Davutoğlu'nun sözlerinde yatan gerçekler

Güncelleme Tarihi:

Davutoğlunun sözlerinde yatan gerçekler
Oluşturulma Tarihi: Haziran 24, 2012 13:31

Bugüne kadar hurriyet.com.tr'de hep “Yarını bekleyemedim” duygusuyla yazdım.Bu yazıyı, tam aksine, “Yarını bile değil, öbür günü bekledim” rötarıyla yazıyorum.

Haberin Devamı

Çünkü, olayı duyduğum anki tepkilerimin heyecanından korktum.
Dün Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun açıklamalarını dinlerken, böyle yapmakta ne kadar haklı olduğumu gördüm.
Türkiye adına yapılan bu ilk resmi açıklamadan çıkardığım sonuçlar şunlar:
 Hükümet,  olaya büyük bir serinkanlılıkla yaklaşıyor.

AÇIKLAMANIN GÜÇLÜ YANLARI:
-Dışişleri Bakanı, Türk ve dünya kamuoyunun önüne çıkmadan önce olayı her tarafı ile ciddi bir şekilde incelendiği izlenimi verdi.
-Konuşma çok net ikna edici bilgileri içeriyordu.
-Hiç bir nokta boşta bırakılmadı.
- Uçağımızın olaydan 15 dakika önce kısa süreli bir sınır ihlali yaptığını belirtmesi, açıklamaları kuvvetlendirdi.
-Suriyeli yetkililerin iç konuşmalarının da ellerinde bulunduğunu söylemesi, bence çok güçlü bir argümandı.
-Bir başka güçlü argüman da, uçağımızın yaptığı sınır ihlalinin, bizzat Türk tarafınca uyarılmasını söylemesiydi.
Çünkü bu, Türk tarafının orada sınır ihlali gibi kötü bir niyetinin olmadığını açıkça gösteren bir delildi.

AÇIKLAMANIN ZAYIF KARNI:
- Bütün bunların önümüzdeki günlerde daha somut bilgilerle ortaya konması gerekebilir.
- Uçağın 13 milde vurulduğunu, ancak 8 mil içine düştüğünü söyledi. Bu durumda insanın aklına şu soru geliyor: 15 dakika önce sınır ihlali yapan uçağın istikameti neydi?
Uçak Suriye hava sahası dışında uçuyorsa, Düşme istikametinin Suriye karası olmaması gerekmez mi?
Bu konuyu bir uzmana sordum.
Cevabı şu oldu:
Uçak güçlü bir füze tarafından vurulduğunda tek parça düşemez. Bu savrulmada, bazı parçaların  içeri düşmesi mümkündür.

UMUT VERİCİ NOKTALAR

BİR, TÜRKİYE SERİNKANLI VE SALI GÜNÜNE KADAR ZAMAN KAZANIYOR

-Hükümet politikasının da, benim ki gibi, “Zaman kazanmak” üzeri kurulduğu ortaya çıktı.
Kriz yönetiminin ilk günü şöyle planlanmış:
İLK 12 SAAT Olaydan sonra;  12 saat Başbakanın uçakta olması nedeniyle kazanıldı.
İKİNCİ GÜN, olayın tüm boyutlarının araştırılması için sessizce geçiştirildi.
ÜÇÜNCÜ GÜN ; yani bugün; Dışişleri Bakanının açıklaması ve Başbakanın siyasi parti liderlerine  bilgi vermesi ile geçilecek.
DÖRDÜNCÜ GÜN; Yani yarın, Bakanlar Kurulu toplanacak.
BEŞİNCİ GÜN ; yani Salı günü, Başbakan AK Parti gurubunun önünde konuşarak Türkiye’nin en yüksek düzeydeki tepkisini dile getirecek.

SALI GÜNÜ RETORİK ATAK GÜNÜ OLACAK
Salı günü başbakan ne yapabilir?
Bence Salı günü klasik bir “Belagat günü” olacak. Yani Başbakanın üslubu devreye girecek.
Bu tavır ne olacak? Ahmet Davutoğlu onun da ipuçlarını verdi:
-Türkiye, uluslararası düzeyde meşruiyetini korumak için elinden geleni yapacak.
-Başbakan, gurup toplantısında, bilinen sert ve yukardan bakan üslubuyla, “Suriye halkına destek vermeye sonuna kadar devam edeceğini” bildirecek.

Haberin Devamı

TÜRKİYE NEDEN ZAMAN KAZANMAYA ÇALIŞIYOR:
Cevabı çok basit.
-Çünkü askeri alanda yapılabilecek fazla bir şey yok.
Türkiye’nin benzer bir hareketle cevap vermesi, olayın boyutunu bir anda uluslararası hale getirir.
O nedenle Türkiye teenni ile hareket etmek zorunda.
-Peki askeri opsiyon dışındaki en büyük silahı ne?
Çok basit. Suriye muhalefetine olan desteğini daha da aktif hale getirmek.
Davutoğlu, bunu da hissettirdi. “Suriye halkına desteğin kararlıkla devam edeceğini söyledi.
Bunun anlamı Türkiye üzerinden silah ve para yardımının artması olabilir.

PEKİ BU OLAYDA KİM KAZANDI KİM KAYBETTİ
Bana göre bu henüz belli değil.

ŞURASI BİR GERÇEK BEŞAR ESAD ÇOK ETKİLİ BİR STRATEJİK VURUŞ YAPTI
-Suriye’nin Türk uçağını düşürmesi, gerçekten bir kaza değil de bilinçli bir adımsa şu anlama geliyor.
Beşar Esad, bu olayla gözünün ne kadar kara olduğunu gösterdi.
İçerdeki muhalefete şu mesajı verdi: “Siz Türkiye’ye fazla güvenmeyin, bak uçağını bile indirdim.”
Suriye, ayrıca ilk defa, elinde güçlü bir savunma sisteminin bulunduğunu da ispat etti.

TÜRKİYE AÇISINDAN OLAYIN ANLAMI NEDİR NE OLACAKTIR
-Şurası kesin ki, bu olayda Türkiye, psikolojik açıdan bir darbe yedi. Daha bir hafta önce PKK baskınında 8 erini kaybeden Türkiye, Suriye sınırında da uçağını kaybetti.
Bu da  ister istemez Türk ordusunun askeri kabiliyeti konusunda bazı soruların sorulmasına yol açabilecek.
-Uçağın düşürülmesi ile savaşın eşiğine gelinmesi, kamuoyunun küçümsenmeyecek bir bölümünde şu sorunun daha etkili biçimde sorulmasına yol açabilir:
“Biz Suriye’nin içişlerine bu kadar fazla müdahil olmalı mıyız?”
Bu da, Başbakan ve Dışişleri Bakanının giderek daha fazla “Şahsileştirdiği” izlenimi veren angajmanına olan kamu oyu desteğinin azalmasına yol açabilir.
-Kanaatimce, Suriye politikamız daha fazla sorgulanabilir hale gelebilir.

TÜRKİYE DEVLET OLDUĞUNU BİR KERE DAHA GÖSTERİYOR
Bütün bunlara karşılık, Türkiye bu olayda, “Ciddi bir devlete yakışan” tutum sergiliyor.
Hükümetin serinkanlı duruşu, özellikle CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun sükunete davet eden tavrı, hiç kıvırtmadan, bunu istismar etmeden yapıcı bir destek vermesi çok etkileyiciydi.
Dışişleri Bakanının bu tavrı “Takdire şayan bulduğunu” açıklaması da güzel bir karşılık oldu.
Başbakanın bu olayı, “Devletin meselesi” haline getirmesi de yerinde bir davranıştı.
Ancak bu tavrın, Suriye politikasına genel bakışta da benimsenmesi ve şimdiye kadar izlenen politikanın da aynı “Devlet meselesi” olarak ele alınması ihtiyacı açıkça görülmüştür.
Umarım, Suriye’ye karşı izlenecek politika, sadece uçağın düşürülmesine verilecek tepkiyle sınırlı kalmaz.
Çünkü Suriye politikası, “sünni merkezli” ve şahsi bir politika olmaktan çıkarılıp, “Türkiye’nin menfaati” temeline oturtulmalıdır.
Uçak olayı bunu açıkça göstermiştir.

Haberin Devamı

 

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!