GeriMagazin Gözünü kapatsaymış!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Gözünü kapatsaymış!

Gözünü kapatsaymış!

Elçin Sangu’nun sevgilisinin öpüşme krizi hakkında ne düşünüyorsunuz? Madem sevgilisinin filmde öpüşme sahnesi var, buna katlanmalı mıydı? Yoksa tam aksine sinema salonundan çıkması doğru bir tutum mu? Magazin Konseyi haftanın en çok konuşulan olaylarını masaya yatırdı.

Onur Baştürk: Eğer o galaya gittiysen o sahneyi izlemek zorundasın. Salondan çıkmak kadar ayıp ve görgü kuralına uymayan bir şey olamaz.
Hadi olmadı en fazla gözünü kapat, görmezden gel! Bir de “İsviçre’de büyümedik” lafı zaten berbat. Burası İsviçre değil belki ama bu kadar muhafazakâr ve kapalı da değil. Kısacası değildik! Böyle konuşa konuşa kendimizi iyice öyle sanmaya başlayacağız!
Cengiz Semercioğlu: “İsviçre’de yetişmedik” kadar kötü bir argüman olamaz. Ne yazık ki en iyilerinden diye baktığımız bir kadın oyuncunun sevgilisi bile bu kadar ataerkil ve maço işte... Yeşilçam’da 100 yıldır öpüşülüyor, o oyuncuların sevgilileri İsviçre’de mi yetişmişti? Elçin’i küçük düşüren bir harekettir bu, sevgilinin yaptığı işe saygı duymuyorsan ilişki yaşamayacaksın o zaman...

Gözünü kapatsaymış


Ömür Gedik: İnsan sevgilisinin rol gereği de olsa başka biriyle öpüşmesini izlemekten rahatsız olabilir. Ne var ki bunda?
Açıkça da söylemiş ve içinden geldiği gibi davranmış. Helal olsun. “Onun işidir, rahatsız olmam tabii” diye takiye yapanlardan çok daha gerçekçi ve dürüst buldum. 
Melike Karakartal: Bana da bir kriz gibi görünmüyor. İnsanın kız arkadaşını veya erkek arkadaşını dev ekranda bir başkasıyla öpüşürken izlemesi incitici olabilir, o da tercihini o sahnelerde salondan çıkarak yapmış, tuhaf bulmadım.
Elbette profesyonel bir iş oyunculuk, ancak herkes kendini Yunus Özdiken’in yerine koysun, sevgilinizin rol gereği de olsa partneriyle yakınlaşmasını, öpüşmesini rahatlıkla izleyebilir miydiniz? Bence bu hayli zor.

Yeni programın reklamı için yapıyor olabilir

Seçkin Piriler, Kıvılcım Ural’a tazminat davası açmaya hazırlanıyor. Sizce bu dava amacına ulaşır mı? Seçkin Piriler bu davayı açmakta haklı mı?

Gözünü kapatsaymış


Melike Karakartal: Seçkin Piriler hem Kaan Tangöze çocuklarının babası olduğu için hem de hisleri henüz tükenmediği için bu konuya bir nokta koymayacak gibi görünüyor. Bu aldatma meselesini “Kaan’ı Kıvılcım ilişkiye ikna etti” olarak kodlamış olabilir, fakat herhangi bir koşulda, herhangi bir ilişkide iki kişinin sorumluluğu vardır. Piriler erkeğin sorumluluğunu görmeyerek kendini rahatlatıyor olabilir.
Ömür Gedik: Artık bu muhabbet çok eskimedi mi! Ben Seçkin’in canının hâlâ o kadar çok acıdığını düşünmüyorum. Kafayı çok taktıysa, takıntı olduysa da sadece kadın tarafını suçlaması doğru gelmiyor bana. Kendisi dahil herkes suçlu.
Cengiz Semercioğlu: Bu konunun gündeme gelmesinin tek bir nedeni var: Seçkin Piriler’in yeni başladığı programının reklamı. Bakıyorum bu ara sürekli Seçkin’in bu tür haberleri gündemde. Neden? Yeni programı gündeme gelsin diye konuşuyor. Kaan’ın Kıvılcım’la ilişkisi ortaya çıkalı 2 yıl olmuş, Seçkin boşanalı 1.5 yıl olmuş yeni mi aklın başına geldi? Şu hassas meseleyi bile reyting için malzeme yapıyor Seçkin, yazık...

Onur Baştürk: Evet, Cengiz’e katılıyorum. Neden şimdi durup dururken Seçkin Piriler dava açmaya karar verdi ki? Bana da reyting için gibi geliyor. Ayrıca bu konu gerçekten eskidi ve üzerinden çok sular aktı. Yeni bir hayata başlaması için bunlardan kurtulması gerekiyor Piriler’in. Yani dava açsa kazansa bile tatmin olmayacak aslında.

Deniz kendine
bunu yapma!

Deniz Seki zayıflamak için mide ameliyatı olmaya hazırlanıyor. Sizce böyle bir şeye ihtiyacı var mı? Zayıflamanın en kestirme yolu neden ameliyat olmaya başladı?

Gözünü kapatsaymış

Melike Karakartal: Deniz Seki kendine biraz zaman tanımalı. Sağlıklı beslendikçe, ruhen iyileştikçe kiloları da gidecek aslında. Bu “acil kilo vermeliyim” halleri dış dünyanın baskısı gibi görünüyor. Kulak vermemesini dilerim, kilo almış kadına ölümcül hastalığa yakalanmış muamelesi yapmaktan vazgeçelim.
Cengiz Semercioğlu: Yarın bıçak altına yatacak Deniz Seki. 21 Kasım için operasyon randevusu almıştı. Son dakikada bir kez de buradan uyarıyorum Deniz’i; lütfen yapma! Kardeşleri ve menajeri Özgür Aras bu işi engellemeli. Cezaevinden 5 ay önce çıkan bir insanın psikolojik açıdan doğru olmayan bir kararıdır bu. Deniz riskli bir operasyona kalkışıyor, buna bu kadar hızlı karar vermemeli.
Ömür Gedik: Bir kadının neye ihtiyacı olup olmadığını ancak kendisi bilir. Biz ne desek boş. O kendini zayıf görmek istiyorsa, öyle mutlu olacaksa önünde ordu da dursa bu ameliyatı olacaktır. İnşallah ameliyat iyi, sorunsuz geçer ve Deniz de istediği forma konuşur. 
Onur Baştürk: Zayıflamak için mide ameliyatı olmak resmen trend oldu, herkes “En kolayı bu” deyip yaptırıyor. Oysa riskleri var. Kaldı ki Deniz Seki o kadar kilolu bile değil. Kendine bunu yapmasın bence. Doğal yollardan zayıflasın.

Cem Yılmaz ‘Oz Büyücüsü’ne selam göndermiş

Cem Yılmaz yeni filminden teaser’lar paylaşmaya başladı. Konsey, ufukta görünen “Arif v 216” filminin bu tanıtımlarını değerlendirdi.

Gözünü kapatsaymış

Melike Karakartal: Cem Yılmaz “Oz Büyücüsü”ne selam göndermiş gibi; kalp isteyen teneke adam, beyin isteyen korkuluk misali “insan olmak” istiyor 216 fragmanda. Merak ve heyecanla bekliyoruz. Yılmaz’ın sosyal medya küskünlüğü de son buldu. Bir günde kaç tweet atıyor diye cumartesi günü bakayım dedim, 50’de saymayı bıraktım.
Film öncesi sosyal medyadan uzaklaşmak pek akla yatkın görünmüyordu, iyi oldu.
Cengiz Semercioğlu: Cem Yılmaz’ın son yıllarda en çok heyecanlandığım filmi oldu bu... “Ali Baba”da ve “Pek Yakında”da aradığını bulamamıştı, bu işte ise hedefi 12’den vuracak gibi gözüküyor. Hikayesi de iyi filmin, renkli atmosferi ve esprileri de.
Cem Yılmaz bu filmiyle son işlerinde göremediği 3-4 milyon barajını zorlayabilir.
Onur Baştürk: Filmin okuma provalarına katılmış biri olarak söyleyebilirim; çok komik bir film geliyor. Umarım filme çekilmiş halinde espriler gücünü yitirmemiştir. Ben yine de gişede patlama yapacağını düşünmüyorum ama. Çünkü peş peşe gelen Türk filmlerinden yoruldu seyirci. Hatta bunaldı.
Ömür Gedik: En başta zeki görünüyor tabii. Bol göndermeli bir de. Mesaj yerine ulaştı ve Tarkan’dan cevap gecikmedi zaten. Ama ben daha etkili sahneler bekliyorum bu filmden. Bu teaser’lar onların ayak sesleri diye düşünüyorum. 

Ne oluyor
Çakal Carlos’un
peşine mi düşüldü?

Şeyma Subaşı’ya sosyal medyadan hakaret edenleri yakalamak için Interpol bile devreye girdi. Bu kadarı abartılı değil mi?

Gözünü kapatsaymış

Melike Karakartal: Ülkemizde şiddet gören tüm kadınların hukuki süreçleri Şeyma Subaşı’nınki gibi jet hızıyla ilerlese herhalde medeniyete giden yolu yarılamış olurduk.
Kadınların canına kast eden suçlular dahi bir gün gözaltına alınıp ardından hızlıca salıverilirken, sadece Şeyma Subaşı için ışık hızıyla işleyen bu adalet gerçekten gözlerimi yaşarttı. Sırrını bize de söylesin, bari tüm kadınlar faydalansın.
Cengiz Semercioğlu: Valla ben bu meseleyi anlamadım, kim nasıl bir araya gelmiş, Şeyma’dan ne istiyorlar anlamış değilim. Interpol’ün devreye gireceği kadar ortada ne var onu da çözemedim. Bir prosedür olduğunu düşünüyorum. Ne oluyor yani Çakal Carlos’un peşine mi düştük?
Onur Baştürk: Über trajik bir durum. Adaletin herkes için eşit ilerlemediğinin bir göstergesi. Hakaret edenlerden biri yurtdışında yaşıyormuş, Interpol güya onun için devredeymiş. Valla böyle bir şey görmedim, duymadım. Gerçekten tuhaf bir memlekette yaşıyoruz.
Ömür Gedik: Interpol Şeyma için devreye giriyorsa hayvanlara yapılan işkence ve tecavüzlerde de devreye girer mi acaba?
Hani bir sorsak. Mevcut yasa değişmedikçe bizim polisin yaşanan zulme müdahale edeceği yok çünkü.

Doğal bir fotoğraf nokta!

Meryem Uzerli’nin karnı çıplak hamile pozunu ve takipçilerinin bu fotoğraf için tartışmalarını masaya yatıralım...

Gözünü kapatsaymış

Melike Karakartal: Hamilelik dönemlerinden doğal bir pozunu paylaştı Meryem Uzerli. Yorumların bir kısmı çok olumlu, bir kısmı çok olumsuz gördüğüm kadarıyla. Kimileri üzerini neredeyse boynuna kadar sıyırdığı için eleştirmiş, mahremini paylaştığını düşünüyor, kimisi de doğal ve samimi buluyor, ortası yok. Bu tartışmaların haricinde, estetik bir kare olduğunu söyleyemem.
Cengiz Semercioğlu: Ünlülerin hamile pozları meşhurdur dünyada. Meryem bunu ticarete dökmedi, çok rahat böyle poz verip üstüne para bile kazanabilirdi. O, kızı neredeyse 4 yaşına geldikten sonra bu pozu paylaştı. Ben bu kareye baktığımda anneliğe hazırlanan kadının heyecanını gördüm, başka şeyler görüp yorum yapanlar açsın kendi karınlarına baksın!
Ömür Gedik: Kendisi için çok doğal bu fotoğraf, duruşundan belli zaten. Ama bizim Instagram tayfası için provokatif buldum. Millet de zaten birbirine girmiş yorumlarda. “Annelik kutsal ama bu şekilde fotoğraf abartılı” diyenler mi dersiniz, iç çamaşır görünüyor diye ortalığı yıkanlar mı, bunlara karşı özgürlüğü savunanlar mı...
Onur Baştürk: Çok doğal bir fotoğraf, nokta. Bir kısım takipçinin kafası hep erotizmde, nokta.
Meryem yıllar sonra fotoğrafı paylaşmış bir de. Hamileyken paylaşıp gündem yaratabilirdi. O açıdan da masum bir kare yani.

Hadise seksi mi?

Hadise’nin Sıfır Tolerans adlı son klibi seksi mi değil mi? Konsey not verdi...

Gözünü kapatsaymış

Ömür Gedik: Türkiye’deki klip standartlarına göre hayli seksi ve iddialı. Ama yurtdışındakilerle karşılaştırırsak gayet sıradan ve ölçülü. Rihanna kliplerini açın bir izleyin isterseniz.
Onur Baştürk: Türkiye ölçülerinde seksi. Yabancı kliplere bakarsak gayet sıradan. Ama şarkı güzel ya. Ben sevdim.
Cengiz Semercioğlu: Hadise’nin klibinde vay diyeceğimz hiçbir sahne yok. Ama artık kanallara ceza verildiği için şarkıcılar bu kadarına bile cesur klip diyorlar. Cesur sahneler görmek istiyorsanız 90’ların kliplerine açıp bakın.
Melike Karakartal: Prodüksiyon olarak standartları yüksek ancak klibin, şarkının hikayesini anlatma potansiyeli için aynısını söyleyemem. Ayrıca klibin seksi olması için özellikle eklenmiş sahneler (küvet sahnesi gibi) bana kalırsa amacının tam tersi etki yaratıyor, burada da böyle.

Teras evin bir parçası değil mi

Şahan Gökbakar ve Berrak Tüzünataç’ın yıllar önceki teras hadisesi yeniden gündeme geldi. Anayasa Mahkemesi, terası mahrem alandan saymadı. Konsey bu konuyu yorumladı.

Gözünü kapatsaymış

Ömür Gedik: Yıllar önceki olayın fotoğrafları, iki taraf da yeni ilişkilere yelken açmışken keşke gazete sayfalarını süslemeseydi. Kıssadan hisse; ün ve şöhretin bedeli ömür boyu insanın yakasından düşmüyor.
Onur Baştürk: Komik bir karar. Evin içi mahremin oluyor ama terasa çıkınca halka mâl oluyorsun. Teras evin bir parçası değil mi yani?
Cengiz Semercioğlu: 7 yıl önceki mevzunun gündeme gelmesi en başta Şahan ve eşi için can sıkıcı bir durum. Anayasa Mahkemesi’nin evin terasını özel alan olarak kabul etmemesi ünlülerin işini daha da zorlaştıracak.
Melike Karakartal: AYM kararındaki “Kişinin başkaları tarafından görülebileceğini bilerek, mahrem alanında kalması gereken aktivitelerini terasa taşıması durumunda, bunların başkaları tarafından görülebileceğinden şikayet etme hakkının olamayacağı” cümlesi konuyu özetliyor. Tüzünataç’ın kazanabileceği bir dava değildi. Yargı sürelerinin uzunluğundan ötürü kimsenin hatırlamadığı bir konu gereksiz yere gündeme geldi. 

 

 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle