GeriSeyahat Polis kulübesine kızdı kitapçıda kuruyemiş satmaya başladı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Polis kulübesine kızdı kitapçıda kuruyemiş satmaya başladı

Polis kulübesine kızdı kitapçıda kuruyemiş satmaya başladı

İstanbul’da kitapçı denince akla birkaç dükkan gelir, bunlardan biri de Denizler’dir. Adından da anlaşıldığı gibi, denize ve denizciliğe dair, memleketimizde ve dünyanın dört bir yanında yayınlanan kitapların en önemli adresidir burası. Aynı zamanda İstanbul’un en iyi sahaf dükkanlarından biridir. Arayıp da bulunamayan haritaların geçici barınağıdır. Resimler, gravürler, minyatürler, en eski fotoğraflar ve biblolar da bulunur. Uzun ve güzel bir hikayesi vardır dükkanın ve sahibi Turgay Erol’un...

Turgay Erol, bundan 41 yıl önce denize hasret insanların yaşadığı Ankara’da doğmuş. Pek çok erkek çocuğu gibi pilot olmak istiyormuş ama Deniz Lisesi’ni kazanınca havadan suya inmiş. Ardından Deniz Harp Okulu’nu bitirmiş ve subay olmuş. İki sene bahriyeli olarak görev yaptıktan sonra sivil hayata geçip kaptanlığa başlamış. Dünyada gitmediği deniz, geçmediği boğaz, uğramadığı liman kalmamış. Geminin rotası onun kaderi olmuş.

Dünyadaki limanların büyük bir bölümünde, aylarca suyun üzerindeki ıssızlıkta kaybolan denizcilerin ilk ihtiyaç duyacağı belli başlı yerler vardır. Barlar, randevu evleri ve kitapçılar. Evet kitapçılar. Pek bilinmez ama denizciler çok kitap okuyan insanlardır. Yalnızlıklarını böylece hafifletirler çünkü.
Turgay Erol da her gittiği limandan kitap almış. Okuyup okuyup biriktirmiş bunları. Üç yanı denizlerle çevrili ülkemizde, denizciliğe dair ne denli az kitap yayınlandığını gördükçe hep hayıflanmış. 1990’ların başında, Arslan Özçelik’le tanışmış. Özçelik de o sırada, Kapalıçarşı’da hem denizcilikle ilgili kitaplar hem de deniz eskileri satmaktadır. Turgay Bey, Arslan Özçelik’e ortak olmayı ve dükkanı Beyoğlu’na taşımayı önermiş. Emir Nevruz Çıkmazı’nda güzel bir dükkan tutup taşınmışlar. Turgay Kaptan, Denizler Kitabevi’nin ortağı olmuş ama denizleri bırakamamış. Beş yıl daha dolaşmış limanları. 2000 yılında İstiklal Caddesi 199 numaradaki şimdiki yerine taşımışlar dükkanı ve Turgay Erol karaya demir atmış. Birkaç yıl sonra Arslan Özçelik ortaklıktan ayrılınca Erol tek başına işi sürdürmüş.

BEYAZ GÜL’ÜN HAYALETİ VE MEZARI HALA BİNADA

Denizler Kitabevi, bordo renkli, yarım tonoz şeklinde, akordiyonlu tentesiyle de ünlüdür. Hollanda Başkonsolosluğu’nun hemen bitişiğinde yer alan üç katlı dükkanın bulunduğu yer, eskiden konsolosluğun lojmanıymış. Bu yapıya “Hayaletli Bina” da deniliyor. Çok ilginç bir hikayesi var.
/images/100/0x0/55ea12c1f018fbb8f869aaa9

1727-1744 yılları arasında, İstanbul’da görevli bekar büyükelçi Cornelis Calkoen’in, “Beyaz Gül” adını verdiği Kafkasyalı bir kölesi varmış. Büyükelçi bu kölesine aşık olunca azat etmiş. Ve şu an Denizciler’in bulunduğu yerde bulunan eski konakta birlikte yaşamaya başlamışlar. Calkoen, Almanya Dresden’e tayin edilince Beyaz Gül’ü yanında götürememiş. Ama ayrılığa da dayanamamış. Bir gemiye atlayıp İstanbul’un yolunu tutmuş. Gemide başlayan veba salgınına yakalanarak sevdiği kıza kavuşamadan ölmüş. Kalbi kırık kız da bu evde birkaç sene yaşadıktan sonra intihar etmiş.
Beyaz Gül’ün mezarı arka bahçeye inen merdivenlerin hemen bitişiğinde yer alıyor. Mezarın üstünde de bir heykelciği var. Hollandalılar, bu kızın hayaletinin hala binada dolaştığına inanıyorlar.
Konsolosluk 1910’da lojmanın caddeye bakan yüzünde kapılar açarak buradan çıkan üç dükkanı kiraya vermiş. Denizler’in bulunduğu yere “Beyaz Tilki” adında bir kürkçü dükkanı açılmış. Turgay Erol burayı kiraladığında dükkanda bir derici bulunuyormuş.

İSTANBUL BÖYLE PROTESTO GÖRMEDİ

İstiklal Caddesi klasikleri arasına giren Denizler, 2008’in ilk aylarında ansızın kapandı. Kitabevinin yerinde bir kuruyemişçi açılmıştı ve rivayet muhtelifti. Söylentilere göre artık iş yapamadığı ve kirasını ödeyemediği için kapanmıştı.
Oysa mesele bir polis kulübesi ve bir protesto ile ilgiliydi. Hollanda Konsolosluğu’nun önündeki güvenlik kulübesi eskiden durduğu yerden alınmış, Denizler Kitabevi vitrininin önüne konmuştu. Koca beyaz plastik Turgay Bey’i çileden çıkardı. Vitrinini gölgeleyen bu ucubenin kaldırılması için ilgililere defalarca başvurdu ama netice alamadı. Bunun üzerine de “Güzel bir kitapçı dükkanını yaşatmak için niye uğraşıyorum ki. Nasıl olsa leblebi kitaptan daha çok satıyor. Bir kuruyemişçi açar hem daha fazla para kazanırım hem de güzellikle ilgili yük taşımam” dedi. Kendi elleriyle buraya bir kuruyemişçi açtı. İstanbul da böyle bir protestoyu ilk defa görmüş oldu. Ama hem kitapseverlerin baskısı hem de yakın arkadaşı Ekber And’ın tazyikiyle yedi-sekiz ay sonra kuruyemişçiyi kapatıp kitapçıyı yeniden açtı.

HER PAZAR MEZAT VAR

Denizler Kitabevi’nin ikinci katında, her pazar 14.30’da mezat yapılıyor. Şu anda dükkanda bulunan en eski eser, 1594 yılında basılan “Türk - Pers Savaşları” adlı İtalyanca bir kitap. Turgay Bey’e göre en kıymetli eser ise İbrahim Müteferrika’nın bastığı “Cihannüma”. Dükkanda 1890’dan kalma buharlı gemi seferlerinin afişlerinden 18. yüzyılda ilan edilmiş fermanlara kadar birçok eseri bulabilirsiniz. Yabancı akademisyenler ve koleksiyoncular, hem dükkanın hem de mezatın en sadık müşterileri. Her hafta düzenli olarak belirli gün ve saatlerde uğrayanlar var. Bazen bir kitap almak için bazen de Ekber And ve Turgay Erol’un derin muhabbetinden yararlanmak için geliyorlar.
False