Şiirleriniz

Güncelleme Tarihi:

Şiirleriniz
Oluşturulma Tarihi: Ekim 31, 2000 00:00

Yöneten Talat KIRCAN
Haberin Devamı

Yüreğinin söylediği

BANA göre şiirin iki temeli vardır. Biri sanatçının duyması ve duyduğunu söze dökebilmesi. Bu bir yetenek, bizi sanatçıdan ayıran bir özellik. Diğeri de söze, kağıda dökülen duyguların, düşüncelerin bir oya gibi işlenmesi. Yani şiirin işçiliği. Bazı şair, duyduğunu çok güzel yansıtır ak kağıt üstüne, ama işçiliği sevmez. Çalakalem yazar. Bazısının işçiliği iyidir de, ne yapsa olmaz. Hani vermeyince Mabud, ne yapsın Mahmut örneği. Bazısı hem iyi duyar, hem iyi yansıtır, hem de oya gibi işler şiirini duyguların gergefinde. Şair Oğuz Tümbaş bu son cümleden olanlardan. Duyarlı, coşkulu, lirik ve Türkçe'yi temiz kullanıyor:

Kiminde tekmil duygu

Kiminde kan kırmızı zulüm

Ya gül kokulu bahardır

Ya da nar gibi hüzün

Yürektir bu yiğidim

Bir taydır coşkularda

Sevdalarda küheylan

Sakınmaz gözünü

Daldan budaktan

Sürer hışmını kavgalara

Yürektir bu yiğidim

Mesleği gereği, çok gezer, bunun sonucunda da çok gözlemler Tümbaş. Bu da onun şiirine bir avantaj sağlar. Çünkü yalnızca bakanlardan değildir, bakan, gören ve duyanlardandır:

Genç'te, Rahva'da

Nemrut'ta Karacadağ'da

Hem yaşadım hüzünleri

Hem yaşadım sevinçleri

Doğu'da

Büyüttüm özenle

Yüreğimdeki filizi

Tümbaş'ın yüreğinde büyüyen filiz, insan sevgisidir, doğa sevgisidir, bunu şöyle dile getiriverir. İçten, emin ve kararlı. Bunların hepsi topu topu 3 dizede:

Gök sonsuzluğa şiirdir

Sevgili kuşlar

Bunu bilesiniz

Tümbaş, yeteneklerinin farkında ve şiirini oya gibi işliyor. Yani yeteneğine ihanet etmiyor. Okuduğunuzun tepeden tırnağa şiir olduğunu hissediyorsunuz. Bazen şiir yazmamış da, sanki karşınıza geçmiş konuşuyor gibi. Yapmacıksız, rahat:

Gür kaşlarımdan kalktı kahır

Kalktı olağandışı durum

Yüzüm barıştı şafaklarla

Sefalarda yüreğim

Bakma kabardığıma

Sevdamdan gelir yiğitliğim

Bu tabii ki onun şiirin tekniğini, dilini, işçiliğini iyi kotarmasından kaynaklanan bir rahatlık. Bir sanatçının yüzü şafaklarla, ışıklarla barışıksa, eh yaptığı işi de severek yapıyorsa, gerisi kolay. Kendini anlatmasa da olur, ama birinci ağızdan dinlemek daha iyi:

El değil

Bey değil

Sade efendilik

Duyarlığım

Can güzelliğim

Bozulmamış içim benim

Bağımsızlığım

Özgürlüğüm

En saygın gerçekliğim

Bu demokrat kimliğim

Tümbaş, kimliğini böyle açıklıyor da, biz onu yalnızca iyi şairliğinden değil; haberciliğinden, özellikle de İzmir İzmir Dergisi'nde Dost Kitaplar başlığıyla yazdığı kitap tanıtım yazılarından da tanıyoruz. Yalnızca tanımıyoruz, dikkatlice de okuyoruz. Çünkü onun 10-15 satırı geçmeyen tanıtım yazılarına göz attığımızda, sanki kitabı okumuş gibi oluyoruz. Onun içindir ki, Yürek Söylencesi(*)ni okuduktan sonra, bu yazıya nereden başlayacağımı bir türlü bilemedim. Yani tereciye tere satmanın dayanılmaz zorluğu... Ama, kumaş iyi olunca, ilk ilmeği attıktan sonra bir de bakıyorsunuz ki, bitmiş bile... T.K.

(*) Yürek Söylencesi: Oğuz Tümbaş'ın şiirleri. Beşeri Yayınevi. 1998

VAHA

Kuşlar

örselenmiş ruhuma

gagalarıyla örmüşler tebessümü

hüsran yazmışlar tren biletimin üstüne

çocuk

sil yaşlarını

yum gözlerini ve uyu

sakın uyanma

çünkü birazdan

rüyanda göreceksin bizi

mardin kalesi'nden yuvarlanıp

gelincik tarlalarında

elele gezindiğimiz

dönekliğini unutmadım bulutların

sarıl bana bırakma

hemen kaçalım

birazdan bizi kuşatacaklar

sevgimizi dağıtacaklar

kıskanacaklar tebessümünü

çöllere götürüp kurutacaklar

yarınları kimselere bırakmam

kalbime kilitlemişim gözlerini

seni benden ayırtmam

yağmur yağıyor

yağsın

tren biletim ikimizindir

sensiz yola çıkmam

vefasızlıklardan çok çektim

kanı kurumadı henüz insan yaralarının

dostluklarını hiç unutur muyum

gecelerimi bırakmayan yarasaların

sen istediklerinle vedalaş

benim kimsem yok

bak kampana bizi uyarıyor

trenin düdüğü son defa çalıyor

işte bavulumu bile bırakıyorum

yanıma yalnızca seni alıyorum

çocuk

dönekliğini unutmadım bulutların

boynuma sarıl

bırakma

insanlar geliyor

hemen kaçalım

Aykut POTUROĞLU

ATATÜRK'ÜN SESİ

Her yıl Cumhuriyet Bayramı'nda

Atatürk'ün sesini duyar gibi olurum.

Bir memleket yaratan sesini

Okulda, fabrikada, tarlada

Kışlada, Mehmetçik'in dudağında

Dalgalanan bayrakta O'nun sesi

Bir bulut gibi dolaşır üstümüzde gölgesi...

Her yıl Cumhuriyet Bayramı'nda

Vatanın hür göklerinde dalga dalga

Köy köy, şehir şehir

Atamın sesi yükselir...

Sadık ŞARKAYA

Haftanın şiiri

YİTİK ŞEYLER

Sonsuzun derinliğinde

Yakaladığımız gizemleri

Yitirdik

Zamanın yüreğinde

Ve

Söz birliği etmişçesine

Ve belki bilmeden

Belki de istemeden

Bitirmeye çalıştık tüm güzellikleri

Ve kırık aynalardaki görüntülerde

Kaybolan kişilikleri

Aramaya gayret etmedik

Bir şeyler bekledik

Zaman aşımlarında

Yitirdiğimiz umutlardan

Çok şey bekledik

değiştirdik

Zaman mekan ve sevgi

Üçgeninin boyutlarını

Her birine

Hak ettikleri değerleri vermeden

Bilinmesi gerekeni bilmedin

Ve karabasan ağırlığında

Dinledik

Geçmişin ayak seslerini

Ve

İçimizde duymadığımız neşeleri

Göstermelik çılgınlıklarda yineledik

Yakalamak istedik zamanı umarsızca

Arsız sevdalarda eskittik

güzelim sevgileri

Umut çaputları bağlayıp kuru dallara

baharların açmasını bekledik

Bir küçük mum yeterdi

aydınlatmaya kalplerimiz

birer kibrit çakmayı

Beceremedik.

Nevin KONUK

SANCI

Rahat koymaz geceleri,

Kıpırdanır içimde

Bir sancı.

Keskin bir bıçak sanki,

Ta... Kalbime dayanır

Ucu.

Gelsen! Diyorum,

O bitmeyen yollardan.

Dönsen!Diyorum

Kıvrımlı dönemeçlerden,

Koşsan!Diyorum,

Sarılsan!

Öpsen!

Çöllenmiş dudaklarımdan.

Okşasan!

Çatlamış topraklar misali

Tenimi.

Söylesen! Yarım kalan

Şarkımı.

Dönsen! Diyorum,

Gelsen!

O, bitmeyen karanlıklardan.

Yeter!..

Dinsin

Bu sancı

Bilge BASUT

YANIMDA DEĞİLSİN

Şimdi yanımda değilsin

Varlığına bel bağladım

senin ellerin sandım da ellerimi

Öptüm, öptüm, ağladım

Akşamlar bin yıllık hüzün verirdi

Uzanmazdı bana bir tek el

İster bölünmüş ol, isterse bütün

Ama gel...

Unutturmadı seni yıllanmış

şaraptaki tat

Bana sarıl ve anlat

Nerede eski günüm

Nerede şimdiki hüznüm

Şarkıları unutalı

Senden yana öksüzüm.

Ufuk KUZCU

YETMEZ Mİ

Uyku yok gözlerimde

Bela gözlerin var, yetmez mi

Uyutmayan

bazen de unutturmayan

Adın yok sözlerimde

Gülüşünde izlerin var, yetmez mi

Güldürmeyen

çoğu zaman alıp götüren.

Kokun yok bedenimde

Dudağımda dişlerin var, yetmez mi

Silinmeyen

bazen de seviştirmeyen.

Sitem yok yüreğimde

Resimlere ağlamam var, yetmez mi

Pişman eden

ve her gün binlerce öldüren.

Hüseyin ÖZER

USULCACIK

Bir gece yarısı

Sen uyurken

Usulcacık

Gül yanaklarından öpeceğim.

Yüzünde huzuru okumak

Sonra saçlarına dokunmak...

Ve Tanrı'ma açıp ellerimi

Mutlu olmanı isteyeceğim.

Dost düşman görmeden

Doğacak güne haber vermeden

Bir gece yarısı

Sen uyurken

Usulcacık

Alıp başımı gideceğim...

Bedri APPAK

YAŞ DÖKTÜĞÜM

Kayan yıldızların arkasından ağlayan

Bir çocuk gibi baktım giden günlerime

Aldandım bir çok dostun sahte sözlerine

Onlara zulmetsin benim yerime zaman...

Şiirlerim mısralarımda ağlayandı

Okununca kalplerimizi parçaladı

Sonra sayfalarda hazince karalandı

Arayıp soran yok ki, kül olup yandı...

Aşk kalbimde hançer, sıla içimde düğüm,

Beden yangınlar içinde yanık, söküğüm

Depremden çıkanlar gibi harap, çöküğüm

Değildir bunlar aşk uğruna yaş döktüğüm...

Metin DİKİŞ

SEN-BEN-BİZ

Üç beş sayfa koydum masaya

Bir de kalem aldım elime

Bir sayfa benim

Bir sayfa senin

Son sayfa da bizimdi

Beni bir satırda anlattım

Seni bir sayfada

Bizim sayfamız boş kaldı

Kalemden kıskandım

Kağıttan kıskandım

O boş sayfanın yerine

Bize ait herşeyi

Kalbime yazdım

Eser ASLANLI

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!