‘Güzel rockstar’lık yaşadım. Bitti’

Güncelleme Tarihi:

‘Güzel rockstar’lık yaşadım. Bitti’
Oluşturulma Tarihi: Şubat 17, 2024 07:00

13 yıl önce şarkıları ve kulakta farklı tınlayan soyadıyla dikkatimizi çekti. Yıllar içinde yerini sağlamlaştırdı, güzel şarkılara ve şiirlere imza attı. Öykü Karayel’le evliliği, baba olması, yeni şarkıları... Hep takip ettik onu. Şimdilerde, birçok kişinin tek şarkı yapmayı seçtiği dönemde ‘Kara Konular’ isimli albümünü çıkaran Can Bonomo’yla buluştuk; dünden bugüne hayatını, kayıplarını, kazanımlarını, babalığı, aşkı ve çocuksu yanlarını konuştuk: “Çok çocuktum, toydum, şimdi biraz daha az toyum ve biraz daha az çocuğum. Hiçbir zaman tam manasıyla olgun bir adam olup da ‘büyüdüm ben’ diyeceğimi zannetmiyorum.”

Haberin Devamı

‘Güzel rockstar’lık yaşadım. Bitti’

Can Bonomo ile ilk şarkısı çıktığında da röportaj yapmıştık. O yıllar içinde güler yüzünü hiç kaybetmeyenlerden. Dövmeleri ve tarzıyla ne kadar ‘cool’ dursa da sohbet etmeye başladığınızda karşınızda çok sıcak, samimi, içten biri var. Hüzünlü tarafı da bakışlarına yansıyor, “Benim ailem de böyledir. Biz çok güleriz, sonra çok ağlarız” diyor. Başlıyoruz sohbete...

Seni 13 yıldır tanıyoruz. Hayatını ne kadar rockstar olarak yaşadın?

Güzel rockstar’lık yaşadım. Bitti.

Nedir sence rockstar gibi yaşamak?

Dürtüsel yaşamak, başını sonunu düşünmemek. “Aman sağlığımız”, “Aman elalem ne der” dememek. Bunların hiçbirini kafaya takmadan sağlıksız halde, bir manyak gibi yaşamak.

Haberin Devamı

Dönmek ister misin o günlere?

Hayatta istemem.

Neden?

Herhangi bir şekilde ne sağlığımı ne etrafımdaki insanların duygu durumlarını bozacak bir şey yapmak istemiyorum. Her şey olduğu gibi çok güzel şu an.

Çok neşeli duruyorsun ama bir yanın da hüzünlü gibi... Duygusal mısın?

Çok. Benim ailem de böyledir. Biz çok güleriz, sonra çok ağlarız. Biraz sallantılı insanlarızdır yani.

23 yaşındayken anneni kaybediyorsun kanserden. O kayıp hayatını nasıl etkiledi?

Annemi kaybetmem hayatımın bir dönüm noktasıydı. Belki de ben sadece bu yüzden rock müzik yapıp sahneye çıkarak deli gibi bir hayat yaşamaya başladım. Belki de tesadüfen oldu, bilmiyorum. Annem yaşasaydı nasıl bir insan olurdum, bilmiyorum. Belki de İzmir’deydim şu an ve emlakçılık yapıyordum.

Müzik kariyerin yıllar içinde sende neleri değiştirdi?

Her şeyim değişti. Çok çocuktum, toydum, şimdi biraz daha az toyum ve biraz daha az çocuğum. Hiçbir zaman tam manasıyla olgun bir adam olup da ‘büyüdüm ben’ diyeceğimi zannetmiyorum. Çünkü içimdeki çocukla yapıyorum bu işi. Sadece eskiden beni kandırmak kolaydı, artık değil.

Bonomo zor söylenen bir soyadı. Hiç zorluk yaşadın mı?

Soyadımın bana değil ama benim soyadıma kattığım şeyler oldu. Tanınmadan önce eve gelen mektupların içinde ‘Bandırmalı’, ‘Bornovalı’, neler neler yazıyordu.

Haberin Devamı

Kariyerinde en çok maruz kaldığın şey neydi?

Müzik konusunda gocunduğum çok şey olmadı, alternatif müzik dönem dönem parladı, biz de parladık. Şiir yazıyorum, kitaplarım oldu. Fakat şiirin en güzel, en önemli olduğu zamanını kaçırdım. Şimdi az insan şiir okuyor. Bir ara kendimden kuşkulanıp mahlaslarla şiir yarışmalarına katıldım, ödüller kazandım. Dedim ki bende problem yok, şiir okunmuyor.

Müzik dinleyicisinin tercihleri seni üzdü mü?

Ben ne karışırım canım insanların tercihine! Bizim müziğimizin niş bir kitlesi var. Bundan şikâyet edecek olsam ya da öyle bir cüretim olsa zaten pop müzik yapardım. Ben popüler kitlenin çok daha alternatif, küçük bir kitlesine sesleniyorum, aslında bunu kırabilecek çok fırsatım oldu ama hiç istemedim.

Haberin Devamı

Pop müzik yapmayı mı?

Evet. “Bunu biraz büyütelim, gel öyle yapmayalım, böyle yapalım” dediler ama içime sinmeyecekti, sevmediğin şeyi yaparsan her gün cezalı gibi uyanırsın.

Günümüz müziğiyle ilgili eleştirilerin neler?

İmla, gramer yok... İnsanlar kendilerini yazarak ifade etmeyi unuttular. Bunun geçici olduğuna inanıyorum. Eminim şiir tekrar önemli olacak; bağlaçlar, imla ve gramer de... Kimi yüceltip kim hakkında “Bir dakika, biz bunu şimdi çok da konuşturmayalım, bu aslında birazcık zehirli şeyler söylüyor” ayrımına tekrar varabileceğimiz zamanlar gelecek.

KAFAMDA TETRİS OYNARIM

Arkadaşlarının sende en değiştirmek istediği özellik nedir?

Dikkat bozukluğum. Şimdi toplantı yapacağız deseniz benim size ayıracağım dikkat maksimum 6 dakika. Sonra dinliyormuş gibi yaparım, geri kalanında kafamda Tetris oynarım.

Haberin Devamı

Şu an umarım kafanda Tetris oynamıyorsundur...

Yok, yaptığımız şey ilgimi çekiyor, benden bahsediyoruz, güzel bir şey (gülüyor).

Hayatındaki en büyük meydan okuman neydi?

Müzisyen olmaya karar vermek. Ailem zor bir zamandan geçiyordu, paramız yoktu, ben İstanbul’da yaşıyordum ama evim yoktu. O dönemlerde çalıştığım radyodan ayrılıp “Stüdyoya gireceğim” diyerek arkadaşlarımın evinde kala kala ilk albümümü yaptım. Şimdi yapamazdım mesela, çok cesur bir işti.

Senin varlıklı bir aileden geliyor gibi havan var oysa...

Ben varlıklı bir ailenin çocuğuymuşum, sonra işler öyle devam etmemiş. Her şey üst üste geldi ama şimdi iyiyiz bak.

Ünlü olmanın hayatından götürüsü ne oldu?

Haberin Devamı

Her şeyi insanların gözünün içerisinde yaşamak çok eğlenceli bir şey değil. Ben resmen çocuk star gibi bir şeydim. Yaşım büyüktü ama ben geç ergen bir çocuktum.

Kaç dövmen var?

Bilmiyorum, sayısız.

Sana en anlam ifade eden hangisi?

Sağ bileğimde yazan Romulus, oğlumun adı.

‘Güzel rockstar’lık yaşadım. Bitti’

BABALIKTA HÂLÂ STAJYER GİBİYİM

Rockstar bir baba nasıl olunur?

Çocuğum benden çok daha rockstar. Albümü kaydederken Roman hep stüdyodaydı, belki bu yüzden albüm çalışmaları bu kadar uzun sürdü. Çünkü çok seviyor stüdyoyu; davullar, enstrümanlar, mikserler... Ben de ondan ayrı kalmak istemiyorum. Stüdyoya gireceğimiz zaman önce o geliyor, her şeyi biraz çalıyor, biz kahve içiyoruz, sonra kayda giriyoruz.

Eşin Öykü Karayel oyuncu. Roman televizyonda annesini, sahnede babasını görüyor. Nasıl tepkiler veriyor?
O müzisyen olmak istiyor. Setlere de gidiyor, konserlere de geliyor. Beni sahnede ilk gördüğünde çok şaşırdı, çok eğlendi, çok hoşuna gitti. Şimdi konserlere geldiği zaman sahneye çıkıp davul çalıyor, seyirciler alkışlıyor, inanılmaz şeyler yaşanıyor.

Adını neden Roman koydunuz?

Çok sevdiğim bir isim ‘Romulus’, Roma’yı kuran imparator.

Benim aklıma kitap, roman gibi bir anlam gelmişti... İlginçmiş...

Valla koyduktan çok sonra aklıma geldi o benim. Çocuğun soyadı Bonomo, ona şaşırmıyorsun da Roman’a mı şaşırıyorsun!

Babalıktan ne öğrendin?

Hâlâ stajyer gibiyim. Babam 72 yaşında, o da daha öğreniyordur diye düşünüyorum. Yaptık, öğrendik gibi bir şey değilmiş, bunu anladım.

Ona vereceğin en büyük öğüt ne olur?

Sabırlı olması. Ben yapamadım ve kolay bir şey değil sabırlı olmak. Onu doğru şekilde nasıl yönlendirebilirim, bulmaya çalışıyorum. Bu sırada ben de o çok özendiğim sabrı yakalamaya başlıyorum artık. 

ÂŞIK İKİ ÇOCUKTAN ÂŞIK İKİ YETİŞKİNE...

Öykü Karayel’le evliliğinizde 6’ıncı sene. 7.5 yıldır da berabersiniz...

Sen böyle söyleyince ne uzun geldi...

Evlenince, bebek sahibi olunca bir şeyler değişir derler. Sizin ilişkiniz nasıl bir değişim geçirdi?

Biz çok âşık iki çocuktuk, sonra iki aklı başında genç gibi olduk. Çocuğumuz olduktan sonra iki birbirine âşık yetişkine dönüştük. Aramızdaki güven arttı, sevgi gittikçe büyüdü, yukarıya doğru bir evrim oldu.

Hayatınız sanat odaklı mıdır?

Yok ya, ben çok sıkılırım öyle. Dün bir tiyatro oyununa gittik, sonrasında bir saat konuştuk sanatımızı falan, bitti. İş işte kalır.

‘Güzel rockstar’lık yaşadım. Bitti’

YAŞADIĞIM BÜTÜN HÜSRANLARIN BİR İNTİKAM PLANI...

Herkesin single yaptığı dönemde sen albüm çıkardın. Delirdin mi?

Arkadaşlarım da aynı şeyi söyledi ama ben çocuk gibi “Albüm istiyorum” diye tutturdum. İşin ortalarına doğru korksam da sonunda çok doğru bir karar verdiğimi anladım.

‘Kara Konular’ ne anlatıyor?

Bu zamana kadar yaşadığım bütün hüsranların, hayal kırıklıklarının, eleştirilerin, mutlulukların, mutsuzlukların bir intikam planı. Tüm meslektaşlarım gibi benim de dertlerim var, bunları kaleme alırken biraz yazım dilimi ve stilimi zorlamaya, daha ileri gitmek için kendimi denemeye başladım. Çıkan sonuç bu albümün şarkıları oldu.

“Dertlerim var” dedin, senin hayatının kara konuları neler?

Aslında istediğim şey herkesin kendi ‘kara konu’sunu bulacağı bir albüm yapmaktı. Her şeyden bahsediyorum; dostluklardan, aşktan, dünyanın gittiği yerden, insanlık olarak yaptığımız hatalardan, ayıplarımız ve mahcubiyetlerimizden...

Şarkılarından biri ‘Delinin Düşü’, sen ne kadar delisin?

Herkes kadar... Sen beni kan şekerim düştüğü zaman gör (gülüyor). Aslında hepimizi tetikleyen, tahrik eden şeyler var. Onlar başımıza gelmediği, onlarla sınanmadığımız sürece normal insanlarız.

Bir şarkın da ‘Kalbi hepten kırıklara’... Senin kalbini en çok ne kırdı?

Herhalde zamansız ölümler... Çok kalabalık bir ailenin çocuğuydum, şimdi üç kişi kaldık. Ama insan bununla yaşamayı öğreniyor, hayatı, kendini ona göre biçimlendirmeye başlıyor. Kalp çok çabuk kırılabildiği gibi kolay tamir olabilen bir organımız.

Albümde bir şarkı hariç hepsi senin. O şarkı da Mabel Matiz imzalı. İki şarkıda da Mabel’le düet yapıyorsunuz. Nasıl bir araya geldiniz?

Mabel’i çok seviyorum, müthiş biri. Uzun zamandır tanışıyoruz, aşağı yukarı ilk albümlerimizi beraber çıkardık. Birbirimizi uzaktan koruyucu melekler gibi takip ediyorduk. Bu sene ilk defa kafa kafaya verme fırsatı bulduk. Ona ‘Kalbi Hepten Kırıklara’ şarkımı dinlettim, çok sevdi. “Tabak boş verilmez” diyerek o da ‘Canım Diye’ isimli şarkısını verdi. İki şarkıda da düet yaptık.

Melike Şahin, Serkan Keskin, Gökhan Özoğuz, Sarp Apak, Engin Öztürk, Nova Norda gibi isimlerle albümde ya düet yapıyorsun ya da şarkılarında sana eşlik ediyorlar... Bu biraz arkadaşlar albümü mü oldu?

Evet, bu bizim albümümüz oldu, yepyeni bir şey üreteceğiz diye çok heyecanlıydım, buna arkadaşlarım da dahil olsun istedim. Onların da benim kadar sahiplendiğini görmek beni aşırı mutlu etti.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!