AB ve Türkiye birlikte çalışıyor

Hürriyet Haber
12 Şubat 2011 - 15:42Son Güncelleme : 12 Şubat 2011 - 18:20

Kültür, eğitim ve bilim alanlarını kapsayan toplumlararası paylaşımlar, geleceğin şekillendirilmesine ve ortak dil geliştirilmesine önemli katkı sağlıyor.

AB ve Türkiye: Binlerce kültür, eğitim ve bilimsel araştırma projesiyle iç içe

Toplumlararası diyalog ve işbirliği, hiç kuşkusuz Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşmesini sağlayacak en önemli unsurlardan biri. Çoğu zaman siyaset ve ekonominin gölgesinde kalan bu unsurun, aslında, Türkiye ve Avrupa halklarının birbirlerini anlamalarına ve tanımalarına olanak sağlayan çok temel bir işlevi var. Özellikle kültür, eğitim ve bilim alanlarını kapsayan toplumlararası paylaşımlar geleceğin şekillendirilmesine ve ortak dil geliştirilmesine önemli katkı sağlıyor.

AB, eğitim, kültür, bilimsel araştırma ve teknolojiye yönelik birçok program ve proje ile toplumlararası diyaloğa ve birlikte çalışma kültürüne katkıda bulunuyor. Toplumun tüm kesimlerinin yararlanabildiği, AB destekli binlerce proje sayesinde Türkiye ile AB her geçen gün daha çok bütünleşiyor.

Kültürlerarası Diyalog Gelişiyor

Kültürlerarası diyalog; ülkeler ve toplumlar arasında anlayışı geliştirmenin, önyargı ve bilgisizliği aşmanın anahtarıdır. Aynı zamanda, toplumsal kaynaşmayı ve kamu hayatına demokratik katılımı da teşvik eder. Dahası, kültür ve sanat; istihdam ve ekonomik büyüme için en dinamik sektörler arasındadır.

AB ve Türkiye arasındaki kültürlerarası etkileşim, kendiliğinden gelişen ve hâlihazırda yoğun bir olgudur. AB, Türkiye’nin her köşesinde yürütülen çeşitli kültürel işbirliği programlarıyla bu süreci desteklemektedir ve destekleyecektir.  
 
AB'nin "2007-2010 Kültür Programı"na AB Üye Ülkeleriyle eşit koşullarda katılan Türkiye'den kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren birçok katılımcı, bu program çerçevesinde diğer Avrupa ülkelerindeki meslektaşları ile tanışarak çok sayıda ortak proje ve etkinlik geliştirmektedir./images/100/0x0/55eb0f42f018fbb8f8a8681b

"Kültür Programı" çerçevesinde her yıl kültürel miras, mimarlık, edebiyat ve müzik alanlarında AB Ödülleri verilmektedir. 2010 yılında Türkiye, İstanbul Yeni Camii Hünkâr Kasrı’nın restorasyonu çalışmasına verilen "AB Kültürel Miras Ödülü"nü İstanbul'da Aya İrini’de AB Komisyon Üyesi Vassiliou'nun katılımıyla düzenlenen bir törenle aldı.

Kültür Programı'na ilişkin ayrıntılı bilgi için:
http://www.ccp.gov.tr/index.php
http://ec.europa.eu/culture/our-programmes-and-actions/doc411_en.htm 

2010: İstanbul'un Kültür ve Sanatta Altın Yılı

AB'nin kültür alanındaki bir diğer önemli girişimi de, her yıl, belirli kentleri, "Avrupa Kültür Başkenti" seçmesidir. Bu ünvan, 1985'ten beri, 40'ın üzerinde şehrin, kendini yeniden yaratarak uluslararası profilini yükseltmesini sağladı. Bu çerçevede, İstanbul da, Avrupa Kültür Başkenti seçildiği 2010 yılında, kültür ve sanat faaliyetleri açısından, modern tarihinin en zengin dönemini yaşadı. AB, İstanbul’un 2010 yılına hazırlanmasına yardımcı olmak için yenilikçi fikirler ve ortak prodüksiyonlar yoluyla Türkiye'de ve Avrupa'da kültürel diyalog ve ilişkilerin geliştirilmesini destekleyen birçok küçük ama çok önemli projeye finansal destek sağladı.

