GeriHürriyet Cumartesi Yeşim Salkım: Şantaj için çekilmiş başka çok kaset var
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yeşim Salkım: Şantaj için çekilmiş başka çok kaset var

Şarkıları kadar yaptığı evlilikler ve açıklamalarıyla da hep gündem oldu. Evliliklerinde aceleci kararlar verdiğini kabul ediyor. “Bazı laflar söylenmemeliymiş” diye özeleştiride bulunuyor. Yaşadığı tacizi, uğradığı fiziksel şiddeti açıksözlülükle anlatıyor. Yeşim Salkım’la yeni şarkısı ‘Katil Uşak’ için buluşup birlikte hayat muhasebesine daldık.

Yeni şarkınız, ‘Katil Uşak’. Siz hikâyenizde katil mi yoksa maktul müydünüz?
Zaman zaman katil, zaman zaman maktul oldum. Hepimiz öyle değil miyiz?
Hem katil hem maktul olurken kendinizle ilgili nasıl özeleştirilerde bulundunuz?
Bu sektöre hiç girmemek, edebiyat öğretmeni olmayı tercih ederdim. Zor ve dominant bir kadınım. Bunun temeli çocukluğuma dayanıyor. Konservatuvarda okurken çalışmaya başladım. Bu sırada kendime bir kalkan ördüm. Soğuk, kızgın göründüm. Bunlar beni sözünü esirgemeyen, dobra biri yaptı. Ama şunu anladım, her söz söylenmemeliymiş. Rahmetli anneannemin bir lafı vardı, “Yiğit olan, meydana çıktığında rakibini yenen değil, öfkesini yenendir”.

Yeşim Salkım: Şantaj için çekilmiş başka çok kaset var


Evlilik kararlarında
aceleci davrandım
 Pek öfkenizi yenmiş gibi durmuyorsunuz...
Kaybolduğum, “Allahım yüreğimi soğut” dediğim o kadar çok şey oldu ki! Ama insanım, insanın kendine söz geçirebilmesi çok zor.
Bugün olsa neyi farklı yapardınız?
Evlilik kararlarımı alırken bu kadar aceleci davranmazdım.
Bu, beş evliliğiniz için de geçerli mi?
Hayır, Gizem’in babası ilk aşkımdı. O, pişman olmadığım bir evlilik. Aynı şey Ada’nın babası için de geçerli. Diğerleri sadece ilişki olarak kalabilirmiş.
Peki neden hep nikâh masasında sonlandılar?
Kimseye, “Evlenmeden birliktelik yaşamam” ya da “Evlilik meraklısı bir kadınım” demedim. İnan bana, erkekler hep benimle evlenmek istedi.
Ödül töreninde “İşte sultan ve haremi” dedim
Hakan Uzan’la ülkenin en konuşulan evliliklerinden birini yaşadınız. Bir medya patroniçesine dönüştünüz...
Maalesef!
O evlilikle birlikte karanlık tarafa mı geçtiniz?
Evet, gerçekten öyle. Mesleğim o evliliği kaldıracak bir meslek değilmiş. 25 yaşındaydım, o genç yaşta öyle bir adamla evlendiğin zaman onun gücü seni etkiliyor. Ama bir yandan da birbirimize âşıktık. Karakter başka şey, kalp başka şey. Ben onun kalbini, bana bakışını, bana karşı davranış biçimini sevdim. Ama yine de yaşanmaması gereken bir evlilikti.
O dönem ‘Kral TV’ eşinizindi. Rumeli Hisarı konserlerini o organize ediyordu. Bir ara istediğiniz kişilere ödül verdirdiğiniz, konserleri bile manipüle ettiğiniz hâlâ konuşuluyor...
Rumeli Hisarı’nda sadece bir gece sahneye çıktım. Kral TV’den de aldığım hiçbir ödül yok. Hayatım boyunca sadece bir kere ‘Cansever’e ödül verdirttim. O da çok sıkıntılı bir dönemden geçiyordu, ameliyat olması gerekiyordu. O ödül törenine de zaten o dönemki eşimle bir kere katıldım. Ve o törende de hayatımın en kötü anısını yaşadım.
 Nedir?
Şu kadarını anlatayım, tören Lütfi Kırdar’da düzenleniyordu. Hakan tam karşımdaydı. Herkes geldikten sonra, bir noktada ayağa kalktım. Ellerimi açtım, “İşte sultan ve haremi” dedim. Neler yaşadığımı buradan anla!
 Çok mu aldatıldınız?
Her kadının aldatıldığından daha fazla aldatıldım.
 Müzik camiasından insanlarla mı bunu yaşadınız?
Asıl can yakan buydu. Sadece kadınlar tarafından değil, elimi kolumu açtığım, çevremde destek olduğum, bu mesleğin içerisindeki müzisyeninden aranjörüne kadar hepsi tarafından hep sırtımdan bıçaklandım. Bunları da gözümün içine baka baka yaptılar. Yapabileceğim tek şey psikiyatra gidip bunları anlatmaktı. Günde dört sakinleştirici, dört paket sigara içiyordum. Doktoruma en son “Ben kayboldum, ne olur beni kurtar” dediğimi hatırlıyorum.
 Siz hiç aldattınız mı?
Asla! Ama “Eğer benimle evli kalmaya devam edersen seni aldatacağım” dediğim bir eşim oldu, isim veremem.
Bütün bu hikâyede sizin hiç hatanız yok mu?
En büyük hatayı insanlara güvenerek yaptım. Çok insan gece yarısı bile arayıp “Lütfen beni patronla görüştürür müsün?” derdi, ben de hallederdim. Ama o insanlar ben ayrıldıktan sonra telefonlarıma dahi çıkmadı. Artık ciğerlerini biliyorum ve şunu söyleyebilirim: Bizim sektör güce tapıyor.
Yeşim Salkım: Şantaj için çekilmiş başka çok kaset var


Köpek çiftliğinde evlendim
Siz ne kadar güce taptınız?
Ben güce tapıyor olsaydım Hakan Uzan’dan sonra yine güçlü biriyle beraber olabilirdim, tiyatrocu bir adamla köpek çiftliğinde evlenip 11 sene onunla kalmazdım.
Artık evliliğe tövbeli misiniz?
Böyle çok iyiyim. Yatakta çapraz yatıyorum. Artık şarkılarımı söylemek istiyorum. ‘Cahide Sonku’nun tiyatro oyunu yapılacak ve Cahide’yi canlandıracağım, senaryoyu okuyorum. Bir yandan hayat yolculuğumu yazıyorum, kitap bu yaz çıkacak.
Dolduruşa gelerek hemcinsimi yaraladığım oldu
Yarın ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’. Sektörde sanki kadınlar arasında bir savaş var. Yıllar içinde sizde değişen şeyler oldu mu?
Kadınlar olarak birlikte olmalıyız. Aramıza bir erkeğin girmesine izin vermeyelim. Birbirimizi daha çok dinleyerek, birbirimizi şekilcilikten çıkararak destek olmalıyız. Artık birbirimizi yaralamayalım. Dolduruşa gelmemem gereken yerlerde dolduruşa gelerek hemcinsimi yaraladığım oldu. Hayatımda birkaç kadından da yanlış davrandım diye özür diledim.
 Kadınlar Günü’nde kadına şiddet en çok konuşulan konulardan. Siz hiç şiddete maruz kaldınız mı?
Evet. Annem fiziksel olarak şiddet görmüş bir kadındı. Ben de iki evliliğimde fiziksel şiddete maruz kaldım.
 Ne yaptınız?
Çok korktum. Bunun adım adım gelen bir şey olduğunu anladım. Kadın bunu önce yatakta yaşar. Sonra sizi başkalarının yanında küçük düşürürler. En son noktada fiziki şiddet gelir. Şiddet gördüğümde karşılık verdim. Ama kadınlara şunu diyebilirim, “Bir kerelik oldu, bir daha olmayacak” diye asla düşünmeyin.
Genç yaştan itibaren sahnelerdesiniz. Erkek egemenliğinin etkilerine orada ne kadar maruz kaldınız? Mesela hiç cinsel tacize uğradınız mı?
Evet, uğradım. Fuarda ilk sahneye çıktığımda o gazinonun patronuydu, benden yaşça çok büyüktü, şu an rahmetli oldu. Yaşadıklarımı oradaki iki gazeteci dostuma anlattım, sahne sonrası etrafıma çember kurup beni öyle çıkardılar. Türkiye’de bazı büyük patronlar “Eğer bunları istiyorsan bunları yapmalısın” şartıyla karşına geliyor. Bana da böyle teklifler geldi. Cebimde sadece dolmuş paramla o masalardan kalktım.
Keşke bir krem icat etseler, gözüme sürsem ve bütün gördüklerimi unutsam
Yeni klibinizin teaser’ında video kaset izlemenizi eski polemiklerinize bağlayanlar oldu.
O videoda kadın ekranda katilin uşak olduğunu görüyor. Bunun oralara çekilebileceğini düşünmedim. Canım ayrıca bu ülkede bir tek VHS kaseti olan Gülben mi? Niye onun üzerine alınalım ki?
Başka şahitlikleriniz oldu mu?
Tabii ki. Ülke çok karışık. Başkalarının başkalarıyla çekilmiş, şantaj yapmak için kullanılan çok kaset var. Kimse korunaklı alanda değil.
 Neden hep bunlar size denk geldi?
Bir dönem öyle güçlü biriyle evliydim ki eşi olarak orada dönen her şeyi biliyordum. Çok ağır şeylerdi. Keşke bir krem icat etseler, gözüme sürsem ve bütün gördüklerimi unutsam.
Kasetleri izlediğinizde bir kadın olarak canınız acımadı mı?
Asla izlemedim, videodan görüntüler fotoğraf olarak alınırdı. Tabii üzüldüm ama oradaki kadın da bunu kabul ediyor. Çünkü o yıllarda bütün kameralar kafam kadardı. 90’lı yıllarda video kaseti olan bir insanın “Benim haberim yoktu” deme lüksüne sahip olmadığını biliyorum.
Peki neden odağınızda sadece bir isim oldu?
Diğer isimlerin eşimle bir alakası yoktu.
Bir dans 10 seneme mal oldu
Bir dönem, magazinciler gördükleri her yerde beni çekiyorlardı. ‘Uçankuş’ programında her akşam kendimi izliyordum. İnsan içine çıkamayacak duruma gelmiştim. Bir kız arkadaşımın bekârlık partisine katılmış ve orada Kenan Doğulu’nun ‘Boşver’ şarkısı çalarken dans etmiştim. O görüntüleri alıp “Yeşim Salkım yakalandı” diye öyle çok döndürdüler ki hayatımın 10 yılına mal oldu. Ama bu ülke benim sadece dansımı izledi, başka bir şeyimi değil. O olaydan sonra çocuğumu aldım, başka ülkeye gittik.
Yeşim Salkım: Şantaj için çekilmiş başka çok kaset var


O şahıstan istediğim
tek bir şey vardı: Özür
Size “Yargı dağıtıcı” diyorlar. Neden böyle bir misyon edindiniz?
Öyle bir misyonum yok. Sadece “Şu maskelerinizi çıkarıp yüzünüzdeki boyaları silin ve ne yaptığınızı düşünün” demek istedim. Herkes kafayı kuma gömmüş. Güllük gülistanlık bir ortamda gibi, birtakım yalan ve kandırmacanın içerisinde yaşıyorlar.
Son ayrılığınızdan sonra birden isimler vererek geçmişle hesaplaşmaya başladınız. Orada mı devreler attı?
Beş sene önce rahim kanseri oldum. Tümörle birlikte rahmim alındı. Herkesten sakladım. İki ay sonra eşim gitti. Ona kızmıyorum ama çok üzüldüm. Kemoterapi gördüm, saçlarım döküldü. Bunlar yaşanırken İzmir’den bir arkadaşım arayıp yaşanan bazı olaylarla ilgili bilgiler verdi. Ben de ölmeden yarım kalan hikâyeyi tamamlamak istedim. “Hastayım, gidiciyim, sadece G.E. değil, onun gibi olan herkesin gerçek yüzünün ortaya çıkması gerekiyor” dedim. Don Kişotluk yapıp maskelerimizi çıkaralım, huzurlu bir şekilde yaşayalım istedim.
Huzura erildi mi?
Benim o şahıstan istediğim tek bir şey vardı, bir özür. Bu olsaydı bu mevzu çoktan kapanmıştı. Yanlış anlama, bu özrü de eski eşimle birlikte olduğu için, çıkıp beni taklit ettiği, benimle ilgili konuştuğu için isterdim.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle