Çocuklarda bilim merakla başlar

Güncelleme Tarihi:

Çocuklarda bilim merakla başlar
Oluşturulma Tarihi: Ekim 10, 2022 10:39

Okul öncesi dönem, çocukların çok hızlı bir değişim, gelişim ve zihinsel yapılanma gösterdiği bir süreçtir. Bu süreçte çocukların gelişimi, bütün duyularıyla doğaya hassas dokunuşlar gerektirir. Nesnelere dokundukça çocuğun duyuları gelişir ve her yeni dokunuşta aynı nesneden daha çok şey algılamaya başlar. Bu algılar çoğaldıkça, çocuklar için doğa ve yaşam daha anlamlı olur.

Haberin Devamı

Bütünü ve ilişkileri görmeye başlayan çocuklar, doğadaki örüntüleri fark etmeye, daha çok soru sormaya ve neden sonuç ilişkileri kurmaya çalışır. Sorgulama ve gözlemlerle, nesneler ve olgular arasında kurulan her yeni bağlantı bir keşiftir çocuk için. Dokunarak doğaya bağlanan çocuklarda keşfetmek bir tutkudur. Her çocuğun doğaya özgün bir dokunuşu vardır. Bu farklılıkları yakalamak ve geliştirmek, çocukların gelecekteki yaratıcılıklarının da anahtarıdır. 

Çocuklarla yapılan her etkinlik, etkinliğe eşlik eden sorgulama, duyu deneyimleri ve elde edilen verilerle çıkarım, belirli bir doğrulukta bir sonraki adımın öncülüdür. Bir kap su içinde farklı nesnelerle batma yüzme oyunu oynayan çocuğun keşfettiği yasa ile üst düzey teknoloji kullanılarak yapılmış, dünyanın en büyük gemisini yüzdüren yasa aynı doğa yasasıdır. Elbette her aşamada yasanın özel durumlara ve özel koşullara uygulaması farklı olabilir. Ancak evrensel olarak temeli aynı. Bu bağlam erken yaşlardan itibaren bilim yapmamızın ana gerekçelerinden biridir. Olgular değişmez, hepimiz için aynıdır ve aynı evrensel yasalarla işler. Erken yaşlardan itibaren adım adım olguları fark etmek, yeterince duyu verisi toplamak, ölçme ve akıl yürütme süreçleriyle bu verileri anlamlandırmak, bilimsel yöntemi kullanarak doğayı anlamanın en güzel yollarından biridir. Burada temkinli olunacak nokta, süreçleri çok fazla yapılandırmanın verimi azaltacağıdır. Özellikle ihtiyatsız ellerde gösteriş ve reklam için yapılan etkinliklerde çocuklar için beklenilen yarar, zarara dönüşebilir. En güzel değerlendirme; çocukların neşeyle katılımları, sorgulama becerilerinin sürekliliği ve keşiflerinde aldığı hazzın yansımalarıdır. Bunlar olmadığında, süreçte yolunda gitmeyen bir şeyler vardır ve durumu gözden geçirmekte yarar vardır.

Haberin Devamı

ÖZEL PROBLEMLERE DERİN UZMANLIK
Bilim yapmak ister çocuk olsun ister araştırmacı olsun, yöntemsel olarak gözlem ve çıkarım temelinde çalışır. Çocuklarla bilim yaparken farklılığımız ise olguların içerisinde yer alan değişkenlerin sınırlılığı ve kullandığımız araçların sadeliğidir. Yöntem, uzmanlık arttıkça çok değişiklik göstermezken, olguların içerisinde yer alan değişkenlerin sayısı gittikçe karmaşıklaşır. Bu genellikle çok özel problemlere özgü olarak derin uzmanlık alanlarına yönelişi gerektirir. Bizim burada ele alacağımız kısım hikayenin başlangıcı olacaktır.

Haberin Devamı

TEMEL YAŞAM BECERİLERİ 
Erken yaşlarda çocuklarda bilim uğraşısı, genel anlamda çocukların kendilerinin de içinde var olduğu doğayı ve yaşamı doğru algılamalarına ve anlamalarına yöntemsel olarak destek olur. Doğal sorgulama biçimleriyle, bütün duyularını kullanarak, önyargısız bir şekilde doğayı algılayabilen çocukların, duyusal ve zihinsel gelişimi, okul öncesinden itibaren sistemli bilim eğitimi etkinlikleriyle desteklenmesinin gerekliliği, eğitim araştırmaları sonuçlarıyla fikir birliği sağlanmış bir alandır. Temel yaşam becerilerini tamamlamış ve sorgulama becerilerine sahip çocukların, 5 (beş) yaşından itibaren esnek yapılandırılmış sistemli bilim etkinlikleriyle buluşturulması önemlidir. Sistemli etkinliklerden kastedilen çocuğun zihinsel ve beceri gelişimiyle uyumlu, öğrenme süreçlerine aktif katılıma izin veren bir pedagoji ile çevrelenmiş, düzenli ve zengin bir içerikle sunulmuş olmasıdır. Çoğu zaman yalın ölçü; oyun oynar gibi katılımcı, oyun içindeki gibi neşeli, oyundan öğrendiği kadar anlamlı ve kalıcı öğrenmeye destek bir modeldir.

ÖĞRENMENİN İLK BASAMAĞI MERAK
Çocuklarla bilim yapmada aile ve öğretmen, çocuğun sorgulama yoluyla öğrenme süreçlerine katılımında temel yol göstericidir. Öğrenmenin ilk basamağı meraktır. Bu merakı destekleyen en önemli unsur; çocuğu şaşırtacak otantik bir olguyla karşılaştırmaktır. Otantiklik, gerçeğin ilgi çekici bir şekilde sunulmasının özel bir yoludur. Mıknatısın demiri çekmesi çok olağan bir durumken, mıknatısın meyveleri itmesi pek olağan değildir. Buradaki otantik durum mıknatısın meyveleri itmesidir (TÜBİTAK Bilim Genç Dergisi: Sebzeler ve Meyveler Mıknatısı Sever mi? Etkinliği). Gerçeğin parçası olan bu durum mıknatıslık olgusuyla açıklanabilir olmasına rağmen herkes tarafından doğrudan görülemez. Bu şekilde tasarlanmış öğrenme durumları çocukların ilgisini daha çok çeker ve sürece bağlanırlar. Benzer durumu başka örneklerde de görebiliriz. Yağmur sırası veya hemen sonrasında ortaya çıkan gökkuşağı olgusu daha olağan bir durumken, hafif karanlık bir sınıf ortamında yapay bir gökkuşağı (TÜBİTAK Bilim Genç Dergisi: Yapay Gökkusağı Etkinliği) karşılaşmak pek olağan değildir. Sınıfta oluşan ve şaşkınlıktan gözlerini alamayan çocuklar için gökkuşağı üzerine tasarlayacağınız her etkinlik otantiktir. Bu şekilde olguyla ilgili sorgulama konusu olan her şey çocuğun merakını ve dolayısıyla bilme istemini perçinler. Bu durumlarda doğa yasasını keşfetmek, çocuk için olağanlıktan çıkar ve tutku haline dönüşür. Otantik etkinliklerle çocukları bir sorma bilme oyunu içerisine çekmek önemlidir ve pedagojik olarak değerlidir. Gerçekliğin şaşırtıcı bir kısmıyla kurgulanan öğrenme etkinliği, çocukların merakını tetikler, merakta, ancak sorgulama temelli bir kurguyla yönetildiğinde bilgi ve beceriye dönüşür. Çocuklar özgün sorular sorarak tahminler gözlemler yaparlar, kanıtlar toplar, kanıtlar üzerinden öğretmeni ve arkadaşlarıyla bilimsel tartışmalar yaparlar. Farklı fikirlerden ortak çıkarımlar yaparak sorularına cevap bulurlar ve bilgilerini yapılandırırlar. Çalışmalar sırasında çocuklar istedikleri zaman fikirlerini söyleyebilir ve istedikleri soruyu sorabilirler. Öğretmenin görevi; öğrenme yolculuğuna rehberlik etmek, merakı, motivasyonu ve bilmeye duyduğu heyecanıyla çocuklara örnek olmak. Okul öncesi çocukların okuma, yazma bilmiyor olmaları hiçbir şekilde bilim yapmalarına engel değil, hatta duyuları etkin kullanma açısından daha iyidir diyebiliriz. Çocuklar çizim becerileri ve yaratıcı konuşmalarla düşüncelerini ifade eder. Denemeler öncesi ve sonrası gözlemlerini çizim yaparak görselleştirir. Çocukların fikirleriyle ve çizimleriyle sergilenen çalışmalar, aynı olgu üzerinden gözlemlerin çeşitliliğini ve farklı fikirlerle ortaya koyulan yaratıcılıkları gözler önüne serer.

Haberin Devamı


YERLEŞMİŞ KALIPLARI SORGULAMAK
Çocuklarla bilim eğitiminin önemine ve bu konuda gösterilen olağanüstü çabalara en güzel örneklerden biri 1996 yılında Fransa’da uygulanmaya başlayan “La main à la pâte (eller hamurda)” projesidir. Fransız Bilimler Akademisi üyesi üç fizikçi Georges Charpak (1992 Nobel Fizik Ödülü), Yves Quéré ve Pierre Léna’nın öncü fikirleriyle başlayan, Üniversiteler, Milli Eğitim Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları ve ilgili tüm eğitim paydaşlarının katılımıyla tüm ülkede yaygınlaşmış proje, özellikle çocuklar ve halkın gözünde yüksek itibar kazandı. Fransızca’da iyi bilinen bir deyim olan ve uygulamalı pedagoji anlamına gelen “La main à la pâte (Lamap)” projesinde; tüm çabaların kaynağı, çocukların (5-12 yaşlarında) çevrelerindeki dünyaya merak ve ilgi duymalarını sağlamak. Bu kapsamda yürütülen projede uygulamalar şu adımlarla ilerler. “Öğretmen otantik bir olgu karşısında çocuklara soru sormakta ve çocukların kendi hipotezlerini geliştirmelerini istemektedir. En basit hipotez bile değerli olarak kabul edilmektedir. Bir sonraki aşama araştırmadır. Bu genellikle dört veya beş çocuğun küçük bir grup içinde çalışmasını kapsamaktadır. Çocuklar hangisinin en iyi hipotez olduğuna karar vermekte ve kendilerine yöneltilen soruyu yanıtlamaktadır. Dersin sonunda çocuklar, ders boyunca yaşadıkları pratik ve düşünsel serüvenlerini kendi kelimelerini kullanarak bilim defterlerine not etmektedir. Bu alıştırmanın, çocuğun hayal dünyasını ve gözlemleme becerilerini ne kadar geliştirdiğini anlamak hiç zor değildir.” (Lamap Projesi). Çocuklar; kanıta dayalı akıl yürütme kavramını anlamaya başladıklarında, başkaları tarafından ifade edilen veya kendi önyargılarına yerleşmiş kalıplaşmış hükümleri sorgulamayı öğrenir. Böylece bilim yapmanın ve bilimsel yöntemi kullanmanın günlük yaşamlarındaki farkındalığını edinmeye başlarlar (Lena ve Quéré, 2011).  
Lamap projesi pilot çalışmaları sırasında birçok öğretmen, bilimsel deneyimleri hakkında konuşup yazan çocukların dil hâkimiyetlerindeki gelişmeyi fark etmişler. Söyledikleri ve yazdıkları şeyler arasında mantıksal sıralama eşleşmesi olması ihtiyacı (deneysel protokol) ve sınırlandırılmış düşünce (akıl yürütmenin gerçekler tarafından kısıtlanması), çocukları dili doğru bir şekilde kullanmaya zorlar. Düşünce, yazma becerisiyle yapılanır. Fransa Eğitim Bakanlığı’nın, Lamap projesini ulusal düzeyde uygulamaya karar vermesinin önemli nedenlerinden biri, programın çocukların dil becerilerini oluşturmalarına yardımcı olması.

Haberin Devamı


DOĞAL SORGULAMA VE ÖNYARGISIZ GÖZLEM
Erken yaşlarda çocuğun merakla çevreyi gözlemlemesi ve algıladıkları üzerine sorgulamalarının başladığı yer çoğu zaman aileleriyle birlikte geçirdiği verimli zamanlarda gizlidir. Çocukların doğumundan itibaren yanı başında olan aileler, bazen çocuk için sınırlı imkan ve donanımla akla gelebilecek birçok şeyi yaparken, bazen de daha zengin imkan ve donanımla çocuğun merakı ve öğrenmesini desteklemeyi bilemeyebilir. Burada en önemli denge unsuru bütün etkinlikleri olağan yaşam rutinleriyle birleştirmek. Yemek hazırlarken, spor yaparken, evdeki olağan bir işle ilgili bir konu içinde çocukla konuşmak, merakını beslemek, sorular sormak veya onun soruları üzerinde konuşmak; dil gelişimi ve dilin mantıklı bir dizge içinde kullanımını destekler. Bunun dışında evde çiçeklerin düzenli olarak büyümesinin izlenmesi, Güneş’in Ay’ın doğduğu battığı yerlerin günlük olarak gözlemlenmesi, bulutların renginin gün içerisinde değişimi, bitkilerin yaprakların ışığa bağlı olarak yönelimi gibi olgular karşısında öncelikle ilgi oluşturacak bir sorgulama, daha sonra gözlem yapacak fırsatların verilmesi ve kısmi olarak yönlendirilmesi çok değerli. Çocukların doğal sorgulama ve önyargısız gözlem becerileri, çocukların etrafındaki olgulara ilgisiz kalmamasının en önemli itici güçleridir. Eğer aile bunun farkında olur ve bu bağlamda çocuklarını desteklerse olağan olarak var olan bilme dürtüsünü daha da geliştirir. Burada ezber ve doğrudan öğretmeye yönelik faaliyetlerden uzak durmakta yarar vardır. Çünkü bu yöntemler çocuğun sorgulama yoluyla öğrenme doğasına uygun değildir. Eğer bu yapı bozulursa çocuk sorgulayarak bilmeyi, duyuların etkin gücünü kullanmayı, kendi girişimleriyle öğrenme süreçlerini yönetmeyi, keşfetmeyi ve nihayetinde özgürlüklerini yeterince geliştirmeyi beceremez.

Haberin Devamı

Çocuklarla yürütülen bilim eğitimi projeleriyle elde edilen tüm deneyimler ve kanıtlar; olabildiğince erken yaşlarda, oyunsal bir temelde, aktif katılıma izin veren, çocukların merak ve ilgilerini destekleyen, doğal sorgulama ve önyargısız gözlem becerilerinin sürdürülebilirliğini sağlayan, dil, okuma, yazma, sayma becerilerini destekleyen bir tasarıma ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Tasarımın sorgulama ve araştırma temelli olması ise vazgeçilmezdir. Özellikle çocukların kendi bilgilerini yapılandırmaları, arkadaşlarıyla işbirliği içinde öğrenmeleri ve öğrendiği bilgiyi yeri geldiğinde kullanmaları, demokratik değerleri benimsemiş bir toplum için temeldir. 

Kaynaklar
1. Fransız Milli Eğitim ve Gençlik Bakanlığı, İlkokul Bilim ve Teknoloji Programı (2002). https://www.education.gouv.fr/bo/boannexes/2002/hs1/hs1.pdf
2. La main à la pate (Lamap) Projesi: https://fondation-lamap.org/
3. Lena, P. ve Quéré, Y. (2011). Georges Charpak ve Bilim Eğitimi (1924-2010). TÜBA Günce Dergisi, 42, 5-16. 
4. Yürümezoğlu, K. (2015). Sebzeler ve Meyveler Mıknatısı Sever mi? TÜBİTAK Bilim Genç Dergisi. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/sebzeler-ve-meyveler-miknatisi-sever-mi
5. Yürümezoğlu, K. (2015). Yapay Gökkuşağı. TÜBİTAK Bilim Genç Dergisi. https://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/yapay-gokkusagi

PROF. DR. KEMAL YÜRÜMEZOĞLU KİMDİR?
Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Özel Eğitimi Bölümü Özel Yetenekliler Eğitimi Anabilim Dalında Profesör. Lisans Eğitimini 1994 yılında Uludağ Üniversitesi Necatibey Eğitim Fakültesi Fizik Eğitimi bölümünden ve ilk Yüksek Lisans derecesini 1997 yılında Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Fizik Eğitimi alanında aldı. Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı Bursu Lisansüstü Eğitim için Fransa’ya gitti ve 2000 yılında Paris Diderot (Paris7) Üniversitesi’nden Fizik ve Kimya Teknik ve Bilimleri Öğretimi alanında ikinci Yüksek Lisans derecesini aldı. 2004 yılında ise Strasbourg I (Université Louis Pasteur) Üniversitesi’nden Eğitim Bilimleri alanında doktora derecesini aldı. 2005-2010 yılları arasında Muğla Üniversitesi’nde Araştırma Görevlisi ve Öğretim Üyesi olarak çalıştı. Araştırma alanları kavramsal fizik fen eğitimi, üstün yeteneklilerde program geliştirme, araştırma, sorgulama temelli bilimsel eğitimi ve STEM/STEAM eğitimi üzerine. Yenilenen ilköğretim programları kapsamında MEB, TÜBİTAK iş birliğinde ilköğretim 3, 4, 6 ve 7’inci sınıf Fen Bilimleri kitaplarının hazırlanmasında görev aldı. 2011-2014 yılları arasında Avrupa Birliği 7’inci Çerçeve Programı tarafından desteklenen Pri-Sci-Net Projesi’nde Türkiye ortağı olarak yer almış ve ilköğretim fen bilimleri öğretmenlerine yönelik çok sayıda öğretmen eğitimi gerçekleştirdi. Sorgulama temelli bilim eğitimine yönelik proje deneyimleri ve ürünleri yardımıyla okul öncesi çocuklara yönelik Mind&Science adlı sorgulama temelli bir bilim eğitimi programı geliştirdi. Okul öncesi çocuklara yönelik olarak Türkiye’de ilklerden olan bu sorgulama temelli program, 8 yıldan bu yana başarılı bir şekilde birçok okula ilham vermeye devam etmekte. Bunun yanında multidisipliner bir çalışma grubu ile bilim ve sanat entegrasyonunda üstün özel yetenekli öğrencilere yönelik STEAM temelli etkinlikler ve programlar üzerine çalışmalar yürütmektedir. Son olarak 2018-2019 yılları arasında Türkiye’nin ilk Üstün Özel Yetenekliler Programının geliştirilmesinde Fen Bilimleri (İlk ve Ortaokul Fen Bilimleri, Lise Fizik, Kimya ve Biyoloji Ders Programları) koordinatörü olarak görev aldı.

BAKMADAN GEÇME!