‘Aptallıkların, saflıkların olmuş ama içinde bir hainlik yok, iyi kadınsın, yürü be Deniz’

Güncelleme Tarihi:

‘Aptallıkların, saflıkların olmuş ama içinde bir hainlik yok, iyi kadınsın, yürü be Deniz’
Oluşturulma Tarihi: Aralık 21, 2024 07:008dk okuma

27 sene önce hayatımıza girdi. Onun şarkılarıyla âşık olduk, aşk acısı çektik. Hayatını gözümüzün önünde yaşadı, onunla üzüldük, sevindik. Şimdi geçmişe baktığında “Bu yaşanmışlıklar beni ben yaptı, bir sürü yangının içinden çıkıp canım acısa da Zümrüdüanka kuşu gibi küllerimden doğmayı öğrendim” diyor. Deniz Seki’yle yeni şarkısı ‘Benim Hikayem’ için buluşuyoruz. Bugününü, aşkı ve şarkısından yola çıkarak hikâyesini konuşuyoruz: “Bu hikâyede yanan ben oldum. Tabii önce ben yandım, sonra da istemeden ailemi ve yakınlarımı yaktım herhalde.”

Haberin Devamı

Deniz Seki’yle uzun zaman sonra bir araya geliyoruz. Fotoğraf çekimi öncesi stüdyoda son hazırlıklarını yapmaya başlamış. Keyfi çok yerinde, şahane görünüyor. Şu sıralar hissettiklerini “Bu Deniz, derya yolunda. Bu yolculuk beni hayata karşı daha çok bağlıyor. Gelecekle ilgili planlarım var” diye anlatıyor. Söyleşi sırasında arada beni kırmayıp hafızalara kazınan şarkılarından da söylüyor, o gümbür gümbür sesi kalbinizi delip geçiyor. Ve başlıyor anlatmaya...

Yeni şarkın ‘Benim Hikayem’le yine bizi kalbimizden vuruyorsun...

Teşekkür ederim. Şarkı çok sevdiğim aile dostumuz Hüseyin Başaran tarafından hediye edildi, onunla çok müzik alışverişimiz vardır. Sözleri de Nahide Babaşlı isimli genç yetenek, müzisyen bir kardeşimin.

Şarkı sanki seni anlatıyor, ben sözleri duyduğumda senin yazdığını sanmıştım...

Haberin Devamı

Herkes benim yazdığımı düşünüyor. Aslında hepimizin hikâyesi birbirine benzer. Duygusallık, eğlence, kayıplar, dramlar, travmalar... Her bir sözü gerçekten beni de anlatıyor ama dinleyen herkese dokunan yanları da çok var. İçinde sakladığın, geçmişte yaşadığın acıların olabilir, onlarla yüzleşip barışmış, yoluna devam ediyorsundur... Ki öyle olmalı zaten, öbür türlü bu hayat asla çekilmez.

Şarkı “Kendimi mezar kazarken buldum, mezarın içinde ben, benim de içimde sen” sözleriyle başlıyor. Hayatında kendi mezarını kazdığını düşündüğün zamanlar oldu mu?

Tabii, başımıza gelen kötü ne varsa bunlar için başkasını suçlamamak lazım. Hayat bazen sana cömert davranmıyor, bazı haksızlıklara uğruyorsun ama kendini oraya getiren de aslında sensin.

Bunu hayat sana nasıl öğretti?

Bunu hayat sana döve döve öğretiyor, hayat seni tokatlayınca, düşüp bacağını, dizini yaralayınca başıma gelen her olumsuz şeyin aslında sebebi benim diyorsun. Bunu farkına varınca da hayata kaldığın yerden devam ediyorsun. Yani Hakancığım, “Hayata yeni gelmedim, geri geldim” diyerek devam ediyorsun.

Vay, güzelmiş. Peki, senin hikâyenin türü neydi? Romantik komedi, dram, gerilim...

Hayatımda hiçbir zaman gerilim olmadı. Başıma ne gelecekse yeteri kadar geldi, artık kotamı doldurduğumu düşünüyorum. Başıma gelen talihsiz her olayı, bir şekilde kalbimin sesiyle, iyiliğiyle tolere edebiliyor, o kötü şeyi güzelleştirebiliyorum. O yüzden yaşadığım hiçbir şeyden pişman değilim, ‘keşke’ lafını da hiç sevmiyorum, zaten öyle şarkım da var.

Haberin Devamı

İnsan hangi noktada keşkelerinden arınır?

Düşe kalka, farkındalıkları artarak, iyi niyetini koruyup kollayınca dediğin oluyor.

Şarkıda “Bu hikâyede yanan ben oldum” diye çok etkili bir cümle var. Senin hikâyende yanan ne kadar sen oldun?

Hep ben oldum. Tabii önce ben yandım, sonra da istemeden ailemi ve yakınlarımı yaktım herhalde. Elimde olmadan oldu bunlar. Biraz geç büyüdüm galiba. Aslında çocukken çocukluğumu yaşayamadan kocaman bir sorumluluk abidesi şeklinde bir sürü sorumluluk almışım... Sonra genç bir kadın olduğum dönemde herhalde yaşayamadığım
o çocukluğumu yaşadım.

Sen yandın, peki seni yakanları affettin mi?

Hayatımda hiç kimseye küs değilim. Ben kimim ki affetmeyeceğim, yüce Yaradan hepimizi affederken ben kimim? Bir de kendimi, kalbimi neden kirleteyim, kendime böyle bir şey yükleyeyim? Herkesi affettim. Benden uzak, Allah’a yakın, öz cümlem budur.

Haberin Devamı

‘Aptallıkların, saflıkların olmuş ama içinde bir hainlik yok, iyi kadınsın, yürü be Deniz’

‘BU DÜNYAYA ÇOCUK GETİRMEK İSTEMEDİM’

Şarkı yazan, üreten bir isimsin. Dünyada yaşanan olumsuzluklar seni nasıl etkiliyor?

Çok etkileniyorum, haber bülteni seyredemiyorum. Çocukların yaşadıklarına çok üzülüyorum. Herkes anne-baba olmak zorunda değil, gerçekten anne-baba olmak için imtihandan geçmeleri gerektiğini düşünüyorum. Her şey aileden geçiyor. Genç kızlara sesleniyorum, lütfen mesleklerini ellerine alsınlar, koca eline bakmasınlar, tabii yuvalarını kursunlar, evlat sahibi olsunlar ama kendi ayakları üzerinde de dursunlar. Kadın olmak çok güzel bir şey; güçlü, kuvvetli bir duygu.

Haberin Devamı

Olumsuz olaylara karşı senin ilacın ne oluyor?

Yoga ve şan derslerime başladım. Mutfağa girmeyi çok severim, güzel de yemek yaparım. Şimdi kendimce tarifler üretiyorum. Yürüyüş ve spor yapıyorum. Artık bana iyi gelecek şeylerle haşır neşirim. Bana kötü gelecek hiçbir şeye “Merhaba” bile demek istemiyorum artık.

Annelikten bahsettik. Sen çocuk sahibi olmadın. Bu senin tercihin miydi?

Evet, evlat sahibi olamadım ve bu benim tercihimdi. İstesem olurdum. Ben ‘haycan’ sahibiyim.

O nedir?

Hayvan demeye kıyamıyorum.

Neden çocuk sahibi olmak istemedin?

Bu dünyaya çocuk getirmek istemedim çünkü ben yeteri kadar zorlandım, yeteri kadar örselendim... Anne olmadığım için pişman da değilim.

Haberin Devamı

‘ONU VİCDANIYLA, DURUŞUYLA ÇOK BEĞENİYORUM’

“Aşk kadınıyım” diye açıklamaların olmuş. Sonra “Artık aşk kalmadı” demişsin. Şimdilerde ne hissediyorsun?

Her şeye âşık olabilirim. Kendime âşığım, doğaya âşığım. Şu anda bir erkek arkadaşım var, ona hayranım, onu insanlığıyla, vicdanıyla, duruşuyla çok beğeniyorum. Eskiden aşkı meşki bilmiyormuşuz, önemli olan aşk değil, sevgi ve saygıymış. Bende aşk böyle evrildi.

Şarkılarındaki aşkların hepsi gerçek miydi?

Hepsini yaşayıp yazdım.

Çok aşk acısı çektin mi?

Aşk demek acı demek zaten, aşkın sonu ıstırap, hüsran.
Seni ne tavlar?

Zekâ ve vicdan.

Bunca aşk şarkısı yazan biri olarak aşkı nasıl anlatırsın?

Aşk tarif edilecek bir duygu değil.

Neden eskisi gibi kalıcı aşk şarkıları pek yazılmıyor?

Anı kaçırıyorlar. Herkesin elinde telefon, sen bir yere gittin, oturdun, yemek yiyorsun, elinde telefon, yemeğin fotoğrafını çekiyorsun. Sonra seni biri çekiyor. Paylaşmak için zaman harcıyorsun. Anı kaçırıyorsun. E, böyle yaşayanların aşk yaşayacak fırsatı da yok, aşk şarkısı nasıl yazsınlar!

‘Aptallıkların, saflıkların olmuş ama içinde bir hainlik yok, iyi kadınsın, yürü be Deniz’

‘KENDİNİ STAR HİSSEDEN BİR KADIN HİÇ OLMADIM, ZATEN ESNAF KIZIYIM’

◊ Sezen Aksu imzalı ‘Ahmet’ şarkısıyla hayatımıza girdin ve Türkiye’nin en tanınan kadın seslerinden oldun. Birçok şeyi biz de seninle birlikte yaşadık, seninle üzüldük, güldük, ağladık... Keşke hiç ünlü olmasaydım dediğin oluyor mu?

Yok, bunu ben istedim, bu yolculuğu ben seçtim, müzik ve şarkılarım için yaşıyorum. Sonradan fark ettim ki yaşadığım her hikâye aslında canımı acıttı ama canımın acımasından doğan bir sürü şarkıya sahip oldum. Yaradan’ın bana vermiş olduğu o yetenekle bunların hepsi söze, müziğe döküldü. Bir de Hakan, ben kendini hiç star hisseden bir kadın olmadım, zaten bir esnaf kızıyım. Hiçbir zaman burnu havada değilim. Hayattaki bu duruşumdan da çok mutluyum. Çünkü o zaman insanların kalbine daha samimi ve daha sahici dokunuyorum.

◊ Hikâyeni baştan yazma şansın olsaydı neyi farklı yazardın?

Yine aynı hikâye olsun, boş ver.

◊ Hayatının dönüm noktası?

Şu an.

◊ Bu an mı?

Şu an, şimdi. Çünkü yeni Deniz’i inşa ediyorum. Yeni gelmedik, geri geldik.

◊ Hayatında yeniden yaşamak istediğin an nedir?

Her an kıymetli ama ‘Pop Show 95’ yarışması olabilir. Birincinin açıklandığı an. Benim güzel hikâyem orada başladı.

◊ Yaşanmışlıklarının sana öğretisi ne oldu?

Ne kadar kıymetli, ne kadar şanslı bir kadın olduğumun yeni farkına vardım. Bu yaşanmışlıklar beni ben yaptı, bir sürü yangının içinden çıkıp canım acısa da Zümrüdüanka kuşu gibi küllerimden doğmayı öğrendim.

◊ Şu anki hikâyenin hangi evresindesin?

Kendi içsel yolculuğunda, sakin, dingin, kendi kıymetinin farkına varmış bir Deniz’in yolculuğundayım. Bu Deniz, derya yolunda. Bu yolculuk da beni hayata daha çok bağlıyor. Gelecekle ilgili planlarım var, güzel bir yolculuk içindeyim.

◊ Aynanın karşısına geçip kendine baktığında ne hissediyorsun?

“Bayağı aptallıkların, saflıkların olmuş ama içinde bir hainlik yok, iyi kadınsın, yürü be Deniz” diyorum.

‘Sarkığım yok, botoksum yok, dudağım
kendi dudağım’

Sana da ‘bayan bacak’ diyorlar. Hep bacakları güzel bir kadın mıydın? Bir de senin için ‘Hükümet gibi kadın’ deyimini kullanıyorlar...

Hayatımda eril ve dişil enerjim birlikte yolculuktalar. Erkek gibi kadınımdır. Allah’tan başka hiçbir şeyden kork-
mam. Bacaklarım da ben tanınmadan önce de hep beğenilirdi. O zaman biz
ne diyoruz evrene? Bir çorap reklamı gelsin (gülüyor).

Birçok ünlü isim gibi ‘kilo aldı’, ‘kilo verdi’ eleştirilerine sen de maruz kaldın. Ne diyorsun bunlara?

Size ne! Bunu aşırı ayıplıyor, çok çirkin buluyorum. Bu, kadına yönelik psikolojik bir şiddet. Biz kadınlar borsa gibiyiz Hakan. Kilo alırız, sonra veririz, borsa gibiyiz yani. Kimseyi de kilo almışım, vermişim ilgilendirmez ama sağlık için tabii fit olman gerekiyor. Ben bedenimle barışık bir haldeysem ve sağlıksal bir problemim yoksa kime ne kardeşim!

Bir de ‘Fotoşop mu yapıyor’ iddialarına çok maruz kaldın...

Retouch, fotoşop yapılıyor arkadaşlar minik minik, o kadar da olsun. Senin yanındayım işte. Kendin söyle.

Fıstık gibisin...

Bitti, bu kadar. Sarkığım yok, botoksum yok, dudağım kendi dudağım, yaptıranlara saygı duyuyorum ama ben böyle olmayı seçiyorum, bir gün ihtiyacım olduğunda, kırıştığımda yaptırabilirim.

‘Aptallıkların, saflıkların olmuş ama içinde bir hainlik yok, iyi kadınsın, yürü be Deniz’


‘KİMSEYLE ALIP VEREMEDİĞİM BİR ŞEY YOK’

Müzik dünyasında neden eskisi gibi çok star çıkmıyor?

Çok alternatif var. Mesleğimin müzik olmasına ve aktif olarak sahne almama rağmen ben bile takip edemiyorum.
O kadar çok üretim ve tüketim var ki... Ama aralarından sıyrılanlar var; Melike Şahin, Melek Mosso, Simge Sağın, Edis, Mabel Matiz...

Müzik piyasasında kasetlerin olduğu, şarkılara zor ulaşıldığı dönemlerde mi işler daha zordu, yoksa bu dijital evrende mi daha zor?

Ben keyif almaktan bahsetmek istiyorum. Kaset, CD yaptığımız dönemleri, stüdyoda sabahlamalarımızı, o fotoğrafları, albüm kapaklarındaki önsöz yazılarını inanılmaz özlüyorum. Bence biz 90’larla 2000’lerin başı arası müzik yapanlar çok şanslıyız. Şimdi sektöre girenlerin işi çok zor.

Neden?

Çünkü kalıcı olmak ve üretmek gerekiyor. Tamam, çok güzel bir şarkı yaptın, çok gündemde ama üç ay sonra ne yapacaksın? B veya C planın var mı? Varsa şahane. Hep üstüne koya koya gidersen, yırttın. Ama şarkı patladı ve sonrasını bilmiyorsan, o gerçekten psikolojik çöküşün başlangıcı demek. Mesela ben Türkiye’deki ilk kadın jüri üyelerinden birisiyim, ‘Popstar’ yarışması zamanları... Program çok büyük ses getirmişti. Ama o dönemde patlayan çocukların hiçbiri yok. Hayallerini gerçekleştirdiler, bir şarkı çıkardılar ama sonrası yok. Sonrası olmayınca o kişi-
nin hayalleri yıkılıyor. Mesela Aydan Kaya vardı, ona çok güveniyordum ve arkasında durdum, şu anda ‘Leyla’ dizisinde oynuyor, çok hoşuma gidiyor, kendini kapatmamış, sahne de alıyor, onun hâlâ var oluşu benim çok hoşuma gidiyor, çok da iyi bir sesti.

Bir de Bayhan galiba aktif olarak iş yapmaya devam ediyor...

Bayhan’ın babası da ölmüş, Allah rahmet eylesin. Onu da çok seviyorum, o da beni seviyor, sayıyor, bizim aramızdaki şey anlaşılmadı bir türlü. Benim söylemek istediğim bambaşka bir şeydi. Benim gerçekten kimseyle alıp veremediğim bir şey yok.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!