GeriSağlık Mert Dumantepe: 'Yolculukta Derin Ven Trombozu’ndan korkun'
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Mert Dumantepe: 'Yolculukta Derin Ven Trombozu’ndan korkun'

Mert Dumantepe: 'Yolculukta Derin Ven Trombozu’ndan korkun'

Derin ven trombozu (DVT) bacağın kesilmesine kadar varan bir hastalık. Uzun yolculukta derin ven trombozu olmamak için Doç. Dr. Mert Dumantepe uyarıyor: “Belli bir pozisyonda geçen saatler en büyük düşmanınız.”

Derin ven trombozu yani DVT son zamanlarda adını sıkça duyduğumuz bir hastalık. Toplardamarlarda pıhtı oluşumu ile meydana gelen derin ven trombozu, bacağın kesilmesine bile neden olabiliyor. Derin ven trombozunun önemli bir sebebi de uzun süre oturmak zorunda kalınan uzun uçuşlar, uzun yolculuklar. Uçakta derin ven trombozu da zaten çok yaygın. Literatüre ekonomi sınıf sendromu olarak da geçen seyahatte DVT hastalığını uzmanı Doç. Dr. Mert Dumantepe anlattı.

Derin ven trombozu nedir? Neden oluşur? İlk olarak bunu açıklar mısınız?
Derin ven trombozu (DVT) vücudun, derin toplardamarları içerisinde pıhtı oluşumu ile seyreden bir durumdur. Pıhtılar, kanın akışkanlığının değiştiği ve kümeleşmeye eğilimin olduğu büyük cerrahi ve ortopedik ameliyatlar, hareketsizlik, uzun yolculuklar, obezite, hamilelik, hormon replasman tedavisi alma, kanser ve bazı kalıtsal kan hastalıkları durumlarında oluşur. Yıllık olarak görülme sıklığı her 10 bin kişide 5-20 hasta arasında değişmektedir. İnsidansı, 60 yaş üzerinde yüzde bire kadar yükselmektedir.

Uzun uçak yolculukları derin ven trombozuna yol açar mı?
Uzun uçak yolculukları sırasında bacakların “hareketsiz olarak” belli pozisyonda kalması, kan dolaşımının yavaşlamasına, bacak damarlarında kan göllenmesine yol açar. Toplardamarların içindeki kan basıncının artmasıyla beraber, hastalıkla ilgili risk faktörlerini taşıyanlarda; pıhtı oluşumu kolaylaşır. Pıhtının damarı tıkamasıyla gelişen derin ven trombozunun yanı sıra, pıhtıdan kopan parçaların “Akciğer Embolisine” yol açması yaşamı tehdit eden bir durumdur.
Literatürde dört saatten uzun süren uçuşlarda, uçuş sonrası ilk sekiz hafta içerisindeki semptomatik derin ven trombozu insidans oranı, yıllık binde 3.2 olarak belirtilmektedir. Derin ven trombozu ile yolculuk arasındaki bağlantı ile ilgili pek çok çalışma yayımlanmıştır. Uçak yolculuğu ve venöz trombozun birlikteliği ile ilgili ilk çalışma, 1954 yılında Homans tarafından olgu sunumu şeklinde yayımlanmıştır.

Kimler risk altında?
Bacak toplardamar kan akımının oturan bir insanda, yatan bir insan ile karşılaştırıldığında üçte ikisi kadar olduğu gösterilmiştir; dolayısıyla hareketsiz bir şekilde oturmak, yolcularda derin ven trombozu oluşumunda güçlü bir risk faktörü olarak kabul edilmektedir.

Çok sayıda uçuşa maruz kalmak ve uçuş süresinin uzun olması venöz tromboz riskini arttırmaktadır. Bir çalışmada bu riskin, yaşlı yolcularda, sigara içenlerde, kadınlarda (özellikle doğum kontrol hapı kullananlarda), boyu 165cm altında veya 185cm üzerinde ve obez insanlarda (Vücut kitle indeksi (VKİ) 25 kg/m² üzerinde olanlarda) daha yüksek olduğu belirtilmektedir.

Bu durum, uzun boylu yolcularda yetersiz bacak mesafesi dolayısı ile bacakların aşırı derecede katlanması ve damardaki kan akımının durmasına, kısa boylu yolcularda ise yolcunun ayaklarının yere temas etmemesi ve popliteal bölgede koltuğun oluşturduğu basınç ile açıklanmaktadır. Sonuç olarak, uçaklarda, yüksekliği ayarlanabilir koltukların gereksinimine dikkat çekilmektedir.

Yolculukta derin ven trombozu geliştiğini nasıl anlarız?
Derin ven trombozu, toplardamar içinde kan akımında yüzde yüz kesinti yaratmadığı sürece ciddi semptom vermeyebilir veya kendini göğüs ağrısı, nefes darlığı veya çarpıntı ile Akciğer embolisi şeklinde gösterebilir. Bacak toplardamarı tam tıkandığında ise semptomlar bacakta ağrı, şişlik, kramp ve şiddetli hassasiyet şeklinde görülür.

Semptomlar, uçağın inişi ile ilk 24 saat içinde görülebilirken, yayımlanan bir çalışmada semptomlar, dört olguda yolculuk sırasında, sekiz olguda uçak indikten sonraki birinci günde ve 27 olguda, yolculuk sonrası ilk 15 gün içerisinde görülmüştür ve semptomların ortaya çıkış zamanı ortalaması, yolculuk sonrası dördüncü gün olarak belirtilmiştir.

Ekonomi Sınıfı Sendromu nedir?
Ekonomi Sınıfı Sendromu ilk olarak 1954 yılında Venezuela - ABD arasında 14 saatlik yolculuk sonrası, bir doktorun bacak toplardamarında pıhtı oluştuğunda kayıtlara geçmiş ve bu sorun 1977 yılından sonra popüler hale gelmiştir. Ardından 28 yaşındaki bayan Emma Christofferson 2000 yılında Sydney’den Londra Heathrow havaalanına uçuşu sırasında gelişen derin ven trombozuna bağlı akciğere embolisi sonucu trajik olarak hayatını kaybetmiştir ve bu hastalık basında büyük yankı bularak Ekonomi Sınıfı Sendromu adını almıştır.

Ekonomi Sınıfı sendromuna, hareket etmenin güç olduğu, dar aralıklı, küçük koltukta seyahat eden ekonomi sınıfı yolcularında daha sık olarak rastlanıyor. Molasız uzun karayolu yolculuklarından sonra görülse de, en sık uçak yolculuklarının arkasından karşılaşılıyor.

Ekonomi Sınıfı Sendromu’nun görülme sıklığı nedir?
Araştırmalara göre Ekonomi Sınıf Sendromu görülme sıklığı; yerinde sabit oturanlarda, uçak içinde dolaşanlara oranla dört kat fazla. Literatürde Tokyo Havalimanı’nda yılda 150 kişinin iner inmez pıhtı tanısı ile tedaviye alındığı ve buna karşın yüzde 39'ü öldüğü bildiriliyor.

Ekonomi Sınıf Sendromuna neden olan başlıca faktörler nelerdir?
Uçak yolcuları için risk faktörleri uçağa ve yolcuya bağlı faktörler olarak ikiye ayrılmıştır. Uçağa bağlı faktörler; uzun süreli hareketsizlik, oturma pozisyonu, düşük hava basıncı, göreceli düşük oksijen seviyesi, düşük nem oranı ve dehidratasyonu içerirken yolcuya bağlı risk faktörleri; obezite, kronik kalp hastalığı, hormon tedavisi, kanser, derin ven trombozu geçirmiş olmak, yakın zamanda geçirilmiş damar cerrahisi, ailesel pıhtıya yatkınlık, 40 yaş üstünde olmak ve hamileliktir. Ancak belirlenen risk faktörlerinden sadece susuz kalmak ve düşük oksijen seviyesi, deneysel olarak kanıtlanmıştır.

MERT DUMANTEPE’DEN YOLCULARA TAVSİYELER

- Bacak hareketlerini engellememesi için, bacak altlarına valiz, çanta gibi eşyalar konulmamalıdır.

- Bacaklarda belli aralıklarla germe, bükme, uzatma gibi hareketler yapılmalıdır. Uygun olursa her saat başı 5-10 dakika kadar ayağa kalkıp gezinmek gereklidir.

- Uzun süre aynı pozisyonda oturulmamalıdır.

- Alkol, kafein gibi vücutta su kaybına (dehidratasyon) neden olan içeçekler ve uyku ilacından uzak durulmalıdır.

- Yolculuk öncesinde ve sırasında bol sıvı alımına dikkat edilmelidir.

- Vücudu sıkmayacak rahat giysiler giyilmelidir. 4-6 saatten uzun yolculuklarda varis çorapları kullanılmalıdır.

- Daha önceden derin ven trombozu ve akciğer embolisi geçirmiş hastalarda, Kanser hastalarında, trombofili hastalarında ve ameliyat nedeniyle hareket kısıtlılığı olanlarda uçuş öncesi mutlaka kan sulandırıcı ilaçlar alınmalı yada profilaktik kan sulandırıcı iğne uygulanmalıdır.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle