GeriFutbol Cüneyt Çakır: Şampiyonlar Ligi müziği çalarken tüylerim diken dikendi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Cüneyt Çakır: Şampiyonlar Ligi müziği çalarken tüylerim diken dikendi

Cüneyt Çakır: Şampiyonlar Ligi müziği çalarken tüylerim diken dikendi

FIFA kokartlı hakemimiz Cüneyt Çakır, Fitbol Dergisi'ne röportaj verirken yönettiği Şampiyonlar Ligi finaliyle ilgili de itiraflarda bulundu

İŞTE ÖNCESİYLE SONRASIYLA BİR ŞAMPİYONLAR LİGİ FİNAL HEYECANININ HAKEMİNİN GÖZÜNDEN KISA KISA HİKAYESİ…

(Murat Fevzi Tanırlı: MFT, Cüneyt Çakır: CÇ)

MFT:  Sevgili hocam, Avrupa ve dünya arenasında sayısız üst düzey görevin var. Ama biz en özelini konuşalım. Şampiyonlar Ligi final rüyasının başlangıcına gidelim. Final, 6 Haziran 2015 Cumartesi günüydü. UEFA’dan tebligat ne zaman ve nasıl geldi? Tebligat nasıl yapılır böyle bir finale?

CÇ: Benim için Şampiyonlar Ligi finali yönettiğim gün kadar tebligatı aldığım gün de çok özel bir andı. 17 Mayıs 2015 tarihinde Mersin İY-Fenerbahçe maçında görevliydim. Maçın başlamasına bir kaç saat kala o zamanki UEFA Hakem Kurulu Başkanı Pierluigi Collina telefonla arayarak tebligatı yaptı.

MFT: Final tebligatı sonrası o an neler hissettin ve ilk olarak ne yaptın? Annen, baban, eşin hepsi dahil olmak üzere ilk söylediğinizde duygu ve düşünceler nelerdi?

CÇ: Bu güzel haberi ilk olarak ailemle paylaştım. Onların üzerimdeki emeği gerçekten çok büyük. Benim kadar heyecanladılar ve büyük mutluluk duydular. Ailemin bana inancı hep tamdı. Onları mahçup etmemenin gururunu yaşadım aynı zamanda.

MFT: Ben ilk duyduğumda çok duygulandım, gururlandım ve bir eski hakem olarak ayrıca çok mutlu oldum. Sadece bir Türk hakemin başarısı olmasından öte, 12 sene boyunca aynı havayı teneffüs ettiğim arkadaşlarımın dünyanın 1 numaralı organizasyonunda final yönetecek olması tarifsiz! UEFA’dan tebligattan sonraki süreçte, Tarık’a, Bahattin’e, Hüseyin’e, Barış’a ilettiğinde tepkileri nasıldı?

CÇ: Ülkemi böylesine büyük bir organizasyonun final maçında temsil etmek tarifsiz bir gurur ve aynı zamanda büyük bir sorumluluktu. Bu duyguları ekibim ile hep birlikte hissettik. Çok sevinçliydik tabii ki. Tebligatı aldığımız andan itibaren ekip olarak bu onuru birlikte paylaştık.

 MFT: Juventus ve Barcelona takımları ile ilgili hazırlık sürecin nasıl geçti? Tebligat sonrası 20 gün kalıyor.Hazırlıkları nasıl bir süreçte yapmaya başladın? Aslında o andan itibaren hayatın nasıl değişti?

- Tebligatı aldıktan sonra hazırlanmamız için yeterli süremiz vardı.Teknoloji o kadar gelişti ki artık istediğimiz takımları takip etmemiz çok kolaylaştı. Hem oyuncu bazında hem de takımın genel oyunu üzerinde her gün çalışmalar yaptık. Oyuncu analizlerini ayrı, takımların oyunlarını ayrı inceledik. Hazırlık sürecinde; hem takımların analizlerini yaptık hem de kondisyonumuzu ve zihinsel performansımızı üst seviye de tutan özel teknikleri uyguladık.

MFT: 2012 Avrupa Şampiyonası’ndan biliyoruz ki, Collina’nın Polonya’da bizzat senin yaptıgın milli takımların hazırlık CD’lerini turnuvaya katılan tüm hakemlere dağıttırması dikkat çekmişti. Benzerini Juventus ve Barcelona için nasıl uyguladın? Ekibinle özel buluşmalar yapıp çalışıyor muydunuz?

CÇ: Ekibim ile takımların oyun taktiklerinden, bireysel oyuncu analizlerine kadar bir çok konuda detaylı bir çalışma yaparak bu maçı bekledik. Aynı zamanda Sayın Metin Çakıroğlu ve Erdoğan Kaynak ekibinin yardımları da bizim için çok değerliydi.

MFT: Hakemlik yaparken eğitmenlerimiz derdi ki “Maça kadar olan süreçte yatağa yattığınızda, sakin bir ortamda düşünme fırsatı bulduğunuzda o maçı hayal edin, o günü yaşamaya başlayın, başınıza gelebilecek pozisyonları düşünün, oradasınız gibi varsayın.” Cüneyt Çakır, Juventus ile Barcelona’yı, finale atandıktan sonra maç gününe kadar kafasında kaç kere oynattı?

CÇ: Sayısızca diyebilirim. Çünkü yaptığınız diğer hazırlıkların yanında mental olarak hazırlanmak da çok önemli. Sahada hiçbir süprizle karşılaşmamak adına, her türlü olasılığa kendimi hazırladım sanırım.

MFT: Şampiyonlar Ligi müziğini grup maçlarında ve diğer turlarda çok kereler dinlemiş olmakla birlikte final maçı için de hayal ederek dinliyor muydu?

CÇ: Tabiki de Şampiyonlar Ligi müziği olmadan olmaz!

MFT: Türkiye’deki profesyonel liglerdeki maçlar için bile çevremden ilginç sorular alırdım. Nasıl gidiyorsunuz, nerede kalıyorsunuz gibi. Berlin için organizasyon ne zaman başladı, kim ilgileniyordu ya da bu organizasyonu kim yapıyor? Siz mi oteli seçiyorsunuz yoksa UEFA mı tamamen ilgileniyor? Ulaşım vb işler nasıl yürüyor?

CÇ: Organizasyonun tüm kalemleriyle tamamen UEFA ilgileniyor ve onlardan senin için yaptıkları organizasyona dair bilgilendirme geliyor. Bu tarafında biz hiç yokuz.

MFT: Avrupa’da ve Türkiye’deki maçlar için özel bir beslenme planın vardır mutlaka. Berlin’de final öncesi gün ve final günü nasıl bir yemek hazırlığın oldu?

CÇ: Her maç öncesi uyguladığımız bir beslenme programımız var tabii ki ama bu maç için farklı bir hazırlığımız olmadı aynı programımızı uyguladık.  Yemiyorum:)

MFT: 6 Haziran’daki final öncesinde Berlin’e ne zaman gittiniz ve gezip biraz olsun rahatlama şansınız oldu mu? Ayrıca sanırım kalbinde Berlin’in ayrı yeri vardır mutlaka.

CÇ: Kesinlikle. Berlin hiçbir zaman unutamayacağım bir şehir. Normalde Şampiyonlar Ligi’ndeki maçların oynanacağı şehre maçtan 1 gün önce gidiyoruz. Ancak Berlin’e 2 gün once gittik final maçı olduğundan. Gezme şansımız olmadı, açıkçası çok önemli bir maç için orada olduğumuzdan dolayı aklımıza bile gelmedi. Ama sonrasında ailemizle birlikte gidip o günü anmıştık!

MFT: Final öncesinde ve sonrasında UEFA’nın sizlerin de katıldığı herhangi bir özel resepsiyonu oluyor mu?

CÇ: Maçın öncesinde değil ama maçın hemen sonrasında ailemizin, dostalarımızın ve aynı zamanda UEFA Kurul Üyelerinin de bizimle birlikte olduğu bir yemek organizasyonu yapıldı.

MFT: Final öncesi heyecanı/stresi Cüneyt Çakır nasıl attı? Buna dair özel çalışmalar yaptı mı?

CÇ: Kesinlike stres yoktu. Zaten ben yaptığım işten çok keyif alan bir kişiyim. En büyük hedeflerimden birine ulaşmış bir hakem olarak bunun gururunu ve keyfini yaşadım. Maça dair özel çalışmalarımız ve analizler elbette oldu ama işinizi seviyorsanız ve keyif alıyorsanız stres yaratacak bir durum söz konusu olmuyor. Heyecanının güzelliği başka.

MFT: UEFA elit kategorideki hakem arkadaşların dahil olmak üzere spor sektöründe olan ya da olmayan içeride veya dışarıda pek çok kişiden fazlasıyla başarı dilekleri gelmiştir. Bunlar arasında seni en çok şaşırtan, mutlu eden birkaçını paylaşabilir misin?

CÇ: Elit hakemlerden ve daha alt katagorideki hakem arkadaşımdan başarı dilekleri aldım. Aynı zamanda senin de içinde bulunduğun,omuz omuza sahada ter akıttığımız dostlarımız da bizi yalnız bırakmadı. Bu mutluluğu ve gururu hem müsabakaya gelebilen hem de gelemeyerek bizi arayan bir çok arkadaşımızla paylaştık. Inan hiçbirini birbirinden ayıramam, hepsi çok ama çok değerliydi.

 MFT: Otelden final için stadyuma doğru yola çıktıgında neler hissediyordunuz?

CÇ: O duyguları kelimelere dökmek inan çok zor. Otelden stadyuma giden yolda hissettiğim en kuvvetli duygu "Türk olmanın gururunu yaşamak" oldu diyebilirim. Bir Türk hakem bugün Şampiyonlar Ligi’nde final yönetecek.

 MFT: Bir Şampiyonlar Ligi finalinde stadyuma giren hakem kimlerle diyalog halinde oluyor ve ne gibi kontroller yapıyor?

CÇ: UEFA delegesi, UEFA gözlemcisi ve UEFA maç koordinatörü ile birlikteyiz. Bunun yanında stadyum görevlileri, medya sorumluları ve güvenlik birimleri ile de sürekli iletişim halinde oluyoruz.

MFT: Türkiye’deki herhangi bir kategorideki maçta, maçın TFF temsilcisi ve gözlemcisi maçın öncesinde hakem odasına gelir ve başarılar dileyerek kısa bir sohbet edip gider. UEFA temsilcileri ve maçın gözlemcisi böylesi bir finalde de yine aynı standartta mı davranıyor?

CÇ: Değişik bir uygulama yok. Aynı şekilde hakem odasına gelip başarı dileklerini iletiyorlar. Geri kalan sürede de stadyumda kendilerine ayrılan odalarında maçla ilgili rutin hazırlıklarını yapıyorlar.

MFT: Allegri ve Luis Enrique ile maç öncesinde bir diyalog yaşandı mı?

CÇ: Birbirimize karşılıklı olarak başarı dileklerimizi ilettik.

MFT: Bu çok özel bir final. Çok sayıda Şampiyonlar Ligi maçı yönetmiş olsan da bu maçın tadı bir başka diyebileceğimiz neler söyleyebilirsin Berlin ile ilgili?

CÇ: Bu müsabaka, Avrupalı bir hakemin gelebileceği en üst nokta. O yüzden ayrı bir tadı var. Aynı zamanda milyarlarca kişinin stadyumdan, televizyonlardan, gazetelerden veya sosyal medyadan takip ettiği böyle büyük bir organizasyonda "Türk hakem" olarak takdim ediliyosunuz. Ülkemizi temsil etmek adına bizim için büyük bir onurdu. Bu duygu tarifsiz.

MFT: Hakem odasında maç öncesi son atmosfer nasıldı? Isınmaya çıktığında neler hissettin?

CÇ: Isınırken gözlerimiz o kalabalık tribünlerde sürekli ailemizi ve dostlarımızı aradı ama maalesef göremedik. Görebildiğimiz tek şey açılan Türk bayrakları oldu. Berlin’de yaşayan Türk vatandaşlarımızın da büyük ilgisini ve desteğini yaşadık. Onlara da bir kez daha teşekkürlerimi iletmek isterim.

MFT: Ve o muhteşem an! Hakem odasından sahaya yürüyüş. Arkanızda Buffon, Pirlo, Pogba, Tevez bir tarafta; Messi, Neymar, Suarez diğer tarafta. Sahaya yürüyüş anı ve final topunu eline alman. Ardından da seremonide o müthiş müzik. Kaptanlar Buffon ve Iniesta. O anki duygular?

CÇ: Gurur ve şükür. Artık 17 Mayıs’taki Collina’nın tebligat gününden itibaren yapılan hazırlıkların, onca çalışmanın karşılığını bir Türk hakem olarak devler arenasında tarihte ilk kez final yöneterek yapacaktık. Şampiyonlar Ligi müziği çalarken tüylerim diken dikendi. O marş esnasında hep şükrettim.

  MFT: Böyle bir seviyede maç esnasında sahadaki oyuncularla diyaloglar nasıldı? Maçtan hatıra kalan özel bir diyalog var mı hatırlanacak?

CÇ: Her iki takımın oyuncuları da dünyanın en üst düzey oyuncuları. Maç öncesinde de maç esnasında da çok fazla diyaloğunuz oluyor. Tabii ki kazanmak istiyorlar Avrupa’nın en büyük turnuvasını.  Maç esnasında oynanan oyunun getirdiği diyaloglar oluyor ama ilginç olan dersen, o maçta Chiellini sakat olduğu için oynayamadı. Kendisiyle maç öncesi sahayı gezerken karşılaşmıştık. Yaşadığı durumdan dolayı üzgün olduğumu belirtmiştim. Hoşuna gitmişti tavrım ve başarılar diledi.

MFT:Şampiyonlar Ligi’nde final maçı ya da diğer maçlarla Süper Lig’deki maçın en can alıcı saha içi farkı nedir?

CÇ: Saha içinde gerçekten çok fark yok, ilk düdüğü çaldıktan sonra futbol konuşuyor sahada ama saha dışı farkı bayağı bir fazla!

 MFT: Ben de bu gurura stadyumda nail olanlardan birisiyim. Barcelona taraftarlarının olduğu taraftaydım. Çok keyifliydi. Stadyumun büyüleyici atmosferine dair neler söylemek istersin?

CÇ: Olağanüstü bir atmosfer olduğuna eminim. Müsabaka esnasında saha içine fazlaca odaklandığımız  için, atmosferin büyüleyici havasından seyircilerin daha fazla keyif aldığını düşünüyorum. Seyirci hele böyle bir finalde maçın çok değerli bir öğesi. İşimi büyük keyifle yapıyorum dediğim gibi. Bir futbol maçının da hele böyle bir olağanüstü ortamda seyirci keyfi başka.

MFT: Barcelona’nın 3-1 kazandığı maç keyifli ve güzel bir şekilde sonuçlandı. Maçın son düdüğündeki hislerin?

CÇ: Tarif etmek çok zor. Hayallerini gerçekleştirmiş bir insanın mutluluğu.

MFT: Ödül töreninde podyumda diyaloglar ve üst düzey yetkililerden tepkiler nasıldı?

CÇ: Maç bittikten sonra saha içerisinde ödül törenine kadar olan süreçte ben de açıkcası o tepkileri çok merak ediyordum. Neticede Avrupa’nın 1 numaralı kupasında final yönetiyorsunuz.  Çok şükür ki gülen yüzlerle tebrik mesajlarını alınca mutluluğumuz iki katına çıktı.

MFT: Maç sonrası Collina’nın değerlendirmesi ne oldu?

CÇ:  Hepimizi tek tek başarılı yonetimimizden dolayı tebrik etti.

MFT: Maç sonrası soyunma odasında ekiple neler yaşandı? Başarının hazzı odada nasıl kutlandı?

CŞ: Mutluyduk, coşkuluyduk, birbirimize sarılarak kutladık.

MFT: Berlin’den Türkiye’ye döndükten sonra finali TV’de kaç kez tekrar izledin? Hataların var mıymış?

CÇ: 2015 Şampiyonlar Ligi finalinin tekrarını hiç izlemedim! Yönettiğim maçları defalarca izleyip hatalarımı bulup iyileştirmeye çalısan biri olsam da yönettiğim final maçlarının hiçbirini izlemedim. O özel maçları emekliliğime saklıyorum! Çok güzel bir filmi ya da diziyi ilk kez izleyecek birinin heyecanını yaşamak istiyorum. Sanırım dostlarımla birlikte ufak bir maç akşamı planlayacağım!

MFT: Finalin yankıları ne kadar sürdü? Dünya nezdinde aldığın tebrikler ve hissettiklerin.

CÇ: Dünyanın gerçekten dört bir tarafından tebrik mesajları aldım. Aynı zamanda Cumhurbaskanımız tarafından da tebrik edilerek onurlandırıldım.

MFT: Final sonrası dünya ve yerel basını taramışsındır mutlaka.

CÇ: Dünya basınında tabi ki güzel haberler çıktı ama o dönem desteğini esirgemeyen Türk medyasına şükranlarımı sunmak isterim.

Cüneyt Çakır: Şampiyonlar Ligi müziği çalarken tüylerim diken dikendi

iddaa'da en çok oynanan bahisleri kaçırmayın, incelemek için buraya tıklayın!

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle