GeriKelebek Sanki Brezilya'ya karşı oynuyoruz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Sanki Brezilya'ya karşı oynuyoruz

Sanki Brezilya'ya karşı oynuyoruz
refid:6589995 ilişkili resim dosyası

Fatih Akın’ın yönettiği, oyuncuları arasında Tuncel Kurtiz ve Nurgül Yeşilçay’ın da rol aldığı Yaşamın Kıyısında filmi 60. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye yarışında. Ödüller bu akşam festival sarayında yapılacak törende sahiplerini bulacak. Yaşamın Kıyısında, ikisi Alman dördü Türk, 6 karakterin birbirleriyle kesişen öyküleri üzerinden kültürler, ülkeler ve kuşaklar arası bir yolculuğa çıkarıyor izleyenleri.

Ölüm temasının ağır bastığı filmde farklı kültülerin yaşamın getirdiklerine ve ölüme karşı verdiği farklı tepkiler de ele alınmış. Tuncel Kurtiz, Almanya'da yaşayan Trabzonlu emekli işçi Ali, Nurgül Yeşilçay ise örgüt üyesi bir Kürt kızını canlandırıyor. Filmin yapımcısı, senaryo yazarı, yönetmeni Fatih Akın, oyuncuları Nurgül Yeşilçay ve Tuncel Kurtiz’le Cannes’da buluştuk. Filmleri gösterilmiş, alkışlanmış, iyi övgüler almıştı ve hepsinin gözlerinden mutluluk okunuyordu.

NURGÜL YEŞİLÇAY: ORHAN PAMUK’UN AKLINI ÇELERİZ İNŞALLAH

Nurgül uluslararası basının karşısına çıktın. Nasıldı basın toplantısı?

Çok heyecanlıydım. Zaten normalde de heyecanlı biriyim. Filmi beğenmiş olmaları beni daha da çok heyecanlandırdı.

Farklı geldi mi, Türkiye’dekilerden?

Önce fotoğraf çektiriyorsun burada. Buradaki magazin basını daha kaliteli. Fotoğraf çekerken seni yönlendiriyorlar. Bir tanesi bana öpücük atar mısın, dedi mesela. Attım, yapacak bir şey yoktu. Daha saygılı davranıyorlar.

Film izlendi. Ardı ardına alkış aldı. Ben de salondaydım. Bu tepkiyi bekliyor muydun. Beğenileceğini düşünüyor muydun filmin?

Okuduğum senaryo güzeldi. Çektiğimiz film de güzel bir filmdi. Buraya gelirken biraz umutsuzdum. Çünkü yarışmadaki diğer filmler çok önemli filmler. Çok önemli yönetmenlerin filmleri. Onların arasından nasıl sıyrılırız, bizi kim tanır, Fatih Akın ne kadar kendini tanıtabilmiştir gibi sorular vardı aklımda. Ama burada o sorular uçup gitti. Çünkü filmi çok beğenmişler. Dünya basınıyla da röportajlar yaptım. Röportaj sırasında olmasa da filmi ne kadar beğendiklerini bir şekilde anlattılar. Ama tabi, fazla umut da bağlamamak lazım. Bakalım göreceğiz…

Peki, sen buraya gelirken Orhan Pamuk bize destek verecek diye bir şey söyledin uçağa binerken. Orhan Pamuk’un jüride olması avantaj mı, dezavantaj mı?

Orhan Pamuk, gayet objektif biri. Eğer biz iyi bir film yaptıysak oyunu bize verecektir. Ama bizden daha iyi bir film varsa oyunu bize vermeyecektir, normal olarak. İnşallah iyi bir film yapmışızdır ve aklını çeleriz Orhan Pamuk’un da.

 BEN DE ZAMANINDA YÖK’Ü PROTESTO ETTİM, 1 MAYIS’TA YÜRÜDÜM

Oyunculuğa başladığında hayal ediyor muydun, bir gün Cannes’da olacağını?

