Ana Sayfa
Son dakika :
Haber
Yaşam
İlanlar
İnteraktif
Arşiv
23 Ekim 2014 Perşembe 06:46

 ADnet  
Reklam için
» Avrupa Yunanistan seçimlerinden memnun
» İran'la nükleer görüşmeler yeniden başladı
» Mısır: Askerler yasama yetkisini de aldı
» Fransa'da zafer Sosyalistlerin
» İsrail-Mısır sınırında ölümcül saldırı
» Dünyanın üzerindeki 'obezite yükü'
» Başbakan halkı hiçe saydı
» DNA testi müebbetten kurtardı
» Suriye'de kritik gelişme
» Gizli görevden döndü
Euractiv
Tüm Dünya Haberlerini Okumak İçin
Önceki Haber     Sonraki Haber

İçimizdeki İrlandalı

 
Emre KIZILKAYA
İçimizdeki İrlandalı
Geçen ay piyasaya çıkan son romanı ile dünya edebiyat çevrelerinin yeni gözdesi olan Joseph O’Neill, yarı İrlandalı, yarı Türk bir "dünya vatandaşı." Mersinli bir Hıristiyan olan dedesinin esrarengiz yaşam öyküsünü araştırdığı eseriyle tanınan O’Neill, "Türklük, bir Türk’ün ayırt edici özelliklerine sahip olmak demektir. Bu özelliklerin harikulade ölçüde çeşitli ve şaşırtıcı olduğunu yeni yeni öğreniyoruz" diyor.

DEDELERİNDEN biri, 1930’ların Mersin’inde tüccarlık yapan, İkinci Dünya Savaşı sırasında Alman casusu olduğu iddiasıyla Filistin’de İngilizler tarafından yakalanıp hapsedilen esrarengiz ve karizmatik bir kişilik. Öteki dedesi, aynı dönemde benzer bir kaderi IRA militanlığı yüzünden yaşamış. Kendisi ise İrlanda’da doğmuş, Hollanda’da büyümüş, ABD’de yaşayan uluslararası bir yazar.

2001’de yayımladığı "Blood-Dark Track: A Family History" (Kan Koyusu İz: Bir Aile Tarihi) adlı belgesel eserinde Türk ve İrlandalı dedelerinin izini süren Joseph O’Neill (44), son romanıyla, Batılı edebiyat çevrelerinde bir kez daha gündemde. O’Neill, Londra-New York uçağını beklediği havalimanında, Hürriyet’in sorularını telefonla yanıtladı.

Dünya edebiyat sahnesine, Türk ve İrlandalı dedelerinizi anlattığınız "Blood-Dark Track" ile girdiniz. Her şey nasıl başladı?

Mersin’deki Toros Otel, Türk olan büyükanneme aittir. Her yaz tatilinde oraya giderdim. Bir gün otelin tavan arasında 40 sayfalık bir elyazması buldum. Yazı, hayattayken hiç görmediğim dedem Joseph Dadak’a aitti. Dedem, belgede, 1942-1945 yılları arasında Filistin’de İngilizler tarafından nasıl tutuklanıp hapsedildiğini anlatıyordu. Portakal satın almak için Mersin’den Kudüs’e gitmiş, Alman casusu olduğu şüphesiyle tutuklanmıştı. Masum olduğunu tüm dünyanın bilmesini istiyordu.

Kitap için birçok tarihi dokümana ulaştınız ve soyağacınızı çıkarttınız.

Ailem Türkiye’ye 1860’larda Suriye’den göç ederek gelmiş. 200 yıl önce, Suriye’nin Fransızca konuşan Arap ahalisine mensuplarmış. Fakat Mersin’e gelince, evlilikler yoluyla zamanla Hıristiyan Türkler haline gelmişler. Dedemle ilgili keşfin ardından, araştırmayı yapıp kitabı tamamlamam beş yıl sürdü. Sonunda konusu Mersin ve onun inşasında önemli rol oynayan yerli Hıristiyan Türkler olan bir eser ortaya çıktı.

Türkiye’ye sık sık geliyor musunuz? Takip ettiğiniz bir Türk yazar var mı?

Hálá Türkiye’de, özellikle de Mersin’de akrabalarım var. Ben de her yaz gidiyorum. Orhan Pamuk’un büyük bir hayranıyım. Kim değil ki? Onun dışında, çok fazla Türk yazar okuduğumu söyleyemem. Bu hatayı yakında düzeltmeyi umuyorum. Ama ne yazık ki çok az Türkçe biliyorum.

Kültür ne kadar karmaşıksa o kadar iyidir

"Türk" kökenli bir "Batılı" olarak, bu iki kavrama nasıl bakıyorsunuz?

"Batılı" ve "Türk" sözcüklerinin anlamı, son 20 yılda ciddi biçimde değişti. Artık bunların anlam ifade eden kategoriler olup olmadığından bile emin değilim. "Blood-Dark Track" adlı kitabım, herşeyi bu kadar katı biçimde kategorize eden bir dünyada yaşamanın trajik sonuçlarını araştırıyor.

Ben kendimi hep yarı İrlandalı, yarı Türk olarak tarif ettim. Ama iş bundan daha karmaşık: Doğduğum, büyüdüğüm, yaşadığım ülkeler hep farklıydı. Hıristiyan olarak yetiştirildim, ama karım Yahudi ve Müslüman kuzenlerim var. Bunu çok seviyorum. Tek bir bayrağa veya tek bir ruhsal kaynağa gereksinim hissetmiyorum. Sanırım artık giderek daha çok insan, kendini güvende hissederek böyle düşünebiliyor.

Türkiye’de "Türklük", İngiltere’de de "Britanyalılık" bugünlerde çok tartışılıyor.

Türklük, bir Türk’ün ayırt edici özelliklerine sahip olmak demektir. Bu özelliklerin harikulade ölçüde çeşitli ve şaşırtıcı olduğunu yeni yeni öğreniyoruz. Kültür ne kadar karmaşıksa o kadar iyidir. Bir millet karmaşıklığını reddederse, geriliğe ve ahlaki felakete mahkum olur. Bush yönetimi süresince ABD’nin yaşadığı bu.

En nüktedan en öfkeli

JOSEPH O’Neill, 1964 yılında İrlanda’nın Cork şehrinde doğdu. İngiltere’de iş hukuku konusunda 10 yıl avukatlık yapan O’Neill, çeşitli dergilerde yazmaya başladı. 1991’de ilk romanını yayımlayan O’Neill, geçen ay piyasaya çıkan üçüncü romanı "Netherland" ile New York Times Book Review’a kapak oldu. NYT, Türk asıllı yazarın son kitabı için, "11 Eylül saldırıları sonrasında New York ve Londra’da hayatı işleyen en nüktedan, en öfkeli, en özlü ve en yalnız eser" ifadesini kullandı.
  Yorum Sayısı 1 / 1     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
hasan cicek 09/06/2008 - 2:19
disaridan olsunda istersen ceyrek olsun bizim olsun.. disardansa degerlidir(!) sporda oldugu gibi..
Çok İyi %21 İyi %21 Normal %14 Kötü %21 Beğenmedim %21
Bu haberin diğer yorumcuları
GÜNÜN EN AKTİF YORUMCULARI
HAFTANIN EN AKTİF YORUMCULARI
EN İYİ YORUMCULAR
YORUM ANALİZ
Bu sayfalarda yer alan okur yorumları kişilerin kendi görüşleridir. Yazılanlardan Hürriyet veya hurriyet.com.tr sorumlu tutulamaz.
  Yorum Sayısı 1 / 1     Yorumlarınızı yazmak için tıklayın >>
Bu haberin diğer yorumları
Diğer Haberler
          Vuslat Doğan      Tüm Haberler
  Hürriyet Kurumsal Hürriyet USA Hürriyet Avrupa Hürriyet Emlak Yenibiris.com Anneyiz.biz Hürriyet Oto İddaa Avrupa Birliği DYH