Aileler: Biz kızlarımıza güveniyoruz

Güncelleme Tarihi:

Aileler: Biz kızlarımıza güveniyoruz
Oluşturulma Tarihi: Kasım 06, 2013 14:13

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, kız-erkek öğrencilerin aynı evde kalmasının şikayetlere neden olduğunu, anne babaların feryat ettiğini ve ‘kızlı-erkekli öğrenci evleri’ ile ilgili düzenlemeler yapılacağını açıklaması tepkilere neden oldu. Öğrenciler, çevrelerinden herhangi olumsuz bir tepki almadıklarını belirtirken, aileler ise, “Biz çocuğumuza güveniyoruz. Bu tür söylemler ön yargıdan kaynaklanıyor” şeklinde yorumladı.

Haberin Devamı

Hiç sorun yaşamadık
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2’nci sınıf öğrencisi Fulya Dağlı, 2013 eylül ayı başından itibaren Kocamustafapaşa’da yaşıyor. Ailesi Avcılar’da oturuyor ama Fulya Dağlı arakdaşlarıyla yaşamak istediği için 2 kız, 3 erkek öğrenci olmak üzere 5 arkadaş aynı evi paylaşıyorlar. Ev sahibi de ailesi de erkek arkadaşlarıyla aynı evde yaşadıklarını biliyor. Fulya Dağlı, Başbakan’ın açıklamalarını, “Tabii ki açıklamalardaki o muhafazakar üslup bizi çok rahatsız etti” diyerek, şöyle devam etti:
“Ev sahibimiz, ailemiz erkek arkadaşlarımızla aynı evde kaldığımızı biliyorlar. Herhangi bir sorun yaşamadık, bir şikayet olsaydı iletilirdi. Eğer bu söylenenler gerçekten polis zoruyla yapılacak olursa elbette direneceğiz. Gençliğin böyle gerici bir üsluba müsaade edeceğini sanmıyorum.”

Haberin Devamı


Kimsenin engel olmaya hakkı yok
Fulya Dağlı’nın babası Hüyesin Öksüz de, “Biz çocuğumuza güveniyoruz. hiçbir şekilde kimsenin buna engel olmaya hakkı yok. Kızımızın kapısına polis gelecek olursa da gider dilekçemizi veririz, çocuğumuzun istediği arkadaşıyla yaşayabileceğine izin verdiğimizi söyleriz” diye konuştu. Öztürk, şöyle devam etti: “Biz Fulya’yı Amerika’ya gönderdik. Hiç tanımadığımız bir ailenin yanında kaldı. Biz çocuğumuza güvenmesek göndermezdik zaten. Çocuklarımızın tam donanımlı yaşaması için eğitimi, sosyal yaşamının eksiksiz olması lazım. Fulya’nın, kız ve erkek arkadaşlarıyla kalmasında herhangi bir sakınca görmedik, çünkü ona güveniyoruz. Kızımızın arkadaşlarıyla aynı evde kalmasını kabul ediyoruz, hiçbir şekilde buna engel olmaya hakları yok. Kızımızın yanındayız ve hiçbir endişemiz yok. Bu konudaki kapalı düşünceye şaşıyorum. Bu tür söylemler ön yargılardan kaynaklanıyor.”

Bir tweet atar, arkadaşları toplarız
İstanbul Gültepe’de iki kız, iki erkek öğrenci olarak aynı evde kaldıklarını söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi öğrencisi N.K ise, “Başbakan’ın açıklamalarından sonra bir önlem almayı düşünmedik. Kapımıza gelirlerse bir tweet atarız, arkadaşlarımızı toplarız ve direniriz” dedi. N.K, ailelerinin ve ev sahibinin de herhangi bir itirazı olmadığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: “Ev sahibi kız-erkek aynı evde kalacağımızı bilerek bize ev verdi. Ailelerimiz de kimlerle kaldığımızı biliyorlar. Başbakan’ın açıklamalarının tabanına mesaj olduğunu düşünüyorum, gerekeni siz yapın gibi. Bu aslında kadınlar üzerindeki baskıyı gösteriyor. Evlenene kredi verilmesi, borçlarının silinmesi, çocuk yapan kadına teşvik gibi şeyler aslında kadın özgürlüğünü hipotek altına alma meselesi bence.”

Hukukçular: Anayasaya aykırı
Öte yandan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Hasan Sınar: “Türk hukukunda bireylerin özel hayatlarının korunması hakkı gerek Anayasal gerekse yasal düzeyde koruma altına alınmıştır. Aynı şekilde konut dokunulmazlığı da özel hayatın gizliliği çerçevesinde korunmuş ve bu dokunulmazlığın ihlali de ceza kanununda suç olarak düzenlenmiştir. Bu dokunulmazlık ancak ortada bir suç işlendiği şüphesi olması ve kanunda gösterilen Yargı’dan mercilerin bu konuda yazılı karar çıkartması halinde ortadan kaldırılabilir. Hal böyleyken, yetişkin insanların salt kızlı erkekli aynı ortamda bulunmaları, aynı evi paylaşmaları gerekçesiyle kolluk güçlerinin konut dokunulmazlığını ihlal edebilmelerine imkan veren bir yasal düzenleme girişimi, açıkça Anayasaya aykırı olacağı gibi, başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere Türkiye’nin tarafı bulunduğu tüm uluslararası insan hakları sözleşmelerinin de ihlali anlamını taşıyacaktır. Açıkça söylemek gerekirse, böylesi bir girişim demokratik olma iddiasını taşıyan her hukuk düzeninde garipsenecek, tuhaf ve anlamsız bir toplum mühendisliği girişimidir ve boş yere gündemi işgal etmemesi gerekir.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!