'İlk Converse ayakkabımı geçen ay aldım'

Güncelleme Tarihi:

İlk Converse ayakkabımı geçen ay aldım
Oluşturulma Tarihi: Ocak 04, 2010 13:17

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, öğrencilik yıllarından beri hayalini kurduğu Converse ayakkabılara geçen ay kavuştuğunu söyledi ve bu durumu şöyle anlattı:' Converse ayakkabıyı Amerikan filmlerinde gördüm. Öğrenciliğimde Converse ayakkabı alamamıştım Dedim ki ilk zengin olduğumda bir Converse ayakkabı alacağım diye bir hedef koydum. İlk Convers'ime geçen ay sahip oldum'

Haberin Devamı

İLK CONVERSE

Geçmişte izlenilen filmlerden, dizilerden gerek imaj, gerek orada kullanılan ürünlerle ilgili kullanım taleplerimiz değiştiğini anlatan Çağlayan, “Amerikan kotunu kovboy filmlerinden, Converse ayakkabıyı Amerikan filmlerinde gördüm. Öğrenciliğimde maddi durumumun yeterli olmamasından dolayı Converse ayakkabı alamamıştım Dedim ki ilk zengin olduğumda bir Converse ayakkabı alacağım diye bir hedef koydum. Ama geçtiğimiz ay Sayın TİM Başkanı Büyükekşi ile İstinye Park'ı gezerken, Sayın Başkan (benim de burada yerim var uğrar mısınız diye sordu) ve Sayın Başkanla gittik. İlk Convers'ime orda sahip oldum” diye konuştu.

Gazetecilerin “kaça aldınız ve yerli üretim mi” şeklindeki sorusu üzerine de Çağlayan, aldığı ürünün yerli üretim olduğunu ve 40 liraya aldığını
söyledi.

Çağlayan, Türk dizilerinin 20'nin üzerinde ülkede yayımlanması üzerine bir çalışma başlattıklarını kaydederek, şöyle devam etti:

“Bu sefer su akar, Türk bakar demeyelim dedik. 3 ana esasa kilitlendik. Türkiye'nin imajı, Türk insanının imajı, Türk malı imajı bizim için öncelikli 3 kriter olacak. Reklam konusundaki yasakları bilerek, şöyle bir çalışma içine gireceğiz. TV dizilerinde oynayanlar, onların giyim kuşamları, onların içtikleri kahveler, içecekler, kullandığı ürünler, evleri, ev tekstili bir çok şey bir marka haline gelebilir. Bunu değerlendirmemiz lazım. Bu noktada, yönetmenler, Turizm Bakanlığı, RTÜK, ilgili birimlerle bir araya geleceğiz, arkadaşlarımızla beraber bir yol haritası yapacağız. Bunlarla beraber o dizilere katılabilecek birtakım objeler, kriterlerle reklamlara yapılabilecek düzenlemenin nasıl yaparızı görüşeceğiz. Önümüzdeki hafta ya İstanbul'da ya da burada bir toplantı yapacağız. Buradan ümit ediyorum ki bizim ihracatımızı tanıtan, Türkiye'ye gelen turisti artıran Türk imajını gösteren bir yol haritası çalışmayı gerçekleştireceğiz.

Ciddi manada destek çalışması var. Gazeteci ve akademisyenlerle görüşeceğiz, Ocak ayı sonunu geçmeyeceğiz. Bu konuda yapılması gerekenleri ve destekleri tanıtım grubu faaliyeti şeklinde destek verebileceğimizi ifade etmek istiyorum.”

Merkez Bankası enflasyon raporu ile ilgili soru üzerine de Çağlayan, meseleye çok yönlü bakmak zorunda olduklarını, ülkelerin ekonomik projeksiyonlarını şu anda izlediklerini kaydetti.

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan, Türkiye'nin dünyada ihracat yapamadığımız 4 yer olduğunu belirterek, bu gümrük bölgelerinin de Kuzey Mariana Adaları, Kiribati, Güney Vietnam ve Samoa olduğunu bildirdi.

Bu gümrük bölgelerinde 3 tanesinin ithalatı olmadığını ve sadece Samoa'nın 200 milyon dolarlık ithalatı bulunduğunu kaydeden Çağlayan, “Hedefimiz bu noktalara da ihracat yapmak 2010'da. Oralara gidip ihracatımızı yapacağız” dedi.

Bakan Çağlayan, 2009 yılı ihracatını değerlendirdiği basın toplantısında, gazetecilerin sorularını da yanıtladı.

“Türk dizilerinin farklı ülkelerde yayımlandığını ve bu durumdan ihracatta nasıl yararlanılacağına” ilişkin bir soru üzerine Çağlayan, gittiği ülkelerde bunu kendisinin birebir yaşadığını ve söz konusu ülkelerde bakanlar ve iş adamlarının “Bu sizin dizileriniz bizi mahvetti diyor. Bizim günlük hayatımızı değiştirdi, randevularımızı ve iş yapma saatlerimizi sizin dizilerinize göre ayarlıyoruz” dediklerini aktardı.

Çağlayan, kendisinin dizileri, zaman uymadığı için izleme fırsatı olmadığını ifade ederek, “Benim dizim ihracat, dış ticaret üzerine” dedi.

“SİLAH ÇIKTI, MERTLİK BOZULDU”

Dünyada uygulanan korumacı tedbirlere ilişkin soru üzerine de Çağlayan, “silah çıktı mertlik bozuldu” dedi.

Küresel krizle beraber dünyada korumacı önlemlerin yeniden artmaya başladığına dikkat çeken Çağlayan, Türkiye olarak korumacılığın her türlüsüne karşı olduklarını ifade ettiklerini hatırlattı ve şöyle konuştu:

“Bunu yaparken de Türkiye'deki üreticimizi, tüketicimizi korunması noktasında bize uluslararası anlamda sağlanmış olan bütün kozlarımızı kullanıyoruz. En ufak bir şekilde geri çekilmedik. Önemli olan oyunu kural içinde yapmaktır. Yani grekoromen güreşinin nasıl yapılacağı bellidir, grekoromen güreş yaparken yağlı güreş kurallarını uygulayamazsınız. Gerek üreticilerimizin başvurularda, gerek tüketime zarar verecek gerek başka kılıflarla, başka elbise giyerek gelen ürünlere bizde soruşturmaları yaptık ve önlemler konusunda bizde yoğun çalışma yapıyoruz. Bizim ülkemizin ürünlerine ve ihracatımıza engel koymak isteyen ülkelere yönelik çalışmaları da sürdürüyoruz.”

Önümüzdeki dönemde devlet yardımlarına ve yeni teşviklere ilişkin soru üzerine de Çağlayan, 2010 yılında ihracatın artırılmasına yönelik 2009 yılında yapılan çalışmaların son derece önemli olduğunu belirterek, 2003'den itibaren ciddi manada yoğunlaşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılan seyahatlerin çok önemli olduğunu ve ciddi sonuçların elde edildiğini kaydetti.

Bu seyahatlerin devam edeceğini kaydeden Çağlayan, devlet desteğinin de bu yıl için 600 milyon lira olarak belirlendiğini hatırlatarak, bu rakamın artırılması için yıl içinde yoğun çaba sarf edeceklerini söyledi.

Bakan Çağlayan, devlet yardımlarının desteklenmesi konusunda iç bünyesinde değişikliklere gidildiğini de kaydetti.

Körfez ülkeleri ile ilgili soru üzerine de Çağlayan, Komşu ve Çevre Ülkeler Stratejisi çerçevesinde yürütülen çalışmaların meyvesini verdiğini belirterek, “Komşularımızla son 6 yılda, 7 katlık bir dış ticaret artışımız oldu. STA'lar yapıldı” dedi.

“GB'DE İYİ MÜZAKERE YAPILAMAMIŞ”

Türkiye'nin Gümrük Birliği konusunda 1995 yılında iyi müzakere yapamadığını da kaydeden Çağlayan, şöyle konuştu:

“Maalesef Avrupa'nın peşinden nal toplamaya çalışıyoruz. STA'yı AB yapacak bekliyoruz, ondan sonra biz bu hakkı elde etmiş olarak onun peşinden koşturuyoruz. AB üyesi ülkelerin ihracatçısı o pazarları kapıyor, sonra biz o pazarlara yeniden girmeye çalışıyoruz. Bu problem 1996'da yürürlüğe giren GB Anlaşmasının bir notunun eksik konmasından kaynaklanan bir problemdir.

Körfez İşbirliği Üyesi ülkelerle bu ayın 21-22'de STA'ları görüşmek üzere tekrar bir araya geleceğiz.”

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!