GeriEğitim Fedakar öğretmenler görev başında
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Fedakar öğretmenler görev başında

Yarın 24 Kasım Öğretmenler Günü. Her yıl olduğu gibi bu sene de öğretmenlerin Türkiye’nin dört bir yanında hangi şartlarda görev yaptığını ve öğrencilerine kazandırdıkları konuşulacak. İşte o hikayelerden birkaçı.

Fedakar öğretmenler görev başında

Raket tutmayı bilmiyordu, öğrencilerini şampiyon yaptı      

Fedakar öğretmenler görev başında

 

Samsun'da, İlkadım ilçesi Gazi Paşa İlkokulu sınıf öğretmeni Özlem Topsakal, hazırladığı proje ile hayatında ilk kez tanıştığı badminton sporunda öğrencilerinin Türkiye birinciliği elde etmelerini sağladı.

Oyun ve fiziki etkinlikler dersinde, okul bahçesinin öğrencileri için yetersiz kaldığını düşünen 26 yıllık sınıf öğretmeni Topsakal, 2014-2015 eğitim öğretim yılında "Haydi Spora" adlı projesini hazırladı.

Projesinin onaylanmasının ardından, İlkadım Belediyesi ve Kaymakamlık desteğiyle öğrencilerini okul dışındaki bir spor salonuna götürerek değişik spor dalları ile tanıştıran Özlem öğretmen, kendisi raket tutmayı dahi bilmezken burada badminton sporu ile tanıştı.

Öğrencilerinin de badmintona ilgisini fark eden Topsakal, antrenörler ve spor öğretmenlerinden destek isteyerek öğrencilerinin bu spor alanında gelişmelerini sağladı.

Topsakal, okul bahçesinin yetersiz kalması ve yağışlı havalar nedeniyle öğrencilerin oyun ve fiziki etkinlikler dersinden yeterli verimi alamadığını söyledi.

Öğrencilerini sporla tanıştırmak adına böyle bir proje hazırladığını anlatan Topsakal, şöyle konuştu:
"Okul müdürüm çok destekledi. Oyun ve fiziki etkinlikler ders saatlerini bir güne topladık. Çocuklarımızı servislerle spor salonuna götürdük. İlk önce voleybol, basketbol ve badminton alanlarında başladık. Ama çocuklar en çok badmintonu sevdiler. O alanda devam ettik. Antrenörlerimiz çocukları o alanda çalıştırdı. Daha sonra yetenekli öğrencilerimiz olduğunu görünce takım kuralım dedik. 2014-2015 yılında takım kurduk ve idmanlara başladık. Çocuklarımızı yavaş yavaş turnuvalara sokmaya başladık. Geçen yıl ilk kez takım olarak Samsun il üçüncülüğünü getirdiler. Bu yıl da Türkiye birinciliğine kadar yükseldiler."

"Lisanslı sporcu oldular"

Fedakar öğretmenler görev başında

Öğrencileri sayesinde badminton raketiyle tanıştığını vurgulayan Topsakal, "Ben ilk kez elime raket aldım ama başarılı olamadım" değerlendirmesinde bulundu.

Velilerin çok olumlu tepkiler gösterdiğine değinen Topsakal, şöyle devam etti:
"İlkadım Belediyesi bize malzeme ve servis imkanı sağladı. Ben badminton bilmiyordum, hiç oynamadım. Çocuklarla ilk kez oynadım. Bu proje ile yetenekleri su üstüne çıkardık. Öğrencilerimiz, İlkadım Belediyesinin lisanslı sporcuları oldular. Öte yandan dersleri de çok iyi. Haftanın 5 günü idmana gidiyorlar ama dersleri çok iyi. Sosyal yönden çok geliştiler. Ankara'ya gittiler, il içinde turnuvalara aileleri olmadan gittiler. Bu yaşta ayakta durabilmeyi öğrendiler."

Öğrencilerden 8 yaşındaki Ahmet Bera Kuş ise badminton sporunun kendisini çok geliştirdiğini, derslerindeki başarının arttığını belirtti. Kuş, "Badminton oynamayı çok seviyorum. Müsabakalarımız da güzel geçiyor. Kendi yaş grubumda badmintonda Türkiye Şampiyonu oldum. Ailem de destek veriyor. Hedefim milli takıma girmek" dedi.

Yiğit Kaygısız da "Badmintonu çok seviyorum. Sosyal hayatımı çok geliştirdi. Öğretmenimiz bize çok destek oldu, benim hedefim milli takıma girip, derece almak" diye konuştu.

‘Engel’leri aşarak öğretmen oldular     

Fedakar öğretmenler görev başında

Konya'da görme engelli öğretmen çift, azim ve başarıları ile sadece ‘hayat kaynağı’ olarak gördükleri öğrencilerine değil çevresindekilere de örnek oluyor.

İkisi de doğuştan görme engelli tarih öğretmeni Caner (33) ve edebiyat öğretmeni Aynur Gülen (33) üniversite yıllarında tanıştı.

Birbirlerine ‘gönül gözü’ ile aşık olan Caner ve Aynur Gülen, 12 yıl önce hayatlarını birleştirdi. Mutlu evlilikleri 5 yaşındaki kızlarıyla taçlanan çift, öğrencilerinin dünyasını aydınlatıyor.

"Bu notla, çok zor öğretmen olursun"

Eşiyle Karatay Doktor Ali Rıza Bahadır Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nde görev yapan Aynur Gülen, azim ve kararlılık göstererek ulaştıkları başarıyı anlattı.

Öğrencileri arasında çok mutlu olduğunu, bunun için Allah'a "şükrettiğini" dile getiren Gülen, öğrencilik yıllarında idealleri doğrultusunda öğretmen veya avukat olmak için çalıştığını söyledi.

Gülen, lisede edebiyat dersinden 55 notunu alması üzerine "Öğretmen olabilir miyim?" sorusunu yönelttiği öğretmeninden "Hayır, bu notla çok zor" cevabını aldığını ifade ederek yılmadan çalışmaya devam ettiğini belirtti.

Başarılı olacağına inanmadılar

Fedakar öğretmenler görev başında

Üniversite hayatında son sınıfa kadar hiç bütünlemeye kalmadığını, alttan dersi olmadığını anlatan Gülen, şöyle devam etti:
"Son sınıfta bir dersin yazılı kağıdını tamamen doldurdum. Yanımda olan arkadaşıma öğretmenim yemin ettirerek, 'Bu çocuğa yardım ettin, yoksa bu kağıdı bu şekilde dolduramaz' iddiasında bulundu. Vizede ve finalde 35 puan verdi. Bütünlemeye bıraktı. Üniversite birinci sınıfta ilk sınavımda herkese kağıtlar dağıtıldı. 'Hocam ben ne olacağım?' dediğimde, 'Bu üniversiteye gelirken bana mı sordun' karşılığını aldım. Daha sonra 'öğretmenlik yapamayacağımız, öğretmen olursak, çocukların zorlanacağı' şeklinde telkinlerle karşılaştık. Ne oldu? Ne çocuklar, ne biz zorlanıyoruz. Yaşadığım zorluklardan ziyade bir de yaptığım güzellikleri insanlara kabul ettirmem zor oldu. 'Olamaz, engellisin, bu kadar çalışamazsın, arkadaşlarınla aynı kağıdı veremezsin' düşüncesi hakimdi."

"Öğrencilerim hayat kaynağım"

Görev yaptığı okul ile evi arasındaki mesafe uzak olmasına rağmen çok sevdiği öğrencileri için bu durumu önemsemediğini aktaran Gülen, kızından ayrı tutmadığı öğrencileri rahatsızlandığında aileler kadar panik olduğunu vurguladı.

Gülen, öğrencilerini "evlatlarım" diye nitelendirerek "Bir öğrencimiz sınıfta bayıldı. Çok endişelendim, kötü oldum. Çocuklar, 'hocam siz bayılmayın, size su getirelim' dediler. Öğrencilerim benim kuzularım, evlatlarım. Bir anne evladını nasıl düşünür, güzel şeyler aktarmak isterse öğretmen de öğrencilerine güzel şeyler vermek ister" ifadelerini kullandı.

Caner Gülen ise öğrencileri iyi yerlere geldiğinde bütün yorgunluklarının gittiğini belirtti.

Hayatta en güzel şeyin insana yatırım olduğunu vurgulayan Gülen, "Bundan güzel bir şey olamaz. Elimden geldiğince faydalı olmaya çalışıyorum. Öğrencilerimden aldığım enerjiyle hayata daha sıkı tutunmaya çalışıyorum. Öğrencilerimiz bizim için hayat kaynağı, enerji deposu" diye konuştu.

"Bu bize nasıl ders verecek"

Gülen çiftinin öğrencilerinden Hilal Dila Samur, engeli ile ilgilenmedikleri öğretmenlerinin, olağanüstü insanlar olduğunu ve onları örnek aldığını anlattı.

Zeynep Kılınç ise öğretmenleri sınıfa ilk girdiğinde aklından "Bu bize nasıl ders verecek?" düşüncesinin geçtiğini aktardı.

Tereddütlerinin yerini zamanla güvenin aldığını belirten Kılınç, öğretmenlerinin hem ders hem de ahlaki değerler anlamında kendilerine çok katkıları olduğunu dile getirdi.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü yetkilileri ve okul idaresi de Gülen çiftinin başarı ve özverisine dikkati çekti.

ALS hastası öğretmenin meslek aşkı     

Fedakar öğretmenler görev başında

İzmir'in Bergama ilçesinde yaşayan 44 yaşındaki Coşkun Kuzu, yakalandığı Amyotrophic Lateral Sclerosis (ALS) hastalığının ilerlemesine rağmen öğretmenlik mesleğini sürdürüyor.

Çıtahmetbeyler İlköğretim Okulunda müdürlük yapan Kuzu, 4 yıl önce, sinir hücrelerinin bozulması sonucunda kasların zayıflamasına yol açan ALS hastası olduğunu öğrendi. Kesin tedavisi bulunmayan hastalığı nedeniyle zor günler geçiren Kuzu, buna rağmen mesleğine inatla devam etme kararı verdi.

Fedakar öğretmenler görev başında

Coşkun Kuzu, ALS hastası olduğunu öğrendikten sonra psikolojik açıdan zor zamanlar geçirdiğini ancak ALS MNH Derneğinin kendisine büyük moral desteği verdiğini söyledi. Kuzu, "Hastalığa yakalandığımda kendime 'Bu hastalık beni yenemez, bu hastalığın üstesinden geleceğim' dedim. Okul, meslek sevgisi, insan sevgisi, her şeyin üstesinden geliyor. Eve gittiğimde eşim, çocuklarım büyük destekçim oluyor. Okula geldiğimde öğretmen arkadaşlarımdan, öğrencilerimden aynı desteği görüyorum. Böylelikle hastalığım daha az ilerliyor" dedi.

Yaklaşık 20 yıldır öğretmenlik, 10 yıldır da idarecilik görevinde bulunduğunu dile getiren Kuzu, ilk günkü heyecanla okula gitmeyi sürdürdüğünü belirtti.

İşini çok sevdiğini, okulda kendisini mutlu hissettiğini anlatan Kuzu, şunları söyledi:
"Okulda moralim yükseliyor. Okula geldiğim zaman hareket edebiliyor, yürüyor ve konuşabiliyorum. Okul havası bana enerji veriyor. Hastalığımın ilerlemesine rağmen yapabildiğim kadar okula gitmek, görevimi yerine getirmek istiyorum. Görevimi yaparken mesai arkadaşlarım ve Bergama İlçe Milli Eğitim Müdürlüğümüz bana gerekli yardımlarda bulunuyor."

Bitlis'in ‘eğitim melekleri’    

Fedakar öğretmenler görev başında

Bitlis'in Cumhuriyet ve İçgeçit köylerinde görev yapan kadın öğretmenler, tüm zorluklara rağmen öğrencilerini geleceğe hazırlıyor.

Cumhuriyet Köyü İlkokulunda öğretmenlik yapan Hataylı Hasret Yeşilgül ile İçgeçit Köyü İlkokulu öğretmeni Ordulu Nurdan Üstün, her gün kilometrelerce yol katederek günün ilk ışıklarıyla köye ulaşıyor. Öğrencilerini sıcak dersliklerde karşılamak için taşıdıkları odunlarla sobaları yakan fedakar öğretmenler, kendi çocuklarından ve kardeşlerinden ayırt etmedikleri öğrencilere hem anne hem de abla şefkati gösteriyor.

Köy şartlarında zorluklara göğüs gererek öğrencilerine iyi bir gelecek sunmanın gayreti içinde olan genç öğretmenlerin özverisi, köy halkı tarafından da takdirle karşılanıyor.

Bitlis'e 2 yıl önce atanan Yeşilgül, birleştirilmiş sınıfta 16 öğrencisi olan Cumhuriyet Köyü İlkokulunda öğretmenlik yaptığını söyledi. Köye alıştığını ve öğrencilerini çok sevdiğini belirten Yeşilgül, şöyle konuştu:
"Köylülerle de aram çok iyi. Herkesi çok seviyorum. Okulumuzun şartları çok iyi olmasa da öğrencilerim için elimden gelen çabayı gösteriyorum. Sınıfı ve okulu güzelleştirmek için her türlü etkinliği yapıyoruz. Ayrıca il merkezinde oturuyorum. Köye servisle geliş-gidiş yapıyorum. Okulu her sabah açıyorum ve öğrencilerim gelmeden sınıfı ısıtıyorum. Okulu temizliyorum. İlk başta temizliği ben yapıyordum. Şimdiyse sınıfımızı bazen birlikte temizliyoruz."

Her zaman söylendiği gibi öğretmenliğin çok kutsal bir meslek olduğunu bildiren Yeşilgül, bunun sözde olmaması gerektiğini dile getirerek, çocukluğundan beri öğretmen olmayı istediğini anlattı.

Öğrencileri için "Onlar sadece benim öğrencilerim değil, çocuklarımdır" diyen Yeşilgül, "Onları öyle benimsedim. Kendimden ve hayatımdan bir parça oldular" dedi.

Fedakar öğretmenler görev başında

İçgeçit Köyü İlkokulunda görev yapan Üstün ise çocukları sevdiğini ve bu mesleği yapabileceğine inandığı için Bitlis'e geldiğini söyledi.

Öğretmenliğin sabır ve fedakarlık isteyen bir meslek olduğunu dile getiren Üstün, "Her gün okula geldiğimde sobayı yakarak sınıfı ısıtıyorum. Okulun tek öğretmeniyim. Yeri geldiğinde okulun öğretmeni ile hademesi oluyorum" diye konuştu. 

‘Öğretmenler günü’ hediyelerini öğrencilerine dağıttı

Fedakar öğretmenler görev başında

Van’ın Gürpınar İlçesi Dolaylı Mahallesi’ne yeni atanan ve tatilde okulunu eğitime hazırlamak için yaptığı onarım çalışmaları haber olarak yayınlanan öğretmen Yusuf Açar’a yurt içi ve yurt dışı bir çok yerinden yardım geldi. Okulun 9 öğrencisine iyi bir gelecek hazırlamak için çaba gösteren öğretmen Açar, 24 Kasım ‘Öğretmenler Günü’nde hediye almayıp gelen yardımları dağıtarak öğrencilerini sevindirdi.

Van’a 110 kilometre uzaklıktaki Dolaylı Mahallesi İlkokulu’na bu yıl atanan öğretmen Yusuf Açar, harabe olan ve 9 öğrencisi bulunan okulu tatillerde çalışarak eğitim öğretime hazırlayıp öğrencileri ve velilerin takdirini kazandı. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı için verilen tatilde de okulun tadilatı için çalışan öğretmen Açar, haber olunca başta Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı ve Türkiye’nin birçok yerinden destek buldu. Şimdi de öğrencilerinin rahatı için kapı pencereleri onararak sınıfın sobasını yakan öğretmen Açar, eğitim için en uygun ortamı hazırlıyor.

Yardım için sıraya girdiler

Açar, okulda yaptığı onarım çalışmasına ilişkin haberlerin yayınlanması ardından çok sayıda kişinin okul ve öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılamak için yardım seferberliği başlattığını belirten Açar, şöyle dedi:

"Cumhuriyet Bayramı için verilen tatilde evime gitmeyerek okulda tadilat yaptım. Çok olumlu tepkiler aldım. Sayın Bakanımız Nabi Avcı arayarak tebrik etti. Ayrıca Türkiye ve dünyanın bir çok yerinden yardım etmek için aradılar. Bir iş adamı da okulumuzu baştan sona değiştirmek istediğini bana iletti."

Öğretmenler gününde öğrencilere hediye

Yardımseverler tarafından gönderilen ve içerisinde her türlü kırtasiye, tablet bilgisayar, mont, ayakkabı gibi ihtiyaçların bulunduğu yaklaşık 100 kolinin kargoda olduğunu belirten Açar, öğretmenler günü nedeniyle öğrencilerine sürpriz yaptı. Öğrencilerinden hediye almayan Açar, okula ulaşan yardımlardan öğrencilere, kırtasiye malzemesi, giyecek, oyuncak dağıttı. Açar, "Bu öğrencilerin yüzünün gülmesi biz eğitimcilere en büyük hediyedir. Gelen yardımlarla birçok eksiğimiz giderildi. Gönderilen tablet bilgisayarlar var. Onlar gelirse onları da dağıtıp çok iyi bir eğitim yapacağız. Yardımseverlikte Türkiye’nin gerçek yüzü bu" dedi.

 Hayata geçirdiği projelerle ‘yılın öğretmeni’ seçildi     

Fedakar öğretmenler görev başında

Samsun'un Ayvacık ilçesinde anaokulu müdürü Nurten Akkuş, hayata geçirdiği projelerle sosyal medya üzerinden yılın öğretmeni seçildi.

Eğitim Yönetimi Okul Geliştirme Merkezi (EDOG) kurucusu ve yöneticisi Doç. Dr. Mustafa Yavuz, ulusal çapta ‘Sosyal Medyada Yılın Öğretmeni’ anketi düzenledi. Anket sonucunda, önemli projelere imza atan Samsun Ayvacık Anaokulu Müdürü Nurten Akkuş, ‘yılın öğretmeni’ seçildi.

Akkuş, kendisine oy veren herkese teşekkür etti. Yedi yıldır görev yaptığı okulda hayata geçirdiği 15 proje arasından Türkiye genelinde uygulanan projeleri hakkında bilgi veren Akkuş, ilçeye bağlı köylerde maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocuklarının oyuncaklara kavuşturulması için Gençlik ve Spor Bakanlığı ile Oyuncak Kumbarası Sınıf Kardeşliği Projesi'ni hayata geçirdiklerini, yüzlerce çocuğa oyuncak kazandırdıklarını söyledi.

Türkiye'de babaların okul öncesi eğitimine katılımını artırmak için ‘Baba Bana Bir Masal Anlat’ Projesi'nin de Türkiye genelinde birçok okulda uygulanmaya başlandığını anlatan Akkuş, "Bana Bir Gül Ver Projesi'nin de anaokulu öğrencileriyle yaşlılar arasındaki kuşaklar arası bağları kuvvetlendirmeyi amaçladığını söyledi.

Fedakar öğretmenler görev başında

Akkuş şunları söyledi:

"Oyuncak Kumbarası Sınıf Kardeşliği Projesi'yle çocukların oyuncak ihtiyacı karşılandı, Baba Bana Bir Masal Anlat Projesi ile babaların okul öncesi eğitime katılmasını sağladık. Bana Bir Gül Ver Projesi'yle dedeler ve nineler okula gelerek çocuklara masal anlattı. Yılın öğretmeni seçilmek gurur verici.

Yılın öğretmeni seçilmemde Baba Bana Bir Masal Anlat Projesi'nin rolü büyük. Bu projemiz sayesinde babaların okul öncesi eğitime katılmasını sağladık. Bunun yanı sıra Bana Bir Gül Ver Projesi'yle, çocuklar ile dede ve nineler arasında bir kuşak farkı oluşmaya başlamıştı, bu kuşak farkını ortadan kaldırmak için bu projeyi yaptık. Dedeler ve nineler okula gelerek çocuklara masal anlattı. Böylece bu kuşak farklığını ortadan kaldırdık. Bir çok projenin uygulaması devam ediyor, Özellikle, Baba Bana Bir Masal Anlat Projesi bazı üniversiteler tarafından araştırma konusu oldu."

Cumhurbaşkanlığındaki resepsiyona davetli

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde vereceği resepsiyona da davet edilen Akkuş, "Böyle bir gururu yaşamak hem mutluluk hem de onur verici" dedi.

Yüksekova'ya atanan öğretmenler gönüllerde taht kurdular     

Fedakar öğretmenler görev başında

Hakkari'nin Yüksekova ilçesine atanan kadın öğretmenler, kurdukları iletişimle kısa sürede halkın gönlünde taht kurdu.

Akalın köyüne ilk geldiklerinde çiçeklerle karşılanan sınıf öğretmenleri Konyalı Ayşegül Kurt ile Adanalı Emine Bozer, kısa sürede vatandaşların sevgisini kazandı. Görev yaptıkları sürede okuldaki eksikleri gidererek öğrencilerine daha iyi bir eğitim ortamı sağlamak için titizlikle çalışan eğitim meleklerinin çabası köy halkı tarafından takdirle karşılandı.

Çocukları için büyük fedakarlıklar yapan kadın öğretmenlere sahip çıkan köy sakinleri, yabancılık çekmemeleri için öğretmenlerini evlerinde misafir ediyor. Öğretmenleri ağırlamak için adeta birbirleriyle yarışan köylüler, en güzel yemekleri pişirip, ikramda bulunuyor.

Fedakar öğretmenler görev başında

Sınıf öğretmeni Ayşegül Kurt, göreve başladıkları ilk gün köylülerin kendilerini çok güzel karşıladığını anımsattı. Büyük moral ve motivasyonla göreve başladıklarını belirten Kurt, "Görev yaptığımız süre zarfında köylülerle çok güzel iletişim kurduk. Çocuklar için burada olduğumuzun farkındaydılar ve bizi çok hoşgörülü karşıladılar. Aramızda çok güzel bir iletişim var. Burada olduğumuz için çok mutluyuz" dedi. Köy halkının her gün kendilerini evlerinde misafir etmek istediklerini belirten Kurt, köylülerin sofralarında ağırlandıklarını ve bu nedenle çok mutlu olduklarını belirtti.

"Bizi ailelerinden biri olarak görüyorlar. Bu da bizi çok mutlu etti" diyen Kurt, şöyle devam etti:
"Misafir olduğumuz evlerin birinde minik öğrencim annesine, 'Öğretmenim bize gelecek diye sevinçten uyuyamıyorum' demiş. Bunu duyunca çok heyecanlandım. Bir köyde bu kadar önemsenmek çok güzel bir duygu. Mesleğimizin ne kadar kutsal olduğunu bir kez daha öğrenmiş oldum. Burası ilk göz ağrım. Mesleğime burada adım attım ve birçok şeyi burada öğrendim. Buradan gidersem üzüleceğime adım kadar eminim. Buraya kısa süre içinde çok alıştık, köylüleri de çok seviyoruz. Artık buraya köyümüz diyoruz."

Fedakar öğretmenler görev başında

Öğretmen Emine Bozer de güzel karşılamadan sonra kendilerini köyde daha rahat hissettiklerini söyledi. Köyde çok mutlu olduklarını dile getiren Bozer, "Köylüler bize en güzel ikramlarda bulunuyor. Onların bizi böyle sıcak karşılamaları çok hoşumuza gidiyor. Bizler de çok mutlu oluyoruz. Elimizden geldiği kadar onlarla iyi iletişim kurmaya çalışıyoruz. Bu da daha sağlıklı ve verimli ders işlememizi sağlıyor" dedi.

"Öğretmenler gönül rahatlığıyla gelsin"

Tayini çıkıp da Hakkari'ye gelmeyen meslektaşlarına da çağrıda bulunan Bozer, öğretmenlerin gönül rahatlığıyla burada görev yapabileceğini belirtti. Bozer, "Önce belki gelmek istemeyeceklerdir ama buradan ayrılınca da çok üzülecekler. Burada çok güzel bir sevgi ve saygı ortamı var. Kısa sürede alıştım" dedi.

Köylülerden Abdulrahim Sakin de öğretmenlerin çocukları için gösterdiği özveriden mutluluk duyduklarını dile getirdi. Öğretmenlere iyi davranmayı vazife olarak gördüklerini anlatan Sakin, şunları söyledi:
"Sonuçta çocuklarımızın geleceği için buralara geldiler. Onlar büyük fedakarlık gösterip buraya gelmişlerse bizler de onlara kapılarımızı sonuna kadar açacağız. Öğretmenlerimize karşı saygı ve sevgimiz sonsuzdur. Onları evlerimizde misafir etmeyi, vazife olarak görüyoruz. Yeter ki yabancılık yaşamasınlar. Olması gereken de budur. Onların çabalarını takdir ediyor ve en ufak bir sıkıntı yaşamalarını istemiyoruz. Belki öğretmenlerimiz ileride buralardan gidecek ama güzel anılarla ayrılmalarını sağlamak için elimizden geleni yapacağız."

Öğretmen köy okulunun çehresini değiştirdi  

Fedakar öğretmenler görev başında

Diyarbakır'ın Sur ilçesi Kapaklıpınar Köyü İlkokulu'nda öğretmenlik yapan Muhammet Musab Gümüş, başlattığı projeyle okulu modern bir eğitim yuvasına dönüştürdü.

Kapaklıpınar Köyü İlkokulunun hem öğretmeni hem de müdürü olan Gümüş, okulun onarılması amacıyla ‘Kapaklıpınar İlkokulu Gülsün Projesi’ni hayata geçirdi. Proje kapsamında kamu kurum ve kuruluşlarından destek alan Gümüş, okul binasının yenilenmesini sağladı.

Gümüş, il içi tayin ile ilk gün geldiği okulda birçok eksiklikle karşılaştığını söyledi.

Okulun olumsuz koşullarını değiştirmek amacıyla çalışma başlattığını, okulun fotoğraflarını çektiğini anlatan Gümüş, okulun bahçe, tuvalet, boya ve su gibi eksikliklerini tespit ettikten sonra bu ihtiyaçların giderilmesi için ‘Kapaklıpınar İlkokulu Gülsün Projesi’ni hayata geçirdiğini belirtti.

Okulun eksikliklerinin giderilmesi için kamu kurum ve kuruluşlarıyla irtibata geçtiğini dile getiren Gümüş, su ihtiyacının karşılanması için Diyarbakır Su ve Kanalizasyon İdaresi'ne başvurduğunu, okul için bir kuyu açtıklarını, bu sayede su sıkıntısının giderildiğini bildirdi.

Gümüş, şöyle devam etti:
"Aldığımız desteklerle köylülerimizle bahçemize tel örgü çektik. Çocuklarımızın rahatça su içebileceği bir çeşme yaptık. Tuvaletimizi yeniledik. Kış aylarında okul bahçesinde çamurla boğuşan çocukları bu durumdan kurtarmak için başvurduğumuz Sur Belediyesinden kum getirttik. Bahçeyi kumladık. Çöp kutularını bahçeye yerleştirdik. Okul bahçesini çocukların rahatlıkla çöplerini atabileceği, temiz bir ortamda yaşayabileceği bir dünya haline getirdik."

Fedakar öğretmenler görev başında
Sur İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünün desteğiyle okulun hem iç hem de dış boyasını yaptıklarını, yeşeren bir dünyanın olabilmesi için İl Fidan Müdürlüğünden aldıkları 100'e yakın fidanı bahçeye diktiklerini anlatan Gümüş, çocukların yüzünü güldürmek için sosyal medyayı kullanarak, Çarşı ve Umut Atölyesi gibi gruplardan kırtasiye ile giyecek yardımı aldıklarını belirtti.

"Aldığımız maaşı hak etmemiz gerekiyordu"

Eğitim ve öğretimin yalnızca sınıfta yapılan bir olgu olmadığını, bunun hayatın her alanında geçerli olması gerektiğini dile getiren Gümüş, şöyle devam etti:
"Bunları çocuklara aşılamamız, eğitim öğretimin mimarı olan biz öğretmenler bunları yapmamız gerekiyordu. Aldığımız maaşı hak etmemiz lazım. Aslında görevimizi yaptık. Çocuklarımızı ve köylülerimizi güldürdük, kendimiz güldük. Mutluyuz, okulumuz değişti. Temiz, rahat ve güvenli bir ortamda eğitim öğretim görüyoruz."

"Bu mutluluğun yerini hiçbir şey alamaz"

Gümüş, Muş'ta eğitim gördüğü okulda bahçe bulunmadığını, şimdi yaptığı çalışmaların bir kısmının öğrenciyken özlemini çektiği şeyler olduğunu anlattı.

Okul çatısının yenilenmesi, oyun parkı, bilgisayar odası ve kütüphane gibi eksikliklerinin bulunduğunu belirten Gümüş, bunlar için de girişimlerinin olduğunu söyledi.

Fedakar öğretmenler görev başında
"Yaptığı çalışmalar bizi çok sevindirdi"

Köylülerden Abdulkadir Koçak da eskiden okullarının fiziki durumunun çok kötü olduğunu belirterek, öğretmen Gümüş'ün yaptığı çalışmalarla okulun çehresini değiştirdiğini söyledi. Yapılan çalışmalardan duyduğu memnuniyeti dile getiren Koçak, "Öğretmenin yaptığı çalışmalar bizi çok sevindirdi, biz de yardımcı olduk. Bizim çocuklarımız için çalışıyor" dedi.

Erdoğan Öz ise Gümüş'ün köye geldiğinde okulun mevcut şartlarında eğitimin yapılamayacağını söylediğini ve kendilerinden yardım istediğini dile getirerek, "Biz de elimizden geldiği kadar yardımcı olmaya çalıştık. Sağ olsun bize öncü oldu" diye konuştu.

"Bize oyun parkı yapılmasını istiyoruz"

Öğrencilerden 4’üncü sınıfa giden Helin Öz, daha önce okullun bahçesinin çamurlu olması nedeniyle oyun oynayamadıklarını, çamurlu ayakkabılarla girince de okulun kirlendiğini belirterek, öğretmenlerinin yaptığı çalışmalarla okulun koşullarının çok değiştiğini anlattı. "Bizim bir oyun parkımız yok. Bize oyun parkı yapılmasını istiyoruz" diyen Öz, Sur Kaymakamı ve İlçe Milli Eğitim Müdürüne kendilerine yaptıkları yardımlardan ötürü teşekkür etti.

Öğrencilerden Önder Koçak da kütüphane ve bilgisayar ihtiyaçlarının olduğunu anlatarak, kitap talebinde bulundu.

Dedesinin öğretmenlik yaptığı okula öğretmen oldu

Fedakar öğretmenler görev başında

Bitlis'in Ovakışla köyüne atanan Göksü Bayar, 70 yıl önce dedesinin öğretmenlik yaptığı ilkokulda çocukları geleceğe hazırlamanın mutluluğunu yaşıyor.

Mesleğinin başında dedesinin ilk görev yerinde çalışmayı tercih eden Bayar, köy okulunda öğrencilere eğitim veriyor. Bayar, tercihinde en önemli sebebin dedesinin bu okulda öğretmenlik yapması olduğunu söyledi.

Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Çayeli Eğitim Fakültesi sınıf öğretmenliği bölümünden bu yıl mezun olduğunu anlatan Bayar, şöyle konuştu:
"Ahlat'ın Ovakışla beldesindeki Ovakışla İlkokuluna atandım. Tercihimi yaparken, özellikle Ovakışla İlkokulunu istedim. Bu okulu seçmemdeki en büyük etken, dedem rahmetli Hüseyin Deveci oldu. Dedem 1945 yılında Ovakışla İlkokulunun ilk öğretmeni olarak atanmış. Onun için burayı tercih ettim. Dedem burayı ve bu okulu bize sürekli anlatırdı. Zaten öğretmenliğe olan ilgim dedemle başladı. Dedemin bu yöndeki özendirmeleri öğretmenliği tercih etmeme neden oldu."

Fedakar öğretmenler görev başında

Kız öğrenciler ağırlıkta

İyi puan almasına rağmen, dedesinin öğretmenlik yaptığı yerde görev yapmak istediğini belirten Bayar, bu okulda görev yaptığı için mutlu olduğunu söyledi. "Dedemin başlattığı işe ben devam ediyorum" diyen Bayar, "22 öğrencim var. Kız öğrenciler ağırlıkta. Aileler rahatlıkla kızları okula gönderiyor. Bu çok güzel. Öğrencilerimden öğretmen olmak isteyen çok var. Aslında ilk yılım olduğu için biraz zorlanıyorum. Çocuklar da okula alışmaya çalışıyor" diye konuştu.

Topluma yararlı bireyler yetiştirmek istediğini anlatan Bayar, her öğrenciyi alanında iyi yetişmek istediğini ve bunun için gayret gösterdiğini belirtti.

Halit öğretmen gayretiyle köylülerin gönlünde taht kurdu     

Fedakar öğretmenler görev başında

Ağrı'nın dağ köyündeki ilkokulda 5 yıldır görev yapan öğretmen Halit Üre, sosyal medya aracılığıyla ulaştığı hayırseverlerin desteğiyle okulunun ve zor koşullarda okumaya çalışan öğrencilerinin ihtiyaçlarını gideriyor.

Kent merkezine 26 kilometre mesafedeki Dönerdere köyünün ilkokulunda görevli sınıf öğretmeni Üre, öğrencilerinin ve yöre halkının her türlü sorunuyla yakından ilgilenerek köy sakinlerinin gönlünde adeta taht kurdu. Göreve başladığında öğrencilerinin yokluk içinde olduklarını, okulun da birçok ihtiyacı bulunduğunu gören Üre, bu ihtiyaçları diğer öğretmen arkadaşlarıyla maaşlarından karşılamaya çalıştı, sonra da sosyal medya üzerinden gönderdiği mesajlarla hayırseverlere ulaştı.

Üre, hayırseverlerin desteğiyle hem öğrencilerinin ihtiyaçlarını karşıladı hem de çevre köy okullarına yardım ulaştırdı.

Fedakar öğretmenler görev başında

Birkaç iş adamıyla başlayan kampanya çığ topu gibi büyüdü

Öğretmen Halit Üre, Dönerdere Köyü İlkokulu'na 5 yıl önce atandığını, ilk geldiğinde çeşitli zorluklarla karşılaştığını söyledi. Dağ köyündeki ailelerin ekonomik imkanlarının çok kısıtlı olduğunu belirten Üre, şöyle konuştu:
"Öğrencilere diğer öğretmen arkadaşlarımızla kalem ve defter almaya başladık. Daha sonra sosyal medya aracılığıyla iş adamlarına mail atmaya başladık. Hayırsever iş adamlarının başlangıçta birkaçı döndü. Bunlar bize düzenli olarak kırtasiye yardımı yapmaya başladılar. Burada öğrencilere dağıtırken bunları fotoğraflayarak, teşekkür pankartları yazdık. İnsanlar bunları görünce daha çok yardım yaptı. Sadece bir hayırsever bize 17 bilgisayar yolladı. Fazla gelen malzemeleri çevre köylere de dağıttık. Yaklaşık 5 köyün birinci sınıf öğretmenlerine bilgisayar verdik."

Üre, bölgede kış şartlarının çok ağır olduğunu, ekonomik imkansızlıklar nedeniyle kışlık giysilerin de öğrencilerin en temel ihtiyaçları arasında yer aldığını dile getirerek, "Buranın soğuğu biraz farklı, biraz daha sert oluyor. Sıcaklık zaman zaman sıfırın altında 30-40'lara kadar düşebiliyor. Sağ olsunlar, hayırseverler sadece okulumuzun öğrencisine değil, köyde yaşayan küçük çocuklara dahi kışlık giysi yolladı" dedi.

Fedakar öğretmenler görev başında

Köy halkı öğretmenlerini bırakmak istemiyor

Dönerdere Köyü Muhtarı Nesim Koçyiğit de 5 yıldır köylerinde görev yapan Üre'den çok memnun olduklarını ve birlikte kardeş gibi yaşadıklarını belirtti. Öğretmenlerinin, çocukların ve okulun tüm ihtiyaçlarını giderdiğini anlatan Koçyiğit, "Çocuklarımız ellerinde malzemelerle eve geliyor, 'Kim verdi' dediğimizde, 'Hocamız verdi' diyorlar. Hocamız bize her konuda çok yardımcı oluyor, sadece çocuklarımızın değil, tüm köy halkının da sıkıntılarıyla ilgileniyor. Hocamızı bırakmak istemiyoruz" diye konuştu.

‘Çalıkuşları’ Hakkarili çocukların umudu oldu     

Fedakar öğretmenler görev başında

Hakkari'nin Çukurca ilçesinde görev yapan iki kadın öğretmen, sosyal medya üzerinden açtığı kampanya ile ihtiyaç sahibi öğrenciler için kışlık giysi temin etti.

Irak sınırındaki Gündeş köyü Güzel Dere mezrasının Çağdaş Yaşam İlkokulunda sınıf öğretmeni olarak görev yapan Beyza Kirazoğlu ve Fatma Türk, öğrencilerini hem eğitiyor hem de diğer ihtiyaçlarını karşılamak için büyük özveri gösteriyor.

‘Çalıkuşu’ öğretmenler, ihtiyaç sahibi öğrencilerinin bot, mont, kazak, atkı, bere ve eldiven eksiğini sosyal medya aracılığıyla ulaştıkları özel okul ve hayırseverler aracılığıyla karşıladı.

Gaziantepli sınıf öğretmeni Beyza Kirazoğlu, köye gelmeden önce çok ağladığını ve görevine ön yargılarla başladığını anlattı.

Fedakar öğretmenler görev başında

"Doğunun iyi kalbini ancak yüreğiyle bakanlar görebilir"

Eğitimin önemini belirten Kirazoğlu, duygularını şu sözlerle anlattı:
"Bu yıl atandım. Buraya ön yargılarımla gelmiştim ama hiç de öyle olmadığını gördüm. Atama yazısını gördüğümde çok ağlamıştım. Buraya geleceğim için ailem de çok üzülmüştü. Geldikten sonra buraların medyaya yansıtıldığı gibi olmadığını gördüm. Buradan giderken daha çok ağlayacağımı düşünüyorum. Doğunun iyi kalbini ancak yüreğiyle bakanlar görebilir. Ülkeyi yüceltmenin tek yolu eğitimdir."

Kirazoğlu, öğrencilerin ihtiyaçları için özel okul ve hayırseverlere ulaşmaya çalıştıklarını dile getirerek "Bize yardım gönderen herkese çok teşekkür ediyoruz. Buradan çocukların mutluluğunu ve sevinçlerin gönderiyoruz. Onlara iyi kalplerine ve duyarlıkları için çok teşekkür ediyoruz" diye konuştu. 

Korkarak geldiler mutlulukla görev yapıyorlar     

Fedakar öğretmenler görev başında

Reşat Nuri Güntekin'in ‘Çalıkuşu’ romanının kahramanı Feride gibi Anadolu'nun ücra köşelerinde eğitim hizmeti veren öğretmenler, hem çocukların eğitimden yoksun kalmaması için hem de karşılaştıkları sorunların çözümü için özveriyle görev yapıyor.

Ağrı'nın en ücra köylerindeki çocuklar, fedakar öğretmenlerle eğitimden yoksun kalmadan geleceğe hazırlanabiliyor.

Şehir merkezine 20 kilometre uzaklıktaki Kalender köyünde görev yapan Çankırılı Aslı Kapukıran ve Samsunlu Meral Tokgöz de Anadolu'nun dört bir köşesinde görev yapan fedakar ‘Çalıkuşu’ öğretmenleri arasında yer alıyor.

Ağrı kent merkezinde yaşayan her gün kilometrelerce yol katederek sabah erkenden okula gelen Kapukıran ve Tokgöz, öğrencilerini başarılı bireyler olarak yetiştirmek için büyük çaba sarf ediyor.

Fedakar öğretmenler görev başında

"Buraya atandığım için mutluyum"

Kapukıran, köye geçen yıl atandığını ve ilk başta yaşadığı uyum sorununun ortadan kalktığını belirtti. Ataması ilk yapıldığında ister istemez tedirgin olduğunu dile getiren Kapukıran, şunları söyledi:
"Memleketimizden uzakta bir yer. Haliyle korktuk. 'Nasıl yapacağız, nerede kalacağız, kimlerle tanışacağız. Öğrencilerimiz ile köy halkı nasıl olacak' diye tereddüt ettik ama şu anda hiç bir sıkıntımız yok. Kendi kültürümüzden çok farklı ama alıştık, beklediğimizden çok iyi. Tereddütle geldik ama şu anda çok mutluyuz."

Kapukıran, köy halkının kendilerine çok iyi davrandığını belirterek, "Köylüler çok misafirperver, iyiler. Çok yardımlarını çok gördük, görüyoruz da. Buraya atandığım için çok mutluyum" dedi.

Fedakar öğretmenler görev başında

"Sevdiğiniz işi yapınca zor gelmiyor"

Anasınıfı öğretmeni Meral Tokgöz de geçen yıl şubat ayında göreve başladığını ve ailesinin ataması yapıldığında tedirgin olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:
"Atandığımda ailem doğunun soğuk olması ve bölgede yaşananlardan dolayı tedirgin oldu ama geldim ve gördüm ki, halk o kadar iyi, yardımsever ki, koşa koşa geliyorlar halimizi hatırımızı sormaya. Kapıları her zaman bize açık. Velilerimiz, köy halkı ve öğrencilerimiz çok iyi. Öğretmenlik mesleğini severek yapıyorum. Sevdiğiniz işi yapınca alışıyoruz her şeye. Öğrencilerle birlikte etkinlikler yapıyoruz. Velilerimiz de bize yardımcı oluyorlar. Onlar bir şeyler öğrendikçe biz mutlu oluyoruz çünkü onlar çiçek gibi, nasıl çiçeğin suya ve toprağa ihtiyacı varsa öğrencilerin de biz öğretmenlere ihtiyaçları vardır. Memleketimizden uzakta bir yerde olmamıza rağmen sevdiğimiz mesleği yapınca bize zor gelmiyor. İnşallah uzun süre kalıp görevimizi en iyi şekilde yaparız."

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle