Merhaba
Hürriyet Facebook deneyiminden yararlanmak için Facebook ile giriş yapın.
Hürriyet'i Takip Et
Hürriyet'i Takip Et!
Hürriyet Facebook
Hürriyet Twitter

Çocuğa koyduğunuz kurallarda net ve tutarlı olun

Nuran ÇAKMAKÇI
18 Şubat 2013
    Çocuğa koyduğunuz kurallarda net ve tutarlı olun

    Yazı dizimizin bugünkü bölümünde, anne-babaların en zorlandıkları alanlardan biri olan, çocuklar üzerinde otorite kurmak var...

    Uzmanlar, ne olursa olsun çocuk yetiştirirken en önemli konunun konulacak kurallar konusunda net ve tutarlı olmak gerektiğini belirtiyorlar. En önemlisi de öncelikle anne babanın kendi aralarında anlaşıp ortak tavır almaları.

    Çocuk yetiştirirken anne ve babaların en zorlandıkları alanlardan birisi. uygun bir şekilde otorite kurma ve bunu devam ettirmedir. Nasıl kural koyulacak? Ne derece sertleşilecek? Ceza mı verilecek yoksa ödüllendirme ile mi istekler yaptırılacak? Bu sorulara çoğu zaman el yordamıyla çözüm bulunur. Uzmanlar, ne olursa olsun çocuk yetiştirirken en önemli konunun koyulacak kurallar konusunda net ve tutarlı olmak gerektiğini belirtiyorlar. En önemlisi de öncelikle anne-babanın kendi arasında anlaşıp, ortak tavır almaları.

    Çocuklara kaç yaşından itibaren kural koyulabilir? Yaş büyüdükçe nasıl bir tutum izlenmelidir?

    DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Merve Soysal Başa ile çocuklara kural koyma konusunu konuştuk:

    Ne bağırın ne yalvarın

    Kurallar bebeklikten itibaren mi başlamalı?

    -Bebeklik dönemi, en küçük aylardan itibaren hem dünyayı algılama hem de aileyi tanımayla başlar. Bebeğin yaptığı davranışlara aldığı tepkiler onun neden-sonuç ilişkisi kurmasını sağlar. Örneğin, her prize yaklaştığında “Hayır” ile uyarılan bebek zamanla oraya yönelmeyi bırakır. Bu sebeple, yapması istenilen hareketler sergilediğinde gülümsemek, olumlu sözlerle desteklemek veya ona beden hareketleriyle onaylandığını hissettirmek onun bu davranışlara devam etmesini sağlayacaktır. Tam tersi bir durumda da, tutarlı bir şekilde “Hayır yapmıyorsun” denmelidir.

    Ses tonu ve ülsup nasıl olmalı?

    -Ne bağırarak ne de yalvaran şekilde olmalı, aksine sakin ama net olduğumuzu ifade etmeliyiz. Neden yapmaması gerektiği çocuğun yaşına uygun kısa ve öz cümlelerle açıklanırsa anlamlı bir bütün oluşturulmuş olunur.

    Sonuca katlanmalı

    Büyüyünce iş zorlaşıyor?

    -Yatma-kalkma saatleri, birlikte masada yemek, yemek yerken televizyonu kapatmak, kirlileri sepete atmak, ödevleri ertelemeden yapmak gibi çeşitli beklentiler içine girilebilir. Bunlar yapılırken ebeveynler çocuğa model olmalı. Yine istenilen davranışlar sergilendiğinde abartıya kaçmadan sözel olarak ödüllendirmek pekiştirici olabilir. Örneğin, ödevlerini zamanında bitiren bir çocuğa 20 dakika ekstra bilgisayar oynama zamanı verilebilir.

    Ya kurallara uymuyorsa?

    -Sakin kalarak davranışlarının sonuçlarını yaşatılmalı. Örneğin, ödevlerini yatma saatinde hatırlamayı alışkanlık haline getirmiş bir çocuğa aile daha önce defalarca uyarıda bulunmuş ama sonuç alamamışsa, ödevini yaptırmadan okula göndermek ve öğretmeni ile kendisinin muhatap olmasını sağlamak sonraki süreçler için yararlı olabilir.

    Ergenlik döneminde otorite nasıl kurulmalıdır?

    -Bebeklikten itibaren çocuğumuzla kurduğumuz ilişki biçimi ergenlik dönemi için bir yatırım olarak görülmeli. Bu dönemde her ne kadar büyüdüklerini ve kendi kararlarını alabildiklerini savunsalar da aile tarafından bazı sınırlar konulmasına ihtiyaç duyarlar. Fakat, izinleri veya sınırlamaları belirlerken anne ve babanın onun yaşındayken sahip olduğu haklar veya çevredeki akranları baz alınmaktan ziyade içinde bulunduğu yaşı, onun gelişim düzeyini ve aile yapınızın önemi göz önünde bulundurulmalıdır.

    Ahh bu afacanlar akşamları uyumaz sabah kalkamazlar

    Saat kurarak uyanmalı

    Her çocuğa göre değişse de, ilkokulun ilk 3 yılında sınıfta aile tarafından uyandırılırken 4’üncü  sınıftan itibaren çocuk saat kurarak kendisi kalkabilir. Kahvaltıyı evde ediyorsa ona birisi yardımcı olabilir. Çocuğun gelişim durumuna ve yeteneklerine göre değişiklik gösterse de ortaokula kadar uyanma ve kahvaltı hazırlama konusunda yardım alma durumu devam edebilir.

    Çocukların küçük yaşlardan itibaren uyuma ve uyanma saati birçok aile için büyük sorun. Çünkü büyüme hormonlarının salgılandığı gece saatlerinde REM (Rapid Eye Movement-Hızlı Göz Hareketi) uykusuna geçmiş olmaları gelişimlerine büyük oranda katkı sağlar. Birçok bilimsel çalışma, REM uykusu sırasında ortaya çıkan beyin aktivitesinin, özellikle çocukluk çağında beyinin gelişimine önemli katkılar yaptığını gösteriyor. Ayrıca iyi uyuyan çocuğun bağışıklık sisteminin güçlendiği ve sağlıklı şekilde büyüdüğü uzmanlarca vurgulanıyor. Yapılan araştırmalar, uykusuzluğun çocuk ve gençlerin gün içindeki bilişsel performansını, dikkat sistemlerini ve öğrenme becerilerini olumsuz derecede etkilediğini de destekliyor.

    Bazı evlerde akşam olduğunda çocuklar kendiliğinden yataklarına giderken bazılarında durum tam bir kaosa dönüşür. Bu durumdaki ailelerde, akşam yemeğinden sonra çocukların fiziksel enerjisini harcamasını sağlayacak oyunlar ve aktiviteler, geçirilen vakti kaliteli hale getirir.

    Oda ısısı ve ışığına dikkat

    Ayrıca bu, çocuğun uyku öncesi enerjisini boşaltmasına da yardımcı olabilir. Uyku saatine yakın süreçte de hikâye okuma veya dinlenme, hamurdan şekiller yapma gibi çocuğun yaşına ve ilgi alanına uygun sakin ve rahat aktivitelere yönelmek en iyisi. Diş fırçalama, pijama giyme gibi, aynı sırada ritüeller izlenerek uykuya hazırlık evresi uyku saatinden en az 30 dakika önce oluşturulabilir ve daha sonra uykuya geçilebilir.

    Ödevlerin yatış saatine kalmadan bitirilmesi, çocuğun hem fiziksel hem de duygusal olarak rahatlamış olması, odanın ısı ve ışığının uygun olması, uykudan hemen önce gerginlik veya korku yaratmayacak bir hikâye okunması, biraz sohbet, onun rahat uykuya dalmasını sağlayabilir. Sabah uyanma saati, okula giden çocuklarda rahat hazırlanabileceği bir süre düşünülerek belirlenmeli. Okul çantasını akşamdan hazırlamak en iyisi. Serbest kıyafetli bir okulsa, akşamdan giysiler belirlenmeli. Bazı çocuklar da zor uyanır veya ayılır, bu tip çocukları gece mutlaka zamanında yatırmak, yeterli miktarda ve kaliteli uyku uyumasını sağlamak, müzik gibi hoşuna gidecek bir yolla uyandırmak da iyi alternatifler olabilir. 

    SORDUNUZ UZMANLAR CEVAPLADI

    Kızım 12 yaşında. O kadar uğraşmamıza rağmen internetten uygun olmayan görüntü ve resimlere engel olamadık. Sizce bunu nasıl atlatabiliriz?

    -Onunla bu konuyu açık ve dürüst bir şekilde konuşmalısınız, çünkü aksi taktirde yasaklar konuyu daha da çekici ve heyecan verici hale dönüştürecektir.

    9 Yaşındaki oğlum henüz cinsellik konusunda tek bir soru dahi sormadı, bu konuda endişelenmeli miyim?

    -Önemli nokta şu ki sadece sormuyor mu yoksa hiç mi merak etmiyor? Eğer akranlarına soruyorsa yanlış bilgiler edinmesi ihtimali doğar. Siz, oğlunuzun soru sormasını beklemeden hem onun neler bildiğini sormalı hem de doğru bilgileri paylaşmaya başlamalısınız.

    3,5 yaşında bir erkek çocuk babasıyım. Çocuğumla çıplak bir şekilde duş almak ona fayda mı sağlar, yoksa psikolojisi bundan kötü etkilenir mi?

    -Onunla duş alırken çıplak olmamanız gerekir, çünkü bu aynı zamanda çocuğa bedenin mahremiyetiyle ilgili de önemli bir mesaj verir. Çocuğunuza bedeninin bazı bölgelerinin sadece kendine ait olduğunu, kimseye açmak, göstermek, elletmek zorunda olmadığını öğretmenin yoludur.

    4’üncü sınıftaki ikiz oğullarım derslerini hep benimle çalışıyor.Kendi kendilerine ödev yapınca başarı oranları hemen düşüyor. Ne yapacağım?

    -Bu konuda önceliğinizi belirlemelisiniz. Sırf başarıları düşmesin diye onları çalıştırmaya devam ederseniz kendi kendilerine çalışmayı öğrenmelerini geciktirir hatta engellersiniz. Bir süre başarı düşüklüğünü göze alarak onlara sorumluluk vermeniz faydalı olur. Ders çalışma yöntemleri konusunda bir uzmandan destek alabilir, ikisinin de kendilerine uygun ders çalışma yöntemini belirlemesine yardımcı olabilirsiniz. Böylece ileriye yönelik daha önemli bir yatırım yapmış olursunuz.

    3.5 yaşındaki kızım bir yıldan uzun bir süredir koltuk kenarları gibi alanları tercih ederek devamlı olarak sürtünüyor. Bu normali mi ve en önemlisi geçici mi?

    -Mastürbasyon çocuklarda olağan karşıladığımız durumlardan biridir. Genellikle cinselliği keşfin ilk adımı olarak da tanımlanır ve çoğunlukla geçicidir. Görmezden gelme yöntemi ve mümkün olduğunca ilgisini başka tarafa yöneltme denenebilir. Sizin durumunuzda ise bir yılı aşkın bir süreden bahsedildiği için mutlaka bir uzmandan yardım almanız faydalı olur.

    Kızım 4’üncü sınıfa gidiyor. Öğretmeni sınıfta zaman zaman dikkatinin dağıldığını ve bunun sıklıkla olduğunu söylüyor. Evde ödevlerini yapma konusunda çoğunlukla sorumluluklarını yerine getirmiyor. Zamanını ve dikkatini başka konulara yönelterek aşırı zaman kaybediyor. Ne yapmalıyız?

    -Doğru bir yola girmişsiniz ve çocuk psikiyatristinin yönlendirmeleri de benzer şikayet alanlarında yol haritamızı belirleyen en temel adımlardır. Öncelikle bu sürece devam etmeniz faydalı olur. Yaptığınız konuşmalar eyleme dönüşemiyorsa yani sözlerinizle davranışlarınız arasındaki tutarlılıkta bozulmalar oluyorsa kızınızın istediğiniz davranışı göstermesi zorlaşır.

    Evladınız ne zorba ne süt çocuğu olsun


    Evladınız ne zorba ne süt çocuğu olsun arkadaşına yürürken çelme takıp küçük düşürüyor, sıkıştırıyorsa, çocuğunuzun zorba olma ihtimali var.


    Aniden okul başarısı düşüyor, içekapanıyorsa, gün geçtiktçe pasifleşiyorsa, bir zorbalığa maruz kalmış olabilir. Zorba ya da mağdur, çocuğunuzun mutlaka desteğe ihtiyacı var. Ama aman dikkat, fazla korumacı aile yapısında büyüyen, şiddete uğrayan çocuklar her ikisinin de mağduru olabilir. Çocukların kişiliklerini bile etkileyecek bu davranışlara maruz kalmaması için, DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Cemre Soysal’ın ailelere uyarıları şöyle:

    Akran zorbalığı veya akran istismarı, bir çocuğun okulda yaşayabileceği en olumsuz deneyimlerdendir. Akran zorbalığı çeşitli şekillerde kendini gösterebilir. Fiziksel, duygusal ve sosyal zorbalık olabilir. Fiziksel zorbalık kişinin bedenine ya da sahip olduğu bir mala zarar vermektir. İtmek, eşyalarına zarar vermek, çelme takmak, tehdit etmek şeklinde olabilir. Her boyuttaki zorbalık azdan başlar, mağdurun cevap verememesi durumdan cesaretle şiddeti artar. Özellikle lise çağında, haraç kesme veya kabadayılık davranışları da gözlenebilir. Duygusal zorbalıkta ise, özgüven ve kendilik değeri hedef alınır. Zorbalığın üçüncü boyutu ise sosyal olandır. Mağdur öğrenciyi küçük düşürme, istenmeyen ilan etme veya hakkında dedikodu çıkartma sosyal zorbalığa girer. Bir çocuğun zorbalığı yapan mı maruz kalan mı olduğunun anlaşılabilmesi için, bu tablonun hangi tarafında kaldığına dikkat edilmesi gerekir. Her iki halde de çocuğun desteğe ihtiyacı olduğu unutulmamalıdır. 

    Zorba mı mağdur mu nasıl anlarız? 

    - Zorbalığı yapan çocuklar, başka bir öğrenciyi fiziksel, duygusal veya sosyal açıdan sürekli şekilde istismar eder. Güçlerini kötüye kullanıp, mağdur çocuğa zarar verir, en kötüsü bundan pişman da olmazlar. Akranlarına saldırgan davranışlar gösterir ve empati kurmakta zorlanırlar. Fiziksel üstünlüğe de sahiplerse, zorbalık şiddeti artabilir. 

    Ya mağdurlar? 

    - Akran zorbalığına maruz kalan, diğer bir deyişle mağdur öğrenciler ise daha sessiz, hassas ve pasiftirler. Zorbalığa karşılık vermek yerine, geri çekilirler. Bu da zorbalığın artmasına neden olan bir faktördür. Böylece kısır döngüye girilir. Mağdurlar daha içe kapanıktır. Başarıları düşüktür. Çoğunlukla olumsuz düşünme eğilimlidirler ve değişim anlamında yeteri kadar güçlü hissetmezler. Adeta bir öğrenilmiş çaresizlik yaşayarak durumu kabullenmiş görünürler. Kendilerini daha güçlü hissetmelerine yardımcı olabilecek yakın arkadaşlık kurmakta da zorluk çekerler. 

    Okulu istemiyorsa mağdur olabilir

    Mağdur çocuklar bu konuda konuşmakta zorlanır. Çocuğunuz okula gitmek istemiyor ve bunun nedenini bir türlü ondan öğrenemiyorsanız, akranlarıyla bir sorun yaşadığından şüphelenin. Fazla korumacı aile yapısında büyüyen çocuklar kendilerini korumayı öğrenmekte gecikir. Bunu fark eden diğer çocuklar “süt çocuğu” gibi alaycı sözlerle duygusal yıpratmaya gidebilirler. Çocuğunuzu korurken güvenini zedeleyecek aşırılıklardan kaçının. Mağdur çocuğun desteğe ihtiyaç duyduğu bir diğer konu, özgüvenlerini geliştirecek etkinlikler içinde olmaktır. Kendi adına karar vermesini sağlayacak ufak sorumluluklar, evde alınacak kararlarda fikrini almakla destekler verebilirsiniz. Ayrıca arkadaş edinebilmesi için okul sonrası 2-3 kişilik grup etkinliklerine katılmasına da yardımcı olabilirsiniz. Akranlarının zorba davranışlarına maruz kaldığını söyleyen çocuğu ciddiye alın. Bu zor konuyu dile getirdiğinde ebeveyn “sen yanlış anlamışsındır” gibi bir yaklaşımda bulunursa, çocuğun yalnızlık ve çaresizlik hissi daha da derinleşir ve git gide “bana yardım edilemez” noktasına gidebilir. 

    Aileler ne yapmalı?

    Çocuğunuz hangi grupta olursa olsun, bir an önce yardıma ihtiyacı var demektir. Zorbaysa, yetişkinlik yıllarında suça eğilim gösterir. Mutlaka müdahale edin. Zorbalığı etkileyen en belirgin nedenlerden biri, çocuğun da evinde saldırgan davranışlar ve şiddet görmesidir. Çocuk, kendisine vuran ebeveyne karşılık veremediği için, karşılık verebileceği/üstünde güç uygulayabileceği birinde şiddete başvurur. Zorbalığın diğer nedeni de çocuğun duygusal anlamda yeterli sevgi ve ilgiyi alamamasıdır. Küçük yaşlardan itibaren çocukların ihtiyaçlarını önemseyin, duygusal dünyalarını destekleyin. Evde belirgin sınırlar koyun, zorbalık sergileyen çocuk bu davranışlarının sonuçlarını yaşamalı.

    SORDUNUZ UZMANLAR CEVAPLADI 

    - Kızım ortaokul 3’te. Okulda müdür yardımcısı stajyer bir öğrenciye tacizde bulunmuş. Kızım biber gazı taşımak istediğini söyledi. Belli ki korkmuş. Nasıl davranmalıyım?

    Böyle fiziksel şiddet içeren bir yoldan önce, güven duyduğu insanlarla olması, yalnız başına tenha yerlerde bulunmaması ile ilgili onu uyarabilirsiniz. En önemlisi de, ailesine güvenebileceğini ve onu rahatsız edecek en ufak bir olayı/konuyu paylaşabileceğini bilmesidir. 

    - Oğlum 6 yaşına yeni girdi ve birinci sınıfa başladı. Bir erkek arkadaşıyla öpüştüğünü söyledi. Ben ve eşim bu konuda örnek olabilecek davranışlarda bulunmuyoruz. Bize yardımcı olmanızı isterim.

    Çocuklar ailelerinden, tv-internet gibi kaynaklarda gördüklerinden veya duyduklarından etkilenerek bu tarz davranışlar gösterebiliyor. Nedeni çoğunlukla merak oluyor. Önerim, olayı büyütmemeniz. Gerek hem cins gerekse karşı cins ile böyle bir davranışın onun yaşı için uygun olmadığını anlatabilirsiniz. Vücudumuzun bize ait ve özel olduğunu, kimsenin ona bakmasına ve dokunmasına izin vermememiz gerektiğini, aynı şekilde onun da kimseyi rahatsız edecek şekilde davranmaması gerektiğini belirtebilirsiniz. 

    - 10 yaşında 3’üncü sınıfa giden oğlum ödevini hep geçiştiriyor. Ne önerirsiniz?

    Bu son zamanlarda oluşmuş bir durumsa, evde ya da çevrenizde yaşadığı, onu sıkacak ya da üzebilecek vb. bir durum oldu mu? Bir takım duygusal problemler ders çalışma düzenini olumsuz etkiliyor olabilir. Eğer bu uzun zamandır süregelen bir sorun ise, bu durum dikkat eksikliği ya da öğrenme güçlüğü gibi bir bozukluğun belirtisi olabilir. Bu durumda bir takım değerlendirmelerle tanı netleştirilip ona göre bir tedavi ve çalışma programı izlenebilir. 

    - Öfke kontrolünü nasıl sağlarız?

    Çocuklara tutarlı ve sürekli ilgi ve sevgi göstermek, bağımsız ve yeterli olmalarına, becerilerini göstermelerine fırsat vermek ve desteklemek, olumsuz duygu, davranış ile tepki vermemek, vurmamak, küfür, hakaret, tehdit ile yaklaşmamak, öfkeli davranışlar sergilemediğinde ona ilgi göstermek ve övmek, öfke nöbeti geçirmeye başladığında özel ilgi göstermemek. Öncesinde neyle meşgulsek o işe devam etmek, çocuğa net bir şekilde öfkeli davranışlarına son vermesi gerektiğini söylemek, öfkeli durumu daha da artmadan dikkatini dağıtmaya veya başka bir alana yönlendirmeye çalışmak, sorunlarını birlikte tartışmak. Şiddete başvurma ve başvurmama durumlarının sonuçlarını tartışmak, spor aktivitelerine yönlendirmek, empati geliştirmesini sağlamak, televizyon, film ve bilgisayar oyunlarını sınırlamak işe yarar. 

    - Okulda oldukca başarılı olan öğrencimiz evde ders yaparken çok sıkılıyor ve 1 sayfalık işlemi okulda beş dakikada yaparken evde bir saate yayıyor. Tavsiyeniz nedir?

    Ödevini kısa sürede yaptığında ödüllendirebilirsiniz. Bu ödüller, “Aferin, teşekkür ederim” gibi yaklaşımlar ya da tanınacak hak (tv, bilgisayar, arkadaşıyla buluşma, oyun oynama, sevdiği bir yiyeceği almak) şeklinde olabilir. 

    - Lise 1 erkek öğrenci velisiyim. Geçen sene kalmasına rağmen okuma isteği yok. Psikologa götürdük hiçbir sıkıntı yok. Sürekli olarak okul kırmaya eğimli. Ne yapmayalım da okulu sevdirmeliyim, sokakla ve zararlı arkadaşlarla bağlantısını nasıl kesebilirim? Sigara içiyor onu öğrendik.

    Vereceğiniz destek becerilerini tespit etmek, hedef oluşturmak, hedefe ulaşmak için yapılması gerekenler konusunda onu harekete geçirmek olmalıdır. Eleştiren, yargılayıcı yaklaşımlar oğlunuzu kabul gördüğü, kendini iyi hissettiren ortamlara yöneltebilir. Bu nedenle, evde de sorumluluklar vermek, takdir etmek, çalıştığı, okula gittiği zamanları övmek, desteklemek yardımcı olabilir.

     Anne ben dünyaya nasıl geldim

    “Anne ben nasıl oldum?” sorusunu sormayan çocuk yok gibidir. Çocukların cinsel gelişim sürecinde aileler çoğu zaman ne yapacağını bilmez, paniğe kapılır. En iyisi sakin bir şekilde çocuğu doğru bilgilendirip, bu sürece hazırlıklı olmaktır.

     Çocukta utanma duygusunun üstesinden gelebilmek, sorduğu soruları ayıplamamak için ailelerin izleyeceği yol konusunda DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Aslı Kızıltoprak Tuna cinsellikle ilgili sorularımızı yanıtladı:

     - Çocuk cinselliği ilk ne zaman fark eder?

    Çocuğun cinselliği doğduğu andan itibaren başlayan bir süreç. Her çocuğun kendini keşfetme şekli ve zamanı farklıdır. Parmaklarını, ellerini, ayaklarını keşfettiği gibi cinsel organını da daha bebeklik döneminde, 6 aylıktan itibaren keşfedebilir. Bedenine dokunmaktan hoşlanır.

    - İlk mastürbasyon ne zaman olur?

    Mastürbasyon her çocukta görülmeyebilir. 8’inci aydan, 5-6 yaş dönemine kadar cinsel organa karşı ilgi olabilir, sonrasında genellikle ilgi kaybolur ve ergenlikle beraber geri döner. Cinsel organ genellikle tesadüfen keşfedilir. Bundan keyif aldığını fark ettiğinde ise çeşitli yollarla bu davranışı yineler ve alışkanlık haline dönüştürebilir. Ailenin bu davranış karşısında vereceği tepki önemlidir. Kızmak, cinselliği utanç verici bir durum gibi göstermek sağlıklı bir çözüm olmayacaktır. Genelde çocuğun dikkatini farklı bir yöne çekmek, birlikte oynamak bu davranışı kesmesini sağlayacaktır. Ancak çocuk mastürbasyonu her zaman her yerde yapıyor ya da yapmak istiyorsa, sebebi araştırmalıdır. Çocuğa sosyal ortamlarda bunu yapmaması gerektiği öğretilmelidir. 

     3 yaşta karşı cinsi anlar

    - Karşı cinsle kendini nasıl ayırt eder?

    Çocuk kendi ve karşı cinsin bedeni arasındaki farklılıkları 3 yaş civarında fark etmeye, merak duymaya ve sormaya başlar. Bu dönemde cinsiyetlerine ait rolleri anne babalarına bakarak öğrenir, onları taklit etmeye ve özdeşim kurmaya başlarlar.

    - Çocuklara hangi yaşta neyi, nasıl, ne kadar anlatmalı?

    Çocuklar diğer çocuklardan, yazılı ve görsel basından, internetten cinsellikle ilgili pek çok şeyi doğru ya da yanlış öğrenebiliyor. Bu nedenle ailenin kişisel ve kültürel değer yargılarını da göz önünde bulundurarak çocuğun sorunlarına zamanında, içten, dürüst, kısa ve detaylara girmeden yanıt vermesi önemlidir. Çocukların çok ilginç ve şaşırtıcı soruları olabilir. Böyle durumlarda basit, çocuğun anlayabileceği ve öğrenmek istediği kadarını açıklamak yeterli. Sorulara ayıp, günah gibi aşırı tepki göstermemek gerekir. 3 yaşından küçük çocukların cinsel organlarla ilgili soruları resim çizerek anlatılabilir, vücudun bazı bölümlerinin özel olduğu açıklanabilir.

    - Nasıl dünyaya geldiğini sorduğunda ne yapmalı?

    Genital organlarla ilgili sorulara, “Kızların penisi olmaz, vajinası olur”, “Erkeklerinki dışarıda, kızlarınki içeridedir”, “Annenin memesi var çünkü oradan bebeği emziriyor, besliyor”, “Kız ve erkeklerin farklı cinsel organları var, bu nedenle farklı şekilde çiş yapıyorlar”, “Sen büyüdüğünde vücudunun da tüm bölümleri büyüyecek ve babana (annene) benzeyeceksin” vb. denilebilir. 5-6 yaşından itibaren “Bebek nasıl olur?” gibi sorular gelebilir. Bu soruyu yanıtlarken, öncelikle, “Bir kadın ve bir erkek birbirlerini çok sevdiklerinde..” diye başlanabilir. Annenin bedeninde yumurtası, babanın da tohumları olduğu, bu yumurta ve tohum birleştiğinde bebeğin oluştuğu ve annenin karnında büyüdüğü gibi basit ve doğru bir açıklama yapılabilir. Çocuğa, onu leyleklerin getirdiği söylenirse ve çocuk bunun doğru olmadığını farklı kaynaklardan öğrenirse, ailesinin ona yalan söylediğini düşünecek ve onlara karşı olan güvenini kaybedecektir. 

    6 yaşından sonra detaya girin

    - Soruları artıyorsa ne yapmalı?

    6 yaşından büyük çocuklara hamilelik, doğum, cinsellikle ilgili daha detaylı bilgi verilebilir. Ailelerin sıkılmadan, içten cevap vermesi önemlidir. Bu anlamda özellikle anne ve babanın yanıtlarının benzer olması, önceden hazırlıklı olunması çocuktaki kafa karışıklığını azaltacaktır.

    Anne baba ayrı mı birlikte mi anlatmalı?

    Aslında cinsellik konusunda kız çocukların anne, erkek çocukların da baba ile daha iyi ve rahat bir iletişim kurduğu gözlenir. Annenin yetersiz kalabileceği durumlarda baba devreye girmekten kaçınmamalı. Anne ve baba çocuğun soracağı sorulara önceden hazırlıklı ve nasıl cevap verecekleri konusunda hemfikir olmalı.

    - Okulda cinsel içerikli şakalar yapıyorsa ne yapmalı?

    Çocuklar bu davranışları çoğunlukla görerek, bir başkasını model alarak öğrenebiliyor. Çoğu zaman, cinsel içerikli şakayı, yanlış bir davranış biçimi olduğunu bilmeden yapıyor. Herkesin vücudunun kendine ait, özel olduğunu açıklamak ve bu nedenle kimseye (bu anlamda) dokunmamak ve kendisine dokunulmasına da izin vermemek gerektiğini anlatmak gerekir. Davranışsal ve sözel içerikli bu tutumların şaka olmadığını belirtmek, gülmek ve eğlenmek için farklı oyun alternatiflerini birlikte üretmek yardımcı olabilir.

    - Cinsel dürtüler ne zaman artar?

    Okul öncesi dönemde cinsel dürtülerdeki yoğunluk okul dönemiyle beraber azalmaya başlar. Çocuk ilgilisini derslere, okuldaki etkinliklere ve hemcinsi çocuklarla oynamaya verir. Ergenlikle birlikte büyüme hızlı bir şekilde devam ederken, bedendeki ve hormonlardaki değişimle birlikte cinsel dürtüler, karşı cinse ilgi artar. Bu dönemde cinsellikle ilgili daha fazla bilgilendirilmeye ihtiyacı vardır. 

    Erken ergenlik olabilir

    Ergenlik dönemi 11-12 yaşlarında başlayıp 20’li yaşların başlarında sona eren bedensel, bilişsel ve toplumsal olgunlaşma dönemidir. Erken ergenlik, obezitenin artması, sağlıksız beslenme, hormon içeren gıdaların tüketimi, hormon ilaçları vb. nedeni ile, bu dönemin normalden erken başlamasıdır. Böyle bir durumda, hızlı boy uzaması, kızlarda erken meme büyümesi, erken regl görülebilir. Fiziksel anlamda yaşıtlarından farklı gözüken bu çocuklar duygusal ve sosyal anlamda da olumsuzluklar yaşayabilirler. Bu nedenle erken ergenliğin mutlaka tedavi edilmesi gerekir. Aksi takdirde bu çocuklar kaygı, depresyon gibi bir takım psikolojik sorunlar yaşayabilir ve özgüvenlerini kaybedebilirler. 

    İlk regli anlatın

    Ergenlikte birlikte her iki cinsiyette de cinsel organlarda değişim ve kıllanma gözlenir. Kızlarda göğüslerde, erkeklerde ise seste değişim yaşanır. Aile çocuğunu bunlarla ilgili önceden bilgilendirmeli, bunun doğal belirtiler olduğu ve herkesin bu süreçten geçtiği aktarılmalıdır. Utangaç olabilecekleri bu dönemde onları dinlemek, empati kurmak sağlıklı gelişimleri açısından önemlidir. Aileye saçma bile gelse, duyguları ile asla alay edilmemelidir. İlk regl yaklaşık 12 yaş civarında görülebilir. Kız çocuğun bu durum karşısındaki tutumu, onun bunu ne kadar anladığına oldukça bağlıdır. Bu dönemde özelikle anneler, kızlarını duruma hazırlamalıdır. 

    SORDUNUZ UZMANLAR CEVAPLADI

    Kızım öleceğimi düşünüp ağlıyor

    - Lise 1’deyim. Çok mutsuzum ve kendime güvenim yok. İçimde hep bir tedirginlik var. Notlarım kötü değil. Ne yapabilirim?

    Kendine olan güvenin, kendinle ilgili negatif düşüncelerden dolayı azalabilir. Kişisel özelliklerini, yapısal donanımını, çalışma yeterliliğini, başkalarıyla kendini kıyaslamanı, önceki deneyimlerini, çevreden beklentilerin sende yarattığı etkiyle oluşan bu negatif düşüncelerin yerine olumluları koyman sana yardımcı olabilir. Kişisel ve yapısal özelliklerini kabul ederek, yeterliliklerini görerek, kıyaslamalar yapmayarak, çevrenin beklentilerini düzenleyerek, önceki deneyimlerinden sonuç çıkarıp bu konuda önlem alarak, gerçekçi hedefler koyarak güvenini geliştirebilirsin.

    - Kızım 6 yaşında okula başladı. Ders yapma sorunumuz yok. Ben 42 yaşındayım. Kızım sürekli beni çok özlediğini söylüyor. 42 yaşında yaşlı olduğum için öleceğimden korkuyor. 2-3 güne bir gözleri sulanıyor. Bu durumun okulla mı ilgisi var?

    Ölmeyeceğiniz konusunda teminat vermek onun için inandırıcı değil. Her canlının bir yaşam süresi var ve bunun ne zaman ve nasıl olacağını bilmiyoruz. Bu nedenle “Şu anda senin yanındayım ve seninle olmak istiyorum” demek daha doğru olur. Kaygı gelecek ile endişeleri anlatır. “Ya kazanamazsam, ya ölürse, ya rezil olursam vs.” mantığı vardır. Bu durumda o anda olana odaklanmak işe yarar.

     - 7 yaşındaki kızım okula gitmemek için kendini kusturmayı bile denedi. 3 ay sonra biraz daha alıştı. Ama şimdi de ders çalışmıyor. Sürekli resim yapmak istiyor. Nasıl bir yol izlemeliyim?

    Akademik beceri alanını etkileyen dikkat ve öğrenme sorunları veya duygusal sorunları olabilir. Başarılı olamadığından uzaklaşıyor, başarılı alanına yöneliyor. Gelişmesi gereken alanlarının ve duygusal durumunun bir uzman tarafından değerlendirilmesini öneririm. Ödevini birlikte değil, onun yapmasını sağlayınız, dikkati dağıldığında kısa aralar vermesini sağlayınız. Ödev sonrası için birlikte olacağınız bir aktivite ödülü sununuz.

      

    Bilgisayar oynayabilir miyim anne?

     Bilgisayar başından kalkmayan, cep telefonuna adeta yapışık yaşayan, arkadaşlıklarını sanal ortamda arayan çocuklara aileler nasıl ayak uyduracak? Uzmanlara göre çocuklar internete anne baba gözetiminde ve ödevden sonra girmeli, okulöncesinde oyun kullanımı sınırı 15 dakika, ilkokulda yarım saat olmalı.

     

    Aile içinde eleştirilen, yargılanan çocuk, sanal arkadaşlıklara sığınıp, sorunlarından uzaklaşıp o dünyada var olmak istiyorsa, ailelerin yaklaşımı ne olacak? Dijital çağda ailelere düşen yeni görevler neler? Nereye, ne kadar müdahale etmeli? DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Şeyda Özdalga’ya dijital yaşam ve çocuk aile ilişkilerini sorduk:  

     - Anne-babalar, dijital dünyanın çocuklarına zarar verdiğine yönelik endişelilerse? 

    Bazı anne babalar, çocuklarının teknolojik araçları uygun kullanmamasından endişe duyabilir. Sanal oyunların esiri olan, arkadaşlarıyla bir aradayken birbirleriyle mesajlaşan, bir arada ama ilişki, iletişim kurmadan ellerindeki telefon ve tabletlere dalmış çocuklar, indirdiği videoyu izleyip müziği dinleyen, oyun oynayıp ailesinin yanına gelmeyen odasına kendini kapatan gençler ailelerini kaygılandırıyor.  

     - Çocuklar neredeyse cep telefonu, tablet ve bilgisayarla yapışık yaşıyorlar. Bu konuda neler yapılmalı? 

    Durumun teknoloji bağımlılığı olarak değerlendirilmesinin en önemli kriteri onsuz olamamadır. Teknolojik aletler mi çocuğu yönetiyor, çocuklar mı teknolojik aletleri yönetiyor? Çocuklar üzerindeki olumsuz etkileri neler? Bunlar değerlendirilmeli. Çocuğun davranışları birer sonuçtur. İçe dönük, öfkeli, kaygılı, sorunlu ebeveyni olan ya da çatışmalı aile ortamı içinde bulunan, eleştirilen, yargılanan, kıyaslanan, engellenen, ihmal edilen, kendini başarısız bulan, sosyal sorunları olan çocuk için bilgisayar oyunları, sanal arkadaşlıklar çocuğun sığındığı, sorunlarından uzaklaştığı, kendini yeterli, değerli, başarılı hissettiği bir ortam olabilir. Öncelikle bu yaklaşımların varlığı değerlendirilip düzenlenmeli. 

    Gerçekle sanalı karıştırabilir 

     - Yaş sınırı olmalı mı? 

    Çocuk ve aile ilişkileri yararına kullanımın yaşlara göre sınırlandırılması gerekir. Okul öncesi dönemdeki bir çocuğun bilgisayar, internet veya oyun kullanımı oldukça sınırlı olmalı ve iyi bir şekilde denetlenmelidir. Aksi takdirde gerçek yaşam ile fantezi arasındaki farkı yakalayamadığı için oyunlardaki kahramanların yaptıkları davranışları arkadaşları üzerinde denediğinde, korkular ve kaygılar geliştirebilir. Okul öncesi dönem için bu materyallere ayrılacak zaman ortalama olarak günlük 15 dakikayı aşmamalı ve anne babanın gözetiminde olmalıdır. Bu dönemde, anne ve baba ile oynayacakları kutu oyunları, evcilik, resim yapma, kesme yapıştırma, hikâye dinleme ve anlatma, vs. daha çok vakit ayrılması gereken aktivitelerdir. 

     - İlköğretim çağında? 

    İlköğretim dönemindeki çocuk bilgisayarı keşfetmeyi, becerilerini geliştirmeyi, arkadaşları ile bilgi alışverişinde bulunmayı, yeni oyunları öğrenir. İlkokul birinci sınıf düzeyinde otoriteyi çok fazla sorgulama eğiliminde değildir. O nedenle koyulan kuralları uygulama konusunda ebeveynlerin pek fazla sıkıntı yaşaması beklenmez. Henüz okula başlamış ve dolayısıyla artan sorumluluklarına adaptasyon sürecinde olan, özellikle tam gün okula giden, 6 yaş çocuğunun günlük bilgisayar kullanım süresi 30 dakika olmalıdır. 7-9 yaş arası, bu alana olan ilginin oldukça arttığı bir dönemdir. Genel olarak bu yaşlardaki çocuklar yasaklanan birçok davranışı gerçekleştirme eğiliminde olduğundan ailelerin koydukları kuralları çiğneme eğilimi gösterseler de kontrol edilebilirler. İnternette gezinmeyi, çeşitli oyunlaroynamayı, e-posta gönderip almayı başarabilen bu yaş çocuğunun akademik amaçlar dâhil günlük ortalama bilgisayar kullanımının 1 saati geçmemesi önerilir. 

     Ön ergenlikte ünlüleri araştırırlar 

     - Zararları neler olabilir? 

    Hem akademik, hem sosyal yaşam etkilenebilir. Bu yaşlara kadar cep telefonu ihtiyacı da olmaz zaten. Ön ergenlik dönemindeki 10-13 yaş çocuğu, bilgisayar, internet ve oyun konsolları konusunda oldukça fazla bilgiye sahip olur. Bu alandan her türlü bilgiye sınırsız ulaşım sağlayabileceğinin farkındadır. Arkadaş ilişkileri eskiye oranla önem kazanır. Arkadaşlık kurma siteleri ve özellikle anlık ileti en çok kullanılan araçlardır. Ayrıca, okullar doğru kullanımını teşvik etmek amacı ile internetten bilgi aramaya yönelik çeşitli projeler, ödevler verirler. Dolayısıyla internetin eğitici rolü bu dönemde ön plana çıkmaya başlar. Bunlara ek olarak, bu yaştaki çocuklar bilgisayarı şarkı veya video indirmek, e-posta göndermek ve sevdikleri ünlüler hakkında araştırma yapmak için de kullanırlar. İletişim amaçlı cep telefonu ihtiyacı sınırlı olarak karşılanabilir.  

     - Ya lise? 

    Bu dönem gençleri içinse artık bu temeller üstüne bir yaklaşım yardımcı olur. Bağımsız, kendi kararlarını almak isteyen, egosu güçlenen genç, ailenin bu konudaki koruyucu, kontrol eden, sınırlayan yaklaşımlarını kabul etmez. Dijital aletlerin zararları konusunda bilgi vermek, onun üzerindeki etkileri göstermek işe yarayabilir. Bilgisayar başında kalıp geç yatan genç, sabah kalkmakta sorun yaşayınca, akademik başarısını etkileyince, sosyal ilişkilerinde farklılıklar olunca, hedeflerine doğru gitmelerini engelleyince, aile ilişkileri çatışmaya girince kontrol etme ihtiyacını fark ederler. Cep telefonunun değil ihtiyaç, en son teknoloji ve trendlere göre olması beklentisindedir. Bu konuda ailenin sosyo-ekonomik seviyesine göre karar vermek, koşullarını kabul etmesine de yardımcı olur.

     - Teknolojik aletlerin yarar ve zararları nelerdir? 

    İnternet erişimi, bilgiye ulaşma, araştırma becerilerini geliştirme, globalleşme, aynı zamanda sosyalleşme, bilgi alma ve verme, en hızlı iletişimi sağlama, sunum becerileri açısından birçok yararlar sağlamaktadır. Bireyler blogları ile kendi beceri, bilgi ve görüşlerini sunarak özgüvenlerini geliştirebiliyorlar. Tablet ve bilgisayar oyunları ise her zaman yanlış örnek oluşturacak veya çocuğun gelişimine zarar veren unsurlar içermiyor. Aynı zamanda eğitici, geliştirici ve yaratıcılığı destekleyen birçok özelliği de içinde barındırıyor. Çocukların kazanma ve kaybetme duygusunu deneyimlemelerine izin veriyor. Cep telefonları ise ailelerin çocuklarına ulaşmalarına, güvende hissetmelerine olanak tanıyor. Zararları ise fiziksel, psikolojik ve sosyal alanlarda olabiliyor. İskelet sistemi sorunları, görme ve uyku bozuklukları, radyasyon riski, kilo sorunları, görsel alanın aktif kullanımından dolayı sözel alanın gelişmeyip dikkat eksikliği ve öğrenme sorunları ortaya çıkabilir. Akademik başarı düşebilir, aile ilişkilerinin azlığı ve çatışmalar, sosyal beceri eksikliği ve iletişim sorunları, sanatsal ve sportif faaliyetlerin azalması, bağımlılık, öfke sorunları, kaygı, şiddet ve saldırganlık artabilir. 

     Bu yaşta çok zararlı

     BU tür teknolojik aletler çocuğa sadece bilgi yükler, yaratıcılığını öldürür. 3 yaş öncesi kullanılan aletler onun gelişimini olumsuz etkiler. Uyaran eksikliği dediğimiz sorunlar çıkar. Konuşması gecikir, sesleri algılamada zorluk yaşayabilir. Akıl yürütmede sorun olur. 3 yaş öncesi televizyon karşısında yemek yedirilen, eline dokunmatik tabletleri verilen bir çocuk otistik davranışlara benzeyen sosyal ilişki zorlukları yaşar. Türkiye’de bu sorunlar gittikçe arttı. Anne babalar, bu tür teknolojik aletleri kullananan çocuklarla gurur duyuyor, üstün yetenekli olduğunu zannediyorlar. Oysa o çocuklar daha sonra üç boyutlu mekansal algılarını geliştiremiyorlar. Yazı yazma sorunu ve öğrenme güçlüğü yaşıyorlar. 

    SORDUNUZ UZMANLAR CEVAPLADI

     - Oğlum 13.01.2007 doğumlu bu sene okula başladı. Fakat okulda ve evde sürekli hareket halinde. Çok zeki. Pskiyatri doktoruna 2 defa götürdük. Normal dendi. Ne yapmalıyız? 

    Eğer bir uzman tarafında iki kez değerlendirilip bir sorun saptanmadı ise bir süre beklemeniz de yarar var. Bazı çocukların akademik hayata adapte olmaları için daha fazla vakte ihtiyacı olabiliyor. Ancak hareketlilik devam ederse dikkat alanında bir değerlendirme yaptırabilirsiniz. 

    - Ben öğretmenim. En büyük sorunlardan biri olarak çocukların evde gördükleri şiddet. Bazı babalara neden böyle yaptığını dahi ima etmekten korkuyoruz bizi de döver diye. O çocuklar diğer arkadaşlarına da şiddet uyguluyorlar. Ne yapabiliriz? 

    Aile içi şiddet ileride gelişebilecek patolojilerin nedenleri arasında oldukça önemli bir yerdedir. Mümkünse şiddeti engellemek, engelleyemiyorsak da çocukların bu durumla başa çıkma mekanizmalarını geliştirmek durumundayız. Çocuklar birçok olumsuz durumla karşılaşabilir. Önemli olan bu durumlarda duygularını sağlıklı bir şekilde işlemelerini ve dışavurmalarını sağlamaktır. Siz de öğrencilerinizle duyguları hakkında konuşabilir ve kendilerini eleştrilmeden ifade edebildikleri bir alan yaratarak onlara yardımcı olabilirsiniz.  

    - Buluğ çağındaki çocuklar hırçın, aksi ve ailelerini değil de arkadaşlarını ciddiye alıyor? Çocuğumuzla nasıl iletişime geçebiliriz?  

    Ergenlik bir geçiş dönemidir. Geçiş sürecinde hormonal değişimler, duygusal durumu ve dolaylı olarak akademik yaşamı oldukça fazla etkiler. Çocukla çok fazla çatışmaya girmemeye özen göstermek, birçok ergenin yaşadığı sorunları sadece sizin çocuğunuzda varmış gibi ölüm kalım meselesi haline dönüştürmemek bu süreci ailece daha kolay atlatmanızı sağlayacaktır. Eğer çok erken dönemlerden itibaren sınırlarını sizin belirlediğiniz alan içinde çocuğunuza özgürlük tanımayı başabilirseniz ergenlik döneminde neredeyse hiç sıkıntı yaşamazsınız.

     

    Ödev size değil çocuğa veriliyor

    Dijital çağın çocukları ile ilgili bu yazı dizimizde, ailelerin çocuklarıyla evde ya da okulda en sık karşılaştığı sorunları uzmanlara sorduk, sizin sorularınızı onlara onların yanıtlarını da size aktardık.

    Dizimizin ilk gününün konusu, çocuklar ve ödev... İşte, çocuğunuzun daha verimli, keyifli ödev yapması için, uzmanların önerileri, bilmeniz gerekenler...

    Gelişen teknoloji, değişen eğitim sistemi, sınavlar, çalışan anneler ve babalar çocukların karakterini mi değiştirdi, çalışma şekli mi henüz bilinmiyor. Ama, günümüz çocuklarına birşeyler oldu. Okul çağı denilen 6-12 yaş arasındaki dönemde çocuklar ödev yapmakta, uyumakta veya uyanmakta, arkadaş ilişkilerinde ailelerine kök söktürüyorlar. Dijital çağın çocukları ile ilgili başladığımız bu yazı dizisinde, ailelerin en sık karşılaştığı sorunları, Davranış Bilimleri Enstitüsü uzmanlarına sorduk. Her gün bir konuyu ele aldığımız dizi boyunca, sorularınızı www.hurriyet.com.tr’ye yazıp, yanıtlarını ertesi gün okuyabileceksiniz. Bugünkü konumuz ödev. Ödevi kendisine verilmiş gibi görev sayan, gece yarıları arkadaşlarını arayarak almaya giden, kısacası çocuktan çok yapılmayan ödevi kendisine dert edinen ailelerin bu tutumlarının doğruluğunu tartışacağız. DBE Davranış Bilimleri Enstitüsü’nden Uzman Klinik Psikolog Açelya Şahin Fırat ödevle ilgili sorularımızı yanıtladı: 

     SORUNUZU SORUN CEVAPLAYALIM 

     Sorumluluk çocuğun

     Ödev için neler yapmalı?

     Ödev, okul ile çocuk arasındaki bir süreçtir. Aileler bu süreçteki pozisyonlarını doğru belirlemeli ki çocuğun sorumluluğu oluşsun. Okul öncesinden itibaren çocuğa verilen ilk ev çalışmalarından başlayarak ailenin sadece yol gösterici olunduğu mesajı, onda sorumluluk bilincinin oluşmasına yatırım olur.

    -Aile hangi tutumu izlemeli?

    Çocuklarının okula gitmesi ile ilgili olumlu duygularını onlarla paylaşmalı. Ayrıca okul dönemi içindeki tüm yapılması gerekenlerin çocuğa ait birer sorumluluk olduğu mesajını en baştan vermeli. Böylece çocuğun kafası netleşir. Ödevi çocuğun kendisinden daha çok kendine dert edinen, okulda unutulan ödevi gecenin bir saati okuldan almaya giden, okunması için verilen kitabı kendi okuyan ve sonrasında çocuğa özetini anlatan, kitapla ilgili soruların yanıtlarını çocuğuna dikte eden anne-babanın çocuklarında ödev bilincinin oturması oldukça güçtür. Bu durumda çocuk ödevin kendisine değil, ailesine verilen bir sorumluluk olduğu düşüncesini geliştirir. 

     Yanında olun, ama...

    - Bu durumda ne yapmalı?

    İlk günlerde çocuğu ödev sürecine adapte etmek için yanında oturabilir ve yanında ona müdahale etmeden kitap okuyabilir, ya da onun dikkatini dağıtmadan başka birşeyle oyalanabilirler. Amaç, onun yanında olduğu mesajını vermektir.

    - Birlikte ödev yapmak doğru mu?

    Çocuklar rutinleri sever. Çünkü rutinler belirsizliği azaltır. Kaygıyı yaratan durum ise belirsizlik olduğu için rutinlere bağlı kalmak çocuklar için kaygının olmaması demektir. Bu nedenle, çocukların rutinini belirlerken veya onlarda alışkanlık haline getirebilecekleri bir davranış inşa ederken dikkatli olmalı. Eğer ilk günlerden itibaren ödevlerini birlikte yapmayı önerirseniz çocuk “Ödev anne-baba ile yapılır” inancını geliştirir, cevaplara daha kolay ulaştığı için bu alışkanlığına devam etmek ister. Çocuk evde aileyle çalışırken konuyu neredeyse tamamen kavramış görünür, anne ya da babanın sorduğu sorulara doğru cevap verir, birlikte çözdüğü testlerde başarılı olur. Ancak sınav günü geldiğinde beklenenden daha düşük bir performans gösterebilir. Çoğu zaman bu sınav kaygısı olarak tanımlanır. Aslında temel neden, sınav sırasında evde olduğu gibi çocuğa yönlendirici ve doğru cevabı bulmasına yol gösterici bir kişinin olmamasıdır. Çocuklar ilk günden itibaren ödevlerini tek başlarına yaparsa ve anne-babalar sonrasında kontrol eder, belli yerlerde yaptığı hataları yeniden düşünmesini söyler, en sonunda halen doğru sonuca ulaşamıyorsa direkt olarak cevabı söylemeden konuyu açıklayıp anladığından emin olurlarsa hem ödev amacına ulaşır hem de öğrenme sürecine bir katkı olur. 

    Keyifli ödev formülleri

    Ödevleri çocuk ve ailenin bir araya geldiği saatler olarak düşünün.

    Öğretmenler anne-babayı da araştırmaya katacak ödevler verirse iletişim de keyif de artar.

    Ödevini yaparken sıkılmaması için, kısa süreli aralar vererek çocuğunuzun bir şeyler yiyip içmesine, müzik dinlemesine izin verin.

    Ödevini bitiren çocuğu takdir edin.

    Öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda verilecek bireysel ödevler  çalışmayı keyifli hale getirebilir.

    Öğrencinin kişisel ve sosyal etkinliklere katılmasını engellemeyecek kısa süreli ödevler olumlu tutum geliştirmesine neden olur.

    Yaratıcılıklarını geliştirecek, araştırmaya sevk eden ödevler gelişime katkı sağlar.

    Çalışma ortamını eğlenceli hale getirin.

    Sınav için ne yapmalı

    Çalışma masasında sadece o dersle ilgili materyaller olsun ki dikkati dağılmasın.

    Bir çalışma planı oluşturun (O gün için yapması gerekenleri, bir liste halinde yazmak).

    Her madde için bir süre belirleyin.

    Çalışmanın bitiminde bu zaman tahminde ne kadar başarılı olduğunu değerlendirin.

    Her maddeyi bitirdikten sonra 5 dakika mola verin.

    Molalar arasında televizyon, bilgisayar gibi dikkat çeldirici aktivitelerden uzak durun.

    Sınava çalışılması gerekiyor ise tüm konuları tarayıp eksik noktaları belirleyin ve çalışmaya buralardan başlayın.  

