‘Uzun bir süre burada olacağım, gelin bu yolu birlikte yürüyelim’

Güncelleme Tarihi:

‘Uzun bir süre burada olacağım, gelin bu yolu birlikte yürüyelim’
Oluşturulma Tarihi: Ekim 28, 2023 07:00

Geçen yıl tanınmaya başladı. Özellikle sosyal medyada genç izleyicinin ilgisini çekti. Kendisi için “Ben denizden gelen çocuğum” diyor. Özgür Foster’la buluşuyoruz; hayatını, hayallerini, aşkı konuşuyoruz: “Aynaya bakınca mutlu, özgür ve bu meşakkatli yolda sağlam adımlarla yürüyen bir genç görüyorum.”

Haberin Devamı

Tam saatinde fotoğraf stüdyosunda bekliyor. Çok heyecanlı. Bu onun ilk röportajlarından. Sohbet ettikçe rahatlıyor. Farklı bir havası var. Avrupai yüz hatlarına sahip. Adını hafızanızda bir kenara kaydedin. Çünkü ileride ekranda onu  çok göreceğiz gibi duruyor. Özgür Foster’la başlıyoruz sohbete.

- ‘Tozluyaka’ dizisiyle tanındın. Fan sayfaların açıldı. Sosyal medyada konuşuluyorsun. Ama seni pek tanımıyoruz. Sen kimsin?

Ben Özgür Daniel Foster. 26 yaşındayım. Marmaris’te doğdum, büyüdüm. Altı yaşında yelkene başladım, hep denizde vakit geçirirdim. Denizden gelen çocuğum (gülüyor).Bir kız kardeşim var. Annem ve babam turizmciydi. Annem yat acenteliği yapıyor, babamın da kendi yat kiralama şirketi vardı. Artık babam Türkiye’de yaşamıyor, annem Marmaris’te.

Haberin Devamı

- Ayrıldılar mı?

Ben dört yaşındayken ayrılmışlar, o süreci açıkçası pek hatırlamıyorum.

- Sen kiminle kaldın?

İkisiyle de görüştüm, haklarını vereyim, o süreci güzel yönettiler. Ama tabii daha çok annemdeydim, otorite ve disiplini annem yürütüyordu diyebilirim.

- Marmaris’te büyümek hayatını nasıl etkiledi?

Marmaris’te büyümüş olmanın hayatımda ciddi bir etkisi var. İster istemez daha özgür ve rahat oluyorsun. Denizde ve doğada çok vakit geçirdim. Marmaris’in en büyük artısı şu an ayaklarımın üstünde sağlam durmam ve yaratmış olduğu karakter diyebilirim. Hayatla bir bakıma daha erken tanışma şansını sağladı.

‘Uzun bir süre burada olacağım, gelin bu yolu birlikte yürüyelim’

- Hangi yönüyle bunu sağladı?

Yaşadığınız yer küçükse aileniz size daha büyük bir alan sunuyor. Sen de kendini tanımaya başlıyorsun.

- Peki, Foster soyadı nereden geliyor?

Babam İngiliz, Foster soyadı da oradan geliyor.

- Defne Joy Foster ile bir akrabalığın var mı?

Yok, ama bunu bana herkes soruyor.

Marmaris’te büyümek bana hayatla bir bakıma daha erken tanışma şansını sağladı.

- Ailede hiç yokken oyunculuk nereden çıktı?

Marmara Üniversitesi Spor Yönetimi Bölümü’nü kazanınca İstanbul’a geldim. Ama üniversiteden önce oyuncu olmak istediğime karar vermiştim. Yalan yok, çocukken bu bir hevesti benim için. “Ben bu mesleği yapacağım” diye bir aydınlanmam da olmadı. Ama annemin sinema kültürü çok geniş, onun etkisi büyük. Çok küçük yaşta güzel filmler ve güzel işler izletti bana. Buna bir kariyer hedefi olarak karar vermem de üniversite sınavına hazırlanmaya başladığım sene oldu. Bir süre ne yapmak istediğimi düşündüm. Standart, rutin bir hayat istemiyordum. Her gün aynı şeyleri yaşamaktan keyif almayan ve sıkılan biriyim. Oyun oynamayı da çok severim. Sürekli farklı karakterleri oynama şansım olacaktı. Ama bütün çocukluğum sürecinde yelkeni hiç bırakmamıştım. Lise 1’de milli takıma girdim. Üç sene
takımdaydım. Okulda sevdiğim, ilgilendiğim bir konuda uzmanlaşayım, bu sırada da oyunculuk konusunda eğitim alayım istedim.

Haberin Devamı

- Şimdi oyunculuk sana ne ifade ediyor?

Oyunculuk hayatta sınırlarımızın olmadığının göstergesi. Bir tamirci çırağı da olabilirim, yüzbaşı da, şizofreni hastası da...

‘Uzun bir süre burada olacağım, gelin bu yolu birlikte yürüyelim’

AŞKA BİR SÜREDİR KAPALIYIM

- Sarışına yakınsın, Avrupai bir havan var. Başrollerde genelde karayağız delikanlıları görürüz... Bu seni nasıl etkiledi?

Yaşadığımız ülkeyi düşününce oyuncu seçimlerinde spesifik bir cast içinde kalıyorum. Genelde varlıklı, ağzında gümüş kaşıkla doğmuş çocuklar cast’ına uyuyorum. Ama ben bir tamirci çırağı oynamanın da hayalini kuruyorum.

- Peki, şimdi neler yapıyorsun?

‘Ömer’ devam ediyor. Engin karakterini canlandırıyorum. Maddi olarak şanslı doğmuş ve büyümüş, hayatında zoru yaşamamış bir karakteri canlandırıyorum. Ama bir yandan da kendi içinde çok parçalanmış ve kırılmış bir çocuk. Ailesinden hiç ilgi görmemiş, bu durum hep maddiyatla kapatılmaya çalışılmış.

Haberin Devamı

- Engin evin çalışanının kızına âşık olacak gibi ... Daha önceki işinde de farklı kesimlerden gençlerin aşklarını görmüştük. Aşk statü tanır mı?

Tanımaz.

- Sen hiç kendinden farklı birine âşık oldun mu?

Oldum.

- Neydi farkı?

Kültür bile çok fark ediyor ilişkilerde. Babam İngiliz, annem Türk. Çok Türk gelenekleriyle büyümedim. Karşımdaki geleneksel bir Türk kızı olduğunda bile çok farklı olabiliyor her şey.

- Aşkı nasıl anlatırsın?

Aşka bir süredir kapalıyım.

- Niye? Canın mı yandı?

Yani çok spesifik bir nedeni yok. Sadece ilişkilerimde kendimden çok ödün verdiğimi düşündüm. Şimdi de kendi adıma kurduğum çok hayal ve hedefim var. Yola çıktığım günü hatırladığımda en azından bu hedefleri gerçekleştirene kadar biraz aşk hayatımı frenlemek istedim.

Haberin Devamı

‘Uzun bir süre burada olacağım, gelin bu yolu birlikte yürüyelim’

ÇEKİNGENLİĞİN VERDİĞİ SEMPATİKLİKLE KARŞIMDAKİNİ TAVLIYORUM

- Aynaya baktığında ne görüyorsun?

Aynaya baktığımda mutlu, özgür ve bu meşakkatli yolda sağlam adımlarla yürüyen bir genç görüyorum. Hayatım şu an gayet yolunda gidiyor, keyfim yerinde, kariyerim adına basamakları sağlam çıkıyorum.

- Hep yakışıklı mıydın?

Teşekkür ederim öncelikle. Çocukluğumdan beri hep “Ne güzel, ne şeker çocuksun” derlerdi. Bu benim yüzümü kızartan ve beni utandıran bir şey oldu. O yüzden de hiçbir zaman bununla övünüp gurur duymadım.

- Tanındıkça, şöhret oldukça hayatında, mesela kadınlar konusunda neler değişti?

Haberin Devamı

Dürüst olmak gerekirse ilgi arttı tabii. Sosyal medyada tabii aktifim ve orada belli bir süre geçiriyorum ama açıkçası sosyal medya üzerinden ne kadar iletişim kurulabilir bilmiyorum.

- Hiç oradan biriyle tanıştın mı?

Evet, mesleğe ilk başladığımda tanıştığım oldu, buluşmuş bile olabilirim de yalan söylemeyeyim; uzun zaman oldu.

- Şimdi hayatında biri var mı?

Yok, sadece köpeğim var.

- Nasıl kadınlar ilgini çeker?

Bunu bir kalıba sokma şansım yok.

- Neden?

Fiziksel özellikler dışında öncelikle iyi sohbet etmemiz önemli. Onun dışında o anki ruh halim de çok etkiliyor. Mesela kalabalık bir ortamda tanışmışımdır, o ortamda sıkılmışsam, karşımdakinin benimle kurduğu o iletişim beni orada bir süre mutlu ederse o muhabbetten gerçekten etkilenirim.

- Tavlar mısın tavlanır mısın?

Herhalde tavlanırım. Ters köşe hareketler beni etkiler. Ben de sanırım çekingenliğin verdiği sempatiklikle karşımdakini tavlıyorum. Çünkü çok çekingenim.

- Sence seksi misin sevimli misin?

Sevimliyim.

YOLUN BAŞINDA ÇOK KORKMUŞUM

- Çok gençsin. Her gün çıkan yeni isimler seni korkutuyor mu?

Korkmuyorum; rekabet iyidir, dinamik ve diri tutar. 26 yaşındayım, belki de erken yaşta yarışmaya başladığım için rekabet olduğu zaman daha çok keyif alıyor, kendimi daha çok zorluyorum.

- Bu kadar alternatif arasından seni neden izleyelim?

Ben kendimden çok eminim, uzun bir süre burada olacağım; o yüzden de gelin, bu yolu birlikte yürüyelim... Gelişimime insanlar da şahit olsun. Keyif alsınlar... Keyif alacaklar, o yüzden izlesinler.

- Sen jön müsün?

Fiziksel özellikler gereği dediğiniz sınıfa giriyorum bence. Ama sadece güzellik ve estetiğe dayanan bir algıysa bu söylediğiniz, “Değilim” demek isterim.

- Yastığa başını koyduğunda neyin hayallerini kuruyorsun?

Çok hayal kuruyorum, bir tiyatro oyunu yapmak istiyorum. Sinemayı henüz deneyimlemedim, bir film setinde zaman geçirmek ve bir an önce güzel bir film yapmak isterim. 2024 senesi için menajerim Mert Siliv ile çok hareketli ve keyifli bir planlama yaptık. Hayallerimi bir bir gerçekleştirmek için çılgınlar gibi çalışıyoruz, yolumuz uzun.

- Senin yerinde olmak isteyen çok genç var. Onlara ne söylersin?

Yaptığımız işle çok mutlu olabiliriz; bizi besleyebilir, motive edebilir, keyif alabiliriz ama tabii bir de sorumlulukları var. Fedakârlık gerektirdiği için iş hayatı dediğimiz şey o kadar tatlı olmuyor. İnişleri çıkışları, iyi-kötü günlerimiz oluyor. Ama zorluğuyla birlikte bence çok keyifli ve enerjik bir meslek. Ben çalışmaktan ve oyunculuk adına yeni şeyler öğrenmekten inanılmaz keyif alıyorum ve hiç eğitim almayı bırakmıyorum. Sevgili Bahar Kerimoğlu ile eğitimime devam ediyorum. Buradan bu mesleği yapmak isteyen arkadaşlara eğitim almayı hiç bırakmayın demek isterim.

- Bu mesleğe dair seni en şaşırtan ne oldu?

Aslında tecrübe etmeden önce kafamda çok yücelttiğim bir yere konumlandıramadığım şeyleri çok büyütmüşüm.

- Nasıl?

Yolun başında çok korkmuşum. Kafamda çok büyütmüşüm, imkânsızlaştırmışım ama o kadar korkulacak bir şey yokmuş. Gönlünü koyarak yaptığın her işin sonu aydınlık, onu öğrendim.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!