Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...

Güncelleme Tarihi:

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...
Oluşturulma Tarihi: Mart 06, 2022 07:00

Bu salı, Dünya Kadınlar Günü. 24-73 yaş arasındaki 12 kadına “Kadına şiddet sizce nasıl önlenir”, “Erkeklere ne söylemek istersiniz” diye sorduk. Aralarında akademisyen, öğrenci, aktivist, göçmen, ev işçisi ve girişimciler olan kadınlar dayanışmanın önemine değindi. Oyuncu Demet Evgar: “Bu ayrımcılıkların üstesinden gelmek için dayanışma içinde olmalı, kadından kadına bir ağ kurmalıyız” dedi.

Haberin Devamı

Kadına yönelik şiddet, işyerinde taciz, eşit işe eşitsiz ücret, sözde ‘kadın işleri’ diyerek ortak sorumlulukların kadınlara yıkılması, evlenme-çocuk doğurma konusunda kadına yapılan toplum baskısı, kadının ekonomik olarak güçlendirilmesi için uygulanan politikalar, kızlarımıza ilham veren girişimci, sporcu, sanatçı kadınlar sayfalarımızda en çok yer verdiğimiz konular arasında geliyor... Çünkü bu konular bizim için sadece 8 Mart’a, ‘Kadınlar Günü’ne sıkıştırılacak konular değil... Salı günü çeşitli etkinliklerle kutlanacak 8 Mart öncesinde de bambaşka hayatları, bambaşka sorunları olan 24-73 yaş arasındaki 12 kadına ‘kadın olmayı’ sorduk. “Biz kolektif bir travmanın birer mensubuysak, birbirimize destek olmaktan başka şansımız yok” diyen 24 yaşındaki öğrenci Begüm Bektaş’la da konuştuk; Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun genel temsilcisi Gülsüm Kav’ı da dinledik: “Şiddetin çıkmaya cesaret bulamayacağı eşit bir toplum yaratılması için çaba göstermeliyiz. Toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanması için güçlü politikalar ortaya konmalı. Kadın şiddet tehdidi altındaysa etkili korunma sağlanmalı. Bir kadın zarar gördüyse suçun cezasız bırakılmaması ve onarıcı adaletin sağlanması gerek. Ayrıca kadınların geleceğe dönük güçlendirilmesi için somut, güçlü politikalar uygulanmalı.”

Haberin Devamı

‘Ateşli silahlara ulaşmak zor olmalı’

Gülsüm Kav (50),
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun genel temsilcisi

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


Resmi makamların raporlarına baktığımızda kadınların 1/3’ü şiddetin herhangi birine maruz kalarak yaşıyor ancak sadece yüzde 11’i hak arama yollarına başvuruyor. Başvuranların 1/5’ine koruma tedbiri uygulanıyor. Kalan 4/5’i şiddete geri gönderiliyor. Bazılarının geri gönderildikleri evlerden cenazeleri çıkıyor!
6284 sayılı kanunun etkin uygulanması şiddet gören kadınların hayatta kalmasının sağlanmasıdır. Şiddete karşı mücadele bütünlüklü bir mücadeledir. İstanbul Sözleşmesi gibi bunun nasıl yürütüleceğini, haritasını gösteren altın bir rehberimiz var; Türkiye imzayı geri çekme kararından vazgeçmelidir.
Son 10 yılın verileri kadınların hep, boşanmaya çalışırken ateşli silahla öldürüldüklerini gösteriyor. Acilen şunun yapılması gerek: Boşanma dilekçesi vermiş her kadına ihtiyacı sorulmalı, eğer şiddet görüyorsa etkin korunmalı. Ve ateşli silahlara ulaşmak zorlaştırılmalı.

Haberin Devamı

‘Hem erkek hem kadın oldum hayatta’
Aysel Yıldız (59), Ev işçisi

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...

Tekstil işçiliğinden emekliyim, üç çocuğum var. Şimdi evlere temizliğe gidiyorum aralarda. Bayburt’tan İstanbul’a 87’de geldim. Çok yokluk, açlık çektim çocuklarımla. Eşim inşaatta çalışır. Ama para tutamaz. Alkolü çoktu, kumar oynuyordu. Sonunda ben kendi paramı kazanmak zorunda kaldım açlıktan kurtulmak için. Hayatta her şeyi kendim yaptım. En son evimi aldım, kredisini ödüyorum. Kirayı ödeyemediğimiz için İstanbul’a ilk geldiğimizde eltimin yanında kaldık bir süre. Orada kalabilmek için önceleri onun evini temizliyordum. Hem erkek hem kadın oldum hayatta. Fatura ödemeyi bilmez eşim; ben öderim her şeyi. Erkekler evlerine sadık olsunlar, dürüst olsunlar, eşlerini ezmesinler, başka da bir şey istemeyiz. Biz kadınlar kendi ayaklarımız üzerinde dururuz zaten.

Haberin Devamı

‘Estetik algılar altında ezilmeyen kadın yoktur’
Begüm Bektaş (24), öğrenci, amatör müzisyen

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...

Geleceğini şekillendirmeye çalışan ve bunun için ekstra çaba göstermesi beklenen yüzlerce kadından biriyim. Gerek iş hayatında, gerek müzik sektöründe ‘alımlı olmanın’ gereksizce vurgulanmasıyla belli başlı estetik algılar altında ezilmeyen kadın yoktur sanırım. Geçmişte iş tanımımdan bağımsız olarak bakımlı olmam ve güzel görünmem gerektiği defalarca vurgulandı. Tabii bu insanın geleceğe dair şevkini kırıyor.
Uzun süre güzel görünme şartını karşılamadığım ya da objeleştirilmeyi reddettiğim sürece istediğim yerlere gelemeyeceğimi düşündüm. Bastırılmış, küçük görülmüş, mental veya fiziksel şiddete maruz kalmış her kadın, bu haksızlığın hesabını sormalı. Haksızlığa sessiz kalmak, suça ortak olmaktır. Biz kolektif bir travmanın birer mensubuysak, birbirimize destek olmaktan ve el uzatmaktan başka şansımız yok.

Haberin Devamı

‘Orantısız beklenti, taciz ve psikolojik şiddet...’
Nihan Seda Kişi (34), Avukat

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


Gelişmekte olan ülkelerde kadınların sadece ‘kadın’ olmaları sebebiyle ailede başlayıp iş hayatında ve sokakta devam eden problemleri olması kaçınılmaz. Yaşadığım problemleri orantısız beklenti, taciz ve psikolojik de dahil olmak üzere şiddet olarak özetleyebilirim. Bana bağlı olsa, kadına yönelik şiddetin önlenmesi için herkesin ebeveyn olmasının önüne geçecek bir sistem geliştirirdim. Nitekim kadına şiddet, çoğunlukla kadın karşısındakine “Hayır” dediğinde
ya da onun istediği gibi davranmadığında ortaya çıkıyor. Bu alışkanlığı kazandıran da erkek çocuklara her istediğini veren, her hareketlerini onaylayan aileleri bence. Çözüm için eğitim sisteminin sosyal hukuk devletine yakışır düzeyde olması, bağımsız bir denetim sistemi ve elbette tutarlı ve eyleme denk yaptırımların uygulanması gerek.

‘Kadınlar öncelikle haklarını bilmeli’
Aytül Gürbüz Tükel (54), psikiyatr, Türk Tabipleri Birliği Kadın Sağlığı ve Kadın Hekimlik Yürütme Kurulu Üyesi

Haberin Devamı

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


Kadınlar haklarını bilirse bunun için mücadele edebilirler. Bu haklar: İstediğiyle evlenme, eşit miras, evlilikte cinsel birleşmeyi reddetme, resmi nikâh, kendi malına sahip olma… Boşanırken ayrı yaşama, boşanmak için mahkemeye başvurma, çocuklarının velayetini alma, nafaka alma… Kendi cinselliğini kendi rızasıyla yaşama, doğurganlığıyla ilgili karar verme, cinsel mahremiyet ve cinsel haz, bedeniyle ilgili karar alma ve kürtaj… Beslenme, barınma, sağlık ve eğitim gibi temel gereksinimlerinin karşılandığı insani bir yaşam, meslek sahibi olma, gelir kazanılan, insana yakışır bir işte çalışma, sosyal güvenceye sahip olma ve eşit işe eşit ücret… İstediği işte partnerinden izin almadan çalışma, eşit eğitim, istediği partiye oy verme, katılma, ev kadını veya tarımda aile işçisi olsa bile sigortalı olma, dini yaşama katılma ya da katılmama hakları...

‘En çok yaşadığım sorun ilkokul mezunu olmaktı’
Ayşe Mecek (39), girişimci, avokado üreticisi

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


Yaptığım işte önce ciddiye alınmadım. Ama ben önce anneyim ve gücümün farkında olan bir kadınım. En çok yaşadığım sorun ilkokul mezunu olmamdı. Her gittiğim yerde bana “Hangi üniversiteyi okudunuz” diye soruldu. Bu bende biraz yara açmış olmalı ki çocuklarımın kesinlikle üniversite mezunu olmasını istiyorum.

‘Eril bakış açısının hâkimiyetini hep hissettim’
Funda Civelekoğlu (43), Ege Üni. İng. Dili ve Edb. Bölümü Öğretim Üyesi

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


Çalıştığım bölümde kadın sayısı daha fazla ve erkek çalışma arkadaşlarımın farkındalığı yüksek olduğu için bariz bir problem yaşamadım. Ancak kurumsal yönetim kadrolarındaki ve üniversite senatolarındaki kadın sayısının büyük farklar yaratacak şekilde sınırlı olması dolayısıyla kolektif ortamlarda eril bakış açısının hâkimiyetini hep hissettim. Karar mekanizmalarında maalesef çoğunlukla erkekler bulunduğu için kadın bakış açısının refleksif bir biçimde göz ardı edilmesi hem yönetimsel hem de akademik platformlarda sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada var olan bir sorun. Kadınlar olarak eril aklın işlevselliğinin büyüsüne ve konforuna kapılmamalı; domestik alan dışındaki potansiyellerimize, yaşamın bizlere sunduğu olasılıklara inanarak ve birbirimize destek olarak bu mücadelenin içerisinde aktif rol almalıyız.

 ‘Erkekler şiddetin ve ayrımcılığın her türüyle yüzleşmeli’
Demet Evgar (41), oyuncu

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


Toplumun topyekûn mücadele etmesi ve daha eşit ve adil bir düzen için dönüşmesi gerekiyor. Şiddete karşı hükümetler, sivil toplum kuruluşları, özel sektör, üniversiteler ve medya birlikte çalışmalı ve yapılan çalışmalar birbirini tamamlayarak şiddetin nedenlerini ortadan kaldıracak şekilde oluşturulmalı. Saldırıyı önleyici ve mağdurun bütünlüğünü koruyan önlemler alınmalı. Hepimizin şiddet ve şiddetin topluma, aileye ve bireylere olan etkileri hakkında farkındalık sahibi olmamız gerekiyor. Bir taraftan da şiddet mağdurlarının haklarını bilmesi, adalete erişebilmesi, koruma altına alınabilmesi lazım. Kadınlar haklarını bilmeli ve kullanmalı. Kadınlar ve erkekler olarak hiçbirimiz unutmamalıyız ki kadın hakkı bir insan hakkıdır.
Bu ayrımcılıkların üstesinden gelebilmek, şiddete son vermek için dayanışma içinde olmalı, kadından kadına bir ağ kurmalı ve bu yolda erkekleri de yanımıza almalıyız. İçinde yaşadığımız sistem yüzyıllardır egemen olan bir ataerkil düzen. 8 Mart’ta biz kadınlar olarak hem bu düzene karşı zorluklarla kazandığımız haklarımızı kutlarken, aynı zamanda kadın hakları ve eşitlik için taleplerimizi dile getiriyoruz. Bu kapsamda her kadın kutlamalı, her kadın talep etmeli.
Ben de tüm kadınları yanıma davet ederek bunu yapmak istiyorum. #BenKadınım’ı takipte kalın. Kadınlara önderlik eden ve onları kurtaran ‘kahraman’ erkeklere değil, kadınlarla birlikte hareket eden ve kadınlarla birlikte karar veren erkeklere ihtiyacımız var.
Erkekler şiddetin ve ayrımcılığın her türüyle yüzleşmeli ve şiddetle aralarına mesafe koymalı. Erkekler ancak eşitlikçi rolleri benimsediklerinde ve ayrıcalıklarını terk ettiklerinde özgürleşeceklerini unutmamalı.

 ‘Ekonomik güç kadının kendini koruması için önemli’
Zafer Enginsoy (60), ev kadını

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


Kadın olduğum için yaşadığım en büyük sorun kısıtlanmak oldu. Kadına şiddeti önlemek için para ve hapis cezası uygulamaları, aile hekimliği bünyesinde psikolog desteğiyle aile içi eğitimler arttırılabilir. Ayrıca kadının ekonomik gücünün olması kendini koruyabilmesi için çok önemli.
Hemcinslerime söyleyeceğim şey: “Çalışın, olur.” Kendi ailemizde çocukları kız-erkek ayırt etmeksizin özgür bireyler olarak yetiştiriyoruz. Maalesef bu, ataerkil toplumlarda azınlıkta kalan bir davranış. Oysa kız çocukları, erkekler gibi eğitimli, özgür ve özgüvenli olarak yetişmezse şiddete boyun eğiyorlar. Bu yüzden baba-abi-eş gibi erkek figürlerin kendilerine sağladıkları özgürlük alanını kız çocuk-kız kardeş
ve eşlerine de sağlamaları çok önemli.

‘Kadın haklarını savunduğum için taşlanacaktım’
A.K. (40), Afgan öğretmen

Birleşmiş Milletler Mülteci Örgütü (UNHCR) tarafından desteklenen Sığınmacılar ve Göçmenlerle Dayanışma Derneği ofisinden çeşitli danışmanlık hizmetleri alıyorum. Gördüklerimden Afganistan’da kadınların, çocukların güçlenmesine yönelik mücadele başlatmam gerektiğini düşündüm. Afganistan’da mücadeleme öğretmenlik mesleğiyle başladım. Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesine karşı çıkıp okumaları için ailelerini bilinçlendirmeye çalışıyordum. Kadınların çoğu evde doğum yapıyordu. Onlara hastanede doğum yapmaları gerektiğini anlatıyordum. Onlar da bana “Eşimle konuşabilir misin” diyorlardı. Kadınlar desteğimden dolayı mutlu oluyordu. Ama kadın haklarını savunduğum için çok göz önünde kaldım, tepki çektim. Köydekiler eşime “Taliban gelince hepimiz eşinin taşlanma kâğıdını imzalayacağız” dedi. Kadın haklarını savunduğum için taşlanacaktım! Nitekim Taliban gelince hem mesleğimi hem de ülkemi terk etmek zorunda kaldım.

‘Sustukça hep içimize dert oluyor’
İlknur Öcal (40), kat görevlisi

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


14 yaşında evlendim, 15’imde anne oldum. Benim oğlum hirschsprung (bağırsak felci) hastasıydı. 14 kere ameliyat oldu, sürekli hastaneye gitmek zorunda kalıyorduk. Sabahları 5.30’da gidip orada sıra bekliyorduk. Kayınvalidem, kayınpederim “Sen gençsin, kadınsın, tek başına neden gidiyorsun” diyorlardı. İş yaşamımda da çok sorun çektim. Mesela ben makine kullanmak için belge almak istedim. Bana “Sen kadınsın, gerek yok, bu makineyi kullanamazsın. Kullansan bile işyerine makineci olarak giremezsin” dediler. Makineciler erkek oluyormuş genelde. Kadınlar susmasınlar, konuşunlar. Sustukça hep içimize dert oluyor. Sorunlar yaşıyoruz, anlatamıyoruz... Annenizle, babanızla konuşamıyorsanız arkadaşınıza anlatın derdinizi.

‘Kadının gelirinin olması şiddetle mücadelede önemli’
Nurten Öztürk (73), Opet yönetim kurulu kurucu üyesi, TOBB kadın girişimciler kurulu başkanı

Bambaşka hayatları olan 12 kadın anlattı...


İşe başladığım 80’li yıllarda akaryakıt pazarı tam bir erkek sektörüydü. İlk zamanlarda çevremdeki erkekler bana ‘Bir kadının burada ne işi var’ gözüyle bakıyordu. Ancak madeni yağ dükkânında yarattığım değişim, müşterilerle kurduğum iletişim zamanla bana alışmalarını sağladı. Hatta arayıp “Nurten Hanım orada mı” diye soruyorlardı. Bu erkek dünyasına bir derstir aslında... Kadına yönelik şiddetin engellenmesi için toplumsal kurumlar işbirliği içinde çalışmalı; kadının eğitim, ekonomi ve siyasal katılım alanlarında güçlendirilmesi sağlanmalı. Ailede kız ve erkek çocuklar eşit fırsatlarla yetiştirilmeli. Aile yaşamı sorumlulukları birlikte paylaşılmalı, kararlar birlikte alınmalı. Kadının çalışma hayatına katılması ve bir gelirinin olması şiddetle mücadelede önemli bir unsur. Değişime önce kendimizden başlamalı, önyargılarımızdan, dilimize yerleşen kalıplardan kurtulmalıyız, kadın ve kız çocuklarını güçlendirmek, eğitmek için hep birlikte çalışmalıyız. Kadının olmadığı yer eksik kalır.

BAKMADAN GEÇME!