ROTA: Küçükkuyu Doğanın kucağında bir aşkın mabedi

Güncelleme Tarihi:

ROTA: Küçükkuyu Doğanın kucağında bir aşkın mabedi
Oluşturulma Tarihi: Mayıs 26, 2000 00:00

Haberin Devamı

Bu hafta rotamız Edremit Körfezi'nin incisi Küçükkuyu. Adı gibi küçük. Tanrı bu yöreye tarih boyunca ayrıcalıklı kılacak bir güzellik vermiş. Denilen o ki, Zeus da en büyük aşkını burada yaşamış.

EDREMİT'e bağlı Küçükkuyu, tarihin ilk dönemlerinden beri, eşsiz doğasıyla ayrıcalıklı bir belde olmuş. Bugün de mutluluğunun sırrını doğada bulanların sığınağı.

BİZ anlatanların yalancısıyız. Derler ki, tarihin en uzun savaşlarından biriydi. Güzeller güzeli bir kadının aşkı uğruna çıkmıştı. Çok uzun sürmüş, pek çok cana mal olmuştu. Savaşın sonunu tarihin en büyük aldatmacası belirlemişti. Yiğit Troya'nın yenilgisi, insanlığa hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını öğretti.

EVET, o çağda tanrılar da göründükleri gibi değildi. Bir kere rahatlarına çok düşkündüler, eğlenceyi de seviyorlardı. İnsanların acıları, üzüntüleri onlara eğlence oluyordu. Yalnız insanların mı? Yoooo, insan tanrı ya da yarı tanrı, zayıf olan herkes bu acımasız eğlencede payına düşeni alıyordu. Durup dururken o güzellik yarışmasını düzenlemişler, ilahi Paris, erkekçe zayıflığın tuzağına düşüp güzeller güzeli Helen'in aşkı karşılığı altın elmayı Afrodit'e verince yer yerinden oynamıştı. Yıllar süren Troya Savaşı'nı Olimpos'un uluları zevkle izlemişti sonra. Yine derler ki, tahta at yutturmacası aslında şakacı tanrılardan birinin fikriydi.

Efsaneler dağı

KAZ Dağları'nda akşam oluyor. Dağlara gece nasıl iner bilir misiniz? Hele bu dağ, tanrıların dağıysa, ilk güzellik yarışmasının düzenlendiği, efsanelere yataklık yapan Sarıkız'ı bağrında yaşatan Kaz Dağları ise. Bugün rotamız Küçükkuyu. Tanrılar tanrısı Zeus'un Troya Savaşı'nı keyifle izlediği, bir söylenceye göre de Tanrıça Hera'yı görüp aşık olduğu yer. Kısaca doğanın koynundaki aşk mabeti.

ANTİK dönemde de küçük ve şirin bir yerleşim olan Küçükkuyu, Gargara adıyla bilinir. Tarihi Milat'tan önce 9'uncu yıla kadar iner. Kuzey Ege'nin en güzel dağ ve deniz manzarasına sahip Küçükkuyu, uzun tarihi boyunca Troya, Lydya, Pers ve Bergama krallıklarının egemenliğinde yaşamış ve her dönem, havasıyla, suyuyla, doğasıyla ayrıcalıklı olmuş. Bu gün de mutluluğun sırrını doğada bulanların sığınağı.

Ne yapılır?

KÜÇÜKKUYU, doğanın koynunda tatil yapmak isteyenlerin aklına gelecek ilk yerlerden biri. Benim gibi sıcağı sevmeyenlerdenseniz ve Güney kıyılarının ilk duş ısısındaki denizi sizi serinletmeye yetmiyorsa, buyurun Küçükkuyu'ya. Serin ve temiz denizi keyifli bir tatil yapmanızı sağlayacak. Dalmayı seviyorsanız, özellikle gün batımında tatlı bir laciverte dönen deniz, derinliklerinde çok hoş süprizler saklıyor. Zıpkın ya da olta balıkçıları da Küçükkuyu da aradıklarını bulabiliyor. Küçükkuyu, doğal bir sığınak olabilecek limanıyla da yatçıların gözdesi.

DAĞLARI da en az deniz kadar seviyorsanız, Küçükkuyu tam size göre. Bir yandan denizin tadını çıkarırken, bir yandan da Kaz Dağları'nın gizini keşfedebilirsiniz. Küçükkuyu adı gibi küçücük bir yer. Kendine özgü mimarisini kent içinde yapacağınız geziyi keyifli hale getirebilir. Bu şirin beldenin çevresi de, yöresinin güzelliklerini keşfe çıkacakları bekliyor.

Zeus sunağı

TANRILARIN Tanrısı Zeus adına yapılan Altar (Sunak) Küçükkuyu'ya üç kilometre uzaklıkta. Kent içinde Zeus Altar'ını gösteren sarı levhadan dönünce, görebileceğiniz en güzel manzaralı yol sizi altarın bulunduğu tepeye götürüyor. Şansınız varsa sunağa giden yolun kapısında yörenin şifalı otlarının satıldığı küçük tezgahı görebilirsiniz. Otomobilinizi kapıda bırakıp tırmanmaya başlayın. Ulu çamların altında, o güne kadar hiç duymadığımız kuşların şarkıları eşliğinde yürürken, çamların zirvelerinde uğuldayan ve uzaktan çok uzaktan yankılanan alkış seslerini hatırlatan rüzgar, oraya niçin tanrıların yurdu dendiğini size anlatacak.

BİR zamanlar korsanların sahili gözlediği tepe, Edremit Körfezi'ni kuşbakışı görüyor. Cunda ve Midilli Adaları, pamuk yığınları arasında göz alabildiğine uzanan deniz, bu doyum olmaz güzellikteki manzarayı tamamlıyor.

GÜNÜMÜZE altardan pek birşey kalmamış. Sunağın altında, Zeus Mağarası denen içi su dolu sarnıç ve kayalara kazınmış aşk ilanları ilginizi çekebilir. Altar'ın yanında bir de yatır var. Çevresindeki dallara adak olarak, hiç akla gelmeyecek şeyler (tuvalet kağıtları, naylon torba, saç lastikleri gibi) bağlanan Erdem Dede'nin Çanakkale Savaşları'na katıldığı söyleniyor.

ZEUS Altarı'na kadar gelmişken hemen yakınındaki Adatepe Köyü'ne gitmemek olmaz. Bin yılı aşkın geçmişi olan, özgün dokusunu halen koruyan, doğal yaşam şansı sunan bu köyde geceleme imkanı da var. Yine yörenin en güzel köylerinden biri olan Yeşilyurt da yakında.

Cuma pazarı

KÜÇÜKKUYU'da pazar Cuma günleri kuruluyor. Elinize filenizi alıp bu pazara çıktığınızda, çeşitli ot ve baharatlar, zeytin, zeytinyağı, evde yapılmış sabun, Edremit işi örtüler, yöre kadının zevkini yansıtan rengarenk oyalı yazmalar alabilirsiniz. Yol boyunca da yörenin ünlü halı ve kilimlerini satan dükkanlar var.

Ne yenir?

KÜÇÜKKUYU'da kıyıda balıkçı lokantaları var. Balıkçılık, zeytincilik ve turizmle geçinen yörede yiyecek sıkıntısı çekilmiyor. Ayrıca Adatepe ve Yeşilyurt köylerinde de ağız tadıyla yemek yemek mümkün.

Nerede kalınır?

KÜÇÜKKUYU'da 7 - 8 tane turistik tesis var. Adatepe'deki Hünnap Han, Yeşilyurt'taki Büyük

Çetmi Otel gibi özgün mekanlar da bulabilirsiniz. Ayrıca sezonluk kiralamak da mümkün.

NASIL GİDİLİR?

KÜÇÜKKUYU Edremit'e yaklaşık 35 kilometre. Minibüsler çalışıyor. Çanakkale otobüsleriyle de gitmek mümkün.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!