GeriKelebek Zafer Çağlayan’a ‘Emmi’ Fatma Şahin’e ‘Bacım’ derim
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zafer Çağlayan’a ‘Emmi’ Fatma Şahin’e ‘Bacım’ derim

Zafer Çağlayan’a ‘Emmi’ Fatma Şahin’e ‘Bacım’ derim
refid:19579118 ilişkili resim dosyası

Egemen Bağış, “Geçen gün kamyon sürdüm, Leonardo Da Vinci” esprisi başta olmak üzere sanal alemde yaptığı esprileriyle kabinenin en renkli bakanlarından. Bu özelliği yakın çevresinde de çok iyi biliniyor; neşeli tavrını Bakanlar Kurulu’na da taşımış. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’a “Emmi”, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’e “Bacım” diye hitap ediyor

Arkadaşlarınızla aranız nasıl? Onlara vakit ayırabiliyor musunuz?
- En sık görüştüğüm arkadaşlarım Genel Başkan Yardımcımız Ömer Çelik ve Başbakanımızın Özel Müşaviri Mücahit Aslan. Ara ara Gençlik ve Spor Bakanımız Suat Bey’le, Enerji Bakanımız Taner Bey’le bir araya geliriz. Tabii geç saatlere kadar çalıştığımız için genellikle o saatlerde açık nargile kafelerde oturup çay içebiliyor, günün stresini böyle atabiliyoruz. Kabinede muhabbetimiz iyi. Mesela Ekonomi Bakanımız Zafer Çağlayan’a ‘Emmi’ diye hitap ederim. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız Fatma Şahin’e ‘Bacım’ derim.

Boş vakitlerinizde neler yapıyorsunuz?
- Açıkçası çok boş vaktim yok. Kendime ayırdığım vakitlerde genellikle spor yapıyorum. Yürüme bandında yürümeye çalışıyorum. Ağırlık kaldırıyorum. Herkesi de spor yapmaya teşvik ederim. Kızım da benimle spor yapar. Çünkü görevim Türkiye’nin her alanda AB standartlarını yakalamasını koordine etmek. Maalesef AB standartlarında spor yapan bir millet değiliz. Ortalama ömrümüzü de AB standartlarına yükseltebilmek için birincisi herkesin beslenmesine daha fazla dikkat etmesi gerek. İkincisi spor yapması gerek. Sanki bu biraz daha kolay gibi.

Beslenmeden bahsetmişken, yemeklerle aranız nasıl?
- Çok severim yemek yemeyi. Çok seçici değilim mutfak konusunda. Farklı tatları ve mutfakları denemeyi severim. Sonuçta içine doğduğum damak tadımı oluşturan Türk mutfağı her zaman birinci tercihim.

Koleksiyon merakınız var mı?
- Siyasete girdiğimden bu yana katıldığım toplantılarda aldığım giriş kartlarını biriktiriyorum. Odamdaki ağacın dallarına asıyorum hepsini ve kart ağacına döndü şu an. Kartlara bakınca son 9-10 yılın boş geçmediğini görüyorum. Onların her biri bir seyahatin hatırası.

İSTANBUL’U TEK GEÇERİM

Göreviniz gereği neredeyse bütün dünyayı dolaştınız. Dünyada en beğendiğiniz ülke, şehir neresi?
- İstanbul’u tek geçerim. İstanbul’dan sonra beğendiğim şehirler: Roma, Cape Town, Saint Petersburg, New York, San Diego, Sydney. Ama İstanbul gibi içinden deniz geçen başka bir şehir yok dünyada.

Görevinizden ötürü yarı İstanbul yarı Ankara’da yaşıyor sayılırsınız herhalde?
- Eşim ve çocuklarım İstanbul’da yaşıyor. Bana sorduklarında, “Uçaklarda yaşıyorum” diyorum. Çünkü haftanın 1.5 günü Ankara’dayım, 1.5 günü İstanbul’dayım, 1.5 günü Avrupa’dayım, 1.5 günü Anadolu’nun bir şehrindeyim ve bir gün de uçaklarda geçiyor.

Giyim tarzınızı kim belirliyor? Danışmanınız var mı?
- Eşim giyim sektöründe olduğu için kıyafet konusunda en büyük desteği ondan alırım. Hatta kombinasyonu beğenmemişse “Bugün karanlıkta mı giyindin” diye ara sıra takılır. Komik bir anımı anlatayım. Partimizin altı ayda bir yapılan istişare toplantısı için Kızılcahamam’a gitmiştik. Eşim işleri yoğun olduğu için benimle gelemedi. Toplantı sırasında bana mesaj attı. “Bugün ne giydin?” diye. Çünkü yakın bir kadın milletvekili arkadaşımız ona mesaj atmış. “Egemen’in kıyafetinden senin burada olmadığını anladım” diye. (Gülüyor.)

OĞLUM AĞIR ABİ KIZIM SOSYAL KELEBEK

Siyasi kimliğiniz dışında iki çocuk sahibisiniz. Oğlunuzun ve kızınızın eğitimine ilişkin nasıl bir yol haritanız var?
- Oğlum Egehan 13, kızım Ecehan 8.5 yaşında. Hep şuna inandım: Çocuklarıma milyarlarca dolarlık servet bıraksam onu bir gecede heba edebilirler. Ama iyi bir eğitimi isteseler bile israf edemezler. Seçmenlerime ve yurtışında konuşma yaptığım Türklere de hep bu mesajı veriyorum: Eğitime çok önem verin. Tabii çocuklarıma mümkün olan en iyi eğitimi aldırmaya çalışıyorum. Okul dışındaki eğitimlerini de önemsiyorum. Mesela oğlum çok iyi bir golf oyuncusu. Türkiye’nin en iyi hocalarından ders alıyor.

Oğlunuza golfü siz mi önerdiniz?
- Kendisi istedi. Ona opsiyonlar sundum. Diğerlerini pek sevmedi, golfte sebat etti. Kısa sürede milli takım oyuncusu olmak istiyor, ben de destekliyorum. Yaş kategorisinde Türkiye ikincisi. Kızım da piyano dersi alıyor. Onun da müziğe çok hevesi var.

Çocuklarınıza hangi mesleği seçmelerini önerirsiniz?
- Çocuklarımın mutlu olmasını isterim. Hayatta onları ne mutlu kılacaksa onu desteklerim. Oğlumdan çok kızımda siyasetçi potansiyeli görüyorum. Ama belli de olmaz daha yaşları çok küçük. Ama kızımda bir sosyal kelebek havası var. İletişimi çok iyi kurar. Oğlum daha ağır abi takılmayı seviyor.

Peki çocuklarınızla ilgilenebiliyor musunuz? Ödevlerini yaparken yardım ediyor musunuz mesela?
- O konularla anneleri ilgileniyor. Bu iş yükümden dolayı maalesef çok iyi bir baba olduğumu söyleyemem ve bunun suçluluğunu da duyuyorum. Çok anlayışlı bir eşim var. Onun desteği olmasaydı siyasette bu noktaya gelemezdim. Babalar Günü’nde, “Annenize hediye alın” diyorum.

Çocuklarınızın spor ve müziğe yatkınlığı sizden mi geliyor? Sizin aranız nasıl?
- Çok iyi kaset çalarım. Plak, CD çalarım. Müziğin her türlüsünü dinlerim. Türk popunu çok severim. Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Sertab Erener, Tarkan, Yeni Türkü, Candan Erçetin, Ahmet Kaya, Ferhat Göçer, Metin Şentürk. Sanat müziğini de severim Zeki Müren, Emel Sayın da dinlerim.

AB’YE UYUMLU PERSONEL YETİŞTİRECEĞİZ

Yaklaşık 20 yıldır yürütülen Jean Monnet Burs Programı sadece Türkiye’ye özel bir program. Türkiye’deki en köklü ve en prestijli burs programlarından biri. En önemlisi Jean Monnet Programı’na bakınca Türkiye’nin AB üyeliğinin kaçınılmaz bir son olacağını görüyor ve bunun motivasyonuyla AB üyeliği heyecanımı muhafaza ediyorum. Halihazırda Türkiye’de en az dört yıllık lisans derecesine sahip kamu ve özel sektör çalışanları, sivil toplum örgütleri temsilcileri, üniversitelerin idari ve akademik personeli ile lisans son sınıf ya da lisansüstü öğrencisi her Türk vatandaşı bu burstan faydalanabilir. Bursiyerler 3-12 aylık dönemde AB üyesi ülkelerdeki yüksek lisans eğitimi görüp araştırma programlarına katılabiliyorlar. Adaylar 30 Ocak 2012 tarihine kadar başvuruda bulunabilirler.

PRAG’DAKİ TÜRK GENÇLER

Üç hafta evvel Prag’da Türk gençleri geldi yanıma, benimle fotoğraf çektirdiler. “Hayırdır gençler ne yapıyorsunuz burada?” dedim. Ordu Meslek Lisesi öğrencileri tahta oyuncak yapma kursu için gitmişler. Hoşuma gitti. Lise öğrencilerinin vizyonunu genişleten bir seyahat. Türkiye’nin her yerindeki her gencin bu fırsatları değerlendirmesini isterim.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle