GeriMagazin Deniz Seki: Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Deniz Seki: Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz

Deniz Seki: Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz

Deniz Seki, geçen sene zor bir işe kalkıştı ve bir Ahmet Kaya şarkısıyla müzikseverlerin karşısına çıktı. Bu seçimin riskli olduğunu biliyordu ama “Nereden Bileceksiniz”e gönülden bağlıydı, riski göze aldı. Geçtiğimiz günlerde “Tüm yaşadıklarımı birebir anlatıyor” dediği şarkıya bir de klip çekti. Sanatçıyla Bodrum uçuşu öncesi buluşup uzun uzun sohbet ettik. Ben “Sahi neler çektiniz, o günlerin üstesinden nasıl geldiniz? Geçmişle barışık mısınız?” diye sordum, o açık yüreklilikle anlattı.

İtiraf etmeliyim ki “Nereden Bileceksiniz”i okuyacağınızı duyduğumda tedirgin olmuştum. Çok özel bir şarkı çünkü. Ama başkası tarafından bu kadar güzel okunabileceğini tahmin etmiyordum.

- Gerçekten onore oldum.

Geri dönüşler nasıl?

- Muhteşem. Mesela dün akşam Gezegen Mehmet’in radyo programına konuktum. Mehmet yayında çok güzel bir şey yaptı, dünyanın dört bir yanında yaşayan Türklerden 15’er saniyelik “Nereden Bileceksiniz” videoları hazırlayıp göndermelerini istedi.

Sonuç...

- İnanılmazdı. Video yağdı resmen. O kadar çok seveni varmış demek. Hem çok mutlu oldum hem de gurur duydum.

Bu şarkı sizin için çok özelmiş diye duydum.

- Öyle. Direkt benim hayat hikayem sanki... Tüm yaşadıklarımı barındıran ve çok kalbime dokunan bir eser. Bu hislerim ve enerjim insanlara geçti, o yüzden yorumum bu kadar beğenildi diye düşünüyorum.

Bir Ahmet Kaya şarkısı yorumlamak riskli değil miydi?

- Riskliydi. Ama Gülten Kaya bana güvendi, inandı, ben de elimden geleni yapmaya çalıştım. Çok hissederek okudum. Çünkü gerçekten sözleri birebir beni tarif ediyor.

Her insan için geçerli... Kim kimin ne çektiğini nereden bilecek...

- O da doğru. Hepimiz aynı şeyi söylüyoruz; siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz... Sonuçta herkesin bir hikayesi var. Pişmanlıkları, acıları, hüzünleri var. Bu şarkıyı yorumlayarak herkesin sesi oldum sayılır.

Deniz Seki: Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz

İÇİMDEKİ YANGINI SİZ NEREDEN BİLECEKSİNİZ

Zor günlerinizi basın aracılığıyla herkes yakından takip etti. Yine de “Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz?” diyor musunuz?

- Uzaktan konuşmak kolay ama içinde bulunup yaşamak, o başka... Çok ağır bir yük. Evet, büyük imtihanlardan geçtim. Çok büyük sınavlar verdim. Hakikaten siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz. Çok şey yazıldı çizildi ama bir de işin ruhani kısmı var.

Benim iç dünyam, içimdeki yangın var. İşte o yüzden bu şarkı bana iç çektiriyor.

Şöhretin bedeli söylendiği kadar ağır mı?

- Şöhretin bedeli ağır bir yana, Türkiye’de kadın olmak çok zor. Her şeye göğüs gerebilmek için güçlü kadın olmak lazım.

Siz güçlü kadın mısınız?

- Öyleymişim. Yaşadıklarım sayesinde ne kadar güçlü bir kadın olduğumla yüzleştim.
Başkaları benim yaşadıklarımı yaşasa, şu an çok daha farklı bir durumda olabilirlerdi.

İsyan ediyor musunuz yaşadıklarınıza? Kayıp yıllarınıza?

- Yoo... Büyük bir sınav verdiğimi, o sınavdan da alnımın akıyla çıktığımı düşünüyorum. 

“Keşke” demediniz mi hiç?

- Hiç sevmediğim bir kelimedir. Hepimizin bir hikayesi var, “keşke”lerle yaşanmaz. Olmuşla ölmüşe çare yok.

Bu süreçte size güç veren neydi?

- Üretmek, üreten bir kadın olmak... Benim ayakta kalmamı, güçlü olmamı sağlayan bu. Şarkılarım en büyük gücüm. Mesleğime, müziğe olan aşkım en büyük gücüm. Bir de sabır... Sabırlı olabilmek bana güç verdi.

SEZEN VE BEN; İKİMİZ DE AŞK KADINIYIZ

Yeni projeleriniz varmış...

- Evet, şimdi sırada heyecan verici bir projemiz var: Biraz Sezen Biraz Ben Deniz Seki... 4 Aralık’ta Caddebostan Kültür Merkezi’nde başlıyoruz. İki aşk kadınının şarkılarının harmanlandığı bir proje. Heyecanlıyım.

Ya size aşk desem...

- Girmesek mi o konulara?

Aşk şarkıları deyip deyip de es geçmesek mi aşkı?

- Tutkulu bir kadınım. Aşkı seviyorum. Sevmeyi seviyorum. Sevilmeyi seviyorum. Gerçi hangi kadın sevmez ki... Ama...

“Ama”sı ne?

- Bu duygu senden çok şey alıp götürüyor. Bu işin üzücü boyutları da var yani. Aşk böyle bir şey. “Aşk öyle bir büyü ki anlayamazsın, göze alsan olmaz, aşka gönül doymaz, seven kalbi istesen de susturamazsın” diye şarkı yazmışım mesela.

Âşık olsanız, bu dışarıdan anlaşılır mı?

- Sadece bende değil, her kadında belli olur. Gözlerin parlar, midende kelebekler uçuşur.

Aşk enerjisi sahneye yansır mı?

- Mutlaka...

Şu an öyle bir enerji söz konusu mu?

- Şu an bence işlerden bahsedelim. (Gülüyor)

Peki... Yeni projelerde kalmıştık...

- Bir best of albümü yapacağım. Bir taraftan da aklımda üçüncü kitabım var, ona başlamayı düşünüyorum.

Deniz Seki: Siz benim neler çektiğimi nereden bileceksiniz

HAYATIM FİLM GİBİ

◊ “Şunu da yapmalıyım mutlaka” dediğiniz bir proje var mı?
- Var. Öyküsünü benim yazdığım bir sinema filmi... Önümüzdeki 5 yıl içinde böyle bir şey olabilir. Hayatım roman gibi. Daha doğrusu film gibi.

◊ Yani kendi hayatınızı mı yazacaksınız?

- Olabilir.

◊ Siz neler çekmişsiniz, belki o film sayesinde daha iyi anlarız.

- Umarım... (Gülüyor)

YAŞSIZ BİR KADINIM

◊ Daha yolun ortalarındasınız. Yapmak istediğiniz çok şey olmalı.
- Öyle. Bir de yaşsız bir kadınım ben. Ömür boyu şarkı söylemek istiyorum. Gücüm yettiğince şarkı söylemek, güzel dostlar biriktirmek. Vefaya çok önem veririm, en nefret ettiğim şey nankör insanlardır.

◊ Size de nankörlük yapan oldu mu?
- Mutlaka yaşamışımdır. Yaşarken vefa duygusunun giderek azaldığı gerçeğiyle yüzleşiyorsunuz maalesef. Herkes çok bencil. Aslında yaşamak için bencil olmak gerek, önce can sonra canan neticede ama hayat da paylaştıkça güzelleşiyor. Yapayalnız kaldıktan sonra ne manası var yaşamanın?

MiLLET EĞLENMEYi UNUTTU

◊ Televizyonla aranız nasıl?
- Haberleri izleyemiyorum. O onu öldürmüş, o onu kesmiş. Sinir sistemim kaldırmıyor. Sevdiğim birkaç dizi var, onları izliyorum. Bir de çok fazla film izlerim. Kanallarda müzik programı olmaması canımı sıkıyor. Eskiden ne güzel eğlence programları vardı. Artık eğlenmeyi unuttu millet.
◊ Sanatçıların yeni albümlerini beklerdik dört gözle...
- Değil mi? Her şey değişti ama. Hayat başka bir yöne doğru gidiyor. Aslında herkes hayatı kaçırıyor. Mesela adam bir ev almak istiyor, 30 yıl boyunca bunun için kredi ödüyor. Hayatı krediyi öderken bitiyor. Hayatta en çok istediğimiz şey huzur. Gece kafanı yastığa koyduğun zaman o krediyi nasıl ödeyeceğini düşünmemen lazım.

◊ Var mı başka çaresi adamın?
- Tabii çalış, üret, kazan, bir şeylerin sahibi ol ama sonuçta şunu unutmamak lazım, bu dünyada her şey emanet bize. Hiçbir şey bize ait değil. Bedenimiz de dahil.

◊ Biraz sakinliğe mi ihtiyacımız var acaba?
- Sakinliğe ve huzura... Biraz durmaya... Koştur koştur nereye gidiyoruz ki? Gün gelecek bir karış toprağın altına gireceksin. Oturduğun ev de, tapu da, para da, mal mülk de yalan dolan. Tabii parasız pulsuz yaşanmaz ama onun için de yaşanmaz. Bu hayatı kaçırmak demek. Ondan sonra bakıyorsun 80 yaşına gelmiş bir karı koca, cruise tatiline çıkıyorlar, ellerinde bir torba ilaç. Düşününce çok saçma geliyor. Her şey zamanında güzel, gençken güzel, sağlıklıyken güzel.

SANATÇILARIN HAYATI İZOLE OLMALI

◊ Sahne dışında kalan zamanlarda neler yapıyorsunuz?
- Kendimle yalnız kalmayı seviyorum. Evde film seyretmeyi, kitap okumayı severim. Arada karalamalar yaparım. Soyut resim denemelerim var. Ayrıca arkadaşlarımla zaman geçirmeyi, evde olmayı seviyorum. Evcimen bir kadınımdır. Bu sanatçıların ortak özelliği gerçi. Evimiz bizim kasamızdır. İzole hayatlarımız olmak zorunda.

◊ Sanat camiasından arkadaşlarınız var mı?

- “Sanatçıdan dost olmaz” derler değil mi? Ben ona inanmıyorum. Sanatçıdan dost olur ve ben o açıdan çok da şanslıyım.

◊ Hep mi ev?...

- Dışarıyı pek sevmiyorum. Artık eğlence anlayışı çok değişti. İnsanlar tıkış tıkış mekanlarda, ellerinde bardaklarla dip dibe duruyor. Kaos, sigara dumanı vesaire. O ortamlar beni boğuyor. Zaten bu sene bir ayağım Bodrum’da.

◊ Bodrum’a mı yerleştiniz?

- Yerleşmedim de, 1 yıllığına orada yaşamaya karar verdim. Sonrasına bakacağım, duruma göre artık.

ANNEM İKİ AYDA BEŞ 
BEYİN AMELİYATI GEÇİRDİ

◊ Anneniz nasıl oldu? Ciddi bir rahatsızlık geçirmişti.
- Evet. İki ayda beş beyin ameliyatı geçirdi. Çok üzücü günler geçirdik. Bugünlere de şükür. Yoğun bakımdan çıktı, artık evde ya... Telefonum çaldığında ekranda “Annem” yazsın, o bana yeter.

BAŞINA GELEN HER ŞEYİ KABULLENMEK DURUMUNDASIN

◊ Geçmişle barışık mısınız?
- Şu hayatta başına gelen her şeyi kabul etmek durumundasın. Hepimiz bir sınavdan geçiyoruz. Ölümlü dünyada kimseyi kırmamak, üzmemek, acıtmamak, kimseye küsmemek gerek.

◊ Kibir ve ego savaşları almış yürümüşken, mümkün mü bu?

- Neden olmasın? Ben kibir sevmem. Kibirli insanları sevmem, hatta korkuturlar beni. Ego nedir bilmem. Egosu yüksek çok tuhaf insanlar var, şaşırıyorum açıkçası. Mütevazılıktan yanayım. Her canlıya saygı duyarım. Ağaç, çiçek...

◊ Hayvanlar...

- Hayvanlara “hayvan” diyemiyorum, “haycan” diyorum ben, kıyamıyorum. O derece severim. Hayatı seviyorum özetle. Sevgi dolu olmak daha naif olmamı sağlıyor, kalbimi kirletmemi engelliyor. Başıma ne gelirse gelsin kalbimi kirletmemeye çalışıyorum. O yükle yaşamayı tercih etmem.

 

 
   

Bebekli Aile Buluşmaları'nın 4. durağı Ankara'ydı!Hürriyet Gazetesi aile-çocuk yazarı Ömür Kurt sordu; Prof. Dr. Ender Saraç bebeklerin bilişsel ve sosyal gelişiminde beslenmenin önemini anlattı, Nutricia Pazarlama Direktörü Pelin Aydoğdu ise annelik tecrübelerini paylaştı. Ankaralı annelerin yoğun ilgisiyle karşılanan söyleşi sonrasında herkese Hürriyet Kitap’tan çıkan 200 Adımda Çocuk Yetiştirme Rehberi armağan edildi. (Sponsorlu içerik)

 

 

 

 

 

False
Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle