Aklımın sesinin dinleyip sattım

Güncelleme Tarihi:

Aklımın sesinin dinleyip sattım
Oluşturulma Tarihi: Temmuz 27, 2010 10:41

Almanya'dan Türkiye'ye en büyük tur operatörü olan Öger Tours'un sahibi Vural Öger, şirketini bir süre önce turizm devi Thomas Cook'a sattı. Vural Öger, "Kalbimin sesi 'Satma diyordu' ama ticari açıdan rasyonel düşünceyle satmamın daha akıllıca bir karar olduğunu gördüm ve satışa karar verdim. Doğru bir karar verdiğime inandığım için rahatım. Ayrıca turizmden çekilmiyorum. Thomas Cook"un denetleme kurulu üyeliği ve Almanya’daki diğer şirketim ÖGER TÜRK TUR, Türkiye’deki şirketlerim ve otelleriml

Haberin Devamı


20 Temmuz 1969'da 20 bin Mark'a German Air'den kiraladığı BAC-11 tipi 114 kişilik uçakla düzenlediği ilk Hamburg-İstanbul seferiyle ÖGER şirketler grubunun temelini atan Vural Öger 41 yıl sonra bu şirketiler içinden Türkiye paket turları düzenleyen ÖGER TOURS’u Thomas Cook'a sattı. Bu alınması çok kolay olmayan karar Almanya'da büyük yankı uyandırdı. Bu satış milyarlarca euroluk turizm sektöründe belkide dengelerin önemli ölçüde değişmesine yol açacak. Vural Öger bu karara giden yolu ve yaşadıklarını ilk kez Hürriyet'e anlattı. Öger Tours'un Hamburg'daki merkezinde Vural Öger ile saatler süren bir sohbet ettim. Sorularımı tüm içtenliğiyle cevaplandırdı. Karar öncesi yaşadıklarını, karar verdiği anı, siyaseti, Fenerbahçe oluşunu ve daha bir çok konuyu anlattı.

- 40 yılın emeği olan şirketinizi niçin sattınız ?

- Önce bir düzeltme yapmak isterim 40 yıl önce kurmuş olduğum ÖGER TÜRK TUR Almanya’nın tüm havalimanlarından Türkiye’ye charter seferleri düzenleyen bir şirket olarak faaliyetlerine devam ediyor. Ben yalnız ÖGER şirketler grubun içinden 1983 yılında kurmuş olduğum ÖGER TOURS’u sattım. Yine de bu kolay verilecek karar değildi. Çok düşündüm. İki açıdan kararımı gözden geçirdim. Kalbimin sesi 'Satma diyordu' ama ticari açıdan rasyonel düşünceyle satmamın daha akıllıca bir karar olduğunu gördüm. Çünkü turizm sektörü kabuk değiştiriyor. Orta ölçekli tur operatörleri dev turizm kurulluşların şemsiyesi altına giriyorlar. Sektörde bir konsantrasyon yaşanıyor. Bu gelecekte benim de başıma gelebilirdi. Ticarette duygusallığa yer olmamalı.

- Tekrar böyle bir işe atılır mısınız ? Veya atılmak isteyenlere ne dersiniz ?

- Günümüzde artık Öger Tours gibi bir şirketi kurmak kolay değil. Hatta imkansız diyebilirim. Niye diye sorarsanız hemen cevabını da vereyim. Bugün böyle bir şirketi kurmak isterseniz en ay 300 milyon Euro nakit paraya ihtiyaç var. İş parayla da bitmiyor. İşi de bileceksiniz. Günümüzde bu kadar parayı çıkarıp koyacak bir bireysel girişimci göremiyorum. Dolayısıyla dev tur operatörleri daha da büyüyor. Bizim gibi orta ölçekli tur operatörleri birer birer yok oluyor.

- Niye yok oluyorlar ? Her yıl Türkiye'ye milyonlarca Alman turist gidiyor. Bu pastadan küçük de olsa bir pay alamaz mı ?

- Benim, her yıl Kasım ayından Mayıs ayına kadar anlaşma yaptığım otellere ön rezervasyon ve garanti ödemeleri için 40-50 milyon Euro'ya ihtiyacım oluyor. Bu anlaşma yapılan otellere, tatil köylerine bir ön ödemedir. Dev tur operatörleri gittikçe artan bir şekilde otellere büyük ödemeler yaparak ve kendi geniş kredi imkanlarını kullanarak önemli ölçüde indirim alıyorlar ve kendilerine avantaj yaratıyorlar. Böylece orta ölçekli turizm şirketlerini zora sokuyorlar. Bu ödemeyi yüksek tutarsanız indirim pazarlık gücünüz artıyor. Örneğin günlük 5 Euro indirim alsanız 15 gün için 75 Euro yapar. 750 Euroluk bir tur paketinde bu yüzde 10 indirim demektir. Dev operatörler rekabete baştan avantajlı başlıyor. Ama bu krediyi almak bizim gibi orta ölçekli firmalar için giderek zorlaşıyor. Firmanın yaşama şansı azalıyor. Basel II kriterileri dolayısıyla bankaların kredi muslukları artık iyice kıstı. Bizim sektörde kar marjları zaten yüzde 1-3 arasında değiştiği için en küçük indirim dahi satışları etkiler.

- Bu sorun nasıl çözülür ?

- Bu sorunu Ankara'ya ilettim. Bizzat Başbakan sayın Recep Tayyip Erdoğan'a da anlattım. Türk hükümeti Türkiye'ye turist getiren bizim gibi operatörlere belli koyduğu kriterlere göre bu altı aylık kış dönemindeki ön ödemeler için gerekli olan kredi konusunda destek verebilir. Ben kimseden para istemiyorum biz varlıklı bir kuruluşuz. Rakip dev şirketlere karşı eşit rekabet edebilecek şartları arıyorum. Buradaki konu bu kış dönemi için gerekli ön ödemeleri sağlıyacak altı aylık krediler için türkiyedeki bankalara destek olunması. Ama ne yazık ki Ankarada turizmin bu tip sorunlarını takip eden bir mekanizma yok. Bugüne kadar türkiyede turizm bir devlet politikası olmadı. Turisti kim götürüyor ve kim getiriyor bunlar hicbir zaman ciddi bir konu olarak ele alınmadı. Turisti Hasan getirmezse Hans getirir, mühim olan turist sayısının ve gelirlerinin artması olarak düşünüldü. Sahil bölgelerinde bütün kıyılar ve şehirler beton tarlalarına dönüştü. Bugün hala turizm bölgelerinin gelişmesi için gerekli bir MEGAPLAN mevcut değildir. Ama Ankara bence bu konulara gerekli ilgiyi göstermiyor. Turizmi stratejik bir sektör olarak görmüyor. Sadece gelen turist sayısına ve döviz artışlarına bakıyor. Halbuki bu işi uzun vadeli planlamak gerekli. Aksi takdirde Avrupadaki dev tur operatörleri piyasaya hakim olup bir süre sonra fiyatları da dikte ettirebilir. Bugün Avrupada ne İngiltere’de ne Almanya’da İspanya’ya yönelik bir Fernandez Reisen veya Yunanistan’a yönelik bir Yorgo Reisen yok artık. Bütün bu Fernandez Reisen ve Yorgo Reisen gibi kuruluşlar son 10-20 yıl içinde yok oldular. ÖGER’in Türkiye için stratejik değeri bütün Turizm Bakanları tarafından teyit edilmiştir.

Yalnız şunu belirtmek isterim şu anki Turizm Bakanımız Türkiye için büyük bir şanstır. Geniş kültürü, bilgisi ve kişiliğiyle son 40 senede gördüğüm en iyi turizm bakanlarından birisidir. Turizm Bakanlığına verilen yetki ve kompetansın cok üstünde olumlu bir performans göstermektedir. Benim yukarıda bahsettiğim konuların adresi sayın Başbakanın angajmanı ve direktifi altında oluşturulacak bir turizm strateji planıdır ve Maliye Bakanlığın bu plan içerisinde angaje olması gereklidir.

- Satış kararı vermeden önce uykularınız kaçtı mı ?

- Uykum kaçmadı diyeyem. Hislerimle aklım arasında gitti geldi. Dile kolay sıfırdan başladığınız ve bu kadar emek verdiğiniz turizm şirketinizi satıyorsunuz. Defalarca düşündüm. Muhakeme ettim. Kalbimin değil aklımın sesini dinleyip kararımı verdim.

- Şimdi kendinizi nasıl hissediyorsunuz ?

- Aynen kızını veya oğlunu evlendiren babalar ne hissediyorsa ben de onu hissediyorum. Evlenen kız veya oğlan çıkıp gider bir yerden onların gitmesi mantiki bir konudur. Siz onun gitmesi gerektiğini ve gittiği yeri biliyorsunuz ama onlar gidince evde bir boşluk olur. İşte onun gibi bir his. 41 yıl önce bir bavul ve bir miktar nakit para ile geldiğim Hamburg'da bu firmayı kurup büyütmüştüm. Ama doğru bir karar verdiğime inandığım için rahatım.

- Aile şirketlerinlerinin avantajlarını söylüyorsunuz. ama şimdi şirketinizi sattınız. Düşünceniz değişti mi?

-
Aile şirketinin avantajı var. Kararlarınızı bağımsız ve hızlı karar alabiliyorsunuz. Ama bizim durumumuzda sorun üründe değil, bu ürünün satışında diyebiliriz. Bizim seyahat paketlerimizi Almanya’da 13.000 seyahat acentesi üzerinden pazarlıyoruz. Bu seyahat acenteleri giderek büyük tur operatörleri tarafından satın alınıyor. Örneğin 300-400 seyahat acentasından oluşan acente zincirleri yüzlerce milyon euro ödeyerek satın alıyorlar. Dev turizm kuruluşları milyarlık kredi olanakları ile uçak şirketlerinden ön ödemelerle koltukları daha ucuz alabiliyorlar, ön ödemelerle otelleri kapatabiliyorlar ve Reisebüro zincirlerini satın alıyorlar. Türkiye’de bütün oteller nezdinde muhakkak geniş bir saygınlığımız var. Benim seneler önce beraber calıştığım otel sahipleri işlerini yavaş yavaş oğullarına ve kızlarına bırakmaya başladılar. Bu ikinci kuşak çoğunlukla Amerika’da ve Avrupada okumuş ve ticareti duygusallık dışında yapan insanlar ’’Parayı veren düdüğü çalar’’ filozofisini içermişler, babasıyla 20-30 sene çalışmışız, şimdi dev tur operatörleri 5 milyon euroyu basıp oteli kapatıyorlar ve bizdende gittikçe artan aynı şartları talep ediyorlar. Ben kendi ilişkilerimle dengeyi sağlıyordum ama nereye kadar gidecekti. Şimdi Öger Tur'un geleceğini garanti altına aldım.

- Öger Tour markası hep yaşayacak mı ?

- Öger Tours Avrupa'nın ikinci büyük tur operatörünün şemsiyesi altına girdi. Artık yüzbinlerce ortağı var. Finansal açıdan sağlam destek alacak. Bu marka hep yaşayacak. Çok uzun yıllar sonra bile 'Bu şirketi Vural Öger kurmuştu' diyecekler. Bu hiçbir zaman unutulmayacak.

- Sadece Öger Tours'u mu sattınız ?

- Ben sadece Öger Tours isimli şirketimi sattım. Halk arasında işçi seferleri olarak adlandırılan, sadece uçakla taşımacılık yapan Öger Türk Tur isimli şirketim ile Türkiye'de üçü bana ait yedi otel, tatil köyü işleten, incoming yapan Holiday Plan adlı şirketimi satmadım. Onlar eskisi gibi faaliyetlerini sürdürüyor. Öger Türk Tur ile Almanya'dan Türkiye'nin çeşitli kentlerine yılda en az 700 bin yolcu taşıyoruz. Holiday Plan adlı şirketimde de 3 bini aşkın kişi çalışiyor.

- Şirketinizi kaça sattınız ?

- Kamuoyunda sanki varını yoğunu 30 milyon Euro'ya satmış gibi bir hava yaratıldı. Medyada çok insan Thomas Cook’un basın bildirisindeki ilk sayfasındaki yazılmış olan 30 milyonu görüp bildirideki ikinci sayfayı okumamışlar. Halbuki bu yaklaşık 90 milyon Euroluk bir paket. Bahsedilen 30 milyonun yanına 2.3 maddesıne göre ÖGER TOURS’un 49,5 milyon euroluk mal varlığı oldugu ifade ediliyor, bunun içinde 34,5 milyon euro ile Türkiye Side’deki Palm Beach tatil köyü de var. Bu maddeye göre bütün bu bahsedilen varlıklar ÖGER TOURS’un dışına alınıyor ve bu meblağlar Vural Öger’e transfer ediliyor. Buna ilaveten zorunlu seyahat sigortasında ve diğer bazı yerlerdeki 10-15 milyon Euro teminatımı da geri alacağım. Thomas Cook Öger Tours’u tüm alacak-verecekleri ile, kredi anlaşmaları ile almış oluyor. Böylece 90 milyon Euro civarında bir paket oluşuyor.

- Satış düşüncesi nasıl doğdu ?

- Her sektörde olduğu gibi bana da yıllardır teklifler geliyordu. Bu çok doğaldır. Geçmişte Condor şirketi yüzde10 ile Öger Tours’a ortaktı ben sonradan o hisseleri geri satın aldım. Bize geçmişte dev İngiliz ve diğer Alman şirketlerinden çeşitli teklifler geldi. 2000 senesi Eylül ayında o zamanki Condor-Neckermann şirketlerinin CEO’su Sayın Pichler tarafından Öger Tours’un tümünü satın almak için 110 milyon Marklık teklif geldi ben o zaman kabul etmemiştim. Geçen sene Bluewings uçak şirketini satın alan bir Rus iş adamı tarafından cazip bir teklif geldi, noterde anlaşma yaptık, sonradan ortaya çıkan ekonomik kriz neticesinde kendisi ödeme hükmünü zamanında yerine getiremedi. Gecen sene Thomas Cook Öger Tours’u satın alma isteğini belirtmişti belirli prensiplerde anlaşamadığımız için ben müzakerelerden vazgeçtiğimi belirtmiştim. Bir ay kadar önce Thomas Cook’un arzusu ile konuşmalara tekrar başladık ve karşılıklı anlaşma imzaladık.

- Görüşmeleri nerede yaptınız ?

- Görüşmelerimizi Hamburg ve Frankfurt'ta yaptık. Çok da fazla sürmedi. Bir orta yerde anlaştık. Onlar da Türkiye pazarını büyütmek istiyorlardı. Öger Tours markasıyla bunun mümkün olduğunu gördüler, benim taleblerimle onların istekleri arasında orta yerde anlaştık. Anlaşmayı da 11 Temmuz pazar günü imzaladık. Anlaşma Federal Kartel Dairesi'nin onayından sonra yürürlüğe girecek. Ancak kartel dairesinin engel çıkaracağını sanmıyorum. Bu yasalar gereği alınması gereken bir onay.

- Thomas Cook şirketinde görev yapacağınızı söylediniz...

- Avrupa'nın ikinci büyük tur operatörü olan Thomas Cook'a şirketimi sattım ama aynı şirkette de önemli bir görev yapacağım. Thomas Cook Almanya AG isimli şirketin Denetleme Kurulu üyesi olacağım. Bu çok onurlu ve prestijli bir görev. Bu şirketin alacağı her türlü stratejik kararı denetleyen bir kurulun üyesi olacağım.

- Kendinizi ne zaman emekliye ayıracaksınız ?

- Emekliye ayrılmayı düşünecek vaktim dahi olmuyor. Kendime hep yeni hedefler koyuyorum. Almanyadaki Öger Türk Tur şirketim Türkiye’de yedi otelden oluşan zincirimiz ve Holidayplan Incoming turizm şirketlerimiz faaliyetlerine devam edecekler. Kızım Nina ile bu şirketleri dahada geliştireceğiz. Thomas Cook Denetim Kurulu üyesi olarak toplantılara katılacağım. Herhalde emekliye ayrılacak hiç vaktim olmayacak.

- Bir kitap yazmıştınız. Şimdi biraz daha vaktiniz olacak. Bu kitabın devamı gelecek mi?

- 2002'de yazdığım 'Benim Almanyam, benim Türkiyem' adlı kitabımda Almanya'ya gelişinden sonraki yaşamımı anlattım. Şimdi iki kitap projem var. Bunlardan birincisi 2004-2009 yılları arasında Avrupa Parlamentosu'nda Sosyal Demokrat Parti milletvekilliğim sırasında yaşadıklarımı ve parlamentoyu tüm yönleriyle anlatacağım. Milletvekililğinden ayrıldıktan sonra "5 yıl Avrupa Milletvekilliği, Hamburg'dan, Brüksel üzeri Strasbourg ve dönüş" adıyla bir kitapçık hazırlamıştım. Kitap bu ön kitapçığın detaylı hali olacak. Adı da "Ben beş yıl Brükseldeydim" olacak herhalde. İkinci kitap projemde ailemi anlatacağım. Alman yazar Thomas Mann'ın Buddenbrooks adlı romanı benim hep ilgimi çekmiştir. Romanda Buddenbrooks ailesi üç kuşağı içeren tam bir edebi roman tadında anlatılır. Ben de ailemi anlatmak istiyorum. Bu kitapta üç kuşağın yaşamları tarihi, sosyal ve kültürel fon önünde konu olacak. Türkiye-Avrupa ilişkilerini farklı boyutlarıyla ele alan bir kitap daha düşünüyorum ama bu proje kafamda henüz tam oturmuş değil. Bu kitabın adının da "Avrupa Gerçeği" olsun istiyorum.

- Çok ülke gördünüz. Hala merak ettiğiniz, görmek istediğiniz yerler var mı? Siz tatilde neleri tercih ediyorsunuz?

- Hem de nasıl. Şili, Peru, Güney Amerika'nın bazı ülkelerini görmedim. Alaska'yı görmedim. Tercihlerime gelince Türkiye dışında, Küba'yı çok seviyorum. Tayland'ı da çok beğeniyorum. Hint Okyanusu'ndaki Seychelles Adaları seviyorum. İnanılmayacak güzellikte, dünya cenneti gibi yerler buralar. İklimi, doğası çok güzel. Avrupa'yı tümüyle, bütün Arap ülkelerini, Uzak Doğu'yu tümüyle gördüm diyebilirim.

- Fenerbahçeli olduğunuz biliniyor. Nasıl Fenerbahçeli oldunuz?

- Fenerbahçeliyim, ama yurt dışında oynayan bütün Türk takımlar benim için Türk milli takımıdır . Buraya Galatasaray gelip oynuyorsa, bir Fenerbahçeli 'Keşke yenilse' derse bunu anlamakta güçlük çekerim. Altı yaşımdan beri Fenerbahçeliyim. Babam subay olduğu için altı yaşımda ona sormuştum, hangi takımı tutayım diye o da bana 'Oğlum, erkek adam Fenerbahçeli olur' dedi ve ben de FB'li oldum.

- Beş yıl AP milletvekilliği yaptınız. İş hayatında istediğiniz hedeflere ulaştınız. Siyasette hedefleriniz neydi, orada da hedefinize ulaştınız mı ?

- Bir ara Federal Çalışma Bakanlığı yapan Almanya Sosyal Demokrat Parti'sinden Olaf Scholz Avrupa Parlamentosu milletvekilliği teklif etti. O dönemin Başbakanı Gerhard Schröder ve yakın arkadaşım İçişleri Bakanı Otto Schily de çok destekledi. Çok düşündüm ve sonunda kabul ettim. Siyaset çok enteresan. Siyaset uzlaşmak demek, İş dünyası öyle değil. İşadamı olarak kendinize hedef koyar, karar verir, onun için çalışır, gerçekleştirirsiniz. Siyasette öyle değil, her inandığınız şeye ulaşamıyorsunuz. Politikada kurallar, iş dünyasından bambaşka. Karar verme süreçleri çok uzun, sabır istiyor. İşadamlarının neden politikaya girmekte tereddütlü olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum. Bir olayın oluşması, karar aşamasına gelmesi muazzam zaman ve sabır istiyor siyasette. Politik çalışmanın neticesini yıllar sonra alıyorsunuz, derhal karşılığını göremiyorsunuz.

- 41 yılda en çok sevindiren olaylar nedir ?

- 1980li yılların öncesi Almanlar, Türkiye'ye pek gitmiyordu. Biz Almanlara, Türkiye'nin güzel, cazip bir tatil ülkesini olduğunu gösterdik. Yolu açtık. Bunu beni çok sevindiriyor. Türkiye'ye kitle turizminin önünü açtık. Türkiye'nin turistik bir destinasyon olabileceğini kimse düşünemiyordu. Buna öncü olmak beni hala gururlandırıyor. 1990lı yıllardan beri aralıksız her yıl Türkiye turizminde branşa birincisiyiz. Benim tahminime göre 40 yılda rahat 20 milyon turist taşıdık.

- Sizin Türkiye ve Almanya ile aynı derecede yoğun ilişkileriniz var. Kendinizi Türk mü, Alman mı hissediyorsunuz sorusuyla karşılaşıyor musunuz?

- Evet. Bende çalışmakta ve mantıkta Alman, iç dünyamda Türk'üm diyorum. Bu benim iç dünyam, hissiyatım. Almanya benim vatanım oldu. Alman vatandaşıyım, bu ülkeyi çok seviyorum ama iç dünyam Türk. Kalbim Türk. Almanya benim vatanım oldu. Bir kültürde yetişmek, diğer bir kültüre uyum sağlamayı yok saymaz. Her iki ülkenin her zaman olumlu yönlerini görmek gerekli. Karşılıklı var olan ön yargılarla mücadele ettim. Her iki kültürle yaşamak güzel bir duygu.

VURAL ÖGER KİMDİR

1960'da Almanya gelen Vural Öger (68), yaşamını kendisi şöyle anlatıyor. "Berlin Teknik Üniversitesi'ni yüksek mühendis olarak bitirdim. Talebeyken seyahat işlerine girmiştim. Doğu Blok uçakları biletleri satıyordum. Karlı bir iş olduğunu biliyordum. Bir gün Hamburg'a geldiğimde arabam yandı. O zaman Hamburg'un tek Türk restoranı olan Steindamm'daki Hasan Bakkal'a gittim. Duvarında 'Düsseldorf-İstanbul charter seferleri' yazan bir ilan gördüm. Oradakilere 'Hamburg'dan uçak yok mu?' diye sordum. 'Yok, millet rezil oluyor, buradan otobüslerle 5-6 saat Düsseldorf'a gidiyorlar, oradan uçuyorlar' dediler. O zaman bu işin tutabileceği kafamda şekillendi. German Air şirketinin satış müdürüne gittim. '20 bin Mark getir, hemen uçak verelim dedi. Biriktirdiğim bir 4 bin Mark vardı, onunla BAC-11 tipi 114 kişilik uçak kiralama ön sözleşmesi yaptım. St. Georg'da küçük bir yer tuttum, zemin katın altında. Badana aldım. Orayı boyadım. Bir tezgah yaptım. Karstadt'tan yatak, havlu, battaniye aldım. Ön tarafta bilet satıyordum, arkada yatıyordum. İşçi yurtlarında el ilanları dağıttım. İlk seferi 20 Temmuz 1969'da yaptık. Bu aynı nonstop Hamburg'dan Türkiye'ye ilk uçak seferi oldu"

Öger, 1998'de Alman-Türk Vakfı kurucuları arasında yer aldı. 2004'de Avrupa Parlamentosu SPD Milletvekili odu. Sayısızca ödüller ve nişanları arasında Federal Almanya Liyakat Nişanı ile Türkiye'den Üstün Hizmet Madalyası da bulunuyor..

Almanya'da 2009 itibariyle katalogla satış yapılan turizm sektörünün büyüklüğü 20.9 milyar Euro civarında. Bu sektörde yüzde 20.4 pay ile TUI ile ilk sırada geliyor. Ardından sırayla ReWe turıstık (yüzde 13.8), Thomas Cook (yüzde 12.5), Alltours (yüzde 5.9), FTI (Yüzde 4.5), Aıda Cruıses (yüzde 3.5) ve Öger Grubu (yüzde 3.3) geliyor.

Thomas Cook Group merkezi Londra'da olan ve 21 ülkede 31 bin kişi çalıştıran bir turizm devi. Yılda 22 milyon turist ile 11.1 milyar Euro civarında ciro yapıyor. Almanya'daki kolu Thomas Cook AG ise 4 bin 500 çalışan ile yılda 3.4 milar Euro ciro yapıyor. Almanya'da Neckermann, Bucher Last Minute, Air Marin ve Condor gibi şirketleri bünyesinde bulunduruyor. Yılda 4.8 milyon turiste hizmet veriyor. 41 yılını kutlayan Öger Tour geçtiğimiz yıl 400 bin turist taşıyıp 256 milyon euro ciro yaptı.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!