GeriMagazin Kenan’a kızgın ve kırgın
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    2
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Kenan’a kızgın ve kırgın

Kenan’a kızgın ve kırgın

Kenan Doğulu ayrılık dedikoduları hakkında ilk kez konuştu ve “sorunumuz yok, keyfimiz yerinde” dedi. Bu açıklamanın hemen ardından ise Beren Saat trafik kazasında hayatını kaybeden eski sevgilisi ile olan fotoğrafını bir kalp emojisi ile birlikte paylaştı. Beren, Kenan’dan intikam mı alıyor, mesaj mı veriyor yoksa eski aşkının acısı onu başka bir boyuta mı geçirdi?

Cengiz Semercioğlu: Üç ayda bir kaybettiğin eski sevgili fotoğrafını yayınlamak normal bir ruh haliyle yapılacak iş değil. Beren bugün mutluluktan uçuyor olsa, Kenan’la ayaklarını yerden kesen bir aşk yaşasa 16 yıl önce kaybettiği sevgilisi aklına gelir mi? Elbette gelir ama böyle davranmaz. Beren’in yaptığı en başta Kenan’a karşı şık bir hareket değil. Belli ki Kenan’a karşı kızgınlık ve kırgınlıkla karışık hisler yaşıyor şu sıralar...

Onur Baştürk: Ben de ilk başta Beren geçmişte yaşıyor, aslında hâlâ Efe’ye âşık ve Kenan’ı sevmiyor, bu yüzden o fotoğrafları peş peşe paylaşıyor diye düşünüyordum. Ama sonra çok âşık olduğum birini bir kazada kaybettiğimi düşününce hepsinden vazgeçtim. Psikolog değilim, ama sanırım Beren Saat o ani kaybın travmasını bir şekilde şimdi yeniden yaşıyor. Nedeni nasılı onun içinde gizli. Bunun Kenan Doğulu’yla ve şimdiki yaşantısının ona verdiği boşluk hissiyle de ilgisi olmayabilir. Belki Kenan da bunun farkında ve ona yardımcı olmaya çalışıyor. Yani aslında sandığımızdan çok daha karmaşık ve tek boyutlu olmayan bir olay var burada.

Ömür Gedik:

Beren zamansız kaybettiği aşkına hâlâ kıymet veriyor, onu anıyor olabilir, bunu anlıyorum ama kendimi bu paylaşımlara maruz kalan Kenan’ın yerine koyduğumda da canının çok sıkıldığını tahmin edebiliyorum. Beren yaptığı paylaşımın haber değeri olduğunu bile bile neden bunu yapıyor? Amacı ne? İstediği şey polemiğin sürmesini sağlamak ve ilişkilerinin Kenan’ı üzecek cümlelerle konuşulmaya devam etmesini sağlamaksa, başardı.

Kenan’a kızgın ve kırgın

Özlemini çektiğimiz bir ceza

Tanem Sivar’ın köpeklerini zehirleyen komşusu, 1 yıl 7 ay 20 gün hapis cezasına çarptırıldı. Tanem ve eşinin bu işin peşini bırakmamalarına ne diyorsunuz? Bu karar başkaları için örnek teşkil eder mi?

Kenan’a kızgın ve kırgın

Ömür Gedik: Tanem ve eşini, çocuklarının katilinin peşini bırakmadıkları için tebrik ediyorum. Hayvana şiddete hapis yıllardır özlemini çektiğimiz bir ceza. Ama mevcut yasalarla maalesef sadece hayvan sahipli olduğunda ve işte bu örnekte olduğu gibi gerçekten ısrarla, bıkmadan katilin peşinde olunduğunda gerçekleşiyor. Darısı sahipli sahipsiz ayrımı olmadan tüm hayvanlara yapılan şiddetin başına.

Cengiz Semercioğlu: Karşı taraf bunu bir üst mahkemeye götürecek, karar bozulur mu bilmiyoruz. Ama sahipli olduğu için mal olarak görünüyor köpekler ve bu yüzden ceza alıyor. Tanem’le konuştum en yüksek cezayı köpekleri öldürmekten almış zaten. Emsal karar olmasını, sadece sahipli değil sahipsiz hayvanlara eziyetin de aynı şekilde cezalandırılmasını istiyoruz.

Onur Baştürk: Tanem ve Edhem’i, bu işin peşini bırakmadıkları için kutluyorum. Bu dava bu tarz olaylar için örnek teşkil edecek. Durup dururken hiç kimse yan komşusunun köpeğini sırf gürültü yapıyor diye zehirleyemeyecek. Bu gerçekten çok anlamlı bir karar.

 Yaş meselesi

 60 yaşına giren Madonna, Vogue dergisine verdiği röportajda “Yeterince genç değilim, ageizm (yaş ayrımcılığı) ile savaşıyorum; Yaşlandığım için cezalandırılıyorum” dedi. Madonna haklı mı? Sanat dünyasında yaş bir avantaj mı dezavantaj mı?

Kenan’a kızgın ve kırgın

Onur Baştürk:  Evet maalesef yaş dezavantaj. Özellikle yurtdışındaki müzik dünyasında bu daha da fazla. Bizde yine tolere ediliyor. Tarkan ya da Ajda Pekkan, Amerika’da olsa çoktan rafa kaldırılmış olabilirdi. Acı ama gerçek.

Madonna ise bir ikon. Sıradan biri değil. Dolayısıyla yaşayan bir ikonun ne yaptığı, ne yapacağı hâlâ merak konusu. Ama o da yeni neslin ilgisini çekmek adına gençlerle düet yapmak zorunda kalıyor.

Cengiz Semercioğlu:  Madonna 26 yaşında Like a Virgin’le fırtına gibi eserken kendisinden bir önceki kuşak da ageizm’den şikayet ediyordu. Madonna da bu ayrımcılığı körükleyen bir genç popçuydu o zamanlar. Madonna bunu 70’inden sonra söylese hak vereceğim ama hâlâ çok çalışan, albümleri satan, konserleri dolan bir sanatçı. Duyan da Eşref Kolçak gibi iş bulamadığını sanacak...

Ömür Gedik: Yaş alma, olgunluk sanat dünyasında aslında bir yandan tecrübe ve itibar anlamına da geliyor. Zamana meydan okuyabilme, çalışmaya ara vermeden yeni trendleri takip edebilme özellikleri ile birleştiğinde olgunluk taçlandırılıyor hatta. Ama tabii genç nesil de daha çok kendi yaşıtlarını takip ediyor, bu durumda kim daha genç olmak ve gençliği peşinden koşturmak istemez ki? Madonna gibi yaş almış pek çok star da bu aklım, bu tecrübemle genç olsam tüm dünyayı avucumun içine alırdım diye düşünüyordur elbette.

Nafaka, büyük ikramiye kazanmak gibi

Tuba Ünsal “Sözüm hayatını evine adamış, çalışmayan kadınlara değil ama nafakada çifte standart görüyorum, pek çok erkek zor durumda bırakılıyor. İki ayrılığımda da hiçbir talebim olmadı, eşyalarımı aldım, çıktım” deyince büyük tepki çekti. Tuba’nın bu açıklamasına konsey ne diyor?

Kenan’a kızgın ve kırgın

 Cengiz Semercioğlu:  Nafaka kadını koruyan bir düzenleme ama bunun istismar edildiği de çok açık. 6 ay evli kal, ömür boyu nafaka kazan... Büyük ikramiye kazanmak gibi bir şey. Nafaka Mağdurları Platformu diye bir dernek var bu ülkede. Nafaka ödeyemediği için hapiste olan binlerce insan var. Şimdi bu kanun değişiyor, kısa evliliklerde en az 2 yıl, uzun süreli evliliklerde evlilik süresi kadar nafaka verilecek.

Ömür Gedik:  Bana da kızacaklar belki ama bu konuda Tuba ile aynı fikirdeyim. Ayakları üzerinde durabilen ve pek çok konuda eşitlikten bahseden kadınlar söz konusu nafaka olunca nasıl oluyor da birden kadın ve mağdur olduklarını hatırlıyorlar! Hayatını eşine, eve ve çocuklara adayıp bir geliri olmayan kadınları konunun dışında bırakıyorum ama çalışan kadınlar çocuklarının masraflarına ortak katkıda bulunmalı.

Onur Baştürk: Çok haklı! Resmen nafakayla yaşamaya çalışan bazı kadınlar var. Tuba’nın lafı onlara bence. Her kadının üzerine alınmasını gerektiren bir durum yok. Çünkü öyle bir hal aldı ki, örneğin bir iş insanıyla evlenen kadın bir süre sonra boşanıyor ve o nafakayla kraliçe gibi yaşıyor. Görüyoruz örneklerini. Hiçbir şey üretmeden, çalışmadan...

Mutlu birlikteliğin sırrı, hayatı paylaşmak

 Bill Gates mutlu evliliğin sırrını “hayatı dengeli paylaşım ve hatta bulaşıkları bile dönüşümlü olarak yıkamak” şeklinde açıkladı. Bill Gates’in tavsiyesini nasıl buldunuz?

Onur Baştürk: Bill Gates’in bulaşık makinesi yok diye düşündüm! Klişe bir tavsiye. O denge herkese göre değişir. Kimisi dengesizliğin verdiği kaostan bile hoşlanır. Gates ne hayatı ne evliliği anlamış.

Cengiz Semercioğlu: Çok doğru... Neden çocuk bakmak, ev işleri kadının görevi olarak tanımlanıyor. Neden eve para getirmek sadece erkeğin görevi olsun? Bunların hepsi kadının da erkeğin de ortak yapabileceği işler.

Bu yüzden kadınlar okumalı, iş hayatının, sosyal hayatın içinde olmalı.

Ömür Gedik: Bulaşıkları dönüşümlü yıkamaktansa, yıkama ve kurulama işini bölüşmenin daha iyiyi olacağını düşünüyorum. Bu arada Bill Gates ve eşi evde bulaşık yıkıyor muymuş gerçekten! Yıkamasalar da, mutlu birlikteliğin sırrının hayatı paylaşmak olduğu konusunda doğru taktiği vermiş.

Demet can acıtmaya çalışıyor

Demet Şener, nafakayı birkaç gün geç yatırdı diye eski eşi İbrahim Kutluay’a icra takibi yaptı. Mahkeme Kutluay’ı haklı buldu. İbrahim, Demet’i hayattaki tek işinin bitmiş boşanma davası üzerinden meşhur kalmakla suçladı. Demet ise uzaklaştırma kararı olduğu halde İbrahim’in evine gelip salonda gömleğini değiştirdiğini ve psikolojik şiddet uyguladığını söyledi.

Kenan’a kızgın ve kırgın

Cengiz Semercioğlu: İbrahim’le konuştum, uzaklaştırma kararının henüz kendisine ulaşmadığını söyledi. Tamam yuvanın yıkılmasında İbrahim suçlu ama bu noktada yaşananlar da Demet yüzünden.

3 gün geç yatırmış 32 bin 500 lirayı. Yahu hiç tanımadığın alacaklın olsa rica etsen, 3 gün bekler haciz işlemi başlatmak için. Demet can acıtmaya çalışıyor. Bu meseleyi çocukları için uzatmamaları lazım artık.

Ömür Gedik: Boşanmışlar, her ikisi de kendine yeni bir hayat kurmuş, hâlâ neyin derdindeler. Demet, aldatılmış olmanın intikamını almaya devam ediyor sanki, yoksa kimse bir gün gecikmeye icra takibi yaptırmaz.

İbrahim’in salonda gömlek değiştirme olayına ise hiç anlam veremedim. Bunların medyada konuşulmasına da. Yine aynı şeyi söyleyeceğim. Biraz sakin olsunlar, sussunlar, söyledikleri her şey asıl çocuklarına zarar veriyor.

Onur Baştürk: Çok sıkıldığım ve boğulduğum bir magazin mevzusu bu. İkisi de ne güzel aşk çiçek böcek haberleriyle gündeme geliyordu. Derken yine eski günlerine döndüler. Hiç anlamadığım bir şey de, salonda gömlek değiştirmenin mevzu olması. İnsanlık hali yani. Nesi psikolojik şiddet bunun?

Olan çocuklara oluyor

Seçkin Piriler ve Kaan Tangöze arasındaki şiddet davasında taraflar birbirlerini suçlamaya devam ediyor ve kendilerine yöneltilen şiddet iddialarını reddediyorlar. Konsey bu kavgada kimin tarafında?

Kenan’a kızgın ve kırgın

Ömür Gedik: Karşılıklı iddialar işi dışarıdan bakan için iyice içinden çıkılmaz bir hale getirdi. Her iki taraf da karşı tarafı elinde ne varsa ve fazlasıyla suçlamaya devam ediyor. Bunu Sıla ve Ahmet Kural davasına benzetenler ve o cepheden bakanlar var.Ama bir farkı görmüyorlar. Ortada ne yazık ki çocuklar var. Bu yüzden bu kavgada ben çocuklardan yana olup, iki tarafın da bir an önce susması gerektiğini düşünüyorum.

Onur Baştürk: Karşılaştırmak gerekirse, Sıla ve Ahmet Kural olayından daha farklı bir durum bu. Olayların gelişimi aynı değil. Bir tarafı tutmak da istemiyorum ama belli ki -dozunu asla bilmediğimiz- bir şiddet var ortada. Hiç hoş değil bu. Belki bir an karşılıklı gelişti, sonra tek taraflı oldu, bilemiyorum. Keşke böyle bir tatsızlık yaşamasalardı...

Cengiz Semercioğlu:  Burada kadının tarafındayım, hem iki çocukla terk edilmiş bir hayat süreceksin hem de üzerine şiddet göreceksin... Gerçi Kaan da kendisinin şiddet gördüğünü söylüyor. Seçkin’in psikolojisinin iyi olmadığını, büyük çocuğunu dövdüğünü iddia ediyor. Sonuçta her zaman olduğu gibi olan çocuklara oluyor...

Yorumları Göster
Yorumları Gizle