GeriYazarlar REHAVET GALİBİYETİ
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

REHAVET GALİBİYETİ

FIBA BCL’in 7. haftasında Beşiktaş Sompo Japan, grup liderliği için en tehlikeli rakibi olan Nanterre 92’yi Akatlar’da konuk etti. Kartallar her ne kadar yoğun bir rehavete kapılıp kadro ve oyun kalitesini sahaya yansıtmakta güçlük çekse de, koç Ufuk Sarıca’nın tecrübesiyle ve clutch anlarında DJ Strawberry’nin iki hayatî üçlüğüyle, maçtan 79-74 galip ayrılan taraf oldu.

2015 yılının EuroChallenge finalinde Trabzonspor Medical Park’ı son salise basketiyle şampiyonluktan mahrum bırakmasıyla hatırımızda yer eden Fransız ekibi Nanterre, o zamanki gücünden çok uzakta olsa da, yine o zamanki en mühim sıfatını koruyarak bu sezonu geçiriyor: tehlikelilik. Trabzon’u ilk kez katıldığı (ve Final Four’una ev sahipliği yaptığı) turnuvada yenip kupayı kaldıran o kadrodaki üç takım arkadaşı yine bugün sahada yer aldı; Shuler ve Ducteil Nanterre adına oynerken, o takımın en önemli ismi Kyle Weems de Beşiktaş forması altında mücadele etti. Ve bu üç isim de, maça türlü çeşitli şekillerde imzasını atmayı başardı.

Genel görünüm itibarıyla pota altında ve ribauntlarda büyük zaaflar barındıran, ikili oyun savunamayan, Finlandiya milli takımının devşirmesi Wilson, Shuler ve (ligimizden yakinen tanıdığımız) Schaffartzik’in bireysel oyun kuruculukları dışında etkili hücum edemeyen, ikili oyunlarda (yine çok yakından tanıdığımız) Aminu, Konate ve Ducteil gibi uzunlar barındıran bir ekipti Nanterre. Rakibin top kayıplarını şimşek hızıyla fast break sayılarına dönüştürüyorlardı; atletik ve kulaç uzunluğu geniş guardlar ve de çok yer kaplayıp pas trafiğini karıştıran forvetler ve uzunlar ile, daha ziyade rakibin düzenini bozmak üzerinden kurgulanmış bir oyun yapıları vardı. Ve bugün, tüm bu özelliklerini tek tek sahaya yansıttılar.

Beşiktaş adına kilit unsurlar, sürekli potaya gitmek, pota altındaki uzunu beslemek ve ribauntlara dikkat etmekti. Ayrıca tempoyu düşürmek veya yükseltmek oyuna doğrudan etki edecek bir etmen değildi; daha ziyade, top kayıplarına dikkat etmek ve açık alanda rakibe hızlı hücum şansı vermemek gerekiyordu. Ve tüm bu nokta atışı unsurlar da maça ziyadesiyle damga vurdu.

Esasen maçın ilk üç dakikası skor yönünden epey kısır geçse de, Beşiktaş maça Boatright ve Lima’yı akıllıca kullanarak başladı. Siyah-Beyazlılar üç sayının gerisinden Diebler ve Strawberry ile rakibe darbe vururken, Nanterre ilk yarıyı (biraz da baskılı dış savunmamız ve iyi yerleşip doğru şekilde adam paylaşmamız sayesinde) 0/5 üçlük isabetiyle ve 42-31 geride kapattı. Beşiktaş’ın en önemli sırrı, Weems ve Strawberry’nin savunmada, Sertaç’ın ise (benchten gelerek ilk yarıda 10 sayı) hücumda rakibe birkaç gömlek üstün gelmesiydi. Özellikle Sertaç, bu maçta böylesi bir rakibe karşı en büyük kozumuzdu ve gerekeni layıkıyla yaptı. Nanterre ise bizim top kayıplarımız ve yine benchten gelen Ducteil’in katkıları sayesinde ayakta kaldı. Rakibin dağınıklığı karşısında rehavete kapılmasak ve hücumda inanılmaz basit tercih hataları ve top kayıpları yapmasak, ilk yarıda maçı bitirmemiz işten bile değildi.

Ama ne olduysa, devre arası bitince oldu ve Fransız ekibi niye tehlikeli bir takım olduğunu ve bu grubun ilk altı maçında beş galibiyet aldığını gösterdi. Schaffartzik önderliğinde 8-0’lık seriyle ve ilk dış şut isabetleriyle fırtına gibi üçüncü çeyreğe başlayan Nanterre’de, dipten keskin şutlarıyla ivme bulan Schuler ve ligimizdeki orta sıra takımlarının radarına girmesi gereken Invernizzi’nin dış atışları, derlenip toplanma adına takıma mükemmel bir pansuman yaptı. Dahası, biz rehavetin ve anlamsız tereddütlerin etkisiyle top kaybederken, Nanterre hücum ribauntları ve ikili oyun savunması konusundaki zaaflarımızı Aminu, Konate ve yine kesitler halinde benchten gelen Ducteil ile deşmeyi sürdürdü. Öyle ki, ilk 20 dakikada sadece 31 sayı yediğimiz rakipten, 6 dakika içerisinde tam 17 sayı yedik.

Son çeyrekte, aynı düzen bir süre daha devam etti. Sertaç ve Weems’in her iki potada da devasa oynamaları, Weems’in maç sonundaki kritik 4 faul atışının üçünü sokması ve en önemlisi, Strawberry’nin yine clutch performansını devreye sokup iki çabuk ve ekstra üçlükle takıma hayat vermesi sayesinde, Kenan ve Boatright’ın tökezleyerek rakibe hediye ettiği şansların bizi mahvetmesini önledik. Son iki dakikada (uzun süredir formsuz olan) Erkan’ın da yardım savunması, ribauntlar ve pratik sayılar yönünden muazzam katkısı da galibiyetin fermanı oldu. Fakat, ikili averajın rövanş için bu kadar önem taşıdığı bir maçta, son topu Weems’in potaya atmaması dikkat çekiciydi.

Neticede Beşiktaş, Sertaç’ın (12s 4r 3a 1b) ve Weems’in (14s 9r) maç boyunca sahada istatistiğe yansıyan ve yansımayan her türlü katkısı ve çabası sayesinde, grup liderliği konusunda büyük bir adım atmış oldu. Diebler’ın (16s) 4/6 üçlükle taşıdığı maçı, Strawberry’nin (8s 4a) liderliği kazandı. Hücum ribauntlarında 9-5 geride kaldığımız, 14 top kaybettiğimiz maçı, %61 iki sayı, %44 üç sayı ve (en kötüsü) %53 faul isabeti ile noktaladık ve özellikle top kayıpları ve serbest atışlar bize az daha pahalıya mâl oluyordu. Sadece üç oyuncusundan dış şut katkısı alan Nanterre ise 8/24 üçlükte (ki o sekiz isabetin tamamı ikinci yarıda geldi) kalarak kendi sonunu hazırladı, ama ritim bulduğu zaman niye bu kadar tehlikeli olduğunu da kanıtladı.

Beşiktaş’ın Aminu ve (eski Beşiktaş’lı) Erik Murphy’den oluşan bir pota altını domine etmesi gerekirdi, ama özellikle ikinci yarıda kısalarımız potaya penetre etmeyi ve içerideki uzunları beslemeyi yine inatla ihmal ettiler. İstediğimiz, bildiğimiz oyunumuzu ortaya koyamadık. Neyse ki, topu iyi paylaştığımız ve sabır gösterdiğimiz her pozisyon, lehimize işledi ve  kazanma kültürü, tecrübe ve de kalite farkı ile bu maçı kayıpsız atlattık. Fakat rövanşta eğer ikili averaj yüzünden başımız ağrırsa, bunun sebebi, rehavete kapıldığımız için bu maçı 20 sayı yerine 5 sayı fark ile kazanmamızdır. Bunun dışında, grup liderliği konusundaki en muhtemel rakibimizi yendiğimiz için, tüm takıma ve koça tebriklerimi sunarım...


Yorumları Göster
Yorumları Gizle