    Her çalışma bitiminde ortaya çıkan sonucun kalite kontrolünü yapın ve son kontrol için ödevi anne-baba ile paylaşın.

    Anne-babadan gelen geribildirimler doğrultusunda ödeve son şeklini verin. 

    Sordunuz uzmanlar yanıtladı

    (NOT: Dizimiz süresince soru ve sorunlarınızı hurriyet.com.tr aracılığıyla bize iletelibilir, uzman yanıtlarını bir sonraki gün sayfalarımızda bulabilirsiniz.)

    5. sınıftaki çocuğumla derse başlamada sorun yaşıyorum. Aarkadaşlarıyla da sorunu var. Kavgacı değil ama anlaşmazlık yaşıyor. Notları da özellikle matematik ve ingilizce çok kötü.

    Öncelikli olarak bu problemlerin ne zaman başladığını, okul başarısını ne derecede etkilediğini, olumlu ve sürekli devam eden birkaç arkadaşlığının olup olmadığını gözden geçirmenizi öneririm. Örneğin okula başladığı ilk günden itibaren akademik sıkıntıları varsa, öğrenme ve dikkatle ilgili bir patoloji olup olmadığının değerlendirilmesi gerekli olabilir. Ancak bu durumlar sonradan gelişti ise yakın zamanda çocuğunuzun adapte olmakta zorlanabileceği bir değişiklik (okul veya ev değişikliği, bir yakını kaybetme, aile bireylerinden birinin rahatsızlanması, öğretmen değişikliği, vs.) olup olmadığını düşünebilirsiniz. Bazen çocuklar uyum sağlayamadıkları durumlarda akademik ve sosyal problemler geliştirebilirler.

    Kızım 5 yaşında. Bu yıl birinci sınıfa başladı. Ders yapmama konusunda aşırı inatçı. Kesinlikle zorlamadan yazmıyor, ikinci kez kesinlikle okumuyor. Ağlıyor sızlıyor. Nasıl bir yol izlemeliyim?

    Kızınızın kronolojik yaşı gereği okula başlaması gerekiyor olmasına karşılık, akademik ve duygusal olarak okul olgunluğuna erişememiş olabilir. Zorlayıcı olmadan oyun ve akademik alan arasında bir dengelemeye gitmeniz, çalışma süresini kısa tutup dikkati dağılmadan mola vermeniz yarar sağlayabilir. Ancak birinci dönemin sonunda sınıfın gerisinde olduğunu görürseniz öğrenme ve dikkat sorunları açısından değerlendirilmesi yol gösterici olacaktır.

    Bu sene ilkokula başlayan 5,5 yaşdaki yeğenimin sınıfında 8 yaşındaki çocuklar da var ve onlar yeğenimi yanlış yönlendiriyor. Oğlumu seneye okula vermekle ilgili kuşkularım oldu. Ne yapmalıyım?

    Okula başlamak için kronolojik yaşın aslında çok önemi yoktur. Çünkü aynı yaştaki çocukların gelişimi ile ilgili bir ortalama olsa da her zaman bireysel farklılıklar söz konusudur. O nedenle okula başlamadan önce yaz aylarında çocuğunuzun akademik ve duygusal olgunluğunun değerlendirilmesi için bir uzmandan danışmanlık alabilir ve okula hazır olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Bazı çocukların akademik hayata adapte olmaları için daha fazla vakte ihtiyacı olabiliyor. Ancak hareketlilik devam ederse dikkat alanında bir değerlendirme yaptırabilirsiniz.

    12 yaşında 7’inci sınıfta okuyan oğluma ders çalıştırmakta çok zorlanıyorum. Ders çalışmasını sağlayabilmek için neler yapabilirim?

    Çocuğunuzla ders ,çalışırken öğrendiği konuların günlük yaşamda ne şekilde işe yarayabileceği hakkında bilgi verebilirseniz öğrenme motivasyonu artabilir. Aynı şekilde yapamadıklarına değil, iyi yapabildiklerine odaklanır ve eksiklerini daha az vurgularsanız, geribildirimlerinize karşı daha açık olabilir. Bununla birlikte çalışma planlarını yaparken çocuğunuzun ihtiyaç ve isteklerini göz önünde bulundurarak uyulması kolay bir program hazırlamanız yararlı olabilir. Son olarak, henüz o çalışmaktan sıkıldığını dile getirmeden siz onu gözlemleyerek dikkatinin dağılacağını hissettiğiniz zamanda bir mola vermesini söyleyebilirsiniz.

    4. sınıfa giden oğlum ders çalışmak istemiyor. Ancak birlikte yaparsak ödev yapılıyor. Ben de çalışıyorum fazla vaktim olmuyor. Ne yapabilirim?

    Çalışan anne babaların en çok zorlandığı konulardan biri ödev yapmaktır. Çocuğunuza ödevin onun okula karşı bir sorumluluğu olduğunu, buradaki rolünüzn ancak destek verici olabileceğini söyleyebilirsiniz. Bu zamandan sonra artık onunla ödev yapmayı azaltarak bırakmanızı öneririm. Bunun yerine birlikte çeşitli zihinsel becerileri geliştirecek kutu oyunları oynayabilirsiniz. Çalışan anne baba ile daha uzun ilişki kurabilmek için ödevlerini yavaş yapan, bir türlü bitiremeyen ve ödev sürecini uzatmaya çalışan birçok çocuk tanıyorum. Ödev çocuk için anne-baba ile iletişim kurma yolu olmamalı. Ödev dışındaki vakitlerde çocuk için daha keyifli paylaşımlarınız olabilirse ödev süreci kısalacaktır. 

    İdeal ders ortamı ne

    En ideal ders ortamı, ergonomik bir masa ve sandalye ile oluşturulabilir. Yatakta ve yüz üstü yatarak okumak, yazmak sağlıksızdır. Ayrıca ailenin yaşam alanında ödev yapmak çocuğun odaklanmasına engel olur. Açık televizyon, aile bireylerinin konuşmaları süreci olumsuz etkileyebilir. En ideal koşul, yeni havalandırılmış, çalışma masası ve sandalye bulunan bir odada tek çalışmadır. Son dönemde çocuklar ders çalışma ile soru çözmeyi aynı görüyor. Oysa konuyu bilmeden sadece soru çözmenin, yapılan yanlışları veya boş kalanları öylece bırakmanın öğrenme sürecine bir katkısı olmaz. Çocuk bildiği kadarını bilmeye bilemediklerini görmezden gelmeye devam edecektir. Doğru tutum, konuyu çalıştıktan sonra soru çözmek, yanlışların nedeninin ne olduğunu belirlemek (dikkat hatası, bilgi eksikliği, yanlış anlama, vs.) ve boş soruların üzerinden geçmek olmalı.  

    Peki, ne kadar

    Ödev için ayrılacak zamanı bir çok faktör belirler. Öğrencinin motivasyonu, boş zamanı, ödevin özelliği, öğrencinin genel ve özel kabiliyet derecesi gibi önemli faktörlerdir. Genelde 3. sınıfa kadar öğrenciler ödeve 20 dakika ayırmalı. Bu süre 4 ve 5.sınıflar için 40 dakikaya çıkabilir. 6., 7 ve 8. sınıflar için bu süre 1.5-2 saat olabilir. Lise öğrencileri okul dışındaki zamanlarının 2.5-3 saatini ödeve ayırabilirler.

    Her türlü hakkı saklıdır.

    Bigpara.com - Yorumlarınızı Yazınız
    Bu haber hakkında henüz yorum yok. Yorumlarınızı Yazınız.
     ADnet  
    Reklam için
    Diğer Haberler
    © Copyright 2014 Hürriyet - Doğan Yayın Holding