GeriMagazin Yol arkadaşı olmak bizim kaderimizmiş
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Yol arkadaşı olmak bizim kaderimizmiş

Yol arkadaşı olmak bizim kaderimizmiş

Başrolü paylaştıkları “Yol Arkadaşım” filmi 2 milyonun üzerinde izlenince, İbrahim Büyükak ve Oğuzhan Koç’tan ikinci adım geldi. Maceraya geçen cuma vizyona giren “Yol Arkadaşım 2” ile devam ediyor. Büyükak ve Koç’la buluştuk, sinemadan özel hayata uzanan bol kahkahalı bir söyleşi yaptık.

Nasıl geçti çekim süreci, sizi çok zorlayan sahneler oldu mu?

- Oğuzhan: İbo ile iş yapmak çok keyifli de, bundan sonrası zor asıl. Ben bir daha kiminle nasıl film yapacağım? Adam öyle bir konfor alanı yarattı ki. Gidiyorum mesela, senaryoda aklıma yatmayan bir yer varsa soruyorum. Biliyorsunuz senaryo da İbo’nun. Ve bu müthiş bir lükstü. Kolay kolay hiçbir sinema setinde bulunabileceğini düşünmüyorum.

Senaryoda Oğuzhan Bey için değişiklik yaptınız mı hiç?

- İbrahim: “Ben şunu istemem”, “Ben şöyle gözükmek istemiyorum” gibi kaprisleri olan bir adam değil ki. Çok iyi giden bir müzik kariyeri var ve genelde müzik kariyeri iyi gidenler, çekimlerde “Aman şuram böyle çıkmasın, sol profilim daha iyi” gibi zorluklar çıkarır. Oğuzhan’da ise durum farklı. Zaten “Çok Güzel Hareketler Bunlar” döneminde komedi oyuncusu olarak kendini gösterdiği için, o konularda hiç sorun yaşatmıyor. Ama bazen diyor ki mesela “Bu cümle buraya uymuyor”. Ben de Oğuzhan’ın fikirlerine çok güvendiğim için söylediklerini dikkate alıyorum.

Oğuzhan Bey iyice alışmış setlere sayenizde. Seneye kendi filmini çekip de size oyunculuk teklif etmesin.

- İbrahim: Yapsın, çok da mutlu olurum bana teklif getirirse (gülüyor). Tahminimce yapacaktır da zamanı geldiğinde. Dediğim gibi biz beraber iş yapıyoruz ama birbirimizin tekli kariyerine de çok destek oluyoruz.

Peki siz nesiniz? Yol arkadaşı mısınız? İş arkadaşı mısınız?

- İbrahim: İkisi de...

Öküz ölür ortaklık biter mi?

- İbrahim: Bizde bitmez. Çünkü bir arada iş yapmaktan keyif alıyoruz. Bir de hayata da işlere de çok benzer bir bakış açımız var. Oğuzhan’la da öyle, Eser (Yenenler) ile de öyle. Bugün beraber film yaparız, dediğiniz gibi yarın Oğuzhan başka bir film yapar ya da ben başka bir şey yaparım... Ben belki bir single çıkarırım hatta (gülüyor.) Onu yapamam da... Oğuzhan ile ilk beraber başrol oynadığımız filmin isminin “Yol Arkadaşım” olmasının bir tesadüf olmadığını düşünüyorum. Bu bizim kaderimizmiş.

Eser Bey’in eksikliğini hissediyor musunuz?

- İbrahim: Nerede? (Gülüyor)

Ayrılmaz üçlü anlamında...

- İbrahim: Eser’in eksikliği diye bir şey yok. Senaryoyu yazdığım dönemde filmde Oğuzhan’ın olacağı da belli değildi. Hatta onun bu filmde olmasını en çok isteyen Eser. Onun da tek amacı bu filmin en iyi şekilde çekilmesiydi. O yüzden Ese belki bugün burada değil ama işin her kısmında bizim yanımızdaydı. Her zaman fikirleriyle bize destek oluyor. O yüzden bir gün bakarsınız Oğuzhan Olmaz, Eser olur, iki olur da ben olmam...

Yol arkadaşı olmak bizim kaderimizmiş

BİZİMKİ MADDİ TEMELLİ BİR ARKADAŞLIK DEĞİL

Peki Eser Bey’in programının tutmamasında, sizin orada olmamanızın etkisi var mıdır, ne dersiniz?

- Oğuzhan: Yok, konuyu formata bağlıyorum. Bence başarısız bir formattı. Daha doğrusu formatın orijinalini, İngiltere’de yapılan versiyonunu da izledim. Çok daha büyük ve çok daha geniş kapsamlı bir program. Bence buraya kötü uyarlandı. Bence Eser bu ülkedeki en iyi üç-dört yarışma sunucusundan

- İbrahim: Bence de. O yüzden bizimle alakalı olduğunu hiç düşünmedim.

- Oğuzhan: O yarışmayı üçümüz de yapsak tutmazdı. Yaptığımız film tutmasaydı da Eser’e bağlayamazdık.

Belki seneye bir senaryoda Eser yanınızda olur...

- İbrahim: Her şey olabilir.

- Oğuzhan: Birden bir oyun yapıp turneye de çıkabiliriz ki var öyle planlarımız.

- İbrahim: Bizimki maddi temelli bir arkadaşlık değil. Bizim paramız dahil her şeyimiz ortaktır. Öyle bir dostluk.

Kasa kimde peki?

- İbrahim: Hepimizde. Hiçbir problem de yok. Bunları duyup da “Lafta öyledir ama arkada birbirlerini yiyorlardır” diye düşünen olabilir. Öyle olmadığını umarım zaman içerisinde herkese daha iyi anlatabiliriz.

GÜLMEYE AÇ DEĞİLİZ GÜLMEYİ SEVİYORUZ 

Türk halkı olarak gülmeye aç mıyız sizce?

- İbrahim: Öyle bir açlık olduğunu düşünmüyorum. Bence Türkiye’de çok sağlam bir komedi anlayışı var. Komedi türündekiler en fazla gişe yapan filmler oluyor genelde. Ben bizim gülme ihtiyacımızdan ziyade gülmeyi sevdiğimizi düşünüyorum.

- Oğuzhan: Hayat zor ülkede.

- İbrahim: Bence dünyada da zor. Norveç’teki bir adamı çağır, “Ben mükemmelim” demez zaten. Bize göre bazı güzelliklere sahiptir ama onlara da hayat zordur. Hayat sadece maddiyattan ibaret değil ki. Bir sürü dram var hayatın içinde. O yüzden yaşamak zor iş.

Yol arkadaşı olmak bizim kaderimizmiş

BEN DE OĞUZHAN’IN DÜĞÜNÜNDE KASAP HAVASI OYNAYAYIM İSTERİM

İbrahim Bey’in düzenli bir hayatı, mutlu bir evliliği var. Bu sizi o tarafa yaklaştırmıyor mu? O hayat size cazip gelmiyor mu?

- Oğuzhan: Tabii ki yaklaştırıyor. Tabii ki cazip. Ama kendisi 15 yıllık bir birlikteliğin ardından evlendi, o da var.

- İbrahim: O yönümü örnek alma (gülüyor). Bizim lise yıllarından beri süregelen bir flörtümüz vardı. Hem eşim hem de bir nevi yol arkadaşım Nurdan da...

Ama vakit bulamamaktan dolayı evlenememiştik. İsteme yaptık, iki sene evlenemedik düşünün. Sonunda mayıs ayında alelacele bir düğün yaptık. Şu düğün meselesini bitirip olayları tamamlayalım dedik.

◊ Özel hayat konusunda nasihatlarınız oluyor mu Oğuzhan Bey’e?

- İbrahim: 15 yılı örnek almasın! (Gülüyor) Biz lise döneminden beri beraberdik.

Ben Bursa’da okudum, eşim İstanbul’da. Millet 15 yıl deyince yanak yanağa 15 yıl geçirdik zannediyor.

Öyle bir durum yok. Ayrı şehirlerde yaşadığımız 5 yıl var. Bu tamamen kişisel bir şey.

Ama günün birinde isterim Oğuzhan’ın düğününde kasap havası oynayayım, Erik Dalı’nda göbek atayım.

- Oğuzhan: İsterim bir çeyrek takayım (gülüyor).

 

 

 

 

 

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle