GeriKelebek Müthiş değişim
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Müthiş değişim

Müthiş değişim
refid:4620294 ilişkili resim dosyası

Bir süre önce "Bebek" adlı albümünü piyasaya süren Banu Kalender, dış görünümündeki inanılmaz değişimle görenleri hayrete düşürüyor. Emel Sayın'ın bir filminden ilham alıp yurt dışına giden ve orada kendini baştan yaratan seksi şarkıcı, "80'li kilolardan 50'li kilolara indim. Bütün kıyafetlerimi baştan aşağı yeniledim. Estetik asla yaptırmadım. Emel Sayın gibi değişip, sıfırdan kendimi yaratıp döndüm" dedi.

Vakko’da moda stilistliği yaptı, Power FM’de telefonlara baktı. Son olarak "Bebek" adlı bir albüm çıkaran Banu Kalender’in hayatındaki değişim, kariyerinde yaşanmadı. Seksi şarkıcının eski fotoğraflarını görenler, gözlerine inanamıyorlar!

Banu Kalender kimdir ve bu gerçek adınız mı?Banu Kalender gerçek adım. Dokuz kuşak İstanbullu’yum. Babamı çok küçük yaşlarda kaybettim. Babam yok, ama manevi babam var; Adnan Şenses... "Bebek" albümü onun elinde doğup büyüdü. Yani bu onun bebeği aslında. Aynı zamanda Selçuk Tekay’ın bebeği... Annemle birlikte yaşıyorum. O benim annem, ablam, kardeşim, menajerim, her şeyim. Başka kardeşim yok. Evin hem erkeği hem kızıyım.

Müthiş değişim
Müthiş değişim

- Ya eğitim durumunuz?

Selçuk Kız Meslek Lisesi Moda Tasarım Bölümü mezunuyum. Daha sonra tasarımcılık üzerine özel eğitimler aldım. Aslında moda tasarımcısıyım. Stilistim, çok başarılı bir modelistim. İyi bir terziyimdir de... Daha sonra Milli Eğitim Bakanlığı’ndan "moda tasarım öğretmeni" olarak diploma aldım. Özel kurslarda dersler verdim.

- İş hayatına ne zaman atıldınız?

İlk adresim Vakko oldu. Beni kendi bünyelerine alan sayın Alberto Hakko’ydu. Vakko’nun Beyoğlu mağazasında bir piyano vardır. İlk şarkılarımı özel gecelerde o piyano eşliğinde söylemiştim. Hem şarkı hem dikiş, ikisini bir arada götürüyordum. Ve bu müzik aşkı, beni Vakko’dan ayırdı. İkinci adresim Power FM oldu. Orada sekreter olarak çalışıyordum. Telefonlara bakıyordum. Bir yandan da orada DJ olabilir miyim, program yapabilir miyim diye ortamı kolluyordum. Haber spikerliği bile vardı kafamda, hatta Gülgün Feyman’dan dersler bile almıştım. Beni orada keşfeden Cem Ceminay oldu. Beni çok yayınına aldı, "İşte geleceğin assolisti" diye anons etti. Ben de onun cıngıllarını seslendirdim.

- Sizi gerçek mesleğinizden ayıran bu müzik aşkı nereden geliyordu?

Hani "küçüklüğümden beri" derler ya, gerçekten de küçüklüğümden beri çarşafları belime sahne tuvaleti niyetine sarar, elime saç fırçasını alır, kasete de bir Emel Sayın kaseti koyar, onunla birlikte söylemeye başlardım. Annem hep "Aman elinde bir mesleğin olsun" derdi, o da profesyonel terzidir. Benim gerçek mesleğimde ilerlememi istiyordu. Ben de annemi dinleyip önce moda tasarımcısı oldum, sonra da solist olmaya karar verdim. Çok güç olduğunu biliyordum. Arkanda gazinocu yok, menajer yok, plakçı yok. Sonunda "Hayatım hakkındaki kararları kendim veririm" dedim ve bu yola baş koydum.

- Albüm yapmaya ne zaman karar verdiniz?

Albüm yapmaya İsviçre’de yaşarken karar verdim. Orada tüm magazin programlarını izliyordum. Ses, kültür ve aile yapısı anlamında hiçbir dayanağı olmayan, müzikten bihaber insanların çıkıp da "Ben ünlü bir şarkıcıyım" diye konuştuklarını duydukça "Tamam" dedim, "Artık benim zamanım geldi"... Baktım ki herkes almış başını gitmiş, "Yürü kızım, zaman senin zamanın" dedim. Gerçekten herkes bir kenara çekilsin, çünkü Banu Kalender geldi!

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK ÜÇ SOLİSTİNDEN BİRİYİM

Türkiye’nin en büyük üç solistinden biriyim; Sibel Can, Ebru Gündeş ve ben... "Olacağım" da demiyorum, zaten öyleyim! Şu an beni bilenlerin sayısı 7, ama amacım 70 milyona adımı duyurmak. Her ağacın bir çiçek açma zamanı vardır, benim zamanım bu aymış.

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle