Tayfun Poyraz Taktik Olmadan
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Taktik Olmadan

Mahalle maçları için biraz büyüdükten sonra tanıştık halı sahalarla. Tribünde ya da televizyonda gördüğümüz çocukluğumuzun devasa yeşil sahalarının minyatür haliydi. Belki de o yüzden çok sevdik orayı. Bizi orada hissettirdiği için. Belki de o yüzden daha çok ciddiye aldık orada yaptığımız maçları.

Çünkü hepimizin içinde vardı futbolcu olma hayali. O yeşil sahalarda taraftarın önünde gördük hep kendimizi. Halı saha maçları öncesi haber saldık eşe dosta. “Bu akşam maçımız var. Gelip izlemelisin!” diye. Uzaktan hoşlandığımız ama bir türlü açılamadığımız kızın arkadaşlarına da haber verdik çaktırmadan. “Mutlaka gelmelisiniz, sizin için de bir golüm var bu akşam” diye.

Keşfedilme hayallerimiz vardı, döktüğümüz terimizle yıkanan yeşil halının üzerinde.

Eşin dostun gurur kaynağı olma, dikkatleri üzerimize çekme umuydu teselli ikramiyemiz.

Ve bunun tek yoluydu gol atmak.

Çünkü futbolun en büyük kuralıydı, ne kadar çok gol atarsan kral olmak.

Hep gol yollarını kovaladık o yüzden.

İnsanların ilgisini çekemezdin, onları coşturamazdın savunmada ya da kalede.

İyi oynayamayanları o yüzden bıraktık hep geride.

Mahalle takımları gibi bir takım ruhu olmazdı halı sahalarda.

Tanışmamız böyle oldu, herkesin kendisini düşündüğü, arkasındakine hiç bakmadığı bireysel dünyayla.

Rakip bizden güçlü olduğunda akın akın geldiler kalemize. Arkalardan duyduk ilk yardım çığlıklarını. “Allah’ını seven defansa gelsin!”

Ama gitmedik.

Göstermelik yardımlarınız orta sahaya kadardı. Beyaz çizginin ötesi bizim popülarite kaybımızdı.

Goller yedik ve hiç aldırmadık. Sadece savunmada kalan her topun ileri vurulmasını istedik.

Yedek oyuncumuz bile mutlaka golcüydü bizim. Geriye düştüğümüzde oyuna aldığımız.

Hiç düşünmedik geride kalanları. Onlar da arkadaşımızdı oysa ki, ama hep onları suçladık her mağlubiyetimizde.

Eskişehirspor buna benzer bir görüntü veriyordu Erzurumspor karşısında.

Geride kalanın canı çıksın misali kimse arkasına bakmıyordu. Hep hücum yapmaya çalışıp hep golü arıyordu. Üzerine rakibin etkisiz başlangıcı da eklenince, her şey yolunda gibi görünüyordu. Ta ki kalesinde golü görene kadar.

Golden sonra rüzgar tamamen tersine döndü. Maça yanlış kadro tercihiyle çıkıldığı da bundan sonra ilan edildi herkese. Yedek kulübesindeki golcüler arka arkaya oyuna alındı. Orta saha tamamen ortadan kalktı. Ve Eskişehirspor savunması yine yapayalnızdı.

Savunmanın yardım çığlıklarını duymayan hücum oyuncuları ileride uzun toplar bekledi.

Bireysel dünyanın en büyük örneğini sergiledi Eskişehirspor, bir takım oyunu olan futbol sahasında. Herhangi bir taktik olmadan nasıl oynanacağını gösterdi.

Önündeki zorlu dört maçlık seri öncesi kritik puanları yine bıraktı. Ve yine yumurtanın kapıya dayanma noktasına yaklaştı.

Bundan sonraki maçlarda kendini toplamazsa sadece şansa bırakacak hayallerini.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle