Adım adım asker ve sivil savcılar savaşı

Güncelleme Tarihi:

Adım adım asker ve sivil savcılar savaşı
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 22, 2009 00:00

Ergenekon’un 3’üncü iddianamesi eklerine göre, askeri personelin lojman ve işyerlerindeki aramalar sırasında, soruşturmayı yürüten İstanbul’daki Cumhuriyet Savcıları ile Askeri Savcılar arasında ciddi kriz yaşandı.

Sivil savcıların, aramayı yapacak polislerin askeri lojmanlara alınmadığı şikáyeti ve ’gereğinin yapılması’ talebi üzerine, Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcısı, Kıdemli Albay Caner Seben, askeri mahallerde yapılacak aramalara ilişkin kanun maddelerini sıraladıktan sonra, şu ’notayı’ verdi: "Bir gün hukuk herkese, savcı ve yargıçlara bile gerekebilir."

ERGENEKON’un 3’üncü iddianamesinin ekleri, soruşturmayı yürüten savcılarla, askeri savcılar arasında, askeri personelin lojmanlarda ve işyerlerinde yapılan aramalar sırasında kriz yaşandığını ortaya koydu.

Ergenekon savcılarının, muvazzaf subaylara yönelik aramaların, askeri personel tarafından engellendiği iddiasına, askeri savcıların tepkisi sert oldu. Soruşturmayı yürüten Jandarma Genel Komutanlığı Askeri Savcısı Kıdemli Albay Caner Seben, "Birgün hukuk herkese, savcı ve yargıçlara bile gerekebilir. Ancak hukuk devletinde teminatın yine üstün vasıflarla donanmış, metin, vakarlı, temkinli, bilgili, tarafsız, bağımsız, hiçbir organ, makam, merci kişiden emir ve talimat almayan, tavsiye ve telkinlerle hareket etmeyen savcı ve hakimler olduğu kuşkusuzdur" diye yazı gönderdi.

7 Ocak 2007: İlk sivil şikáyet  Polis alınmıyor

Eklere giren ilk yazı, Ergenekon soruşturmasını yürüten savcılar Zekeriya Öz, Ercan Şafak ve Mehmet Murat Yönder imzasıyla 7 Ocak 2009’da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildi.

Yazıda, muvazzaf subaylar Muhammed Sarıkaya, Cihandar Hasanhanoğlu, Mustafa Dönmez ve emekli Orgeneral Tuncer Kılınç’ın evlerinde yapılan aramalara polislerin alınmadığı, aramaya sadece Cumhuriyet savcısının eşlik ettiği belirtildi. Durumun tutanakla kayıt altına alındığını belirten Ergenekon savcıları, aramalarda polislerin de bulunmasının, delillerin sağlıklı olarak toplanmasına yardımcı olacağını ifade ederek gereğinin yapılmasını istedi.

19 Ocak 2007: ikinci şikáyet Genelkurmay’a

Ergenekon savcıları, 19 Ocak tarihli, Mehmet Murat Yönder imzalı ikinci yazısında ise Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nı muhatap aldı. Yönder, muvazzaf subayların arama yapılacak evlerine ve işyerlerine gidildiğinde nizamiyede bulunan askeri personel tarafından Cumhuriyet savcılarının ve emniyet yetkililerinin bekletildiğini daha sonra ise sadece Cumhuriyet savcısının girişine izin verildiğini belirterek, şu isteklerde bulundu:

İşte soruşturma savcılarının askerden 4 ’ivedi’ talebi

1- Mahkeme kararı ile birlikte arama için gelen Cumhuriyet savcısı ve emniyet personelinin kapıda uzun süre bekletilmesinin nedeni ve gerekçesi araştırılarak bu durumun sorumlusu olan, bu konuda talimat veren personelin açık kimlik, adres ve rütbe bilgilerinin bildirilmesi

2- Arama için gelen görevlilerin varlığının şüpheli veya yakınlarına haber verilip verilmediğinin araştırılarak sonucunun bildirilmesi

3- Arama sırasında el konulan eşya, doküman ve diğer delillerden Cumhuriyet Başsavcılığımıza teslim edilmeyen eşya var ise ivedi olarak Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesinin sağlanması

4- Muvazzaf olan şüphelilerin görev yaptığı birliklerinde kendisine görevi gereği teslim edilen masaüstü dizüstü bilgisayar var ise bunun zimmet senedinin örneğinin ve bilgisayarın usulune uygun olarak alınacak imajının Cumhuriyet Başsavcılığımıza gönderilmesinin sağlanması.

Askerden ilk yanıt 3 Şubat 2009: Örnek vererek arama dersi

Ergenekon savcılarının yazısına cevap, 3 Şubat 2009’da, Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’ndan, Hakim Albay Yavuz Şentürk imzası ile gönderildi. Askeri Hakim Albay Yavuz Şentürk, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği 5 sayfalık yazıda, örneklerle, askeri mahallerde yapılacak aramalara ilişkin kanun maddelerini sıraladı.

Hakim Albay Şentürk, tutanaklarda, Cumhuriyet savcısının gereksiz yere uzun süre bekletildiğine ve aramanın amacına aykırı olarak Merkez Komutanlığı görevlileri tarafından kısa sürede sonuçlandırıldığına ilişkin herhangi bir ibarenin yer almadığını vurguladı. Askeri hakim, hem askeri personel, hem de polis tarafından tutulan arama tutanaklarında da herhangi bir usulsüzlükle ilgili bir durum anlatılmadığını da belirtti. Hakim Albay Şentürk, cevap yazısında şunları söyledi:

17 Şubat 2009: Üçüncü şikáyet ve askere yanıt: Şüpheliyi uyardılar

GENELKURMAY Başkanlığı’ndan Askeri Hakim Albay Yavuz Şentürk imzasıyla gönderilen 5 sayfalık ’işlem yapılmadan iade’ yazısına, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 17 Şubat’ta yanıt verdi. Ergenekon Savcısı Mehmet Murat Yönder’in imzası bulunan yazıda, Genelkurmay Askeri Savcılığı’nın cevabına göndermeler yapıldı. Yönder, soruşturma dosyasının dikkatlice incelendiğini ve mahkeme kararıyla telefonları dinlenen Üsteğmen Muhammed Sarıkaya’nın aramanın yapıldığı gün, diğer askeri personel tarafıdan uyarıldığını öne sürdü. Savcı Yönder, şunları yazdı:

Suç delilleri gizlendi

"Muhammed Sarıkaya, aramanın yapıldığı 7 Ocak 2009 tarihinde, Noyan Pamukçu tarafından aranarak odasında arama yapıldığı konusunda ikaz edildi. Yine aynı şüphelinin Ramazan Bulut ismindeki binbaşı rütbesindeki tabur komutanının, odasında bulunan dokümanlarını ve bilgisayarlarını başkasına vererek, yanına gelmesi yönünde talimatlandığının belirlenmesi üzerine, şüpheliler üzerinde suç delillerini yok etme, gizleme yönünden soruşturma başlatılmış olup, tamamlandığında görevli Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilecektir."

Görevsizlikten askere havale

Soruşturmayı tamamlayan Ergenekon savcısı Mehmet Murat Yönder, suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme suçlarını işlediklerini öne sürdüğü muvazzaf subaylar Muhammed Sarıkaya, Noyan Pamukçu ve Ramazan Bulut hakkında görevsizlik kararı vererek soruşturmayı gereğinin yapılmasını belirterek Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’na gönderdi.

Askeri savcıdan ikinci yanıt: İdamını istedikleriniz beraat ettiler

JANDARMA Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı, üç subay hakkında Ergenekon savcıları tarafından iddia edilen suçlarla ilgili soruşturma dosyasını, iki ayda tamamlayarak, kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Kararda, yer alan "hukuk dersi" niteliğindeki ifadelerin bazıları şunlar:

"Hem fertlerin hem de toplumun menfaatlerini korumak, hakikati araştırmakla mümkün olur. Adaletli yargılanmak, insan hakları arasındandır. Böyle bir yargılama yapmak, Muhakeme Hukuku ilkelerindendir.

Aslında toplanan kanıtları, bir yargıç gibi, objektif bir biçimde değerlendirmesi gereken savcılardan bazılarının, geçmişte ölüm cezası isnatlarıyla dava açtıkları sanıkların, hapis cezası bile almadan beraat ettikleri, bunların mizah kitaplarına geçtiği bile hatırlardadır.

Birgün hukuk herkese, savcı ve yargıçlara bile gerekebilir. Ancak hukuk devletinde teminatın yine üstün vasıflarla donanmış, metin, vakarlı, temkinli, bilgili, tarafsız, bağımsız , hiçbir organ, makam, merci kişiden emir ve talimat almayan, tavsiye ve telkinlerle hareket etmeyen savcı ve hakimler olduğu kuşkusuzdur."

’Kıdemi, şikáyet ettiği askeri savcılardan altta’

JANDARMA Genel Komutanlığı Askeri Savcılığı adına Cumhuriyet Savcılığı’na ’ikinci yanıt’ yazısını kaleme alan Askeri Savcı Hakim Kıdemli Albay Caner Seben, yazısının sonunda, Ergenekon Savcısı Mehmet Murat Yönder hakkında ifadelerini daha da ağırlaştırdı. Seben, aramaya bizzat katılan ve tutanakta herhangi bir olumsuz ifade kullanmayan Ankara Cumhuriyet Savcısı’nın ve askeri savcıların sicillerinin, karşılaştırıldığında kıdem olarak, Savcı Yönder’den daha üstte olduğunu belirtti.

Sivil savcıları da ’yakıyor’

Askeri savcı, yazısını şu sözlerle bitirdi:

"Anılan İstanbul Cumhuriyet savcısının, sanki daha üst konumda yetkileri varmışçasına, dosya içeriği ve Cumhuriyet savcılarınca kanuna uygun olarak tutulmuş resmi tutanak içeriklerine uymayan isnatlarla, bırakınız askeri makamları, sivil ve askeri meslektaşlarını da zan altında bırakması karşısında hiç bir makamın bu arada kuşkusuz ki Adalet Bakanlığı’nın da duyarsız kalmayacağı değerlendirilmiştir. İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Murat Yönder hakkında dosyadan ilgili evrak suretleri çıkartılarak, gereğinin takdir ve ifası dikkate alınarak Adalet Bakanlığı’na gönderilmesine karar verildi."

İddialar mesnetsiz, haksız tutumunuz kasıtlı, hasmane

"Soruşturmayı yürütmekte olan Cumhuriyet savcılarının, askeri makamlara ve askeri yargı organlarına güven duymadığına, şüphelilerle işbirliği yapıldığına, delillerin gizlendiğine ilişkin mesnetsiz, haksız, yersiz ve adli, askeri ve idari makamlar arasında var olması gereken güven, işbirliği ve dayanışma anlayışını zedeleyen kasıtlı ve hasmane tutum olarak değerlendirilmiştir. Bu tutum ve uygulamanın, anılan soruşturma kapsamında, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın (CMK 250’nci maddesi ile yetkili bölümü) ile Genelkurmay Askeri Savcılığı arasında bugüne kadar karşılıklı işbirliği ve dayanışma çerçevesinde yürütülen ve son olarak şüpheli Yarbay Mustafa Dönmez hakkındaki bilgi, belge ve dellillerin değerlendirilmesinde gerçekleştirilen işbirliği ile de bağdaşmadığı kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, anılan soruşturmaya ilişkin adli işlem yapılmasının gerektirecek mahiyette olmadığı değerlendirilen ilgi yazı ve ekleri, herhangi bir işlem yapılmaksızın ekte iade edilmiştir."
Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!