|
|
| Dünya |
|
Amerikan istihbaratına kaldıysak, vah bizim hâlimize Emre KIZILKAYA / DIŞ AÇI Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Washington ziyaretinde, PKK'ya karşı ABD'nin çantasından çıkan plan, askeri istihbarat paylaşımı ve daha etkili bir koordinasyon oldu. Ben özellikle askeri istihbarat paylaşımı sözünün ardından, büyük bir gazetenin, "ABD, casus uçak Predator'leri Türkiye'nin emrine verdi" manşetiyle bunu sanki yeni bir şeymiş gibi sunmasına şaşırdım. CIA başta olmak üzere ABD'nin tüm istihbarat kurumları, özellikle 11 Eylül saldırılarının eldeki somut göstergelere karşın önlenememesinin ardından ciddi eleştiriler alırken... Irak savaşına neden olan "Saddam'ın kitle imha silahı var" istihbaratının bütünüyle yanlış ve hatta kasıtlı olduğu, herşeyin ABD'ye iltica etmek isteyen muhalif bir Iraklı'nın yalanıyla tetiklendiği henüz ortaya çıkmışken... Ve ABD, Echelon gibi küresel dinleme sistemleri de dahil olmak üzere tüm teknolojik imkanlarına karşın, terörizmle mücadelede kayda değer hiçbir istihbarat başarısı elde edememişken, binlerce kilometre ötedeki Washington'ın vereceği Kuzey Irak istihbaratına güvenmemiz -koordinasyon sistemimiz ne kadar etkili ve dakik olursa olsun- beklenebilir mi? Google'da "American intelligence failures" (Amerikan istihbarat hataları) diye bir arama yapsanız, bir saniye içerisinde gelecek binlerce belgeye bakıp, bu beklentinin ne kadar yerinde olduğunu görürsünüz... Daha geçtiğimiz günlerde Yeni Zelanda istihbaratı bile, ABD'nin kendilerine sağladığı "terörist listesinin" hiç güvenilir olmadığından şikayet etti ve ajanlarına artık Amerikan istihbaratını ciddiye almama çağrısı yaptı. KELİN İLACI OLSA KENDİ BAŞINA SÜRER Bir de şu Predator konusu... Predator ile ilgili sorun şurada... 2007 yılında yayınlanan bir raporda, Amerikan Hava Kuvvetleri'nin sahip olduğu 139 Predator tipi uçaktan 53'ünün "bir şekilde" kaybolduğu bildirildi. OFEK DE ÇÖZÜM DEĞİL Predator ve benzeri projeler, üstün bir dehanın, ilahi bir esinlenmenin sonucu değiller. Gerekli Ar-Ge vizyonu ve bütçesiyle neden onlardan daha verimli, özgül amaçlarımıza daha uygun araçları geliştiremeyelim ki? İstihbarat alanında da dışa bağımlı mı olacağız? İsrail'in Türkiye'ye Ofek casus uydusu satma teklifini de bu gözle incelemek gerekiyor. İlla ki İsrail'den bir uydu alınacaksa, bu 2009 yılında hizmete sokacakları OPSat serisi olabilir. Zira OPSat, son teknoloji ürünü optik algılayıcıları sayesinde çabuk yer değiştiren teröristlerin de tespitini sağlayabilir. Kıyaslamak gerekirse, Ofek fotoğraf yollarken, OPSat adeta film çekiyor ve hatta Kerkük'te trafikteki araç plakalarının bile okunmasını mümkün hale getirebilecek gibi görünüyor. Bunun için de, ASELSAN gibi hayati derecede önemli kuruluşlarımızdaki seçkin mühendislerimizi o veya bu nedenle kaybetmeyi bir şekilde engellemekle işe başlamamız şart.
|
| 13 Kasım 2007 |