GeriMagazin Ortak bir hayal gerçek oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Ortak bir hayal gerçek oldu

Ortak bir hayal gerçek oldu

Bir yanda kadınlar ölüyor, öldürülüyor, bir yanda yine kadınlar dünyayı daha güzel kılmak için çabalıyor. Üç güçlü kadın, üç anne bu kez çocuklar için el ele verdi, onlar için ortak bir projenin altına imza attı. Dr. Özlem Biçer şiirlerini bir kitapta topladı, Zara o şiirleri besteledi, Dr. Melike Batukan ise projenin PR işini üstlendi. Bu güçbirliğiyle önce “Ben Hep Çok Sevdim” kitabı okurla buluştu, ardından ünlü sanatçıların seslendirdiği şiirler YouTube üzerinden dinleyiciyle buluştu. Hem kitap hem de YouTube dinlemelerinden elde edilecek gelir, Minik Kalplerle Elele Derneği’ne bağışlanacak. Sonrası... Sonrası da gelecek çünkü bu üçlünün durmaya hiç niyeti yok.

ZARA

YENİ DİZİMİN YAYINA GİRMESİ AN MESELESİ

◊ Sizi zaman zaman dizilerde de görüyoruz. Ekranlara dönmek gibi bir niyetiniz var mı yoksa öncelik müzikte mi?
- Bu süreçte 26 bölümlük bir mini dizi çektik zaten, yayına girmesi an meselesi... Çok iyi bir iş oldu. Yeni teklifler de var, değerlendireceğim mutlaka. Çünkü oyunculuğu da müzik kadar çok seviyorum. Oyunculuk dersleri aldım ama master çalışmam oyuncu koçum Yıldırım Fikret Urağ ile oldu. Bir sürü klasik çalıştık beraber. Kendimi çift konservatuvarlı gibi hissediyorum; oyunculuk ve müzik olarak yani...

ÖZLEM BİÇER

HARİKA BİR EKİP OLDUK

◊ Özlem Hanım, bu üçlünün bir araya gelme öyküsünü sizden de dinleyelim mi?
- Melike Hanım ve ben, çalıştığımız hastanede tanıştık. Ve öğrendik ki ikimizin de çok yakın dostu meğer aynı kişiymiş. Bu birbirimize olan güvenimizi artırdığı gibi çok daha hızlı yakınlaşmamızı da sağladı. Sevgili Zara’yı ise Melike vasıtasıyla tanıdım ve böylece harika bir ekip olduk.

◊ Peki bu projeyi hangi amaçla hayata geçirdiniz?

- Benim çocukluğumdan beri Çocuk Esirgeme Kurumu’nda yaşayan çocuklar için bir şeyler yapma isteğim vardı. Ne yapabilirim, nasıl yapabilirim bilmiyordum ama o düşünce sürekli kafamda dolanıyordu.
Bu arada ailemde de edebiyat ve şiire ayrı bir sevgi, ayrı bir ilgi vardır. Şiirlerimi onlara her okuduğunda, bunları kitap haline getirmem için beni teşvik ettiler. Bense eğer böyle bir şey yapacaksam, bunun bir amaca hizmet etmesi gerektiğinin düşünüyordum. Kitap projesi böyle çıktı.

◊ Yardım projesine dönüşümü nasıl oldu?

- Instagram’da paylaşmak üzere kitaptaki şiirlerimi seslendirdiğim kısa videolar çektim. Onları Zara ve Melike ile paylaştım. Hep birlikte konuşurken, şiirleri Zara ve sanat camiasından başka isimler seslendirirse, bunu da bir CD veya YouTube kanalı vasıtasıyla halkla buluşturursak, elde edilen geliri çocuklara hediye edebiliriz dedik.

◊ Bir kitap dolusu şiir, kaç yılda birikti?

- 30 yıldan uzun sürede yazdığım 1000’in üzerinde şiirim var. Bunları ayrılık, özlem, kavuşma, ölüm gibi kategorilere ayırdım. Bu kitaba sadece özlem ve ayrılık üzerine olan şiirler seçildi.
Bazı şiirlerde bir çocuğun annesine özlemini, bazılarında bir annenin çaresizliğini çok net hissedebilirsiniz.

Ortak bir hayal gerçek oldu

MELİKE BATUKAN

DÜNYA BİR ANDA KURTARILAMAZ AMA KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK DEĞİŞİMLERE VESİLE OLUR

- Tıp fakültesi 4’üncü sınıfa devam ederken, bir arkadaşım vasıtasıyla Kasımpaşa Çocuk Yuvası’nda gönüllü olarak çalışmaya başladım. Orada hayat felsefemi derinden etkileyen Oya Hanım’la tanıştım. Yurdun efsane “Oya anne”siydi... Kendi küçük dünyamızda, konfor alanımızda yaşarken, farkında bile olmadığımız başka bir dünyayı tanımış oldum o sayede... İnsan o yaşlarda tüm dünyayı değiştirebileceğini düşünüyor ya...
Sonrasında Dışişleri Bakanlığı görevlisi olarak Afganistan’a gittim. Dört genç doktor, orada bir hastane kurduk. İşte o zaman da şunu öğrendim; dünya bir anda kurtarılamaz. Ama küçük küçük adımlarla büyük değişimlere vesile olunabilir.

ZARA

BU SAATTEN SONRA İNSANLIĞA FAYDALI HER PROJEDE VARIZ

Alışkın olduğumuz Zara projelerinden çok farklı bir işle karşımıza çıktınız. Öncelikle bu projedeki arkadaşlarınız ile yollarınız nasıl kesişti, anlatır mısınız?

- Sevgili Melike, ben ve kızım Dila’nın tanışmamıza vesile olan kişi, kadın doğum doktorum. Biz zaman içinde iki yakın arkadaş haline geldik. Sonra yine Melike sayesinde sevgili Özlem’le tanıştım. Artık 3 kadın sürekli buluşuyor, doğadan, insanlardan, çocuklardan oluşan sohbetlerimizde “Onlar için bir şeyler yapmalıyız” diyorduk.

Bu proje nasıl şekillendi peki?

- Özlem şiirlerini okudukça, biz “Kitap yapmalısın” dedik. Ve iş bu noktalara kadar geldi. Bir anlamda önemli bir hayalimiz gerçek oldu... Çocuklar ve kadınlar konusunda bir şey yapabilmiş olmak, üçümüze de iyi geldi.

Az önce “Çocuklar ve kadınlar konusunda bir şey yapabilmek bize iyi geldi” dediniz. Bu “iyi” ruh halini devam ettirmek, projenin devamını getirmek gibi bir niyetiniz var mı?

- Biz ülkesine, insanına, kültürüne hayran vatandaşlar olarak, zaten bu yola çıkmışız. Bu saatten sonra insanlığa faydası olabilecek her projede oluruz, bu projeye de devam edebiliriz.

Hem kitap satışından hem de eserlerin YouTube üzerinden dinlenmesinden elde edilecek geliri bağışlayacakmışsınız.

- Evet. Tüm gelir Mika-Der’e bağışlanıyor. Bu arada çok değerli sanatçı arkadaşlarım Ercan Saatçi, Behzat Uygur, Mustafa Üstündağ, Cenk Eren, Ufuk Yıldırım ve gece gündüz stüdyoda emek veren tüm müzisyen arkadaşlarıma da bir kez daha teşekkür etmek isterim. Çünkü hepsi de çocuklar için gönüllü olarak bu projede yer aldılar.

KİMSE BENİM ŞİİR OKUMAMI BEKLEMİYORMUŞ, BUNA ŞAŞIRDIM

Şiirle önceden de yakından ilgili miydiniz?

- Şiir okumayı seviyorum. Herkes bu projede okuduğum “Ben Çok Sevdim” şiirini ve seslendirmemi çok beğendi. Ama açıkçası benden bunu beklemiyor olmalarına şaşırdım. Bir kadın donanımlı yetiştirilirse ve kendisine inanılırsa, eline ne alsa güzel yapar, ben böyle biliyorum.

Bu projeyle çocuklara el uzatılmasına vesile oldunuz. Size “anne” desem, “evlat” desem... Neler söylersiniz?

- Gerçekten büyük aşk evlat... Çünkü işin içinde sorumluluk, vicdan, şefkatle çevrilmiş bir aşk var. Birinin hayatı, gelecekteki seçimleri, tarzı, tutumu, neredeyse tamamen size ve onu yetiştirme biçiminize bağlı oluyor. İnsan, bunları düşündükçe evladına daha çok emek veriyor. Ve bir insan, en çok emek verdiğini seviyor. Çünkü sevmek öğrenilmesi gereken bir olgu, bir hâl... Çoğu kimsenin sevmeyi bildiğini sanmıyorum. Sevmek her halde ve şartta sevmektir, sahiplenmek ama aslında serbest bırakmaktır, onun mutlu olmasını önemsemektir. Çoğumuz kalbiyle değil aklıyla seviyor.

PANDEMİ HEPİMİZE ÖĞRETTİ Kİ...

İNSAN İNSANA LAZIMMIŞ

Gelelim pandemiye... Bu süreci nasıl geçirdiniz? Sizde ne gibi izler bıraktı, hayata bakışınızı değiştirdi mi?

- Pandemi, herkes gibi bizim için de ezber bozan bir süreç. Biz bu dönemi daha çok çiftlikte geçirdik. Kısıtlamalara rağmen, bahçemiz olduğu için nispeten daha rahattık. Ama izole hayat hiç kolay değilmiş. İnsana insan lazımmış. Diğer yandan bu süreç bir devri kapattı ve bize teknolojiyi sundu. Herkes evinden çıkmadan, tek tuşla hayatını idame ettirmeyi öğrendi. Bunun mümkün olduğunu gördü.

Müzik sektörü bu süreçten en çok etkilenenler arasında maalesef...

- Birçok sektör zorlandı ama müzisyen arkadaşlarım birinci derecede zorlandılar. Enstrümanlarını satmak zorunda kalanlar oldu. İnşallah hayat bir kolaylık gösterir bizlere. Ve dilerim herkes sağlıkla, huzurla işlerini yapabilecek imkanlara kavuşabilir yeniden...

Salgın kontrol altına alındığında ilk yapacağınız, en çok özlediğiniz şey nedir?

- Salgın kontrol aldığında ve kısıtlamalar kalktığında ilk yapmak istediğim şey sahneye çıkmak... Göz göze, bakışarak şarkı söylemeyi aşırı özledim.

 

 

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

Bitcoin ve Ethereum ne kadar?

False