Yolların gizli kahramanları

Güncelleme Tarihi:

Yolların gizli kahramanları
Oluşturulma Tarihi: Ocak 30, 2013 19:00

Taksiciler, aslındayolların gizli kahramanlarısayılır. Onlar sadeceyolcu taşımaz, dert dedinlerler... Sırdaştırlar.Gidilmeyecek yol yokturonlar için. Bir lokmaekmek için ağır bedelöderler. Hayatları heprisk altındadır. Sarı Taxilevhalı araçların içindekigizli kahramanlar içleriniHürriyet’e döktü. Ortayabirbirinden ilginç öykülerçıktı. İşte taksicilerinfarlarına takılanlar...

Haberin Devamı

Hamburg’un Şoför Nebahat’i
GÜLAY Sansür, 16 yıl önce eski eşinin teşvikiyle başladığı taksiciliği bugün Hamburg’un en hareketli semti St. Pauli’de sürdürüyor.

Mesleğe başladığı ilk yıllarda kadın taksi şoförünün şaşkınlıkla karşılandığını belirten Sansür,

“Bu meslekle kadın az olduğu için beni görünce şaşıranlar oluyordu. En çok da Türkiye’den gelenler bunu gizleyemiyordu” diyor.

Diğer taksici meslektaşlarının başı sıkıştığımda her zaman yardımına koştuklarını belirten Sansür, “Meslektaşlarım hepsi çok iyiler. Taksiciliğe başladığımdan beri hepsi bana sahip çıkıp, kolladılar. Hepsi kardeşim gibi oldu, ben de onların ablası oldum. Türkiye’den bir gelen birçok sanatçı arabama bindi. Athena grubu, türkücü Zara benim Türk olduğumu anlayınca çok sevindiler. Konserlerine davet ettiler” diye konuştu.

Hastanede 15 gün yattı
HÜSEYİN Ertuğrul, bir gece taksisine aldığı müşterilerin kendisine saldırması sonucu 15 gün hastanede yattı.

22 yıldır severek yaptığı mesleğini yaşadığı olumsuz olaya rağmen sürdürüyor. Yaşadığı o kötü olayı ise şöyle anlatıyor Hüseyin Ertuğrul:

“Geçmişte çok talihsiz bir olay yaşadım. O zamanlar gece çalışıyordum. Saat 03.00 sıralarında santral üzerinden çağrı aldım. Gideceğim yer Hamburg stadı yakınlarında bir eğlence yeriydi. Taksiye sarhoş 7-8 kişi bindi. Ben bunun yasak olduğunu, bu şekilde binemeyeceklerini söyleyince sonra bana vurmaya başladılar. İlk darbeyi aldıktan sonra başım kapının demirine çarptı, kulak zarım patladı. Sonra bayılmışım. Bayılmadan önce yardım ziline basmıştım. Şans eseri oradan geçen bir arkadaş duruyor ve beni korumaya alıyor. Tabii sonrasında polisler gelip beni yaralayan 4 kişiyi göz altına almış. 15 gün hastanede yattım. Bana saldıranlar 8 bin Euro ceza aldı. Mahkeme masraflarını ödediler. Ancak bu insanlar sosyal yardımla geçindikleri için bana hiç bir tazminat ödemediler.”

Schröder'e Hamburg turu attırdım
HAMBURG merkez istasyon durağında çalışan Züber Çete’yi diğer taksicilerden ayıran özelliği Almanya’ya gelen ilk kuşaktan olması. 1978 yılından beri direksiyon sallayan Çete,

“Acı vatan Almanya’da geçen bunca senede artık her alanda bu toplumun parçası olduk. 74 yaşındayım gücüm yettiğince bu işi yapmaya devam edeceğim. Ben burada ilk kuşağı temsil ediyorum. İlk gelenlerin çoğu emekli oldu, ben bırakmadım. Gururla bu işi yapıyorum” dedi. Eski Alman Başbakanı Gerd Schröder’i taşıdığını belirten Çete,

“Schröder arabama bindiğinde önce tanıyamadım. Sonra sohbet etmeye başlayınca anladım ve çok şaşırdım. Rahatça dolaşmak istediği için taksiye binmeyi tercih ettiğini söyledi. Ona güzel bir Hamburg turu yaptırmıştım” dedi.

Van Basten'den imzalı para aldım
HAMBURG’da 20 yıldır taksicilik yapan Yunus Toy’un taksisine birgün dünyaca ünlü Hollandalı futbolcu Marco Van Basten biner. Çocuk yaşlardan beri hayranı olduğu futbolcuyu arabasında gören Toy,

“80'li yıllarda amatör olarak futbol oynadım. Gençlik idolüm olarak hep gördüğüm Van Basten günün birinde taksime binince çok heyecanladım. İlk başta çekinerek o olup olmadığını sordum. Bana çok sıcak yaklaştı. Hamburg’un şampiyonlar ligi maçını izlemeye geldiğini söyledi. Taksi ücretini öderken parayı imzalaması istedim. Hala o parayı saklıyorum” dedi.

Pijamalarıyla parayı ödedi
MESLEKTE diğer taksicilere göre daha yeni olan Enver Aydın, üç yıldır bu işi yapıyor. Daha önceleri çalıştığı inşaat işi ağır geldiği için taksiciliğe başlayan Aydın,

“Şu ana kadar şanslı sayılırım. Çünkü başıma kötü bir olay gelmedi. Tabii arada ücretini ödemeyen kaçanlar çıkıyor” dedi.

Başına gelen bir dolandırıcılık hikayesini Aydın, şöyle dedi: “Gece bir müşteriyi evine bıraktım. Müşteri ücreti kartla ödemek istedi. Ama kartın geçersiz olduğunu söylediğimde eve gidip para getireceğini söyledi. Eve girdikten geri gelmeyip lambaları söndürdü. Bende gelmeyeceğini anlayınca zile basıp çağırdım. Pijamalarıyla dışarı çıkıp parayı ödedi.”

Taksi başında bilgisayar tamir ediyor
BİLGİSAYAR tamirciliğini bitirdikten sonra istediği işe girmeyen Ömer Çetin’i hayat şartları taksiciliğe itmiş. Mesleğe başlama hikayesini şöyle anlatıyor:

“Diploma olmadan iyi bir işe giremeyeceğini anlayınca bilgisayar üzerine meslek yaptım. Ancak yaş dolayısıyla iyi işlerde çalışmayınca taksiciliğe başladım. Ancak taksicilik beni eski işimden koparmadı. Taksi başında hala bilgisayar tamir ettiğim oluyor.”

Müşteri beklerken santraç oynuyorlar
HAMBURG’un merkezindeki taksi durağına girerken santraç oynayan iki kişi gözüme takılıyor. Yanlarına gittiğimde ikisininde Türk olduğunu öğrenince sohbetimiz başlıyor. İki yıldır taksicilik yapan Halil Er,

“Taksicilikte yeni olmama rağmen bu işe çabuk ısındım. Müşteri sırası beklerken vakit boşa gitmesin diye evden santraç takımını getirdim. Vakit bulduğunca santraç yoluyla beyin jimlastiği yapıyoruz. Santraç takımını getirdikten sonra duraktaki hemen hemen herkes santraca başladı. Bizi gören müşterilerden çok olumlu tepkiler alıyoruz. Belki ilerde bir santraç turnuvası düzenleriz” derken Muzaffer Kılıç ise “ Halil sayesinde bu oyunu öğrendim ve çok sevdim. Evde çocuklarıma santraç takımı aldım, birlikte oynuyoruz” dedi

Taksiyle dünya turuna çıkmak istiyoruz
TAKSİCİLİĞİ 30 senedir sürdüren Mustafa Koyuncu ve İsmail Yavuz artan hayat pahalığından şikayetçi. Koyuncu,

“Eskiden bu işten para kazanılıyordu. Ancak şuan evimizi zar zor geçindirebiliyoruz. Eskiden bin 500 Mark olan sigortaya şimdi bin 500 Euro ödüyoruz. Günlük kazanç olarak 150 Euro kazanırsak seviniyoruz. Tabii bunun 60- 70 Euro masrafını düşünce elimizdeki para kuş olup uçuyor” dedi.

İsmail Yavuz da “Taksiliğe başladığımız zamandan beri hep birlikte çalıştık. İkimizinde en büyük hayali taksilerimizle dünyayı gezmek oldu. Emekli olmadan bunu yapacağımıza inanıyorum. Dünya turunu Hamburgda başlatıp İstanbul‘da bitirmeyi planlıyoruz” diye konuştu.

Hayalim içi para dolu bavul bulmak
ERDAL Aksu ve Naci Gökçe’yi taksi başında öğle yemeğinde yakalıyorum. Hayallerini anlatan Aksu,

“Beni görenler İtalyan sanıyorlar. Günün birinde Milano sokaklarında taksimle gezmek isterim. Bir de taksime binecek bir müşteri 6 sıfırlı bir çek yazarsa yada arabada içi milyonlarla dolu bir bavul bulursam bu işi bırakırım. Gerçi bulsak da eninde sonunda parayı geri veririz. İnsan umut ettikçe direksiyon sallıyor” dedi.

Hasılatım gitti
Yaşar Caba: Her türlü insan tanıdım bu meslekte. Yıllar önce yabancı müşteriler bindi. Almanca bilmiyorlardı. Ellerinde gidecekleri yerin telefonu vardı. İnsanlık olsun diye, bir telefon kulübesinden o numarayı arayıp yolu tarif ettirdim. Çünkü henüz cep telefonu yoktu. Arabayla verilen adrese gittiğimde cüzdanımı telefon kulübesinde unuttuğumu anladım. Hemen geri döndüm ama cüzdanım yoktu. Bir günlük hasılatım uçtu gitti. Ama işimi iyi yaptığım için teselli oldum.

Tiryakilik yapıyor
Ahmet Adıyaman: Bu işe başlayan bırakamıyor, az da kazansak kendi işimiz, başka işe de girsek dönüp dolaşıp taksiye geri dönüyoruz. Ben 27 yıldır Düsseldorf’da bu işi yapıyorum. Hafta sonu eğlenceden çıkan sarhoşlar, beni ve taksimi satın almış gibi davranıyorlar. İçtikten sonra çok değişiyorlar. Arabaya binen herkesin bir derdi, bir sorunu oluyor. Mecbur dinlemek zorunda kalıyoruz. Yazı ile kışı ile zor da olsa işimi hep severek yapıyorum. Tiryakilik yapıyor Sürekli müşterim oldu İnsan sarrafı oldum.

Sürekli müşterim oldu
Gürdoğan Erdoğan: Bizim meslekte dürüst olanı da yanlış davrananı da var. Örneğin bir keresinde bayan bir müşteriyle bana ters davrandığı için tartışmaya başladık. Gideceği yere götürdüm, o yıllarda daha Mark var, ama Euro’ya geçiş dönemiydi. Taksimetre 200 mark yazdı, bayan da 200 Euro sandı ve arabanın ön koltuğuna bırakarak hızla indi. Paraya bakınca fazla ödediğini anladım ve arabadan inip peşinden koştum. Taksimetre 200 mark tuttu, siz 200 Euro ödediniz deyip fazla ödediği parayı geri verdim. Bana kaba davrandığı için özür diledi. 20 Mark bahşiş bıraktı ve sürekli müşterim oldu.

İnsan sarrafı oldum
Sadık Taşkın: Henüz iki yıldır Düsseldorf’da taksici olmama rağmen insan sarrafı oldum diyebilirim. Daha önce insanları tanımıyormuşum. Şimdi genelde her türlü insanı tanıyabiliyorum. Ama bazen beni şaşırtanlar da çıkıyor. Bir keresinde Düsseldorf’dan müşteri aldım Aachen’e götürdüm. Şehir merkezine gelince hiç araçtan inmeden, Mönchengladbach’a gitmemi istedi. Orada da arabadan inmeden yeniden Düsseldorf’a gitmemi söyledi. Aldığım otele bıraktım. Hiç konuşmadı. Bu gizemli adamı hala merak ederim. Ne için gitti, neyi vardı bilemedim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!