GeriHürriyet Cumartesi Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’

Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’
Abone Olgoogle-news

Kimi doğa tutkusundan, kimi sakinlik, kimi romantizm arayışından... Şehrin karmaşasından kaçıp kırsal yaşama geçenlerin sayısına paralel olarak bu tersine göçü ekonomik fırsat görenlerin sayısı da artıyor. Çünkü birçoğu iyi eğitimli, dünyayı biliyor ve vasıflarının da, ürettiğini satabileceğinin de farkında.

ÜRÜN SAYISI ARTTIKÇA ÖNÜMÜZÜ DAHA İYİ GÖRMEYE BAŞLADIK

Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’

Aslı-Murat Cengizer çifti, 6 yaşındaki kızları Zeynep’le Antalya’nın Elmalı ilçesinde yaşıyor. 2016’da kırsal yaşama dönme kararı almışlar. “Eşim mimardı. Ben radyo ve televizyonda çalışıyordum. Teşvikiye’de oturuyorduk. Her şey yerli yerindeydi. Ne maddi ne manevi bir sıkıntımız vardı” diye anlatan Murat Cengizer, bir gün kendisine “Çalışmak için mi yaşıyorum” sorusunu sorunca bu, her şeyin başlangıcı olmuş. “Gerisi çorap söküğü gibi geldi” diyor Cengizer: “Sürekli koşuşturma hali, sabahın beşinde kalkıp işe gitmeler, krizler, belki işsizlik... Önümdeki 10 yılı düşündüm. Yine benzer şeyler yaşayacaktık. Eşime ‘Şehirden gidelim mi?’ diye sordum ve geldik buraya.”
Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’

10 dönümlük arazide lavanta ekerek başlamışlar. Lavantadan sonra siyez buğdayı, arpa, yulaf, yonca ve elma yetiştiriciliğine de girmişler. Yaz aylarının hasat zamanı olduğu için tarlalarda koşuşturarak geçtiğini ama kışı oldukça sakin yaşadıklarını anlatıyor. Ekonomik olarak da artık önlerini görmeye başladıklarını söylüyor: “Zorlanacağımızı düşünüyordum ama öyle olmadı. Her şeyden önce hayatı küçülterek buraya geldik. Çok şey üretiyoruz. Lavanta işinden sonra arpa, yulaf ve yonca gibi hayvan yemi üretimi işine girdik. Ürün sayısı arttıkça önümüzü daha iyi görmeye başladık. Şimdi lavantanın yağını çıkarıp mamul haline getirerek pazarlama aşamasındayız.”

ÜNİVERSİTEDE DÖRT YILDA ÖĞRENDİĞİMİ BURADA BİR YILDA ÖĞRENİYORUM

Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’

Yusuf Caner Aslan sanayici bir ailenin oğlu ve 27 yaşında. İşletme okumuş. Ancak aile işinde kalmak yerine hayvan sevgisi nedeniyle çiftçiliği tercih etmiş. 2013’te öğrenciyken iki inekle başladığı süt inekçiliği işini bugün İstanbul Çatalca’da 240 sağmal inek kapasiteli tesisle sürdürüyor. “Tavuk, bıldırcın, kaz derken iş büyükbaşlara kadar geldi. İki inekle başladım. Sonra 20 sağmallık çiftlik kurdum. 2018’den beri Çatalca’dayım. Bu işi yaptığım için hem mutluyum hem de mutsuz. Çok para kazandığım söylenemez. İdare ediyoruz diyelim. Süt üreticileri olarak sıkıntılı bir dönem geçiriyoruz. Ama yine mutluyum. ‘Sevdiğin işi yaparsan hayatında bir gün bile çalışmazsın’ diye bir söz vardır ya, işte o benim” diyor. Yaptığı işin kendisine çok şey kattığını da söylüyor: “Üniversitede dört yılda öğrendiğimi, burada bir yılda öğreniyorum. Bu iş beni olumlu yönde değiştiriyor. En basitinden, eskiden yüksek binada oturmayı severdim, şimdi toprağı seviyorum. Ayaklarım toprağa değsin istiyorum.” 

HERKES ÇİFTÇİLİKLE GEÇİNEBİLİR AMA KADEMELİ GEÇİŞ YAPIN

Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’

Erhan Karacakaya 36 yaşında. Eşi Valerya ve üç buçuk yaşındaki oğlu Likya’yla birlikte Kaş’ın Kasaba Köyü’nde yaşıyor. Hindistan’da ormanın içinde doğayla baş başa geçirdiği bir tatilin ardından Kaş’a yerleşme kararı almış. “Hindistan tatili sonrası kendi işimi yapma kararı aldım. Bu konuyla ilgili araştırmalarım, yolumu çocukluğumdan beri hayalim olan bahçe işlerine yani çiftçiliğe çıkardı. Motosiklet tutkunuyum. Kaş’a çok gelip gidiyordum. Burayı çok da seviyordum” diyor. Önce bir arkadaşının evine misafir olmuş. Onun bahçe işleriyle ilgilenmiş misafirliği boyunca. Ardından kendine verimli toprak ararken Kasaba Köyü’ne çıkmış yolu. Para kazanacağı iş olarak da bölgede yaygın olarak yapılan seracılığı hedef seçmiş. Önce seralara işçi olarak girmiş. Devamını kendisinden dinleyelim: “Seracılığın tüm detaylarını öğrendikten ve ‘Tamam, ben bu işi yaparım’ dedikten sonra kendi seramı kurma kararı aldım. Bu işin bana para kazandıracağını gördüm. Şimdi üç dönüm seram var. Kapya biberi üretiyorum. Ancak kırsalda çiftçilik yaparak geçinmek için tek iş yeterli değil. Aşırı sıcaklar, dolu, soğuk gibi sizin kontrol edemeyeceğiniz riskler var. Riski dağıtmak için birkaç iş birden yapmak durumundasınız. Seracılık dışında 12 dönüm buğday ekiyorum. Bir de nar bahçem var. Narlardan ayrıca sabun yapıyorum, nar suyunu dondurup kışın satıyorum.” Erhan Karacakaya’nın benzer bir hayatın hayalini kuranlara bir de önerisi var: “Herkes çiftçilik yaparak geçinebilir ama kademeli geçiş yapın.”

DÜNYA KADAR VERİMLİ TOPRAK EKİLİP BİÇİLMEDEN DURUYORDU

Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’

İzmir’de doğdu, İstanbul’da büyüdü, New York Berkeley College’da pazarlama okudu, Londra Istituto Marangoni’de markayönetimi üzerine yüksek lisans yaptı. Sibel Güdek 34 yaşında. Türkiye’nin en fazla göç veren illerinden Kastamonu Daday’da çiftçilik yapıyor. Onu köyüne geri getiren ne şehir yaşamının stresi ne de doğanın cazibesi. Güdek, Budaklı Köyü’nde 60 dönümlük bir arazide siyez buğdayı ekip un yapıyor, altı buçuk dönümlük bir başka arazide Kastamonu’ya özgü benekli fasulye ve bamya yetiştiriyor, doğadan topladığı kuşburnu, alıç, dağçileği gibi envai çeşit meyveyle reçel, pekmez ve marmelat yaparak kendi markası ‘Mom and Pop’ adı altında pazarlıyor. “Ben şehirden kaçan gençler tayfasından değilim. Ben ne şehirden kaçtım ne de doğaya sığındım. Motivasyonum çok daha başka” diye anlatıyor: “Babam buradaki evi tamir etmeye başladığında geldim ilk. Dünya kadar verimli toprağın ekilip biçilmeden öylece durduğunu gördüm. Eğer dünyadan kopuk yaşamıyorsanız, gözleriniz biraz açıksa bütün dünyada eğilimin doğal beslenme ve sağlıklı yaşama doğru gittiğini görürsünüz. Bütün büyük marketlerdeki reyonlarda doğal ürünlerin kapladığı yer ve çeşitlilik her geçen gün artıyor. Bu süreç devam edecek. Bunu fırsat olarak gördüm, köyümde de bu fırsatı değerlendirebilmem için gereken her şey vardı. ‘Mom and Pop’ adında bir markamız, ürünlerimizi pazarladığımız bir internet sayfamız var. Bunlar zaten eğitimini aldığım işler. Şimdi onların üzerine doğada yaşamayı, ekip biçmeyi koyuyorum ve bunları yaparken de para kazanıyorum.”
Kırsal yaşamı kazanca çevirenler anlatıyor: ‘Ben şehirden kaçmadım, köyde fırsat gördüm’

İstanbul’u terk edenler artıyor
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre 2015’te 453 bin kişinin İstanbul’a geldiği, buna karşılık 402 bin kişinin İstanbul’dan göç ettiği görülüyor. 2016 ve 2017’de şehir aldığından daha fazla göç verdi. 2018-2019 döneminde 378 bin 305 kişi İstanbul’u terk etti.  

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle