BM internet filtresini övmemiş

Hürriyet Haber
06.08.2012 - 01:10 | Son Güncelleme:

“ÇOCUK hakları notumuz yükseldi” başlıklı haber, “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Komitesi, Türkiye’de son dönemde çocuklara yönelik düzenlemeleri övdü” spotuyla özetleniyordu.

23 Temmuz’da çıkan bu habere okurumuz İlker Kocael’den eleştiri geldi: “İnternet filtresinin de BM tarafından takdir edildiğini görünce merak edip raporun kendisini açtım. Raporda konuyla ilgili cümle: ‘However, the Committee notes with concern that the State party has put in place extensive restrictions on children’s access to information on the Internet.’ Yani çocukları zararlı sitelerden korurken onların internete erişimini kısıtlama tehlikesi olduğu ve bunun kaygıyla izlendiği belirtiliyor. Halbuki verilen haberde bu eleştirel duruştan hiç bahsedilmiyor, BM’nin filtrelemenin sonuna kadar arkasında olduğu gibi bir izlenim yaratılıyor. Her haberde orijinal kaynağı incelemek gibi bir fırsatımız ve zamanımız olmadığı için daha dikkatli olunmasını rica ederim.”

Kocael’in eleştirisini haberde imzası olan Turan Yılmaz’a sordum. Yılmaz, haberi Fatma Şahin’in başında bulunduğu Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın verdiği bilgi notuna dayanarak hazırladığını belirtti. Bakanlığın bu tavrı üzücü. BM Çocuk Hakları Komitesi’nin hazırladığı rapordaki olumsuz taraflar hoşlarına gitmemiş olabilir ama raporu hükümete yönelik eleştirilerden arındırarak sanki büyük övgülerde bulunulmuş gibi yansıtmaya da hakları yok.

Hem böyle propagandist bir yaklaşımın kısa zamanda tekzip edileceğini de bilmeleri gerekir. Çünkü artık BM raporlarına ulaşmak öyle devlet adamlarına özgü bir ayrıcalık değil. Nitekim Komite’nin 20 Temmuz 2012 tarihli Türkiye raporu BM’nin internet sitesinden kolaylıkla bulunabiliyor. Bir kere raporda “21 konuda büyük övgü” yok; o maddelerin çoğunda olumlu ifadelerin yanı sıra “ama, fakat, ancak” gibi sözcüklerle başlayan çekinceler de yer alıyor. Aynı yaklaşım raporun internet filtresiyle ilgili bölümünde de sergileniyor:

“Komite, devletin çocukların internetten ulaşılabilen zararlı bilgilerden korunmasına ilişkin çabasını takdir ediyor; ancak bu tarz sınırlamaların çocuğun uygun bilgiye ulaşmasını da engellemediğinden emin olunması gerektiğini belirtiyor. Komite, taraf devletin, sözleşmenin 17. maddesine ilişkin çekincesinin de çocuk kitaplarının üretim ve yayılmasına engel olabileceği ve çocukların uygun bilgiye erişimini zorlaştırabileceğinden kaygı duyuyor.”

Aslında okurumuzun, bakanlığın bu propagandist tutumunu açığa çıkaran şüpheci yaklaşımının, bu haberin yazımı sırasında da gösterilmesi gerekirdi.
Gazetecilikte bilgi ya da belge nereden gelirse gelsin şüpheyle yaklaşmak esastır. “BM’den takdir aldık” haberi de, bilgi notu bir bakanlıktan da gelse şüpheyle bakıp, bir de kaynağından kontrol etmenin ne denli zorunlu olduğunu hatırlatıyor. Çifte kontrol, habercinin güvenli yoludur.

Lezbiyen ilişkiye yaklaşım

İKİ kadın arasındaki ilişki, 28 Temmuz’da, “Bir garip aşk”  ve “Kızınızı kızımıza istiyoruz” başlıklarıyla haberleştirilmişti. 19 yaşındaki kızlarının bir erkeğe kaçtığı şikâyetiyle polise başvuran aile, gerçeği öğrenince tepki göstermiş, kızlarını eve kapatmıştı. Ancak kızlarının ısrarına dayanamamış, “Evlenmek istiyoruz” diyen iki genç kızın birlikte yaşamasını kabullenmişlerdi.

Esra Cansunar adlı okur, bu haberin içeriğinden değil ama başlıklarından rahatsız olmuş. Son derece sağduyulu bir yaklaşımla eleştirdi başlıkları: 

Haberin başlıklarının yanlış seçildiği kanısındayım. Eşcinsel ilişkilerin sıklıkla aile tarafından reddedildiği veya cinayet ile sonuçlandığı bir ülkede yaşadığımız unutularak, bu durumu olgunlukla kabullenen aileyi takdir etmek yerine aşağılayıcı bir başlık seçilmiş. Bu aile aslında zor/üzücü olabilecek bir durumu kızları için kabullenmiş ve belki de birçok kişiye örnek olmuşlardır.”

Cansunar
’ın bu eleştirisini ilettiğim Hürriyet Yayın Direktörü Fikret Ercan da okura hak verdi:

Okurumuzun eleştirisi haklı. Bu konuda yorum yapmamak, sadece olayı olduğu gibi vermek gerekirdi. Bu gibi konularda daha duyarlı olmamız gerekiyor.”

Öyle ya, lezbiyen ilişki neden “garip” olsun? Eşcinsel ilişkileri “normal olmayan” olarak gören anlayışlar eski dünyada kaldı artık. Haberlerimiz de arınmalı bu ayrımcı bakıştan ve de önyargılı dilden...

Avcı ile tartışmadık

SİZ önce amatör kulüp yönetin” başlıklı haber, 16 Haziran’da çıkmıştı spor sayfasında. Haberde, Milli Takımlar Teknik Direktörü Abdullah Avcı’nın, Milli Takımlar Futbol Şube Sorumlusu Selim Koray’a bu sözlerle çıkıştığı anlatılıyordu. Koray, avukatı aracılığıyla düzeltme metni gönderdi:
“Anılan haber külliyen gerçekdışı ve asılsız olup, Milli Takımımızın hazırlık kampı süresince tüm kafilenin uyumu en üst seviyede olmakla birlikte, ilk gününden son anına kadar A Milli Takım’la birlikte kampta yer alan Selim Koray ve Abdullah Avcı, ne teknik kadro, ne de futbolcular ile tartışmak bir yana, en ufak bir sıkıntı dahi yaşamamıştır. Vurgulamak isteriz ki, aralarında bir tartışma yaşanmadığı gibi, Avcı tarafından Koray’a, haber metninde yer verildiği gibi ‘Siz önce amatör bir kulüp yönetin. Ondan sonra gelin Milli Takım’a bakın’ şeklinde bir beyanda bulunulmamıştır. Bu husus, Avcı’nın iddia edilen diyaloğun kesinlikle yaşanmadığını vurgulayan açıklaması ile de aydınlığa kavuşturulmuştur.”

Okurdan kısa kısa

Soner Kılıç: 28 Temmuz’da verdiğiniz “Zorlu eğitim” başlıklı haberde Harbiyelilerin İzmir’deki kamplarından orada sadece subaylar eğitim görüyormuş gibi bahsedilmesi bizleri üzmüştür. Bizler istiyoruz ki, sözde değil özde de astsubaylar ve uzman çavuşların haklarında iyileştirmeler yapılsın. Keşke o haberde “Harbiyeli astsubaylar” diye satırlar yer alsaydı.

Berivan Üstün: Ayazağa haberinde saldırganlarla empati kurmuş,“PKK’nın Ayazağa’yı ele geçirmek için dördüncü denemesi” olduğunu yazmışsınız. Bir kasabın sözlerini büyütüp, oradaki işçileri PKK’lı olarak göstermelerine yardımcı olmuşsunuz. Keşke işçilerle de empati geliştirebilseydiniz.

Erman Aydın
: AKP Hatay milletvekilinin oğlu ile polisler arasında geçen haber için size teşekkür ediyorum. Birçok gazete ve medyadan daha çok yer verdiğinizi düşünüyorum. Yıllardır Hürriyet okuruyum ve ilk defa gazetenize yazıyorum. Rica ediyorum, lütfen bu haberin peşinden koşun.

Gülseren Kunter
: 30 Temmuz’da Kelebek’te Pınar Altuğ’un sahilde güneşlenirken arkasından ve kalçası önde görünecek şekilde bir fotoğrafı çıktı. Sanatçıların bikinili fotoğrafları çıkıyor, ama bu fotoğrafın estetik yanı da yok. Sanatçı da olsa bir kadını böyle göstermeye hakkınız olmadığını düşüyorum. 

Uğur Kurucuk
: Evet, “Kim, kim?” diye sormak istiyorum. Sorum, 3 Ağustos’ta spor sayfanızdaki “Kim’li Güney Kore’yi yenmek zorundayız” başlığıyla ilgili. Kim’in kim olduğunu bilmiyorum. Haberde açıklama da yok.

Not
: Haberin içinde “Fenerbahçe’nin yıldızı Kim” bilgisi vardı. Ama Güney Koreli oyuncu Yeon Koung Kim’in önadları yazılmamıştı.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı