Asansör ağlamasın!

Güncelleme Tarihi:

Asansör ağlamasın
Oluşturulma Tarihi: Şubat 17, 2007 02:24

1907 yılında Nesim Levi Bayraklıoğlu isimli bir İzmirli Musevi hayırsever tarafından yaptırılan ve kentin simgeleri arasında sayılan Asansör Kulesi, 100. yaşını kutluyor. Bir hoşgörü anıtı olan Asansör'ü, çevresiyle birlikte sevelim ve koruyalım.

Asansör ağlamasın
SEVGİLİ Mustafa Oğuz, "Asansör'ün Gözyaşları" isimli bir haber yaptı. "Asansör" çevresinin çöplük haline geldiğini, metruk evlerin tinerci yatağı olduğunu, tüm bölgenin perişanlık içinde bunaldığını belirtti. 100. yaşına ulaşan Asansör'e, yazık değil mi?İlaç yazdırmak için, her ay Karataş'taki Gazeteciler Cemiyeti Lokali'ne giderim. Dario Moreno Sokağı, Asansör civarı ve ismimi taşıyan parka uğrarım. Çevrede gördüğüm perişanlık ve metruk evlerdeki korkunç manzaralar içimi acıyla kemirir. Biz Asansör'ü, tüm çevresini kurtaracak bir simge olarak hizmete açmıştık. Ya şimdi? İş tersine döndü, şimdi çevresi Asansör'ü kemiriyor. İÇİMDEKİ SEVDAAsansör şiirimde belirttiğim gibi, Asansör ve Karataş'a adımı atar atmaz, içimi bilinmez bir sevda kaplar. Dario Moreno Sokağı'na girince düşlerimde ninni gibi napoliten şarkılar patlar, sanki Dario'nun koluna girerim, İzmir'in o eski egzotik büyüsüne savruluruz. Sonra Latin kıyılarına, Paris bulvarlarına uçarız.Sokak boyunca bu mahallenin çocukları olan eski dostlarımı düşünürüm. Şair kardeşim "Avram Ventura", Dallas'taki dostum"Raşel Amado Bortnick" , toprağı bol olsun Musevi Cemaatı eski başkanı "Jozef Özel", babacan dostum "Moris Bencuya" ve toprağı bol olsun eski Matematik hocamız "Musani Misafir Konuk" ile kucaklaşırım.MİS GİBİ İZMİRAsansör ile yukarı çıkış, Mithatpaşa'dan Halifrifat'a uzanan bir uzay yolculuğu gibidir, Asansör'ü ve şehre nice sebiller armağan etmiş "Nesim Levi" ye şükran duymak gerekir. Tepeye çıkınca şöyle bir yukardan bakarım anasının kızı İzmir'e, mis gibi içime çekerim..Tepeden Beth-İsrael sinagogunu süzerim, içindeki nice düğünleri, sünnetleri hayalimde canlandırırım. Hoşgörülü İzmir türkülerini yüreğime çekerim. Gemiler, körfez, ufuklar, bulutlar, dağlar içimde buluşur, sevişir, kaynayıp köpürür sanki.. Yüreğim yufka gibi eriyiverir, ben eririm İzmir'in içinde!.. Yürür giderim, Asansör'ün yanıbaşındaki "Yaşar Aksoy Parkı" na.. Tam ortadaki kuytu ve mahzun bir banka ilişirim. Kocaman bir çakım vardır daima belimde. Çıkarırım, ağzını açarım.. Biricik aşkımı, tahtaya yazarım incecik. İçimden incecik bir şiir akar gelir, gözlerimin ucuna yerleşir.. İzmir'im, damla damla aşağı doğru akmaya başlar..Ağlıyor muyum? Ağlayıveririm işte.. Aman Asansör ağlamasın, yalnızca ben ağlayayım, ne olur!..Asansör damat gibi süslendi20 Haziran 1993 günü, pırıl pırıl yapılan "Dario Moreno Sokağı"nın açılışı ve "Tarihi Asansör"ün yeniden hizmete girişi, binlerce seçkin davetlinin katıldığı muhteşem bir törenle gerçekleşti. .Asansör kendini anlatıyor1900 yıllarıydı.. Bizim Asansör ve Karataş'ta binlerce Musevi yaşardı. Mithatpaşa caddesinden yukarılara çıkmak için, "Las kare las de vida" denilen tam 155 basamaklı taş bir merdiven vardı. Yaşlısı, hamilesi, çocuğu, hastası nasıl çıksın? Eziyet içindeydi tüm ahali.Osmanlı ordusuna bayrak imal eden "Nesim Levi Bayraklıoğlu" isimli bir Musevi hayırseveri ortaya çıktı. Acıdı ahaliye. Avrupa'dan, Paris'ten mimarlar, mühendisler, cihazlar, hatta tuğlalar getirdi.Ve, 1907 yılında su buharı ile çalışan Asansör'ü, içi çelik konstrüksiyon, dışı Marsilya'dan getirdiği tuğlalarla örülü biçimde, eskiden taş ocağı olarak kullanılan bir kayalık zemin üzerine inşa etti ve işletmeye başladı. Böylece semt halkının çilesi bitti. Nesim Efendi'nin, fesli, pos bıyıklı ve afilli büstü, yine kendisinin kente armağanı olan "Karataş Musevi Hastanesi" salonunda bulunmaktadır. Nesim Efendi, İzmirli Musevi hanımlara getirdiği "Tokadon" denilen son moda allı morlu eşarplar ve renkli upuzun kuş tüyleri ile hayli ün yapmıştır.Asansör'ü yıllarca "Jozef Palambo" ve eşi çalıştırdı. Daha sonra kule, İzmir'in Cumhuriyet sonrası en büyük zenginlerinden tüccar "Şerif Remzi Reyent" e satıldı.28 Temmuz 1983 tarihinde Şerif Remzi Reyent'in varisi ve yeğeni büyük hayırsever "Ayla Ökmen", başkanlığını Ceyhan Demir'in yaptığı İzmir Belediyesi'ne bir protokolla, aynı maksatla kullanmak şartını ekleyerek, Asansör'ü hibe etti.Asansör'ü İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı "Yüksel Çakmur" restore ettirdi. Asansör'e giden 302 numaralı sokağa, Belediye Meclisinin kararı ile "Dario Moreno Sokağı" ismi verildi. Hem sokak, hem Asansör, 20 Haziran 1993 günü olağünüstü muhteşem bir törenle açıldı ve hizmete girdi. Halen elektrikle çalışan ve depreme dayanıklı ilk İzmir yapısı olarak bilinen Asansör ve bünyesi içindeki restoran, kentin en prestijli turistik mekanlarından birisidir. Venedik'teki San Marco Katedrali'ni, Floransa'da Piazza Della Signoria'daki Palazze Vecciho'yu veya İspanyol Şatolarının kulelerini anımsatan bu kırmızı tuğlalı kule, kentin en batılı simgelerinden biridir.Asansör üzerine sayısız yazı, inceleme ve dizi yazı yazdım. Asansör'ü, ülke içinde, İsrail'de, Paris'te, Yunanistan'da konferanslarımla tanıttım. Bu yüzden Asansör yanındaki parka, naçizane ismim verildi. "Asansör ve Dario Moreno Anıları" isimli 1993'te İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından bastırılan kitabın da yazarıyım. Metruk Asansör'ün kurtarılmasıyla ilgili ilk yazım, 2 Ekim 1978'de Demokrat İzmir'de yayınlandı.Aşkların yaşandığı parkAsansör'ün hemen dibindeki "Yaşar Aksoy Parkı", İzmir'in en nefis panoramasının izlendiği parktır. İzmir'in en güzel biçimde seyredildiği bu parkta, en güzel aşklar yaşanır. 28 Mart 1997 günü, sevgili Başkan Ahmet Sarışın'ın önerisiyle Konak Belediyesi tarafından törenle açılışı yapılan bu park ve tabelası, Konak Belediyesi Basın Danışmanı sevgili dostum Işık Teoman'a emanettir. Tabela yazıları silinirse, banklar tahrip olursa, dünya tatlısı Işık, hemen imdada yetişir.ASANSÖRkarataşlı bir sevdadüşlerinde adımlamışdario moreno sokağı'nıdudağında napoliten ninnisisayıklamış arkradaşlarınıavram, raşel, josef, moris, musaniasansörle çıkmış gökyüzünebuluşturmuş mithatpaşa'yıhalilrifat paşa'yla doyasıyadualar etmiş sebiller sultanıbayraklıoğlu nesim efendi'yeşöyle bir bakmış tepedencanım izmir'e, beth-israel'emis gibi çekmiş içinebakmış körfeze, gemilere, ufkayufka gibi erimiş yüreğiyürümüş geçmiş yaşar aksoy parkı'naçökmüş en kuytu bankaçakı ile kalp çizmişbiricik aşkını yazıvermişYAŞAR AKSOY
Haberin Devamı

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!