GeriSeyahat Babaların babası nasıl kıstırıldı?
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Hürriyet Twitter
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi
Babaların babası nasıl kıstırıldı?

Babaların babası nasıl kıstırıldı?

*Merakla ve keyifle okuduğum bir haberi size de okutmak istiyorum. Bizim basın iki satırla geçiştirdi, halbuki ‘Babaların babası’ (capo di tutti cappi, diyorlar galiba İtalyanca’da, yani ‘şeflerin şefi’ Yazılışından emin değilim…) Bernardo Provenzano’nun kaçış ve yakalanış öyküsü çok ilginçti.

/images/100/0x0/55eb0d17f018fbb8f8a7d90f
Türkiye’nin en büyük ve en kapsamlı gazetesinin yazı işlerinde çalışan, hergün 20 kadar gazete okuyan, internette gezinen ben, kimi haberleri Le Monde’dan okumak ihtiyacı duyuyorum. (Ayıptır söylemesi, bunlar Türkiye’ye ilgili haberler de olabiliyor bazen.)

 

Sözünü ettiğim ‘Babaların babası’ haberini, Fransız meslektaşımın anlayışına ve hoşgörüsüne güvenerek az buçuk apartıyorum…

 

*

 

Sicilya, Corleone kasabasının kırsalı. Tabiat kurak. 11 nisan günü, polis günlerdir izlemekte olduğu, içeride ışık yandığı görülmesin diye pencereleri naylon kaplı küçük kulübeyi abluka altına alıyor. İçeride, 73 yaşında, tel gözlüklü, beyaz saçlı bir adam, Brother marka eski daktilosunun başına oturmuş, karısına mektup yazıyor. Bir tencerede ebegümeci pişiyor.

 

- Bernardo Provenzano? Karşı koymaya çalışmayın, tutuklusunuz!

Cosa Nostra’nın tartışmasız lideri ‘Zu Binnu’nun 43 yıllık kaçışı son buluyor.


Kimbilir, belki de ‘Oh!’ diyordur içinden, ‘Bitti…’

 

Ama asıl Palermo başsavcısı derin bir nefes alıyor. ‘Onu sanki tanır gibiydim. Hakkında her şeyi biliyorduk, etrafıyla olan bağlarını tek tek kestik, onu doğduğu Corleone’ye sığınmaya zorladık. Zaten macerasının sonuna gelmişti…”

/images/100/0x0/55eb0d17f018fbb8f8a7d911

 

*

 

Francis Ford Coppola’nın ‘Il Padrino’ (Baba) filminden beri, Corleone kasabası ‘Mafya’nın Disneyland’ı haline gelmiş. (Le Monde’dan alıntı yapıyorum.) Dükkanlarda turistler için ‘mafya hatıraları’ bile satılıyormuş.

 

Corleone ailesinin, Cosa Nostra adı verilen acımasız Sicilya mafyasına hâkimiyetini sağlayacak olan ‘Babaların babası’ Bernardo Provenzano 1933 yılında işte bu kasabada dünyaya gelmiş. (Zaten Mario Puzzo’nun Baba’yı yazarken Zu Binnu’dan esinlendiği söylenir.)

 

İyi ve gaddar bir katil olarak atılmış ‘mesleğe’, genç yaşında, adı ‘Zu Binnu U Tratturi’ye çıkmış. (Binnu Amca – rakiplerini ezdiği için de ‘Traktör’)

 

1950’li yıllar Sicilya mafyasının altın çağı imiş. 1957’de, Amerikalı ve İtalyan babalar Palermo’nun en şık otellerinde buluşup uyuşturucu konusunda ‘iş bölümü’ yapmışlar. Provenzano işin her safhasında görev almış. O tarihte patronu (Babaların babası) olan Luciano Liggio onu beğenir ama küçümsermiş: “Tabancayı bir tanrı gibi kullanıyor, ama kuş beyinli maalesef…”

 

Zu Binnu 1963’te bir rakibini ıskalayınca ortadan kaybolmak zorunda kalmış, polis kayıtlarında önden ve yandan çekilmiş iki fotoğraf ve kısa bir eşkal bırakarak: 1.63 boyunda, boynunda yara izi var… Hepsi bu.

 

Kaçış o kaçış, polis Zu Binnu’yu 43 yıldır yakalayamamış, ama Provenzano yeni baba ‘Hayvan’ Toto Riina’nın sağ kolu olarak mafya içinde yükselişini sürdürmüş.

 

Bu dönemde mafyanın devletle ilişkileri değişmiş, iki ‘güç’ çatışmaya girişmiş. Mafya savcıları Giovanni Falcone ve Paolo Borsellino’yu tonlarca patlayıcıyla havaya uçurmaktan çekinmemiş Cosa Nostra.

 

Riina 1993’te tutuklanınca, organizasyonun başına Zu Binnu geçmiş bu kez. Ve, büyük bir taktisyen olduğunu ispat ederek, Cosa Nostra’nın politikasını yeniden belirlemiş, ‘derin sulara dalmak’ adını verdiği stratejisini hayata geçirmiş. Mafya artık cinayetlerine son vermiş, devletin, toplumun ‘derinliklerine’ dalmış, görünmez ama giderek daha güçlü hale gelmiş.

 

Zu Binnu, en ahlâksız politikacılarla işbirliği yapmış. ‘Mafya burjuvazisi’ adı verilen ‘kirli’ işadamlarının yıllık iş hacmi bu dönemde 100 milyor avroya yükselmiş. Zu Binnu’nun karısı, Saveria, Sicilya’ya, Corleone’ye dönüp bir dükkan açmış, oğlu Almanya’da İtalyanca dersleri veriyormuş.

 

Bu sırada Zu Binnu hâlâ ‘arazi’ imiş. Neye benzediğini, nerede olduğunu bilen yokmuş. Palermo’da sanılırken, Bagheira’da; Agrigente’de aranırken, prostat ameliyatı olmak için Marsilya’da olduğu (1993) sonradan anlaşılmış. Hastaneye bir bakkalın adını kullanarak yattığı gibi, sosyal sigortalardan hastane masraflarını da talep etmişmiş.

 

Bu arada polis ‘Zio’nun etrafındaki çemberi daraltmaya çalışıyormuş. Sadece keçi peyniri, ebegümeci ve balla beslendiğini; yüzündeki bir kurşun yarasının estetikle kapatıldığını;güvenmediği için e-posta ve cep telefonu kullanmadığını; ailesi ve adamlarıyla – eski daktilosunda yazdığı ve yol kenarındaki taşların altına bıraktığı ve çok sayıda ‘ulak’ın toplayıp dağıttığı - kısa notlarla haberleştiğini öğrenmişler de nerede olduğunu bulamıyorlarmış bir türlü.

 

Polis 2.000 şüpheliyi izlemeye, yerel mafya yöneticilerini dinlemeye almış. Sonunda bir bant kaydında sesini işitebilmişler. Bir mafya itirafçısı onu teşhis etmiş. Ama hâlâ izi bulunamıyormuş. Sicilya’da herkesin cevabı aynıymış:

 

- Nun cacciu (bilmiyorum)
- Nun vidi (görmedim)
- Nun ceru e si ceru, dormiu (orada yoktum, olsaydım da uyuyordum zaten)

Palermo başsavcısı yerel yöneticiler ve politikacılar da dahil ‘geniş bir sosyal grubun’ babayı koruduğu ve kolladığını söylüyormuş. O kadar çaresiz kalmış ki, sonunda İtalyan televizyonundaki ‘Kayıp Aranıyor’ adlı realitişova çıkıp, babanın (eski sağ kolu Nino Giuffre’nin ‘işbirliği’ ile çizilen) ‘robot resmini’ halka göstermiş ve yardım istemiş.

 

Çember daralmış giderek. 2005 yılının ocağında, Baba’nın 46 kişiden oluşan yakın koruması çökertilmiş.

 

Ve sonunda, ‘Zio için temiz iç çamaşırı’ siparişi veren bir telefon konuşması sayesinde, 11 nisanda Babaların babası, ‘Ziu’ Bernardo Provenzano direnmeden yakalanmış.

 

Acaba ihanete mi uğradı? Hasta ve yorgun olduğu için devletle anlaşmaya mı çalıştı?

 

Kim bilir…

 

Carlenone kırsalında, küçük bir kulübede yakalandığında, Babaların babası’nın tek koruması, bir Sicilyalı çobandan ibaretmiş.

 

Cebinde, yardımcılarına hitaben yazılmış bir sürü ‘kısa not’ bulunmuş. Muhtemel halefi Lo Piccolo’nun (belki de Messino Denaro’nun) asla eline geçmeyecek talimatları…

 

 

(Dipnot: Marie-Claude Decamps’ın izni olmadan kullandığım bu güzel haberi için Fransız meslektaşımdan gıyaben özür diliyorum. Le Monde, 13 nisan 2006)

False