GeriKelebek Sarı saplantı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sarı saplantı

Sarı saplantı
refid:22344993 ilişkili resim dosyası

Televizyon programları, diziler, dergiler, davetler... Hepsine baktığınızda aynı soru aklınıza geliyor: “Bu kadınların neden hepsi sarışın?” Kadınlarımız renk açıcıların icat olduğu güne şükrediyor adeta. Meseleyi dört koldan mercek altına aldık. İşte uzmanların ışığında Türk kadınının sarışınlık yolculuğu.

Masumiyet algısına dönüşüyor

Psikiyatrist Prof. Arif Verimli

Türkiye’deki sarışın yaygınlığı bana biraz moda gibi geliyor. Kuaförler kadınlar üzerinde çok etkili. Saç kestirmeye gidiyor, sarışın olarak çıkıyor dükkândan. Sarı renk ışık, güneş, parlaklık gibi duygular uyandırıyor insanda. Sarışın olmanın cesaret istediği gibi şehir efsaneleri de var. İlk ergenlikte psikolojik olarak çatışma ve kimlik bunalımı olan genç kız önce evde kimse yokken saçını sarıya boyar. Bu, “Ben büyüdüm” mesajıdır. Sarışınlık seks çağrışımı yapar. Popüler kültürle ilgili, geçmişten günümüze çekici, hayal edilen,
seksüel ton hissettiren tüm kadınlar sarışındı. Eski Türk filmlerinde sarışınlar fettan ve içten pazarlıklı gösterildi hepimize. O yıllarda sarı saçlı insan pek yoktu. 80’lerden sonra geldi halk röfleleri. Bir de artık şehirli kadın çok değişti. Bugün sarışınlık masumiyet algısına dönüşmeye başladı. Bu, sarışınların başarısıdır.

50 SARIŞIN / FOTO GALERİ

Üstün ırka aitmiş gibi davranılıyor

İletişim Uzmanı Levent Erden

Sarışın takıntısının altında son 600 yılın etkisi var. Sarışın, devşirme, öte taraftan gelen insanlar uzun yıllar makbul sayıldığı için bizim içimizde kaldı. Tanzimat sonrası öteki gibi olma takıntısı diyebiliriz. Kadınlar saçlarını sarıya boyatarak üstün ve ilgi gören
ırka ait’miş’ gibi davranmaya başladılar.

Seks satıyor, dolayısıyla sarışınlık makbul

Özlem Süer (Moda Tasarımcısı)

80’lerde ‘meç’ ve ‘aslan yelesi’ formatlarda hayatımıza giriş yapan sarı saç, metropol, küçük şehir fark etmeksizin; ülkemizin her köşesinde İsveç ruhu yaşanmasını sağlıyor. Kaş-göz, ten rengi ayırt etmeksizin, en esmer kadında bile kullanılıyor. Farklı olmak, ışıldamak, uzaktan dikkat çekmek gibi çokça sebebi olan bu sevda, doğru ton tutturulduğunda bazen olumlu sonuç da veriyor; çok cool durabiliyor. Öyle bir çağda yaşıyoruz ki seks satıyor.
Dolayısıyla sarışınlık çok makbul.

Rus rakibe faktörü

Uzman Psikolog Feyza Bayraktar

Türk kadını sarışınlıkla birlikte güç kazanmaya başladı; belki bu yüzden bu renge bu kadar tutkulu. Dış görünüşün ilgi çekmesi bir anlamda güç aslında. Bunun yanı sıra Türk erkeklerinin son yıllarda Rus kadınlara gösterdiği ilgi de var tabii. Erkekler neden sarışın seviyor? Sarışın kadının seksi, yumuşak ve uysal olduğunu düşünüyorlar. Onlar günümüzün maskülen kadınlarından değiller. Sarışınlar birer Barbie. Dişi, doğurgan ve seksi. Yani evrim teorisine birebir uyumlu.

2070’te soyları tükenecek

Ali Sazcı (Kocaeli Üniversitesi Genetik Profesörü)

Bizim soyumuz Orta Asya’dan geliyor. Sarışın Çinli olmadığı gibi o zamanlar sarışın bir Türk de yok. 1071’de Malazgirt’ten sonra Balkanlar’la ve Sırplarla karışmaya başlıyoruz. Padişah hanımları bu gen karışmasında büyük etken. Halbuki insanların renkleri, yaşadıkları ekosisteme göre şekilleniyor. Çünkü o iklimde yaşamaya en uygun ten rengi o. Türkiye’nin ekosisteminde çok açık olma lüksüne sahip değiliz. 2070’te aynı nedenle gerçek sarışınların soyunun tükeneceğini söylüyorlar. Çünkü küresel ısınmaya dayanamayacakları öngörülüyor.

İlk sarışınlar Karadeniz’den

Prof. Dr. Abdülkadir Donuk (İ.Ü. Genel Türk Tarihi Anabilim Dalı Başkanı

Eski kaynaklarda Türkler ‘koyu renkli saç, hafif esmere çalan beyaz tenli’ olarak tarif ediliyor. Türkler sürekli göç ediyor, oralarda komşuluk yapıyor, kız alıp veriyor. Dolayısıyla değişiyor. 11. yüzyılda Karadeniz’in kuzeyinde Kuman - Kıpçak devleti kurmuşuz. Ruslarla ilk kez ilişkimiz olmuş. Kuman-Kıpçak adı da ‘açık sarı, saman sarısı’ manasındadır. Türklerin ilk sarışın tipi bunlardır. Sarışın ve renkli gözlüdürler.

Filiz Akın devrimi

Burak Göral (Sinema yazarı)

Türk sinemasının ilk dönemlerinde sarışın kadınlar, ‘düzgün’ erkek kahramanı baştan çıkaran kötü kadın olarak kullanıldı hep. ‘Selvi Boylum Al Yazmalım’da bile sarışın bir ‘diğer kadın’ vardı. Lale Belkıs, Suzan Avcı bunun en önemli örnekleri. Kuralı bozan tek isim Filiz Akın oldu. Akın’ın çıkışı bu anlamda devrimsel bir şeydi aslında. İlk kez sevilebilir bir sarışın olarak kendisini kabul ettirdi. Emel Sayın’ın durumundan biraz farklıydı. Çünkü Emel Sayın’ın şarkıcılık avantajı vardı ve sinemada yer almadan önce de bir izleyici potansiyeli taşıyordu.

Bir kere yaptırdınız mı eskiye dönmesi çok zor

Özlem Çakır (İmaj ve iletişim danışmanı)

Saç, kadının kendini en iyi ifade etme aracı. Ruhunu yansıttığı bir aksesuar. Sarı saçı tercih eden kadın dikkat çekmekten çekinmeyen, özgüveni yüksek, dışa dönük, sosyal, frapan ve moda kimliğinde seksiliği rahat taşıyan kadındır. Bazen sınıf atlamak için de kullanılıyor. Sarı saçın göz alıcılığına alışan bir kadının kendi rengine dönmesi bu nedenle çok zor.

Sarı saç emek ister

Uğur Alevyılmaz (Kuaför)

Saçını ilk defa sarıya boyatacaklara önerim saç renklerinin birkaç ton açığı sarı tonları yaptırmaları. İkinci önemli nokta ten rengi. Çok açık tenlilerde açık sarı tonları uygulanabilir ama koyu tenlilerde sarının tonu da koyu olmalı. Dipten koyudan başlayıp en uca doğru daha açık tonları yakalayarak yapılan saçlar en doğal, en güzel olanı. Güzel sarı saç tonu zamanla elde edilir ve biraz emek ister.

/images/100/0x0/55ea471bf018fbb8f875953c

İdrakim esmerlere göre iki dakika geç

Cansu Canduran (Düğün-Davet Organizatörü)

Sarışın olmak zor zanaat diyelim... 35 yıldır barışmaya ve alışmaya çalıştığım… İlkokula giderken öğretmenlerimin ve arkadaşlarımın ‘sarı kafa’, ‘limon kafa’ gibi lakaplarına maruz kalarak anladım sarışın olmanın nasıl bir şey olduğunu. Okuldan eve gelip “ben sarı kafa olmak istemiyorum” diye ağlardım. Bunun genetik mirasım olduğunu kabul ettiğimde barışabildim sarışınlıkla ama yaz aylarını hâlâ birbirimize küs olarak geçiriyoruz. Sarışın olmak kendimle en büyük alay konum. İtiraf edeyim ince esprileri hemen öyle şıp diye anlamıyorum, idrak kısmı esmerlere göre kesinlikle iki dakika daha geç, en azından bende böyle… En çok ve en keyif alarak kullandığım cümle “uff ne yapayım ya sarışın...” Bundan daha güzel bir lüks var mı? Ama bizimki zor bir hayat. Küçükken saçlarımızın beyaza yakın bir ton olması, derimizden kaç tane damarın olduğunu görmemiz, azıcık güneşte ıstakoza dönmemiz ve son derece sakar olmak! Sarışınlığın özü sarı saça sahip olmaktan ziyade tam da bu saydıklarım işte. Bilen anlar.

Sarışın kadının beynini kullanmaya ihtiyacı yoktur

Nörolog Dr. Mehmet Yavuz

Erkek ve kadın beyni arasında farklılık var. Kadınlar erkeklere göre, kendi vücutlarına oranla daha büyük bir beyne sahip. Ancak esmer kadınla sarışın kadınların beyin yapıları fizyolojik olarak birbirinden farklı değil. Sarışın kadınlar toplumda daha fark edilir durumda. Genel olarak çevreden daha çok ilgi gördükleri için beyinleriyle çevrelerini etkilemek için ekstra bir çaba içerisine girmezler o kadar.

ÜNLÜ SARIŞINLAR KONUŞUYOR

Bu açık sarı tonla öleceğim

Siren Ertan - Tasarımcı

Benim annem ve babam İzmirli. Anne ve babamın bir önceki kuşağındaysa Sakızlılık ve Giritlilik var. Sarışınlığım onlardan geliyor. Kendi saçlarım bugün kullandığım kadar açık bir sarı değil ama ben de tıpkı babaannem gibi sarışınlığımı bu açık tonda kullanıyorum ve sanırım böyle de öleceğim.

Çok ilgi gören bir durum

Didem Soydan - Model

Annem Edirneli. Bizim oralarda genetik olarak herkes sarışın ve mavi gözlü. Babam da Arnavut olunca duble efekt! Türk kadınının inatla sarışın olma gibi bir çabası var ve ben bunu hiç yadırgamıyorum. İnsanlar doğal olarak kendinde olmayanı ister... Ayrıca sarışın olmak bu ülkede çok ilgi gören bir durum. İnsanların bakışlarını ve sorularını bizzat biliyorum.

Sarışın olmasam Gönül Yazar olamazdım

Türkiye’de ilk pilatin saçı yapan benim. 15-16 yaşında geldim İstanbul’a ve bir gün Atlas Sineması’nda bir Marilyn Monroe filmi izledim. Bayıldım öldüm kadına. “Ben kendimi bu kadına benzeteceğim” dedim. Sinemadan çıkıp kuaföre gidip saçlarımı pilatine boyattım. Hayatta en hayran olduğum kadındır. Ben çok akıllı bir kadınım biliyor musunuz? Sevmeyenleri tarafından bile zekâsı takdir edilen Süleyman Demirel’in eteklisiyim. Çünkü 16 yaşında ancak Marilyn gibi sarışın olabilirsem Gönül Yazar olabileceğimi çözdüm. Bence sonra Ankara Radyosu’ndan İstanbul’a gelen ne kadar koyu renk saçlı solist varsa hepsi sarışın oldu. Bir kere çok çarpıcı. Nereye girersen gir şak diye bütün kafalar sana döner. Eğer boyanmasını biliyorsan makyajı güzel taşır sarı saç. Kıyafet konusunda da ben en çok siyah ve beyaz giydim hayatımda. Siyah kontrast yaratıyor, beyaz da yazın yandığımda çok yakışıyor. Kırmızıdan nefret ederim. Kırmızı elbise giysem, kırmızı ruj sürsem, sokağa çıksam, arabanın biri önümde dursa “Abla bu gece kaça gidiyorsun” dese haklıdır, kızılmaz adama.
Gelelim kilit soruya... Erkekler neden sarışın sever? Çünkü her erkek yanındaki kadının dikkat çekmesini izler. Diğer adamlara “siz beğeniyorsunuz ama o bu gece benim koynuma girecek” demek ister. İşte bütün mesele bu.
Ego meselesi yani.

Sapsarı şarkılar

Bade İşçil

“Sarı saçlarını deli gönlüme bağlamışım çözülmüyor Mihriban”la mı başlasak, “Nenen ölsün” diye ağıt yaktıran ‘Sarı Gelin’den mi, “Etek sarı, sen etekten sarısan sarısan” diye feryat ettirenden mi bahsetsek? “Gel gel sarışınım gel / Gel sana âşığım” diye çağrı yapanından mı konuya girsek? Peki çok değil, bundan üçt-beş sene önce Mahsun Kırmızıgül’ün Bade İşçil için yazdığı “Sarı sarı kimin yarı / Gönlümün son durağı / Genç ömrümün baharı / Sevdiğim güzelin adı / Sarı sarı / Kimin yarı / En güzeli benim sarı” şarkısına ne demeli? Yine eskilerde Edip Akbayram’ın “Sarı saçlım mavi gözlüm, nerde nerdesin ooo” diye arama bülteni çıkardığını da unutmayalım. Yani sarışın kadın şarkıların vazgeçilmez unsurlarından biriydi. Olmaya da devam edecek.

/images/100/0x0/55ea471bf018fbb8f875953e

Sapsarı şiirler

Şairlerin bir rengi varsa Turgut Uyar’ın sarı olduğundan söz edilir mesela. Sarının en uçuk, en soluk tonlarından biri… Dramatiktir, oturduğunuz koltuğa sarı sarı yapıştırır sizi Uyar şiirleri. Özdemir Asaf’ın kırmızısından hayli uzaktır. Ama öte yandan Özdemir Asaf’tır aşkın şairi olduğu gibi sarışının da şairi; der ki: “Yaşama sarışın girişin, nasıl maviydi. / Değil mi, söyle, öyle değil miydi. / Denizde bir yangın ipi koptu, birden. / O ipi kesen, senin bu ellerin miydi…”
Erkeklerin hepsi gibi şairler için de sarışın kadının gelişi bu kadar şaşaalıdır. Bir önceki sarışının acı vermesi bir sonrakini sevmeye asla engel değildir. Bakın Necati Cumalı ‘Ay Işığı’ adlı şiirinde ne der: “Ama bu sarışın / Ötekine hiç benzemiyor / Ah, daha yeni yeni anladım / O küçük elleri, gülen gözleriyle / Beni bu kadar seviyor…”
Ve fakat söylemeliyim ki sarışın konusundaki en fanatik şiirin yazarı Cebbar Korkmaz’dır. “Bana bir porsiyon sevgili getir / Hepisi sarışın sarışın olsun / Esmeri kumralı görmesin gözüm / Rakısı sarışın sarışın olsun / Biberi sarışın tuzu sarışın / Rakısı sarışın buzu sarışın / Sarı saçlı türkü çalın bu gece / Kemanı sarışın sazı sarışın / Esmerler kenarda boyun bursunlar / Beyazlar sarıya selam dursunlar…”

Türkiye’nin 5 sarışın stil ikonu

Ajda Pekkan: Birçok konuda olduğu gibi sarışınlık konusunda da Türk kadınının en önemli yol göstericilerinden… Sayesinde kaç kadın elinde gazete kupürleriyle kuaförlere taşındı kim bilir? Ve kim bilir kaçı tonu tutturamadı diye kavga edip çıktı?
Filiz Akın: Türk sinemasındaki ‘sarışın kadın kötü kalpli olur’ klişesini yıktı. Sarışınların da iyi insan olabileceğini kanıtladı. Ve Türk kadınını sarışınlık konusunda cesaretlendirdi.
Demet Akalın: İster kabul edin ister etmeyin bir dönem Türkiye’de saçlar sarısı, dipler siyah modası estirdi.
Ayşe Arman: O; sarı, kısa ve bırak dağınık kalsın modelinin en önemli temsilcisi.
Sinem Kobal: Genç neslin sarışın ikonu. Yaşları 20-25 arasında değişen genç kızlar onun tonunda sarı olmak istiyor.

Sarışınlıktan dönenler

Bazen sarışınlık herkes için her zaman makbul olmuyor. Gül Gölge Saygı, Şebnem Dönmez ve Wilma Elles orijinal hallerinde sarışına çok yakın olmalarına rağmen saçlarını koyu tonlarda boyamayı seçtiler.

En ünlü sarışın

Marilyn Monroe

Sarışın deyince herkesin aklına ilk o geliyor. Kimi ‘Erkekler Sarışın Sever’i kimi ‘Bazıları Sıcak Sever’i hatırlıyor… Ama o, 20. yüzyılın en ünlü sinema yıldızı, seks sembolü ve pop ikonu. Dünyanın en ünlü sarışın fenomeni. Bugün dünya üzerindeki kadınların büyük bir bölümü sarışınlığa takıntılıysa bunda Marilyn Monroe’nun payı büyük. Bu sebeple ‘Sarının 50 tonu’ manşetimizin en belirgin silueti o…

‘Aptal sarışın’ efsanesini yok edenler

Madonna ve Nicole Kidman ikisi de sarışın ama normal bir insanın IQ’su 90-110 arasındayken onların IQ’su normalin oldukça üstünde... Madonna’nın IQ’su 140, Nicole’ünkiyse 132... Albert Einstein’in IQ’sunun 160 olduğunu düşünürsek iki yıldızın ‘aptal sarışın’ efsanesini yerle bir ettiğini söyleyebiliriz.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle