş ve S***ş gidilip görülmesi gereken bir oyun, ancak herkese göre olmadığını akılda tutmak gerekiyor. Oyundaki resmi yaş sınırının dışında eğer tabularınızın yıkılmasına tahammülünüz yoksa hayatınızın en boğucu iki saatini geçirebilirsiniz o küçük salonda. Yok eğer hazırsanız biraz sarsılmaya, o zaman hep beraber buyurun Mısır Apartmanı’na...

 

 

 

 "Alışveriş ve S***ş" i  6-8-9-13-15-16-19-20-22-23-27-28-29-30 Ocak ve 3-4-5-6-10 Şubat tarihlerinde Dot'ta izleyebilirsiniz.

 

Dot, Mısır Apartmanı Kat: 4 Daire: 23'de.

Bilet fiyatları Tam: 45,00 TL, Öğrenci: 28,50 TL.

 


 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!