Hayır etmiyordum. Tüm bunları basın toplantısında da söylediğim gibi Fatih Akın’a borçluyum. Onun beni seçmesinden dolayı buradayız. Sanırım ben de hakkıyla yerine getirdim rolü. Türkiye’den Cannes’a gitmek çok zor. Çünkü Türkiye’deki yapımcılar festivalin nasıl olduğunu, nasıl yürüdüğünü, kimlerle bağlantı kurulacağını bilmiyorlar. Fatih Avrupalı olduğu için, biliyor ne yapacağını.

Biraz rolünden bahsedelim mi? Örgüt üyesi ve lezbiyen marjinal bir kızı canlandırıyorsun.

Hayatta böyle yaşayan insanlar da var. Benim gibi 11’de uyumuyorlar. Çocuğu ve bir yuvası yok. Ayten böyle bir karakter. Ama sonuçta hepimizin geçtiği yollardan geçiyor. Sonunda büyüyor. Aşk ve ölüm insanı büyütüyor birazda. Ayten değişebilen, kendini geliştirebilen bir kız.

Kendinden bir şey gördün mü karakterde?

Tabi ki gördüm. Mesela sert çıkışları. Ben de öyleyimdir. Kafamda kurarım kurarım ve sonra patlarım. Ayten kadar olmasa da, hayatta her şeyin üstüme üstüme geldiği dönemler olmuştur.

Birebir olmasına gerek yok. Ayten’deki o hissi, kendinde ne zaman yaşadığını doğru bilmen gerekiyor. Biz de zamanında YÖK’ü protesto ettik. 1 Mayıs’ta yürüdük. Ayten gibi tanıdığım çok insan vardı. Ama özel olarak gidip gözlem yapmadım. Zamanında yaşadıklarımı kullandım.

Peki, Fatih Akın’la çalışmak nasıldı?

Çok kolay Fatih’le çalışmak. Üç ay önceden provalarını yaptık. Sonra ayrıldık hepimiz, çalışmalarımızı yaptık. Sonra buluştuk ve çektik filmi. Sette herkes her şeyi bildiği için güle oynaya çekilen bir film oldu.

Oynadığın karakter. Avrupa Birliği’nin canı cehenneme diyor. Sen ne düşünüyorsun bu konuda.

Ayten’in bazı görüşlerine katılıyorum ama bazılarına katılmıyorum. Mesela başta silah kullanmayı savunan bir kızdı. Sonradan değişti. Avrupa Birliği’nin hümanist taraflarını almamız gerektiğini düşünüyorum ama siyasi taraflarına çok bulaşmamak lazım.

Film, Türkleri nasıl gösteriyor? Almanya’da profesör olan bir Türk karakter var mesela…

Türk seyirciler, bu filmde Türk’lerin kötülendiğini düşünecekler. Almanya’da ise Alman’ların kötülendiği düşünülecek. Bu film insancıl olanlara ulaşacak ama önyargılı olanlara ulaşamayabilir.

CEM GELMEDİ, CANNES’I RAHAT RAHAT YAŞAMAMI İSTEDİ

Sanki Brezilyaya karşı oynuyoruz

Cem Özer neden burada değil?

Biraz benimle ilgili bir olay. Gitsin rahat rahat Cannes’ı yaşasın diye düşündü. Ben de öyle düşündüm. Zaten onun işi var ve Nejat’a da bakıyor.

Bu filmi yurtdışına açılan bir kapı olarak düşünüyor musun?

Filmi izleyen yabacılar çok beğendiler ve benimle özellikle çok fazla röportaj yapmak istediler. Her şey olabilir. Yurtdışını tabi ki düşünürüm. Kaliteli filmlerde neden oynamayayım?

Diyelim ki, kapanış töreninde ödül aldınız. Konuşma hazırladın mı?

Hazırlamadım. Herhalde heyecandan konuşamam zaten.

 FATİH AKIN:  “TÜRK SİNEMASI İÇİN LOBİ YAPACAĞIM”

 - İki yıl önce Cannes’da jüri üyesiydin ve şimdi de Yaşamın Kıyısında adlı filminle yarışmadasın? Gerek basın gösteriminde gerekse de galada çok alkış aldınız. Bunu bekliyor muydun?

Çok mutluyum. Sinemayı aslında bunun için yapıyoruz. Ödüller değil, seyirci alkışı da önemli. Son günlere kazanacak mı kazanmayacak mı diye biraz gerilmiştim. Bu alkışlar iyi geldi. Ödül alır veya almaz, beğenildi ya artık içim rahat.

- Filminiz iyi bir günde en büyük salonda gösterildi. Festivalle aranda iyi bir iletişim olduğunu düşünüyor musun?

Tabii. Festivalin sanat yönetmeniyle tanışıyoruz. Herkes bir şeyler istemiş film gösterimleri için. Ocean’s Thirteen ekibi, Emir Custurica bunlar arasında… Mesela Custurica bozulmuş, küsmüş filmi son gün gösterildiği için.

“NURGÜL KIRMIZI HALIYA YAKIŞTI”

Biraz filminden bahsedelim. Altı karakter var. 21 Gram filmindeki gibi yolları çakışıyor. Etkilendin mi bu filmden?

Zaten o filmin senaristi, Guilermo Arriaga da yardımcı oldu bana. Geçen sene burada tanışmıştık. Ben ona senaryoyu yolladım. O bana bazı tavsiyelerde bulundu. Mesela Zeki Demirkubuz’un büyük bir etkisi oldu bu filmde. Olayları basit tut dedi. Kamerayı kur, ortasını çek, mesafe koy dedi. Zeki Demirkubuz’u buradaki Dünya Film Birliği’nin içine mutlaka sokmak istiyorum. Ona bir lobi gerekiyor. Her şey lobizm aslında. Bundan böyle Türk sinemasının lobizmi daha rahat yapılacak.

Sen buraya büyük Türk yıldızlarını getirdin. Tuncel Kurtiz buraları zaten biliyor. Nurgül Yeşilçay ise çok beğenildi. Oyuncuları nasıl seçtin?

Tuncel Kurtiz’le Büyük Londra Oteli’nde tanıştık. O zamanlar Yılmaz Güney projesi vardı. Bu vesileyle tanıştık, arkadaş olduk. Adamın suratı zaten apayrı bir manzara. Dağlar var, nehirler var. Ondan bir şeyler öğreneceğimi biliyordum. Onla tanıştıktan sonra Ali karakterini yazdım. Ama Ayten karakterini önceden yazmıştım. Türkiye’de oyuncu arayışına girmiştim. Filmler seyrettik. Sonra Atıf Yılmaz’ın Eğreti Gelin’ini seyrettim. Nurgül akıllı bir oyuncu. Ne yaptığının farkında. Sonra Anlat İstanbul’u seyrettim. Bu film beni tamamen ikna etti Nurgül için. Bebek’te buluştuk. O yeni anne olmuştu ben de yeni baba olmuştum. Öyle çok fazla konuşmadık zaten ilk görüşmede. Artık diğer oyuncularla görüşmeme gerek kalmadı dedim. Zaten bir keresinde bir demeç vermiştim, Nurgül Yeşilçay kırmızı halıya yakışır diye, hakikaten gerçekleşti bu.

 “FİLMİ SONRADAN KURTARDIM”

 Yaşamın Kıyısında’nın yolculuğundan bahseder misin biraz?

 Bu sonradan kurtardığım bir film oldu. Senaryosu farklıydı. Her yere yolladık filmi. Baktık çalışmıyor. Benim çok yakın bir arkadaşım var. Aslında Almanya’da lokanta sahibi. Ama sinemayı da iyi bilir, çok film seyreder. Filmi seyretti. Olmamış dedi. Çok üzüldüm tabi. Filmi yeniden kurguladık. Bu hale geldi. Bazı bölümler var bunlar çok uzun olmuş mesela. Bazıları kısa olmuş.

 “SARKOZY BİZİ İLGİLENDİRMEMELİ”

 Senaryoyu sen yazdın. Orada Nurgül, “Avrupa Birliği’nin canı cehenneme!” diyor. Avrupa Birliğine bakış açın değişti mi?

 Her 10 dakikada bir değişiyor. Yok, şaka her yıl değişiyor. Bütün film benim bakışlarım zaten. Ama şöyle söyleyeyim, ben bu tarz konuşmaları Almanya’da da gördüm, Türkiye’de de gördüm. Bu aralar karışık zamanlar zaten, hepimiz bunun farkındayız. Şu anda bu sorunlarımızı kendimiz halletmeliyiz. Bu saatten sonra kendimiz çözmeliyiz Türkiye’deki sorunlarımızı. Sarkozy ne dedi, ilgilendirmiyor bizi. Avrupa birliğine girme konusunda, evet ya da hayır cevapları artık yetersiz kalıyor. Her şey daha karmaşık. Şu anda biz kendimiz çözmeliyiz. Kimse yardım etmesin zaten.

DÜNYA KUPASINDA BREZİLYA’YA KARŞI OYNUYOR GİBİYİM

Sanki Brezilyaya karşı oynuyoruz

 Ödül bekliyor musun? Ve ödül alırsan neler söyleyeceksin sahnede? Hazırlık yaptınız mı ekip olarak?

 Ben hep şunu söylüyorum. Film yapmak futbol oynamaksa eğer burası dünya kupası. Dünya kupasında Brezilya karşısında oynadık az önce. Bana göre 2-0 galip geldik. Ama göreceğiz bakalım? Olmasa da güzel şeyler oldu. Martin Scorsese’nin Dünya Sinema Birliği’ne üye oldum. O en büyük ödül zaten. Benim görevim eski Türk filmlerini toplayıp onları restore etmek. Ne mutlu bana, ödül törenini bile beklemeden gidebilirim artık evime.

 Tuncel Kurtiz: “Fatih Akın dünya sinemasındaki yerini şimdiden saptadı”

- Cannes’a ilk gelişiniz değil. Bize biraz öncekilerden bahseder misiniz?

İlk geliş çok maceralıydı. 1971’de Yılmaz Güney’in Umut adlı filmine yurtdışıne çıkma yasağı koymuştu. Ama kaçırıldı film. Filmi uçakla bir bavulun içinde Çiçek Arif çıkardı ve ben de filmi burada takdim ettim. O arada Yılmaz’ın da aralarında olduğu pek çok yazar içeri alında ve filmin Avrupa şansı bitti. 1982’de Duvar’la geldim ve sonra Kuzunun Gülümseyişi ile buradayıdım. Dünyanın en büyük film merkezlerinden biri burası.

- Eskiye göre ne farkı var?

Büyük şirketlerin etkin olduğu bir pazar haline gelmiş ama özellikle yan bölümlerde çok önemli filmler gösteriliyor.

- Yaşamın Kıyısında’yı kısaca anlatacak olsanız neler söylersiniz?

Birbirinden habersiz olsalar bile çok bağlı karakterler aslında. Hayatları belli noktalarda kesişiyor. Umut dolu, dünyada insanların birbirlerini hoşgörüyle karşılayabileceğini gösteren iyimser bir film.

AVRUPA BİRLİĞİ DEĞİL DÜNYA BİRLİĞİ İSTİYORUM

- Dünya sinemasında bu temalar sıkça karşı çıkıyor. Fatih Akın sizce dünya sineması içinde nerede duruyor?

Onun dünya sinemasındaki  yerini şimdiden saptadığını düşünüyorum. Kendi sinemasını yapıyor. Çok açık bir adam. Kendisini çok rahat eleştirebiliyor.

- Basın toplantısında Avrupa Birliği değil dünya birliği istiyorum dediniz. Bunu biraz açarmısınız?

Avrupa Birliği neye karşı olabilir. Bugün dünyada kıyametler kopuyor. Irak’ta her gün insanlar öldürülüyor. Ankara’daki olayı dıuyunca acı duydum içimde. 6 insanın ölmesi ne demek. Her insan bir kainattır diyor benim ozanım. O insanları öldürmeye kimin hakkı var. Tabii ki dünya birliğini istiyorum. Dünya keşke bir bahçe haline gelebilse.

- Ödül alır ve sahneye çıkarsanız neler diyeceksiniz?

Öyle bir şey olursa aklıma ne gelirse onu söylerim. Hayataımda hazırlık yapmaktan hiç hoşlanmadım. Başarı geldiği zaman şaşırmaktan yanayım. Hayatımda başarı beklemeden yürüdüm. Geldiği zaman da çok şaşırdım. Böyle daha güzel oluyor.

Yorumları Göster
Yorumları Gizle