Gezi’yi ilanlardan okursak

Hürriyet Haber
17 Haziran 2013 - 01:32Son Güncelleme : 17 Haziran 2013 - 01:32

ANADOLU Aslanları İşadamları Derneği (ASKON), 14 Haziran’da tam sayfa bir ilan verdi. Hürriyet ile birlikte Habertürk, Posta, Sabah, Star, Türkiye, Akit, Y. Şafak ve Zaman gazetelerinde de yayımlanan bu ilanda özetle, Gezi Parkı’ndaki eylemlere karşı çıkılıyor; hükümetin yanında oldukları mesajı veriliyordu.

Hürriyet’in bu ilanı yayımlamasına 18 okurdan tepki geldi. Bu okurlardan biri olan “Çapulcu” Doç. Dr. Nilhan Sezgin’in eleştirisi şöyle:
“İçinde bulunduğumuz süreçte tam da en kritik noktaya yaklaşıldığı gün, ASKON’un ilanını yayınladığı için adı ‘Hürriyet’ancak işlevi ‘paraya tapmak’ olan gazetenizi, zihnim, yüreğim ve tüm varlığımla kınıyorum. Lütfen biraz sağduyu”.
Hürriyet, eylemlerle ilgili olarak sadece ASKON’un ilanını yayımlamadı. 5 Haziran’da, Barolar Birliği’nin, eylemcilerin orantısız şiddet kullanılarak dağıtılmasını eleştiren ilanı, 13 Haziran’da ODTÜ öğretim elemanları ve çalışanlarının direnişe destek veren ilanı çıktı. Bu iki ilan da tam sayfaydı. 11 Haziran’da ise İstanbul Serbest Mimarlar Birliği’nin “Birbirimizi dinleme zamanı” başlıklı daha küçük boyuttaki ilanı yayımlandı.
ASKON’un ilanının diğerlerinden temel farkı, sadece görüşlerini ifade etmekle kalmayıp, eylemcilere suçlamalar yöneltmesi. İlanda, demokratik taleplerini dile getiren Gezi Parkı eylemcileri, “hükümete karşı uluslararası komplonun parçası” gibi gösterilmeye çalışılmış. Bir kuruluşun ilan vermek için maddi gücünün olması, diğer kişi ve kuruluşlar hakkında yargıda bulunma, suçlamalar yöneltme hakkı vermez ona. Bu yönüyle ASKON ilanının içeriği tartışılır.
Ancak Hürriyet’in, bu süreçte farklı görüşteki ilanlara sayfalarını açmış olmasına dikkat etmek gerek. İlanların bazılarını alıp bazılarını reddetmek gibi bir yaklaşım içine girilemezdi. Hukuki sorunlar içermediği, ayrımcılık, nefret söylemi, insan haklarına aykırılık gibi temel demokrasi değerleriyle çatışan yaklaşımlar barındırmadığı sürece bu tür görüş bildiren ilanlar yayımlanır.
Hatırlarsanız New York Times editörü, Gezi eylemini destekleyen ilanı yayımlamalarını eleştiren Başbakan Erdoğan’a “düşünceleri duyurma hakkı”na dikkat çekerek yanıt vermişti:
“Gazetemizin ilan ve editoryal bölümleri operasyonel anlamda birbirinden ayrıdır. NYT görüşlerini aktarmak isteyen sivil toplum örgütlerinin ilanlarını kabul etmektedir. Bu tür ilanları yayınlarız; çünkü ABD Anayasası’ndaki haber verme hakkı kadar halkın düşüncelerini duyurma hakkına inanmaktayız”.
Doğrusu da bu. Reklam Servisi ile Yazı İşleri birbirinden bağımsız çalışmak durumunda. Araya kırmızı çizgi çekmek, editoryal bağımsızlığın gereklerinden biri. Bu nedenle Hürriyet’in Gezi eylemleri ile ilgili haberciliği, bu süreçte yayımlanan haberler, yazılar, röportajlara bakarak değerlendirilebilir. Reklamlar üzerinden bakmak doğru olmaz.
Okur tepkileri barometresi, Hürriyet’in bu süreçteki haberciliği ile ilgili olarak şunu söylüyor: Evet, eylemi destekleyenlerden Hürriyet’in haberciliğini eleştiren mail’ler, mesajlar geliyor. Ama az sayıda. Daha çok eyleme karşı çıkanlardan tepki geliyor. Hatta onlar içinde hakaret ve küfürler de hayli ağırlıklı bir yer tutuyor.
Okur temsilcilerinin görevinin ne kadar zor olduğu da ortada.

Eleştiri özgürlüğü olsa

DEMOKRASİLERDE herkes iktidara alkış tutmak zorunda değil. Herkese olduğu gibi, iktidara yönelik eleştiriler, yine demokratik çerçevede dile getirilebilir.
Eminim, ifade özgürlüğü kanalları yeterince açık olsaydı, Gezi Parkı’nda başlayan eylemler bu kadar sürmez, hızla bütün ülkeye yayılmazdı. İktidara yönelik bütün rahatsızlıklar, bu eylemlerle kendine akacak bir kanal buldu.
Eylemlerin karakteri, nedenleri daha çok tartışılacak, ama iktidara yönelik eleştirilerin dile getirilmesinde bir eşiğin aşıldığı ortada. 20 günlük süreçte medyadan beklenen de ifade özgürlüğünde gelinen yeni aşamanın ruhuna uygun davranmasıydı. Halkın haber alma hakkına saygı göstermesiydi.
Eylemlerin ilk günlerinde medya bu beklentilere uygun refleks gösteremedi. Özellikle haber kanalları ve internet medyası, Twitter karşısında hantal kaldı. Ana akım medya hızla toparlanıp haberleri aktarmaya başlasa da, öncülüğü Halk TV, Ulusal Kanal, Cem TV, Artı Bir gibi alternatif televizyon kanalları yaptı.
Bunca tecrübeden sonra haberlerin insanlara ulaşmasının engellenemeyeceğinin anlaşılması beklenirdi. Fakat RTÜK’ün bu kanallardan bazılarına ceza yağdırması ya da kapatmaya kalkması, ifade ve basın özgürlüğünün engellenmesinin hâlâ bir yöntem olarak benimsendiğini gösterdi.
Başbakan Erdoğan da partisinin Sincan ve İstanbul mitinglerinde yine medyanın eylemlerle ilgili tavrını eleştirdi. Oysa medya, toplumun aynasıdır. Medya haberleri gizlerse en büyük kötülüğü siyasetçilere yapmış olur. Rahatsızlıklar ancak bugünlerde yaşandığı gibi sosyal patlamalarla dışa vurulur. O nedenle devlet adamlarına düşen de ifade ve basın özgürlüğüne engel olmamak. Sosyal patlamaları da barış dilini kullanarak çözmek.

Okurdan kısa kısa

Tosun Benk: Muhtelif haberlerde dikkatimi çekmişti, ancak fırsat bulup yazamamıştım. Bugün (7 Haziran) spor sayfanızda milli boksörümüz Garbis ile ilgili haberde nedense “Ermeni asıllı” diye belirtmişsiniz. Garbis ünlü bir milli sporcumuz ve TC kimliği taşıyor. Böyle bir “asıl” açıklaması çok yadırgatıcı.
Kerem Hakan: İnternette kocaman manşet; “Kapalıçarşı satılıyor”. Altında Kapalıçarşı’nın fotoğrafı. Haber detayı ise marka tescili yaptıranın Kapalıçarşı ismini satışa çıkarması bilmem ne bilmem ne. Şaka yapıyorsunuz herhalde.
İbrahim Uyar: Kim Kardashian adlı yabancı kadına niçin bu kadar sayfalarınızda yer veriyorsunuz? Bıktık artık. Güzel mi? Hayır. Seksi mi? Hayır. Zeki mi? Hayır. Hayır kurumlarında mı faaliyeti var? Kesinlikle hayır. Ne özelliği var anlamadık. Anlayan varsa anlatsın.
Hakan Şahin: Uludere ilçesi Irak sınırında PKK’lıların ateş açmasının ardından BDP’liler (4 Haziran) akşam saatlerinde bölgeye gidip, askerlere kalkan oldu. Halkın araya girmesi üzerine çatışma çıkmadı, PKK’lılar oradan ayrıldı. Bu olayın haber değeri yok muydu da gazetenizde yer vermediniz?
Bora Hatay: Spor sayfanızda (9 Haziran) İlkay Gündoğan söyleşisi var. “İstanbul’a ayak basar basmaz soluğu Gaziantep mutfağının bir numaralı mutfağı olan S...’da alan...”  yazısı hangi etik maddenize uyuyor? 1 numara olduğunu yazarınız hangi bilgisine göre açıklıyor? Bu doğrudan o restoranın tanıtımı olmuş. Sayfadaki altı fotoğrafın altısında da o restoranın sahibi var.
Ahmet Başaran: “Fethiye sahili şenlendi” video ve fotoğraflarında güneşlenen turistlerin nasıl rahatsız olduklarını üzülerek izledik. Kimi yüzünü saklıyor, kimi şaşırmış, kaçamıyor. Aferin bunları çekene ve yayınlayan sizlere. Hani yayın ilkeleriniz? Kendinizi bu kadınların yerine koyun lütfen.
Cihat Ertürk: Gazetedeki bulmacalardaki sorular hep aynı. Böyle olunca bulmaca çözme zevki kalmıyor. Artık farklı, yeni sorular hazırlayın lütfen.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı