GeriHürriyet Cumartesi Kendimle barıştım, aklım, kalbim ve bedenim bir oldu
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kendimle barıştım, aklım, kalbim ve bedenim bir oldu

Kendimle barıştım, aklım, kalbim ve bedenim bir oldu
Abone Olgoogle-news

O rock müziğin en güçlü isimlerinden. Uzun zamandır yılın büyük kısmını Teksas’ta geçiriyor. Evlendi, dört yaşında bir çocuğu var. ‘Deli Hayaller’ isimli bir tekli çıkaran Demir Demirkan’la yeni hayatını konuştuk: “Kendimi, dünyayı, insanları oldukları gibi görme ve kabul etme gücü kazandım.”

Sahnede tıpkı adı gibi bir adam o. Sert ve güçlü. Ama yüz yüze geldiğinizde sizi sakin bir ruh ve güleç bir ifade karşılıyor. Sadece müzik değil, pek çok konuda fikri olan isimlerden. Son 12 senedir bir değişim içinde. Adeta kendini yeniden keşfediyor. “Fevriliğin ve isyanın çocukluk olduğunu” söylüyor. Demirkan’la evliliğinden çocuğuna, Teksas’taki yaşamından geçmişine bir yolculuğa çıkıyoruz.  

Sizi 1992’de ‘Pentagram’la tanıdık. Rock’n roll yaşayan, marjinal bir duruşunuz vardı. Gerçekten öyle bir hayat mı sürdünüz?

Büyük ölçüde evet. Özellikle öyle bir duruş sergilemek için çaba sarf etmedim. 34-35 yaşlarımda o hayat biraz yavaşlamaya başladı.

Altı yıl önce bir röportajınızda da “Antidepresanı bıraktım” demişsiniz... Ne değişti?

Kendimle barıştım. En önemlisi bu.

Biraz açsak...

Aklım, kalbim ve bedenim bir oldu. Kendimi, dünyayı, insanları oldukları gibi görme ve kabul etme gücü kazandım. Kolay değil. Öncelikle insanın kendini olduğu gibi kabul edip sevmesi kadar zor bir şey yok. Ancak ondan sonra insanları ve geri kalan her şeyi gerçekten sevmeyi başarabilirsiniz. O zaman da hem kendiniz değişirsiniz hem de dünya değişir...

Şimdiye kadar hakkınızda bildiğimiz en büyük yanlış neydi?

Ara sıra “Çalışması zor” ve “Soğuk” gibi şeyler duyuyorum etraftan.

Öyle değil mi?

Hayır, gerçek bunun tam tersi. Bunlar nereden çıkıyor, kim çıkarıyor fikrim yok.

Hayatınızda söylediğiniz en büyük yalan ne?

“İş aşktan önemlidir” yalanı.

En çok ne için ve ne zaman susmanız gerekti?

Haksızlığa uğrayınca fevri davranıp hata yapmamak için susmayı öğrendim. Sabırlıyımdır ama bazı zamanlar oldu ki bu sabrı test etti. Sustum.

İnsan kendi sorumluluğunu alınca ruhu da güçleniyor

Panik atağınız varmış...

Yıllar önce vardı, çoktan geçti. İnsan kendi sorumluluğunu alınca ruhu da güçleniyor; korkular, panikler geçmişte kalıyor. Tavsiyem ilaçlarla kendinizi zehirlemeyin.

Bütün bunlardan yola çıkarak hayatınızda bir şarkı veya film olsa adı ve türü ne olurdu?

‘Yol’ klasik hikâye anlatımında temel bir temadır. Kahramanın yolculuğu temasında ‘Odisseus’ gibi, ‘Matrix’ veya ‘Yüzüklerin Efendisi’ gibi kahramanın naif ve çocukça başladığı, sonra gitgide geliştiği; savaşlı, aşklı, mutlu, hüzünlü, romantik ve epik bir aksiyon-drama olurdu sanırım. Biraz abartmış olabilirim tabii (gülüyor).

Yıllar sonra bu günleri ‘kapsülize’ edecek bir kayıt olsun istedim

Yeni tekliniz ‘Deli Hayaller’... Şarkının bu dönemde çıkmasının özel bir sebebi var mı?

Evet. Salgın günlerinde “evde kal” kararıyla birlikte bambaşka bir hayatımız oldu. Süreç en başta kaygı ve korkuyla başlayıp daha sonra belirsizliğin yarattığı bir umutsuzluğa dönüştü. İnsanlar hayallerini, umutlarını ertelemeye hatta onlara inanmamaya başladılar. O sıralarda Instagram üzerinden bir canlı yayın yaptım. Çok fazla katılım oldu ve dinleyicime bir şey vermek istediğimi hissedip bu şarkıyı yazdım.

Sizin deli hayalleriniz var mı?

Var, hep oldu. Hayal kurmaya ve onları gerçekleştirmek adına yaşamaya devam ediyorum.

Klibinizi hayranlarınızdan gelen görüntülerle çektiniz. Hikâyesini anlatır mısınız?

Salgın günlerini yansıtan, yıllar sonra baktığımızda bu günleri ‘kapsülize’ edecek bir anı, bir kayıt olsun istedim. Bu sebeple şarkı söyleyen, enstrüman çalan kişilerden oluşan
bir video yaptık.

Pentagram grubunda değilsiniz ama hâlâ bazı konserlere katılıyorsunuz. Pentagram’ın sizdeki karşılığı ne?

Grup evrim geçirdi ve hepimiz tekrar birlikteyiz aslında. Pentagram benim için ‘kardeşliktir’. Müzikal ve fikirsel bir tabandır.

Günümüzde müziğin kalitesinin ‘tıklanmalar’ üzerinden ölçülmesine ne diyorsunuz?

Sosyal medya öncesinde de “Popüler olan daha iyidir” diye düşünen bir kitle vardı. Bilinen kartopu efektiyle daha çok bilinirdi. Ama benim asıl ilgilendiğim kitle popülere dikkat harcamayan, kendi değerleri üzerinden müzik keşfeden kitle. Tık sayısına kanmayıp müziğe, sanatçıya göre seçimini yapan kitle hâlâ bu işin temel çarkını döndürüyor.

Sakin ve iklimi Bodrum’a benzeyen bir yerde yaşamayı seçtik

Kendimle barıştım, aklım, kalbim ve bedenim bir oldu


Alternatif müzik yapanların magazine uzak durduğunu biliyoruz. Ama siz bir dönem yaşadığınız ilişkiler, ayrılıklarla gündemden düşmediniz.  O süreç size ne öğretti?

Sakin, akılcı olmayı. Fevriliğin ve isyanın çocukluk olduğunu.

İki sene önce Teksas’a yerleştiniz. Sebep müzik ya da magazin dünyasına kırgınlık mıydı?

2016’da New York’a, 2018’de Teksas’a taşındık. Her yıl en az dört ayı Türkiye’de geçiriyorum. Buraya taşınmamızın sebebi tamamen ailevi ve şahsi sebeplerden. Bahsettiğin gibi bir kırgınlığım yok.

Neden Teksas peki?

Sakin ve iklimi Bodrum’a benzeyen bir yerde yaşamak istedik. Kariyerimi de ülke dışına taşımak istiyordum. Uzaktan olmuyor. Teksas Austin, blues ve rock kenti. Burası için ‘Dünyanın canlı müzik başkenti’ deniyor. Evde stüdyom var, her gün yeni şeyler üretiyorum.

Dışarıdan nasıl göründüğü konusunu hayatımdan çıkardım

Sahnelerin sert adamı artık evli ve çocuklu. Sizi bebek altı değiştirirken düşünemiyorum...

Evli ve çocuklu olunca “Sahnelerin sert adamı” olunmuyor mu? Bildiğimiz, sevdiğimiz rock ve metal sanatçılarının neredeyse tamamı çocuklu ve stabil bir evlilik hayatları var. Dinleyicimin de evlilik hayatları ve çocukları var. Şimdi onları çok daha iyi anlayabiliyor, ortak duygularımızı şarkılara dökebiliyorum. Soruna gelince; çoğu baba gibi ben de becerebildiğim kadar bebeğin her ihtiyacını karşılamaya çalıştım tabii.

Evlilik kavramına uzakken, 40 yaşından sonra sizi nikâh masasına oturtan neydi?

Zamanının geldiğini hissettim. Dünya maceramızda bu sayfayı da açmaya karar verdik.

Eşiniz Seda (İnce) liseden arkadaşınız. İnsan yaş ilerledikçe güvenli sulara mı dönüyor?

Bunun psikolojik nedenlerini araştırmadım. Her şey ‘klik’ eder ya. Öyle bir his.

Bu aşkı nasıl anlatırsınız?

Henüz bunu tarif etmeye yetecek kadar büyümedim.

O ne demek?

Bir şeyi tarif etmek için onu önce aklınızın kavraması lazım. Ruh bunu kavrar, anlar, kapsar ama aklın ona yetişmesi için çok büyümesi gerekir. Belki bu sorunu yıllar sonra cevaplamaya yetecek kadar ehil bir aklım olur. Umarım...

Çocuğunuz Atlas dört yaşında. Babalık size ve müziğinize nasıl yansıdı?

Oğlumu büyütürken ben de büyüyorum. Bütün bu süreç dinleyicimle daha sıcak, samimi bir ilişki kurmama yol açtı. Şimdi ne alakası var diyeceksin!

Evet. Ne alaka?

Kendimi ve insanları sınırsız bir şefkat ve sevecenlikle kabul etmeyi, müzik yaparken, özellikle de söz yazarken kalbimi, ruhumu korkusuzca açmayı öğrendim. Dışarıdan nasıl göründüğü konusunu hayatımdan çıkardım. Beni tanıyacak, dinleyecek birileri varsa olduğum gibi bilsin. Herhangi bir şeyi allayıp pullayıp daha cazip bir hale getirmeye çalışmaya gerek yok.

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle