GeriKelebek Stüdyoya koşa koşa gidiyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Stüdyoya koşa koşa gidiyoruz

Stüdyoya koşa koşa gidiyoruz
refid:20397430 ilişkili resim dosyası

Turkmax’ta hafta içi her gün 09.00-13.30 arasında ekrana gelen “Her şey Tadında” 500 bölümü geride bıraktı. Biz de sunucular Jess Molho, Sena Keçeli, şef Eyüp Kemal Sevinç, gazeteci ıpek Durkal ve editör Turhan Alyakut’la buluştuk, başarı grafiklerini hep yukarıda tutabilmelerinin sırrını, kamera arkasında yaşananları sorduk.

* 500 bölüm geride kaldı ve hâlâ çok iyi gidiyorsunuz. Nasıl hissediyorsunuz kendinizi?
- Jess Molho: Çok mutluyuz bir kere. Bazı işlerde ayakların geri geri gider ama bazılarına koşarsın ya hani... Bu işe 25 Ocak 2010’da başladık, hâlâ stüdyoya koşa koşa geliyorum. Çok iyi bir ekibimiz var.
- Sena Keçeli: Bu programı iki yıldır yapıyoruz. Normalde rutinden çok çabuk sıkılırım ama ilk kez çalıştığım bir işten sıkılmadım. Üstüne üstlük sabah uykusunu çok sevmeme rağmen bir kere “of” demedim. ıçimde bu stüdyoda birlikte yaşlanacakmışız gibi bir his var.
* Bir de kadroya sonradan dahil olanlar var.
- İpek Durkal:
Evet. Ben mesela... Yayından bir gün önce tanıştık. Yani pazar... Ve pazartesi birlikte yayına çıktık.
- Turhan Alyakut: Uzun zamandır birlikteymiş kadar da çok sevdik birbirimizi.
- Jess Molho: Daha önce de magazin bölümümüz vardı ama ıpek gelir gelmez ekipten biri oldu.
- Turhan Alyakut: Programın birkaç bölümü var. Magazin masasında ıpek günlük gazetelerdeki haberlerden bir derleme yapıyor. Mutfak Dedikosu bölümünde ise şefimiz Eyüp Kemal Sevinç sohbete dahil oluyor. Ayrıca izleyiciler de telefonla katılabiliyorlar.

PROGRAM BAŞLADIĞINDA ŞALTERİ KAPATACAKSIN

* Dağıldığınız, ne yapıyorduk dediğiniz anlar olmuyor mu?
- Jess Molho:
Bazen doğaçlamalar yapıyoruz tabii.
- İpek Durkal: Bir de büyük kanallardan biri olmadığı için üzerimizde “şunu yapmalısınız” baskısı yok. Kamera karşısında da aynen şu anki gibiyiz.
- Sena Keçeli: Kopukluk olmuyor çünkü her hissimizi yayında açıkça söylüyoruz. ızleyici de bu yüzden bizi samimi buluyor.
- Turhan Alyakut: Jess tiyatro turnesi yüzünden yorgun olduğunda ya da Sena uykusunu alamadığı zamanlarda, ekrandan anlaşılmasa da biz rejide durumu fark ediyor, hem üzülüyor hem de eğleniyoruz. Bazen Sena’nın dinliyormuş gibi yapıp dinlemediğini ya da Jess’in cevabı algılamayıp tekrar aynı soruyu sorduğunu gördük. Ama bunlar gerçekten çok çok yorgun oldukları zamanlarda yaşanıyor. En fazla birkaç kez olmuştur.
- Sena Keçeli: Neyi ne zaman yapacağın zaten belli. 09.00-11.00 magazin masasındasın... 11.00-12.15 mutfak dedikodusundasın. Sonrasında konuk ağırlıyorsun. Ama Jess’ten bir şey öğrendim, moralin bozuk da olsa, yorgun da olsan, program başladığında şalteri kapatacaksın. Gerçekten öyle oluyor ve yayına girince birden kendime geliyorum.

SİYASETİN DE MAGAZİNİ OLUR EKONOMİNİN DE

* Magazin masasında konu yalnız magazin olmuyor ama... 
- İpek Durkal:
Kadını ilgilendiren her konunun magazinini yapıyoruz. ıki saat içinde magazinden yola çıkarak her haberi kullanmaya çalışıyoruz. Bazen bir haberden yola çıkıp kanunlara kadar gittiğim oluyor.
Entelektüel insanlar magazin işleriyle ilgilenmez gibi bir algı var. Siz bu tarz önyargılarla karşılaşıyor musunuz?
- İpek Durkal:
Evet, garip ama gerçekten böyle bir algı var. Bana da bazen Twitter’dan bu yönde yorumlar geliyor, gülüp geçiyorum. Sonuçta ne geçmişimi biliyorlar ne de öğrenmek için çaba sarfediyorlar. Çünkü magazini sadece yatak odası konuşmalarından, kişisel kavgalardan ibaret zannediyorlar. Halbuki magazinin dünya üzerindeki anlamı çok geniş. Siyasetin de magazinini yaparsın, ekonominin de...
* İzleyicinin favorisi hangi bölüm?
- Jess Molho:
Her izleyici kendine göre bir bölümü seçiyor. Konuk da olabilir bu, Magazin Masası da, Mutfak Dedikodusu da... Ama şaşırtıcı bir biçimde programı bölerek izleyenler de var. Sabah geç kalkıp programın bir bölümünü izleyip gece tekrarı verildiğinde kaldığı yerden devam ediyor bazıları...
- Sena Keçeli: Herkesin kendinden bir şeyler bulabildiği bir program bizimki. ıçinde çalışmıyor olsaydım, bu programı izlerdim.
- Turhan Alyakut: ızleyicimiz interaktif. Facebook hayran sayfasında 23 bin kişi var ve mail, Twitter, Facebook’u aktif olarak kullanıyorlar.
- Eyüp Kemal Sevinç: Programda bir Alman pastası yaptık mesela. O kadar çok paylaşılmış ki tarif google aramalarında birinci sırada yer alıyor.
- Turhan Alyakut: Zaman zaman Eyüp’le şehir dışı çekimlerine gidiyoruz, her yerde pop yıldız gibi karşılanıyor.

SENA O KADAR DOĞAL Kİ BAZEN ONA UYUZ OLUYORUM!

* Birbirinizi nasıl tanımlarsınız?
- İpek Durkal:
Sena, ekranda göründüğünün aynısı. Yayın öncesinde de, yayın sonrasında da... Kamera karşısında neyse o... Turhan zaman gergin görünse de hakikaten adil. Kendisini ilgilendirmeyen konuyla ilgili konuşmuyor. Eyüp çok iyi yemek yapıyor. Jess, konuya daha doğrusu yayında olan biten her şeye çok hakim. Bazen o kadar güzel toparlıyor ki bizi...
- Sena Keçeli: Jess, işinde çok profesyonel. Bu işe onunla başlamış olmam büyük şans. Bazen yayında beni kurtardığı bile oluyor. Turhan bir kitap. Arama motoru gibi. Eyüp çok tatlı. Hele yemekleri... şefliği dışında tam bir televizyon karakteri. ıpek’in çok net biri olduğunu düşünüyorum. Güzel bir gazetecilik örneği sergiliyor.
- Turhan Alyakut: Sena melek, Eyüp dahi, Jess profesyonel, ıpek için de kendimi yanında güvende hissediyorum diyebilirim.
- Eyüp Kemal Sevinç: Sena doğal biri. Jess toparlayıcı ve profesyonel. Turhan her şeyi bilir, olmadı araştırır. ıpek’i dışarıdan profesyonel ve deneyimli olarak görüyorum.
- Jess Molho: Sena candır, kardeşimdir. O kadar doğal ki bazen uyuz bile oluyorum. Eyüp gerçekten başarılı bir şef ama televizyon için doğmuş, yanlış iş yapıyor. ıpek aramıza yeni katıldı ama çok profesyonel ve hayatımda gördüğüm en iyi dinleyici.
 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle