GeriGündem Amerikan adaleti yargılanıyor
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Amerikan adaleti yargılanıyor

Hangi ülkede olursanız olun, bir mahkemenin aldığı karar sadece o ülkeyi değil, artık tüm dünyayı yakından ilgilendiriyor. Pembe diziler gibi izlenen ve vicdanları rahatsız eden O.J. Simpson'ın beraati ve Suudi Arabistan'da bir İngiliz hemşirenin idama mahkum edilmesi, tüm dünyayı sarsan yılın davaları oldu. Şimdi ise, dünya ömür boyu hapse mahkum edilen 19 yaşındaki İngiliz bebek bakıcısının, ‘‘Ben bir şey yapmadım, suçsuzum’’ diye haykırmasını sarsılarak izliyor. Karar, hem İngiliz ve Amerikalıları ayağa kaldırdı, hem de başkentleri karşı karşıya getirdi. Şimdi ABD adaleti yargılanıyor...

İngiltere'de Elton kasabasında yaşayan Louise, onbinlerce genç kız gibi üniversiteye başlamadan önce özgürlükler ülkesi ABD'ye gitmek istiyordu. Louise Amerikalı ailelere bebek bakıcısı bulan Boston'daki E.F. Au Pair şirketine başvurdu. Şirket genç kızı Boston'un banliyölerinden Newton'da oturan Eappen ailesinin yanına yerleştirdi. Louise, doktor olan Sunil ve Deborah Eappen çiftinin 2.5 yaşındaki oğlu Brendan ve 8.5 aylık bebekleri Matthew'a bakıyor ve haftalık olarak 115 dolar alıyordu. Ocak ayının sonunda gece 23:00 sularında eve geldiği için evsahibesi Deborah tarafından sert bir şekilde azarlandı. Deborah genç kızı çocuklara iyi bakmamakla suçladı ve kovmakla tehdit etti.

4 Şubat ise Louise için kabusun başladığı gün oldu. Küçük Matthew nefes almakta zorlanıyordu. Louise, bebeğin rengi de sararmaya başlayınca paniğe kapıldı. Hemen telefona sarıldı ve yardım çağrısının yapıldığı 911 numarasını çevirdi. Gözyaşları içinde, ‘‘Baktığım bebek nefes alamıyor, sararıyor’’ diye bağırdı ve evin adresini verdi. Eve gelen ambulans Matthew'ı hastaneye kaldırdı. Louise ilk ifadesinde, ‘‘Nefes alması için biraz fazla salladım, sanırım yere de çarptım’’ dedi. 8.5 aylık Matthew yoğun bakımda 4 gün kaldıktan sonra 9 Şubat'ta can verdi. Eappen ailesi Louise'i suçladı ve genç kız hemen tutuklandı.

Genç kız için Amerikan TV ve gazetelerinin hergün yayınladığı bir yargılama dönemi başladı. Basın önce, küçük Matthew'ın, bakıcısı Louise tarafından sallanarak ve sağa sola çarpılarak vahşice öldürüldüğünü savundu. Louise her duruşmada ‘‘Hayır ben öldürmedim. Nefes almasını sağlayabilmek için sağa sola salladım. Başını da bir yere vurmadım. İfademi abartıyorlar’’ dedi.

Savcı Gerard Leone, elinde kesin delil olmamasına rağmen jüriyi ikna etmeyi başardı. Bütün dünyadan naklen izlenen son duruşmada, 9'u kadın 3'ü erkek 12 kişilik jüri genç kızı ikinci dereceden cinayetten suçlu buldu.

Bebeğin babası:Yaptığını ödüyor

Matthew'ın babası Sunil Eappen, jürinin aldığı kararı doğru bulduğunu belirterek, ‘‘Bu kız yalan söylüyor. Yaptığının cezasını çekecek’’ diye konuştu.

Sunil Eappen, Au Pair şirketinde de büyük suç bulunduğunu belirterek, ‘‘Çocuk bakıcılığı iyi bir iş olmayabilir. Ama bakıcıları bulan şirket, kimleri bu işe gönderdiğini iyi araştırmalı. Benim çocuğum duvarlara çarpılarak öldürüldü’’ suçlamasında bulundu.

Louise'in ailesi karara itiraz etti

Jürinin kararını öğrenen Susan ve Gary Woodward, yıkıldılar. Avukatlarına danışan aile, jürinin kararına itiraz etti. ABD adalet sistemine göre, Hakim Hiller Zober'in kararı değiştirme yetkisi bulunuyor. Jüri Louise'yi ikinci dereceden cinayetten suçlu bulmuştu. İkinci dereceden cinayet, 15 yıldan önce affedilmemek şartıyla ömür boyu hapsi gerektiriyor. Hakim, kararı ölüme neden olmak olarak değiştirirse, Louise en fazla 20 yıl ceza alabilecek. Bu cezanın alt sınırı yok.

Lehindekiler

Medya ve kamuoyu ayağa kalktı

4 bin kilometre ötedeki bir İngiliz kızının gözyaşları içinde yargılanmasını Amerikan televizyonlarından izleyen İngilizler büyük tepki gösterdi.

Medya savaşı:

Başta tabloid gazeteler olmak üzere İngiliz medyası Amerikan yargı sistemini yerden yere vuran haberler yayınlamaya başladı. Prenses Diana'nın ölümünden sonraki en sansasyonel olayda, Daily Mirror gazetesi, Beyaz Saray'ın telefon ve adresini yayınlayarak ‘‘tepki gösterin’’ çağrısı yaptı. Ve Beyaz Saray'a Louise'nin suçlu bulunmasını protesto eden telefonlar ve mektuplar yağmaya başladı.

Hillary Clinton'a kuşatma:

Ellerinde, ‘‘Simpson dışarı, Louise içeri’’, ‘‘Çin'de de ABD'de de adalet yok’’ yazılı pankartlar taşıyan binlerce İngiliz sokaklara boşaldı. Hafta sonunda Londra'yı ziyaret eden Başkan Clinton'ın eşi Hillary Clinton'ın yolunu kesen göstericiler, genç kızın hemen serbest bırakılmasını istedi.

Blair devrede:

Yoğun protesto gösterileri nedeniyle konu İngiliz hükümetini de harekete geçirdi. Başbakan Tony Blair, Hillary Clinton ile konuyu bizzat ele aldı.

Aleyhindekiler

Savunma kumar oynadı kaybetti

LOUISE Woodward'ı savunan avukatların jüriyi, ‘ya beraat ya ikinci dereceden cinayetle suçlu’ tercihleri arasında bırakmaları kararı etkileyen en önemli unsur oldu.

Pazarlık yapmadılar:

Genç kıza iş bulan E.F. Au Pair şirketi avukatların da parasını ödedi. Louise suçlu bulunursa kendilerine yönelik tazminat davası açılmasından endişe ediyorlardı. Benzer bir davadan daha önce 100 milyon dolar tazminata mahkum olan şirket, avukatların savcı ile pazarlık yapmasını önledi. Savcı bunun üzerine ikinci dereceden cinayetten suçlanmasını istedi. Louise de ‘beraat’ kararı çıkacağından çok emin olduğu için suçu kabul etmedi.

Simpson avukatına tepki:

Genç kıza iş bulan E.F. Au Pair şirketi, Louise için saate 500 dolar gibi astronomik bir ücret alan ülkenin en ünlü avukatlarını kiraladı. Bunların arasında O.J. Simpson'ın beraat etmesini sağlayan avukatlardan Barry Sheck'de bulunuyordu. Simpson'a ‘delil yetersizliğinden’ özgürlük kazandıran avukata karşı tepki zaten yüksekti.

Kedi öldürmüş:

Savcının suçlamaları arasında Louis'in daha önce bir kediyi öldürdüğü de yer aldı. Böylece savcı, genç kızın şiddete eğilimi olduğunu ispata çalıştı. Jüri karar vermeden önce ise, savcı ‘‘Bu kız ABD'ye çocuk bakıcılığı için değil, eğlenmek için geldi. İyi bir yalancı ve küçük bir aktris’’ dedi.

Jürinin çoğu İrlandalı:

Mahkemenin yapıldığı Boston'da yaşayanların çoğunluğu İrlanda kökenli. Jüri de ister istemez İrlanda asıllılardan seçildi. ABD'deki İrlandalıların Kuzey İrlanda sorunu nedeniyle İngilizlere soğuk baktığı biliniyor. İngiliz basını, ‘‘Yargılanan kız İrlandalı olsaydı jüri böyle bir karar almazdı’’ suçlamasında bulunuyor.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle