Erkekliğimizle yüzleştik

Güncelleme Tarihi:

Erkekliğimizle yüzleştik
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 11, 2013 04:10

“Testosteron” oyunundan uyarlanan “Erkek Tarafı” filminin çekimleri tamamlandı.

Haberin Devamı

Düğün günü damadın terk edilmesi sonrası bir restoranda oturup dertleşen 7 erkeğin hikayesi üzerinden kadın-erkek ilişkilerini anlatan filmin yönetmeni İlksen Başarır... Filmin başrol oyuncuları Mert Fırat, Emre Karayel, Timur Acar, Onur Ünsal, Metin Coşkun, Tuna Kırlı ve M. Cihan Ercan’la buluştuk, bu kadın-erkek hallerini bir de onlarla konuştuk ve enteresan bir söyleşiye imza attık.

“Testosteron”u oynadığınız dönemde, “Bunun bir de filmini çekelim” gibi bir düşünce aklınızda var mıydı?
- Mert Fırat: Vardı. Okuma provalarında bile “Keşke olsa, acaba olur mu? Olursa ne güzel olur” diye konuşuyorduk kendi aramızda... Ama hepimizin zamanının uygun olduğu bir dönem bulamıyorduk. Çünkü her sene dizi ya da filmlerimiz oluyordu.
- Timur Acar: En uygun zaman da bu sene oldu işte...

Neden özellikle bu sene, işleriniz mi durgun?
- Mert Fırat: Yok, bu sene biz İlksen Başarır, Kemal Aydoğan, Onur Uysal, İnan Ulaş Torun ve Timur Acar’la yeni bir oluşum içine girdik; Moda Sahnesi olduk. Onun da ivmesiyle “Bu sene hem tiyatromuzu açalım hem de ‘Testosteron’un filmini yapalım artık” dedik.

Oyunun yazarı da sıcak bakmış bu konuya belli ki...
- Mert Fırat: Oyunun yazarı Andrzej Saramonowicz’le irtibata geçtik, o da uygun bulduğunu söyledi. Sonrasında hayal ettiğimiz projeyi hayata geçirdik.

Bu arada Moda Sahnesi’nde neler olacak?
- Mert Fırat: Bu sene üç oyun çıkaracağız. Bir yandan da film hazırlığımız var. Üretimin had safhada olduğu bir dönem yaşıyoruz.

SUÇ BİZİM DEĞİL HORMONLARIMIZIN!
Filmin çekimleri ne kadar sürdü?
- Mert Fırat: İki hafta...

Filmdeki damat hanginiz?
- Onur Ünsal: Benim. Aldatılan, üzerinde oyunlar oynanan damat... Filmde eksen karakter olarak duruyor, kurguda her şey onunla başlıyor. Oyunun yazarı da bu oyun sahnelendikten sonra Polonya’da filmini çekmiş bu arada... Bu metnin tuhaf bir şansı var, nerede ne şekilde izleyiciyle buluşursa buluşsun herkesin ilgisini çekiyor. Bize de şans getirecek inşallah.

Neden bu kadar ilgi çekiyor sizce?
- Onur Ünsal: Bu konunun ucu bucağı yok. Bir de kadın-erkek ilişkisi insanların hep gündeminde yer alır. Bence bu senaryoda “Neden böyle oluyor”u merak edenler için çok önemli referanslar var.

Peki alt metinde hangi konular işleniyor?
- Onur Ünsal: Ergenlikten erkekliğe geçiş dönemi, Darwin teorileri, neden erkeğin bu şekilde davrandığı, az önce selamlaştığı bir insanı iki saniye sonra nasıl öldürebilecek hale geldiği... Erkekteki saçma ve komik yapı özetle...

BİZ DE O SEFİL ERKEKLERDENİZ
Sonuç olarak her şeyin suçlusu erkek mi?
- Onur Ünsal: Biz suçu hormonda buluyoruz, bizim hiçbir suçumuz yok!
- Mert Fırat: İşin ironisi tam da orada... 7 ayrı meslek grubundan erkeğin toplanıp, farklı bakış açılarıyla kadını ortak noktada tutuyor olmaları bir tesadüf değil.
- Onur Ünsal: Aslında erkeğin ergen olma hali var bu işte... Yenilgiyi yok olmak sayıp tamamen kontrolü kaybediyor ya...
- Mert Fırat: Kadın-erkek ilişkisi, erkeğin kadına bakışı, zaten merak uyandıran bir şey. Bir de bunu komediyle harmanlayınca daha da izlenesi ve takip edilesi bir işe dönüşüyor. Genelde komedi filmlerinde kimse bir derinlik anlayışında olmaz. Ama bu metnin bir derinliği de var. Erkek meselesine sürekli bir ironiyle yaklaşan, sonunda da “sefil erkekler” noktasına getirdiği bir bakış açısı ve duruşu var.

Bu sefil erkekler görüşüne siz katılıyor musunuz?
- Mert Fırat: Tabii ki katılıyoruz. Biz bununla hesaplaşmak için beş yıl boyunca bu oyunu oynadık ve prova sürecinde de hepimiz tek tek hesaplaştık.

Nasıl bir hesaplaşma durumuydu bu?
- Mert Fırat: Biz de bu adamalardan biri miyiz? Evet biriyiz. İster istemez düşünüyorsun bunu...
- Timur Acar: Biz erkekliğimizle yüzleştik bu oyunda. Oyunun içerisinde erkeğin her yaştaki yenilgisini görüyorsunuz. Biz oyunda da, filmde de erkeğin zokayı yutma halini anlattık hep.

OYUNU İZLEYEN KADINLARIN DEĞMEYİN KEYFİNE
Oyunu izleyen kadınların tepkisi ne oluyordu?
- Timur Acar: Kadınlar muazzam zevk alıyordu... Hele yanında erkek arkadaşı varsa değmeyin keyfine.

Az önce “erkekliğimizle yüzleştik” dediniz. Bu yüzleşmenin hayatlarınıza etkisi ne oldu?
- Mert Fırat: İlk seneler çok değiştik de sonra yine aynı olduk (gülüyor)...
- Metin Coşkun: Yazar, erkeklik hormonunun yaşamdaki yönlendirici özelliğini anlatmaya çalışmış. Bu insanlarda o kadar belli değil ama filde bir mast dönemi oluyor, bu dönemde testosteron 40-50 kat artıyor ve hayvan o dönem zaptedilemiyor. Her şeye saldırıyor, hemcinslerini ve insanları öldürüyor. Hormonlar yaşam dengemizde gerçekten çok önemli ve biz de bunu mizahi bir üslupla anlatıyoruz.

Bu, suçu tamamen hormonlara atmak olmuyor mu biraz?
- Mert Fırat: Bizi hayvanlardan ayıran özelliğimiz muhakeme kabiliyetimiz ya güya, yer yer bu kabiliyeti neden yitirdiğimizi anlatıyoruz. Bu tabii ki bir özür ve gerekçe olamaz.

BİZ HEP ERGENİZ
Erkeklerin ergenliklerinin her daim devam ettiği konusunda hemfikir miyiz?
- Onur Ünsal: Evet, ben o düşüncedeyim.
- Mert Fırat: Biz “Testosteron”dan önce de böyle düşünüyorduk zaten.

Sizce bir erkeğin en ergen hareketi nedir?
- Onur Ünsal: Kız arkadaşının seni aldattığını düşündüğün an ne hale geliyorsan, en ergen hareket o işte. Serinkanlı düşünemez hale geliyorsun, bu durumu yenilgi ve yok olma kabul ediyorsun. Bu durum çok komik değil mi?

Filmde gelin karakterini neden göremiyoruz?
- Onur Ünsal: Bir kadın gösterdiğiniz zaman, her şeyi onun üzerine kurmuş oluyorsunuz. Halbuki hikaye kadınlık ve erkeklik üzerine... Bir karakter değil o aslında, tüm kadınları temsil ediyor.

BU ADAMLARIN HEPSİ MAĞDUR
Filmdeki hangi karakterin testosteronu daha yüksek?
- Mert Fırat: Hikayeler sayesinde hepsinin testosteronunun ne kadar baskın olduğunu çok net görüyoruz. En sakin, en zararsız gibi görünen kişinin, o testosteron seviyesi artınca ne hale gelebileceğini yedi farklı hikayeyle yansıtıyoruz. Ama galiba Adem’inki daha yüksek.

En mağdur karakter hangisi?
- Onur Ünsal: Film bir tanesi mağdurmuş gibi başlıyor ama hepsinin mağduriyeti çok büyük aslında...
- Mert Fırat: Bu mağduriyetlerin sebepleri de başkaları değil, hepsinin sebebi aslında kendileri. Hikayenin en güzel kısmı da o.

Film bir düğünde başlayıp düğünde mi bitiyor peki?
- Mert Fırat: Düğünde başlıyor ama düğünde bitmiyor. Bir nikah ve o nikahın etkileri...

Haberin Devamı

İŞTE “ERKEK TARAFI”NIN ERKEKLERİ
- Onur Ünsal: Benim karakterim Korcan Bilir. Yanlışlıkla ünlü olmuş bir kuş bilimci... Aynı zamanda filmdeki damadımız.
- M. Cihan Ercan: Benim canlandırdığım karakterin adı Seçkin. Korcan’ın en yakın arkadaşı. O da mikrobiyolog. Korcan ve o kadın, erkek ve aldatılma konularına bilimsel açıdan yaklaşıyorlar ama kendi başlarına gelince bilimin uzağında davranışlar sergiliyorlar.
- Mert Fırat: Ben Tankut Sezer, bir magazin gazetecisi. Eşi de bir başka magazin gazetesinde çalışıyor. Aslında görevi sadece bu bir kuş bilimciyle bir şarkıcının nikahını haber yapmak. Ama başına hiç beklemediği, sebebini de hiç anlamadığı olaylar geliyor. Olayın en büyük mağdurlarından biri.
- Timur Acar: Ben damadın ikiz kardeşiyim ama sadece babalarımız bir. Ve ikimiz de baba sendromu yaşıyoruz. Avukat ve evli bir adam... Tam olarak kılıbık denemez ama karısına başka bir açıdan bakıyor. Annesiyle güne bile gitmiş bir adam bu...
- Metin Coşkun: Ben de baba rolündeyim. Adım Adem... Yaşamak için değişik işler yapan, bu işleri yaparken de çapkınlıklarını sürdüren, her gittiği yerde iz bırakan bir tip.
- Emre Karayel: Gelinin orkestrasında çalan davulcu Kamber’i oynuyorum. Gelini de kapsayan bir macerası var Kamber’in.
- Tuna Kırlı: Volkan Taşan rolündeyim ben de... Nikâh sonrası gelinen mekandaki bir servis elemanı. Hikayeye bir garson olarak dahil oluyor ama hikayenin sonunu belirleyen kişi kademesine kadar yükseliyor.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!