GeriMagazin Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Defne Samyeli, Cem Yılmaz’ın evinden çıkarken görüntülendi. Samyeli haberlerde, boynunda morluklar olduğu dedikodusu yapılınca tepki gösterdi, “Hayali morluklar üzerinden senaryo üretenleri bir kadın ve anne olarak vicdanlarıyla baş başa bırakıyorum” dedi. Bu ilişkinin, kadın tarafını rencide edici şekilde duyurulmasına ne diyorsunuz?

Ömür Gedik: Bu ülkede kadın olmak çok zor. Her türlü tacize, korkunç erkek muhabbetine malzeme olabiliyorsunuz.

Bu sadece haberlerde değil, günlük hayatta da böyle. Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi.

Hiçbir şeye duymuyorsa, insan buna saygı duyar.

Geçen hafta bu haberleri izler ve okurken bu olay özelinde şunu da düşündüm:

Cem Yılmaz’ın oturduğu evi bilmeyen, duymayan kalmadı.

Ben onun yerinde olsam basının kapımın önünde sabahlamasından, evime giren çıkanların hesabının tutulmasından sıkılır, güvenlikli bir siteye taşınırdım herhalde.

Onur Baştürk: Tek kelimeyle korkunç!

Sırf tıklanma şehveti yüzünden bazı internet sitelerinin bu yola sapması magazin medyası adına utanç verici.

Gazete eklerini tenzih etmemiz gerekiyor. Tüm ekler haberi en uygun dille verdi. Defne Samyeli ne dese haklı bu konuda. Keza Cem Yılmaz da...

Cengiz Semercioğlu: Ne yazık ki cinsiyetçi yaklaşımı magazin basınının dilinden henüz atabilmiş değiliz...

Yazılı basından çok sosyal medya ve internet haberciliğinde var bu dil. İşin tuhafı Cem Yılmaz’ın boynu kızarık olsaydı da yine kadın üzerinden tartışılacaktı mesele.

Çok ayıp ve çirkin. Defne de, Cem de bu tür yaklaşımlara tepki göstermekte yerden göğe kadar haklı.

Sadece haberin özneleri değil, biz de göstermeliyiz.

Sonradan mızıkçılık yapma 

Alişan ve Buse Varol, dini nikâhları kıyılırken çekilen fotoğraflarını sosyal medyada paylaştı, eleştiri oklarının hedefi oldu. Alişan, eleştirenlere sosyal medya hesabından “Size ne?” diye tepki gösterdi. Ne diyorsunuz bunlara?

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Cengiz Semercioğlu: Alişan önce dini nikâhı, ardından resmi nikâhı kıydı.

Bunda ne var? Dini nikâhı isteyen kıyar, istemeyen kıymaz.

Bu yüzden Alişan’ın açıklamasının altına imzamı atıyorum. “Kimsenin dinine, örfüne, adetine karışmam ve laf söyleyemem.

Kim neye inanıyorsa öyle yaşasın. Açılana laf, kapanana laf. Size ne yahu, size ne!” dedi Alişan. Herkes bu meselelerle böyle yaklaşırsa, gerilimsiz yaşayan bir toplum olacağız.

Onur Baştürk: Sosyal medya hesabından fotoğraf paylaşıyorsan “Size ne?” demeye hakkın yok.

Bir zahmet gelen eleştirileri de göğüsleyeceksin, sineye çekeceksin. O zaman paylaşma, kendine sakla. Mahreminde kalsın.

Paylaştıktan sonra mızıkçılık yapmanın alemi yok. 

Ömür Gedik: Buse Varol-Alişan ikilisini “Biri Bizi Gözetliyor” evi gibi izliyoruz.

Her yaptıklarını paylaşıyorlar.

Sonra eleştirilince de “Size ne?” diyorlar. Ortaya malzeme verip yorumlara bozulmak da iyiymiş doğrusu.

Olumlu eleştiriler gelse “Size ne, niye bunları yazıyorsunuz?” diyecekler miydi acaba!

Halayı da meşhur edecek

Nusret Gökçe’nin Kapalıçarşı halayı videosu gündemde. Bu kez etten uzak durması, önceki videolarına gelen eleştirilerden kaynaklanmış olabilir mi? Halaylı videoyu nasıl buldunuz?

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Onur Baştürk: Çok güldüm, bayıldım.

Kapalıçarşı halay videosu tamamen orada, yani Bedesten’de bu çarşamba açılacak yeni Nusr-Et lokantasıyla alakalı. Onun tanıtımı.

Bence akıllıca.

Cengiz Semercioğlu: New York şubesinin açılışını da halayla yapmıştı Nusret. Tuz serpme hareketinden sonra bizim halayı da dünyada meşhur ederse şaşırmam.

Bu kadar işin arasında belli ki ekibiyle birlikte oturup bu koreografileri çalışıyorlar. Nusret sosyal medyayı en iyi kullanan isimlerden, halay videolarıyla da bunu bir kez daha kanıtladı.

Ömür Gedik: Nusret’in hayvan etleri üzerinden şov yapmayı bırakmış olmasına sevindim. Kapalıçarşı’daki yeni dükkanının tanıtımı için uygun bir konsept bulmuş. Koreografi için de belli ki hayli uğraşmışlar. Başarılı buldum bu kez.

Hande ve Benjamin artık barışmaz

Hande Ataizi, boşandığı eşi Benjamin Harvey’nin çarşamba günleri eve gelip yemek yaptığını ve bu tablo karşısında ondan ayrıldığı için pişmanlık duyduğunu söyledi. Fakat ilişkinin “Alman usulü” olmasından da şikayet etti, “Paramı kazanıyorum ama ‘Olsun be aşkım, ben varım arkanda’ gibi bir cümleyi duyamadım” dedi. Hande’nin boşanma sonrası yaşadığı bu ikilemleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Cengiz Semercioğlu: Hande’yle konuştuğum için biliyorum, buradan bir barışma çıkmaz.

Çocukları Leon için bir araya geliyorlar sadece.

Hande, Benjamin’in boşanma sonrasında Tinder’a girmesiyle bile kafa buluyor, “Bizimki hızlı başladı” diye makara yapıyor. Onların evlilikleri bitmiş, bunda Benjamin’in enerjisinin, Hande’ye ayak uyduramamasının da etkisi var...

Onur Baştürk: Ben Hande’nin bu laflarını maalesef gündeme gelme çabası olarak yorumluyorum.

Oysa Benjamin’le evliyken ne kadar cool’du. Boşandı ve içinden bir anda geleneksel bir kadın çıktı! “Daha sahip çıkan bir erkek modeli beklerdim” ve “Alman usulü” lafları bunu kanıtlıyor.

Ayrıca Benjamin’in ardından konuşması hoş da değil. Yazık adama, bir de gelip çarşambaları yemek yapıyormuş. Hangi Türk erkeği yapar böyle şeyler?

Ömür Gedik: Hande öyle çok sahiplenen ve bunaltan bir erkekle iki gün yapamazdı.

Ayrıca Benjamin’i de tanırım, severim, pek çok yönüyle nice Türk erkeğine taş çıkarır.

Hafta içi eve gelip yemek yapması bile çok hoş değil mi? Hande daha çok pişman olacak bence...


Kate Winslet fazla mı muhafazakâr?

Oscar’lı oyuncu Kate Winslet, “kadınların dikkat çekebilmek için etlerini gösterdiğini” söyledi ve “İnsanların kendisine gözlerini dikmesi için tasarlanmış kadınları gördüğümde huzursuzluk duyuyorum” dedi. Ünlü oyuncuya katılıyor musunuz?

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Cengiz Semercioğlu: Kate Winslet’ın sözünü ettiği, abartılı çıplaklık ve bu konuda da haklı. Çünkü galalara dekoltenin ötesinde neredeyse çırılçıplak gelen, her tarafını açıkta bırakıp katılan kadınlarla dolu Hollywood. Bunun da dozu sürekli artıyor.

Amaç belli; dikkat çekip daha çok haber olabilmek. Cannes’da üstsüzler 80’lerde nasıl abartmışlardı ve sonunda belediye yasakladı plajda üstsüz gezmeyi. Hollywood’da da galalara çıplaklık sınırı getirilmeli belki de...

Onur Baştürk: Kate Winslet’ı severim ama fazla muhafazakâr takılmış. Evet, feminist değil, muhafazakâr.

O kadar da değil. Abartmış. Üstelik kırmızı halıda bacak ve göğüs dekoltesini abartan bir kadın star da görmedim.  

Ömür Gedik: Kırmızı halı kadınların şov arenası. Bunu da tabii ki kıyafetleriyle yapıyorlar.

Ya bacak ya göğüs ya da sırt, bir şekilde dekolte giymek normal bana kalırsa.

Winslet yaşı ilerledikçe vücudunu saklamaya çalışan ve gençlere bakıp kıskançlık yapan kadınlar gibi konuşmuş. 

Güzel bir kadına ölçülü bir dekolte her zaman yakışır. Kırmızı halıda, özellikle de yurtdışındaki film festivallerinde bu dekolte işini abartanını ben pek görmedim. Hepsi yakışanı giyiyor genelde.


Demet Akbağ isyanında haklı 

Set kazaları haberleri arttıkça sinema ve dizi sektöründeki aksaklıklar yeniden gündeme geliyor. Oyuncular Sendikası Başkanı Demet Akbağ da isyan etti ve “Can güvenliğimiz yok” açıklamasını yaptı. Setler neden bu kadar tehlikeli? Bu sorunlar nasıl çözülür? 

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Cengiz Semercioğlu: Setler tehlikeli değil, iş bilmeyen yapımcıların setleri tehlikeli. Ay Yapım’ın, Limon’un, Med Yapım’ın setlerinde neden kazalar olmuyor?

Allah korusun oralarda da olabilir ama köklü şirketler, maksimum düzeyde güvenlik önlemleri alıyorlar. İş bilmeyen yapımcılar ise maliyetleri düşürmek istediğinden bu kazalar çıkıyor. Kanallar işi ehline teslim etmeli. Her önüne gelene yapımcılık ehliyeti vermemeliler.

Ömür Gedik: Demet Akbağ haklı isyanında. Setlerde çalışma saati sınırlaması ve denetim olmadığına göre ne bekliyoruz ki! Herkesin bir konsantrasyon, dikkat ve dayanma gücü var. Bu aşılınca tehlike çanları çalmaya başlıyor.

Set saatleri düzene sokulmadıkça, insani sınırlamalar getirilmedikçe her türlü olumsuzluğa ve kötü sonuca şaşırmıyorum ben.

Onur Baştürk: Setler neden tehlikeli sorusunun yanıtı şu olabilir mi: İnsanlar çok uzun süreler orada çalışıyor ve bir noktadan sonra dikkatler dağılıyor. Bence asıl bu noktaya değinmeli sendika. 

Agresyon Arda’da bağımlılık yapmış

Arda Turan saha dışındaki agresif tavrını maçlara da taşıdı ve Başakşehir-Sivasspor maçında yan hakemi iterek kırmızı kart görünce yine sosyal medyanın gündemine oturdu. Arda Turan nereye koşuyor? Büyük ümitlerle Türkiye’ye gelen Arda’nın bu son hallerini değerlendirelim...

Defne her şeyden önce iki kız çocuğu annesi

Ömür Gedik: Başakşehir-Sivasspor maçında yan hakeme olan sert davranışını görünce ağzımdan çıkan ilk cümle “Arda Turan iyi ki Beşiktaş’a gelmemiş” oldu. Agresyonun insanda bağımlılık yarattığının yürüyen örneği Arda Turan. Bu hallerine acil bir çözüm bulmalı artık.

Cengiz Semercioğlu: Gördüğüm en korkunç Arda Turan fotoğrafıydı. Bu çocuk nasıl böyle oldu? O mülayim, efendi çocuktan nasıl böyle bir canavar çıkardık? Çıkardık diyorum, çünkü gördüğünü yapa yapa büyüdü ve sonunda bu hale geldi Arda. Barcelona’da, Madrid’de tek bir gün böyle yapabildi mi? Oradaki arkadaşlarını taklit etmesi gerekirken buradaki kötüleri kendine örnek aldı. Barcelona önümüzdeki sezon Çin’e satar belki de, orada biraz sakinleşmeyi öğrenir Arda...

Onur Baştürk: Arda Turan, Barcelona’dan Türkiye’ye gelerek zaten kariyerinde inişe geçti. Sanırım agresif tavrı ve herkese saldırması bu yüzden. Arda Turan nereye koşuyorsa o koştuğu yer pek hayra alamet değil. Bir an önce toparlanmalı.

 

Metabolizma Hızlandıran Smoothie | Mucize Lezzetler Tüm Mucize Lezzetler Videoları İçin Tıklayınız... 


 

 

 

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle