Avrupalıların ‘dürüstlük’ palavrası

Güncelleme Tarihi:

Avrupalıların ‘dürüstlük’ palavrası
Oluşturulma Tarihi: Eylül 13, 2023 09:42

Avusturya Başbakanı Karl Nehammer, Almanya’da yayımlanan Welt gazetesine verdiği demeçte, Türkiye’nin Avrupa Birliği’nin (AB) önemli bir partneri olduğunun, Türkiye ile Avusturya’nın ikili ilişkileri geliştirmek için başarılı bir biçimde çalıştıklarının altını çizerken, “Ankara ile Brüksel arasındaki yakınlaşmanın sürmesini destekliyoruz. Ancak Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği düşünülemez, tahayyül edilemez” dedi.

Haberin Devamı

Avrupalıların ‘dürüstlük’ palavrası

AYRICA, “Birbirimize karşı dürüst olmamız önemli. Bunun bir parçası da yıllardır dondurulmuş durumda olan üyelik müzakerelerinin resmi olarak da sonlandırılması ve komşuluk iş birliğinin geliştirilmesi için yeni bir konsept oluşturulmasıdır” açıklamasında da bulundu.

Aynı zamanda ‘yeni bir ortaklık’ formu oluşturulmasını da gündeme getirerek, Almanya’nın eski Başbakanı Angela Merkel’in de desteklediği ‘imtiyazlık ortaklık’ modelini de önerdi adeta.
Karl Nehammer 6 Aralık 2021 tarihinden beri Avusturya Başbakanı’dır.
2022 yılından beri de aynı zamanda Avusturya Halk Partisi (ÖTV) Genel Başkanı.
Aslında Karl Nehammer’in bu yaklaşımı Avusturya için hiç de yeni değildir.
Kendisinden önce Avusturya Başbakanı ve ÖTV Genel Başkanı olarak görev yapan Sebastian Kurz da benzer açıklamalarda bulunmuştu.

Haberin Devamı

BİRBİRİMİZE KARŞI DÜRÜST OLMALIYIZ
Sebastian Kurz da Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı olduğunu ve bu görüşü birçok AB ülkesi hükümet başkanlarının da paylaştıklarını söylemişti.
Adı bir yolsuzluk olayına karıştığı için 2021 yılında siyasetten çekilen Sebastian Kurz da Türkiye konusunda “Birbirimize karşı dürüst olmalıyız” demişti.
Türkiye, 1958 yılında Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, İtalya ve Lüksemburg’un kurduğu Avrupa Ekonomik Topluluğu’na (AET) 31 Temmuz 1959 tarihinde üyelik başvurusunda bulundu.
Türkiye ile günümüzün AB’sinin anası konumundaki ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’ (AET) arasında 12 Eylül 1963 tarihinde Ankara Anlaşması imzalandı.
AET adına imzayı o zamanki Alman Hıristiyan Demokrat Birlik Partili (CDU) Komisyon Başkanı Walter Hallstein attı.
Hallstein, Ankara’daki imza töreninde, “Türkiye Avrupa’ya aittir. Bir gün son adım atılmalı ve Türkiye eşit haklara sahip tam üye olarak AET’de yerini almalıdır” dedi.
*
AET, 1965 yılında Avrupa Topluluğu (AT), 1992’de de Avrupa Birliği (AB) adını aldı.
Ankara Anlaşması imzalandığında, Karl Nehammer daha dünyada değildi.
11 yıl sonra doğdu.
Ankara Anlaşması imzalandığında, Avusturya daha AET üyesi değildi.
Avusturya, 1995 yılında AB üyesi oldu.
Evet...
Ankara Anlaşması imzalanalı tam 60 yıl oldu.
Bu süre içinde hiç hesapta olmayan birçok ülke AB’ye tam üye oldu.

Haberin Devamı

TÜRKİYE’YE DÜRÜST DAVRANILMIYOR
1973’te Danimarka, İngiltere ve İrlanda, 1981’de Yunanistan, 1986’da Portekiz ve İspanya, 1995’te Avusturya, Finlandiya ve İsveç AB üyesi oldu.
2004 yılında da eski Doğu Bloku ülkeleri Çek Cumhuriyeti, Estonya, Letonya, Litvanya, Macaristan, Polonya, Slovakya ve Slovenya ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Malta, 2007’de Romanya ve Bulgaristan, 2013 yılında da Hırvatistan AB’ye tam üye oldu.
2020 yılında İngiltere’nin çıkmasıyla (Brexit) AB’ye üye ülke sayısı 27’ye düştü.
1998 yılında aday ülke statüsü verilen ve 2005 yılında müzakereler başlatılan Türkiye ise hâlâ kapıda bekletilmekte.
Yani Türkiye’ye dürüst davranılmamakta.
Avusturya Şansölyesi Karl Nehammer ise dürüstlükten bahsetmekte...
Bu nasıl dürüstlüktür?
Bu mudur Avrupa’nın dürüstlük anlayışı?
Böyle bir dürüstlük anlayışı olamaz, olsa olsa bunun adı “Avrupalıların dürüstlük palavrası” olur.

Haberin Devamı

Avrupalıların ‘dürüstlük’ palavrası

Ahmet Külahçı, Günter Verheugen

Bunu Alman televizyonlarında birlikte katıldığımız bir açık oturumda AB Komisyonu’nun Genişlemeden Sorumlu eski Komiseri Günter Verheugen de itiraf etmişti.
Kendisine “Güney Kıbrıs’ın AB’ye alınması bir hata değil miydi?” diye sorduğumda, Verheugen “Hataydı. Hem de büyük bir hataydı. Türkiye politikamız dürüst değil. Türkiye’ye dürüst davranmadık” demişti.
Fransa’nın eski Devlet Başkanı Giscard d’Estaing, “Türkiye bir Avrupa ülkesi değildir. Başkenti Avrupa’da değildir. Halkının yüzde 95’i Avrupa’nın dışında yaşamaktadır. Türkiye’nin tam üyeliği AB’nin sonu olur” diyerek Türkiye’nin AB’de yerini almasına hep karşı çıktı.

Haberin Devamı

DÜRÜST OLMAK GEREKİYOR
Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğine karşı ama ilişkilerin geliştirilmesinden yana olan Fransa’nın şu andaki Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron da “Türkiye-AB ilişkilerinde ikiyüzlülükten çıkmalıyız. AB, Türkiye’ye her zaman iyi davranmadı” diyerek Türkiye’ye dürüst davranılmadığını itiraf etmişti.
Verheugen ve Macron’un bu açıklamalarını hiç şüphesiz Karl Nehammer ve onun gibi düşünenler de biliyorlardır.
Evet...
“Dürüst olalım”, “dürüst davranalım” demek yetmiyor.
Dürüst olmak gerekiyor...

BAKMADAN GEÇME!