"Kültür Köprüleri" Türkiye'yi Avrupa'ya Bağlıyor

AB'nin kültüre verdiği önem, Türkiye'ye sağladığı katılım öncesi mali yardımlarda da kendini gösteriyor. 6 milyon Avro bütçeli "Türkiye-AB Sivil Toplum Diyaloğu: Kültür Köprüleri Programı", bunun en güzel örneklerinden biri. Program kapsamında desteklenen projeler, Türkiye dâhil 18 Avrupa ülkesi tarafından uygulanıyor; çok uluslu ve çok kültürlü faaliyetlerle geniş kitleleri hedef alıyor. Programın özel elçileri arasında, yazar Elif Şafak, oyuncu Serra Yılmaz, modacı Atıl Kutoğlu ve müzisyen Jordi Savall gibi ünlü isimler yer alıyor. Program, AB ülkelerinin Türkiye'deki kültür merkezlerinin Türk ortaklarıyla birlikte yürüttükleri çeşitli projeleri de destekliyor.

66 Türk ve Avrupalı yazarın, Edirne'den Kars'a uzanan 24 şehirde buluşmasını sağlayan Goethe Enstitüsü'nün "Yollarda: Avrupa Edebiyatı Türkiye'de / Türk Edebiyatı Avrupa'da" projesinin koordinatörü Claudia Hahn–Raabe, Türk çocuklarının Avrupalı sanatçılarla iletişim kurma konusunda ne kadar istekli olduklarını gördükten sonra, daha uzun süreli benzer projeler gerçekleştirmeye karar verdiklerini söylüyor.

Tiyatro ve opera gösterilerinden etnik müzik ve caz konserlerine, fotoğraf sergilerinden belgesel film gösterimlerine kadar birçok etkinliği kapsayan İtalyan Kültür Merkezi'nin "Kaleydoskop Avrupa" projesine katılan Devlet Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Lemi Bilgin, çok uluslu ve çok boyutlu bir çalışma olan projenin uzun yıllar sürecek işbirliklerinin temelini oluşturduğunu düşünüyor.

Fransız Kültür Merkezi tarafından yürütülen "Dijital Köprüler" projesinin katılımcılarından Anadolu Üniversitesi öğrencisi Duygu Saykan ise, proje kapsamında oluşturulan uluslararası e-gazetecilik platformu sayesinde, ileride gazeteciliğin hangi alanında çalışmak istediği konusunda daha net bir fikir edindiğini belirtiyor.

Aynı şekilde, İngiliz Kültür Merkezi’nin Anadolu Kültür Platformu ve Garanti Çağdaş Sanat Merkezi işbirliğiyle yürüttüğü "Benim Kentim" projesi de Avrupa’dan beş sanatçıya beş Türk kentini (Çanakkale, Konya, Trabzon, Mardin, İstanbul) ziyaret ederek Türkiye'nin kültür zenginliğini yaşamaları ve eserlerini kamuya açık alanlarda sergilemeleri imkânını sağladı. Aynı zamanda, Türkiye'nin önde gelen altı genç sanatçısı da, Berlin, Dortmund, Helsinki, Londra, Viyana ve Varşova'daki kültürel mekânlarda eserlerini sergileyerek bu kentlerde Türkiye'deki çağdaş sanat uygulamalarını tanıtma fırsatını buldu.


Kültürel miras AB için Türkiye’de de bir öncelik: Güneydoğu'da 9 ilde 31 kültürel mirası koruma projesi

AB, Türkiye'ye kültür mirasını muhafaza etmesi konusunda da önemli destek sağlamaktadır. 2003–2007 döneminde yürütülen "GAP Bölgesi Kültürel Mirası Geliştirme Programı", AB'nin finanse ettiği en kapsamlı programlardan biriydi. Toplam 17 milyon Avro bütçeli program kapsamında, bölgedeki dokuz ilde, 31 proje finanse edildi. Bunlardan biri olan "Gaziantep, Halfeti ve Rumkale'de Turizm Potansiyelinin Geliştirilmesi Projesi" kapsamında kurulan Mozaik Eğitim Merkezi’nde, mozaik tekniği, arkeoloji, jeoloji ve pazarlama eğitimleri verildi. Programın stajyerlerinden Aygül Kürekçi, aldığı eğitimin, resim ve çizim yeteneğini ortaya çıkardığını ve meslek sahibi olmasını sağladığını belirterek herkese bu tür projelere katılma çağrısı yapıyor.

AB Eğitimde Sınırları Kaldırıyor

Dünya ekonomisinin en rekabetçi bilgi toplumu olmayı hedefleyen AB, eğitim hizmetlerinin kalitesini Avrupa düzeyinde artırmak için çok sayıda girişimde bulunuyor. AB Üye Ülkelerinin eğitim politikalarının geliştirilmesi, iyi uygulama örneklerinin paylaşılması, eğitime Avrupa boyutu kazandıran faaliyetler ve özellikle sınırötesi hareketlilik ve değişim projeleri bu alandaki en önemli faaliyetlerden sadece birkaçı.

Yaş Ayrımı Gözetmeksizin Binlerce Türk Vatandaşı için Avrupa'da Eğitim Fırsatları/images/100/0x0/55eb0f42f018fbb8f8a8681d

AB'nin eğitim ve gençlik programları tüm Türkiye'den katılımcılara açık. AB'nin eğitim alanındaki en kapsamlı girişimi ise, 2007–2013 dönemi için yaklaşık 7 milyar Avro bütçesi olan "Hayatboyu Öğrenme Programı". Program öğrenmeye hevesli Avrupalı toplumlarının olası tüm ihtiyaçlarını göz önünde bulunduran alt-programlar aracılığı ile yürütülüyor. İşte bazı örnekler:

Comenius Programı, okul öncesi eğitimden ilk ve ortaöğretime kadar tüm seviyelerde işbirliği projelerini finanse ediyor. Türkiye'nin Comenius'a katılımıyla ilgili istatistiklere göre, 2004'ten 2010'a kadar yaklaşık 2.800 Türk kurumu programdan faydalandı ve yaklaşık 36.500 kişi değişim projeleri aracılığıyla Avrupa ülkelerine gitme fırsatı buldu.

Erasmus yüksek öğretimde öğrenci ve akademisyen değişimi ve üniversiteler arası projelere odaklanıyor. 2004'ten 2010'a kadar yaklaşık 50.000 Türk öğrenci ve akademisyen Erasmus'a katılarak Avrupa'daki yüksek öğrenim kurumlarında ders gördü ya da ders verdi. Aynı dönemde, çeşitli Avrupa ülkelerinden 16.000’den fazla öğrenci ve akademisyen de Türkiye’deki üniversitelere geldi. Dahası, 2008-2009'da okumak için Türkiye'ye gelen Erasmus öğrencisi sayısında %31.2 ile en yüksek artış gözlemlendi.     

Mesleki eğitime odaklanan Leonardo da Vinci Programı, AB Üye Ülkeleri ve aday ülkelerde hem karşılıklı çalışma ziyaretleri ve stajyerlik gibi değişim etkinliklerine, hem de kurumlararası projelere destek sağlıyor.  Türkiye'den 35.000'den fazla Leonardo katılımcısı mesleki eğitim ve staj için Avrupa'da farklı şirketlere ve eğitim kurumlarına yerleştirildi.

Diğer yandan, Grundtvig de yetişkin eğitimi için hazırlanan bir program olarak,  uluslararası işbirliği, hareketlilik ve ilişki geliştirilmesine ilişkin projeleri finanse ediyor. . Bugüne kadar 800'den fazla projeye destek sağlandı.

Adı sık duyulan Jean-Monnet Burs Programı ise, Türk vatandaşlarına AB bütünleşmesiyle ilgili konularda AB ülkelerinde bir üniversite ya da bir araştırma merkezinde lisansüstü çalışma yapma fırsatı sunuyor. . 1989'dan bu yana yaklaşık 1.200 kamu görevlisi, yeni mezun ve özel sektör çalışanının AB ve politikalarına ilişkin bilgi ve beceri kazanmasını sağlayan program için yaklaşık 27 milyon Avro harcandı.. 20 yıl gerçekten uzun bir zaman dilimi. Programın en özgün sonuçlarından biri; bugün ilk nesil bursiyerlerin hem Türkiye, hem de AB kurumlarında karar mekanizmaları içinde yer almalarıdır. Jean Monnet bursiyerleri kamu sektöründe AB ilişkilerini yönlendirmekte, üniversitelerde AB'ye ilişkin konularda ders vermekte, araştırmalar yapmakta ve Türk özel sektörünün ekonomik büyümesinde anahtar rol oynamaktadır.          

Eğitim ve Gençlik Programları’na ilişkin ayrıntılı bilgi için: http://www.ua.gov.tr/

Türkiye'de AR-GE, AB Projeleri ile Gelişiyor

1984 yılında hayata geçirilen araştırma ve teknolojik gelişimi hedefleyen AB çerçeve programları, AB'nin araştırmayı desteklemek için ana finansal aracıdır. Halihazırda, Çerçeve Programı, 2007–2013 döneminde 50.5 milyar Avroluk bütçesiyle yedinci kez uygulanıyor. .

Türkiye bu programlara 2002 yılından itibaren katılmaya başladı ve 7. Çerçeve Programı'yla (FP 7) ilişkilendirildi.

Program, uygulamalı araştırma alanında uluslararası AR-GE projelerine destek verirken aynı zamanda insan kaynakları gelişimini amaçlayan AB ve Türkiye arasındaki öğretim görevlisi değişimleri için (örneğin Marie Curie araştırmacı bursları) bireysel araştırmacı burslarını ve altyapının geliştirilmesine yönelik diğer projeleri finanse ediyor. . Türkiye, Avrupa'da Marie Curie projelerinden en çok faydalanan üçüncü ülke. 32,5 milyar Avroluk bütçesiyle "İşbirliği Programı", işletmelerin ve araştırma kurumlarının bilgi ve iletişim teknolojileri, sağlık, nano-teknoloji, çevre, ulaştırma ve uzay gibi alanlardaki ortak projelerinin finanse edildiği, Çerçeve Programı’nın en önemli bileşenini oluşturuyor. .

7. Çerçeve Programı kapsamında 2007–2010 yılları arasında Türkiye'den 540'tan fazla araştırmacı ve kurum toplam bütçesi 1,1 milyar Avro'ya eşit projelerde görev aldı.  Böylelikle, Türk kuruluşlarının doğrudan yararlandığı bütçe 82 milyon Avro'ya yükseldi.

7. Çerçeve Programı'na ilişkin ayrıntılı bilgi için: http://www.fp7.org.tr/

Türkiye ve AB – Deprem Felaketine Karşı El Ele

7. Çerçeve Programı kapsamında finanse edilen birçok önemli projeden biri de Avrupa'da Sismik Tehlike Modelinin Uyumlaştırılması (SHARE) Projesi. 2009-2012 arasında yürütülen SHARE, Avrupa-Akdeniz bölgesinde deprem tehlikesinin değerlendirilmesine ilişkin bir AR-GE projesi. Avrupa çapında ortak bir sismik tehlike modeli geliştirilmesini hedefleyen proje kapsamında hazırlanan deprem tehlike haritalarının, AB düzeyinde kabulüyle, depreme dayanıklı yapı tasarımı uygulamalarında tüm AB'de birlik sağlanmış olacak. 18 kurumdan oluşan bir konsorsiyum tarafından yürütülen projenin Türkiye’deki ortakları Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü ile Ortadoğu Teknik Üniversitesi. AB'nin projeye sağladığı katkı, 3,2 milyon Avro tutarında.. Bunun 250 bin Avro'suyla, Türk ortakların bütçesi destekleniyor.

Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mustafa Erdik, Avrupa'da deprem tehlike haritalarının her ülke için ayrı ayrı hazırlandığını ve bu durumun deprem tehlikesinde uyumsuzluklara neden olduğunu ifade ediyor. SHARE Projesi'nin deprem haritalarının uyumlaştırılmasını sağlayacağını belirten Erdik, bu proje ve eş zamanlı olarak yürütülen benzer deprem tehlikesi projeleri sayesinde, Türkiye'nin, Avrupa-Orta Doğu-Kafkasya bölgesinde çok önemli bilimsel bir rol üstlendiğine dikkat çekiyor. 


2 milyonuncu Erasmus öğrencisi Türkiye'yi seçti!

Laura Popa: Romanya Bükreş Ekonomi Üniversitesi'nden İstanbul Üniversitesi'ne Erasmus öğrenci değişimiyle geldi

Romanya Bükreş Ekonomi Üniversitesi işletme öğrencisi, 22 yaşındaki Laura Popa Erasmus programında neden Türkiye'yi tercih etti? Popa, nedenini Türkiye'ye ayak bastığı an unuttuğunu söylüyor. Popa, deneyiminde ülkenin kendini yönlendirmesine izin vermiş ve bu yolculuğundan çok keyif almış.

"İstanbul Üniversitesi’nde ilk yılım Bükreş'te kendi üniversitemde asla hayal edemeyeceğim fırsatlar sundu. Türkiye'nin en büyük firması Arçelik'in AR-GE Müdürü ile tanıştım. Mercedes Benz fabrikasını ziyaret ederek personeliyle kalite konularını tartıştım. Sonuncu ve en az bunlar kadar önemli bir diğer şey de, yönetim derslerimden birindeki araştırmam nedeniyle Thomson Reuters İstanbul ofisinin CEO'su ile görüşme şansı elde ederek bir mülakat gerçekleştirdim.

Erasmus deneyimim zihnimi açarak çalışmalarımda yardımcı oldu. Daha başka ne bekleyebilirdim ki? Eve döndüğümde diğer öğrencilerin de edindiğim hazinelerden aynı zevki almalarını sağlamak için Romen Students Abroad League'inde (Yurtdışındaki Öğrenciler Cemiyeti) Türkiye elçisi oldum."

Erasmus’un sunduğu fırsatları değerlendirmek üzere programa başvurduğunda 2 milyonuncu Erasmus öğrencisi seçilen Laura Popa, şimdi ülkesinde Students Abroad League "Türkiye elçisi".     
    

AB Türkiye Delegasyonu: www.avrupa.info.tr

 

Etiketler:

    Sayfa Başı